Oyuncu Günlükleri: Helin Kandemir
Helin Kandemir bir senaryoyu ilk kez okurken nelere dikkat ediyor? Canlandırdığı karakterlerle nasıl bağlar kuruyor? Oyuncu olmasa ne olurdu?
Oyuncular Sendikası ile oyuncuların pratiklerini ve duygu dünyalarını kurcaladığımız soru-cevap serimizin konuğu, şu sıralar Sevdiğim Sensin dizisiyle ekranda olan Helin Kandemir.

Oyuncular Sendikası senin için ne / neyi ifade ediyor?
Sendikayı oyuncuların mesleki haklarını korumak ve sektör içinde daha sağlıklı çalışma koşulları oluşturmak için bir araya gelen son derece kıymetli bir yapı olarak görüyorum. Geçmişte biraz daha pasif bir profil çizdiğini düşünsem de son yıllarda giderek daha aktif hâle geldiğini, görünür biçimde yanıt verdiğini görmek beni çok heyecanlandırıyor. Bu gelişimin sektörün geleceği için umut verici olduğunu düşünüyorum.
Hayatta yapmak istediğinin oyunculuk olduğunu ne zaman ve nasıl anladın?
Ben oyunculuğa bir yetişkin kararı olarak değil; çocuk yaşta hayatıma dokunan büyülü bir tesadüf olarak başladım. Bu tesadüfü bir karara dönüştürmekse hayatımda yeni bir şey. Özgürlüğü, canının istediğini yapmak değil; aldığın kararların ve duruşunun arkasında durabilmek olarak görüyorum. Oyunculuk kararı ve onun beraberinde getirdiği her şey bana tam da böyle bir özgürlük hissi veriyor. Kendimi hem çok canlı hem de çok sağlam hissettiğim bir anda, bu mesleğin hayatımın tamamı olacağını anladım.
Bugüne kadar canlandırdığın karakterler arasında sana en çok benzeyen hangisi? Neden?
Sanırım en çok benzeştiğim karakterim şu an güncel olarak canlandırdığım karakterim; Dicle.
Onun hayatla olan sert mücadelesini ve bu mücadeleyi verirken bulduğu naifliği kalbimde hissediyorum.
Canlandırdığın karakterlerle çatışma yaşadığın oluyor mu? Bu durumda nasıl metotlara başvuruyorsun?
Mümkün olduğunca olduğum şeyin, dünya görüşümün, kişisel hislerimin dışında kalarak oyunculuk yapmaya gayret gösteriyorum. Tanımlamıyorum, onaylamaya çalışmıyorum. Sadece yaşıyorum.
Bir rolü senin için çekici kılan unsurlar, senaryoyu okurken mutlaka dikkat ettiğin detaylar neler?
Ben bu mesleği hiçbir rasyonellik üzerinde yaşamayı beceremiyorum. Bunun doğru bir şey olup olmadığından emin değilim ancak bütün merkezimi kalbimde tutuyorum. Okurken bir yerimin titrediğini hissettiğim her işte yüzde 100 var olmak istiyorum. Dokunsal diğer her şeyi de menajerime bırakıyorum.
Oyunculuğa dair algı kapılarını açan, yaklaşımını değiştiren bir söz?
“Yaşamadığınız bir hayatı başkasına veremezsiniz.”
Deneyimlerimlerimle kurduğum derin ilişkiyi pekiştirdiğini hissediyorum.

Sence uzun soluklu bir kariyerin sırrı ne?
Sakin olmak,kendin olmak. Sana doğuştan verileni kabul edip ona sahip çıkmak.
Sete girmeden önce kendini nasıl hazırlarsın? Ritüelin, çalışan yöntemlerin var mıdır?
Her karaktere çok bireysel bir hazırlık sürecinden geçiriyorum ancak müzikle ilişkim karakterlerime yakınlaşmamı çok kolaylaştırıyor. Mutlaka playlistler oluşturur, mutlaka şarkılar seçerim. Mutlaka belli başlı melodileri onun ritmine benzetirim.
Karaktere girmek kadar ondan çıkmak da bazen zorlayıcı olabilir. Sende böyle bir etki bırakan bir rol oldu mu?
Sahneler özelinde böyle şeyler yaşıyorum. Bu sadece işimle ilgili de değil; çok yoğun bir hikâye dinlediğim zaman da paralize olduğum çok anı var hatıramda. Bedeni, kalbi şeffaf ve geçirgen bir yapım var.
Az önce aradılar, biyografin çekiliyormuş. Seni kim oynasın?
Bilemedim, merak da ettim.:)
Oyuncu olmasan mesleğin ne olurdu?
Psikolog olurdum.
“Keşke bende de olsaydı” dediğin (ama olmayan) yetenek?
Buna daha yüzeyde bir cevap vermek isterdim ama aklıma ilk “boş vermek “geliyor.
Yakın gelecekteki projelerine dair verebileceğin ipuçları var mı?
Şu anda güncelde meşgul olduğum Sevdiğim Sensin adında bir dizi projem var, kalbimin titrediğini söyleyebilirim.
Oyunculuğuyla sana ilham veren üç isim?
Juliette Binoche
Tilda Swinton
Javier Bardem
“Neyi oynasa iyi oynar.” diyebileceğin üç oyuncu?
Aynı üçlüyle devam etmeyi tercih ediyorum. 🙂

“Ne zaman izlesem beni şaşırtır.” diyebileceğin üç oyuncu?
Emma Stone
Sandra Hüller
Juliette Binoche
Sinema, televizyon veya tiyatro farketmez; aklından çıkmayan üç oyunculuk performansı?
Nadir Sarıbacak – Sarmaşık
Öner Erkan – Dünyada Karşılaşmış Gibi
Björk – Dancer in the Dark