Oyuncu Günlükleri: Sitare Akbaş
Fotoğraf: Kayra Servan Çanakçı
Sitare Akbaş bir senaryoyu ilk kez okurken nelere dikkat eder? Canlandırdığı bir karakterle nasıl bağlar kurar? Onunla çatışmalar yaşar mı? Sete girmeden önce kendini nasıl hazırlar?
Oyuncuların pratiklerini ve duygu dünyalarını kurcaladığımız soru-cevap serimizin konuğu, son dönemde Kızıl Goncalar dizisinde Birgül karakterine hayat veren Sitare Akbaş.

Hayatta yapmak istediğinin oyunculuk olduğunu ne zaman ve nasıl anladın?
15 yaşındayken lisede tiyatro kulübüne katılmıştım. İlk oyunumuzu oynadığımızda selama çıktık ve sanki ben bunu ömrüm boyunca yapmışım gibi hissettim; bunu ömür boyu yapmak istediğimi anladım. Bütün bedenim sanki saf neşeydi. Sonra jüri gelip mutlaka konservatuvar okumam gerektiğini söyledi. Artık durdurulamaz bir hisse dönüşmüştü benim için. Sahnede kalmalıydım; artık evimi bulmuştum. Kocaman bir serüven de başlamış oldu. 🙂
Bugüne kadar canlandırdığın karakterler arasında sana en çok benzeyen hangisi? Neden?
Bana en çok benzeyen karakter Fifi (Sen Çal Kapımı) ve Birgül (Kızıl Goncalar) sanırım. Fifi’nin dobralığı, asiliği, bitirim hâlleri benziyor; Birgül’ün de dik duruşu, muhalifliği, haksızlığa dayanamayışı, hür olma mücadelesi benziyor diyebilirim.
Canlandırdığın karakterlerle çatışma yaşadığın oluyor mu? Bu durumda nasıl metotlara başvuruyorsun?
Mutlaka oluyor. Aslında bir metot gibi değil; çok yakın arkadaşınızla aynı fikirde olmamak gibi… Onu çok iyi tanırsanız, neyi neden yaptığını bilirsiniz. Rolünüzle de o kadar çok vakit geçirmiş, üstüne o kadar çok düşünmüş oluyorsunuz ki nedenlerini bulmak ve onu anlamaya çalışmak, doğru soruları sorma refleksinizle ilgili. Haklı bulmakla ilgili değil; anlamak ve hissetmekle ilgili diye düşünüyorum. Ama bu, rolün ne kadar iyi yazıldığı ve derinliğiyle doğru orantılı tabii.
Bir rolü senin için çekici kılan unsurlar, senaryoyu okurken mutlaka dikkat ettiğin detaylar neler?
Her projenin de her tarzın da kendi içinde değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Bazen çok komik olduğu için tercih edersiniz; bazen sözü, eleştirisi, derinliği çok güçlü olduğu için tercih edersiniz. Bazen de kariyerinize ne kadar çok renk, tarz ve farklılık eklemek istediğinizle ilgilidir.
Oyunculuğa dair algı kapılarını açan, yaklaşımını değiştiren bir söz? Nerede ve ne zaman duymuştun?
“Sinema öyle bir keşiftir ki bir gün gelecek, barutun, elektriğin ve kıtaların keşfinden çok dünya medeniyetinin veçhesini değiştireceği görülecektir. Sinema, dünyanın en uzak köşelerinde oturan insanların birbirlerini sevmelerini, tanımalarını temin edecektir. Sinema, insanlar arasındaki görüş, düşünüş farklarını silecek; insanlık idealinin tahakkukuna en büyük yardımı yapacaktır. Sinemaya layık olduğu ehemmiyeti vermeliyiz.”
Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözünü okuduğumda çok etkilenmiştim. Lise yıllarında karşıma çıkmıştı. İnsanların, toplumların, dünyanın üzerinde böyle geliştirici bir gücün sadece düşünmeye ve soru sormaya vesile olarak bile mucizevi olduğunu düşünürüm hep. Dayatmaz, dikte etmez; hâl gösterir, olasılık gösterir, düşündürür, empati yapmanızı sağlar, iyileştirir… Müthiş bence.
Sence uzun soluklu bir kariyerin sırrı ne?
Başarıyı, tatmini ve değeri alkışa, takipçiye, TT olmaya ya da olmamaya bağlamamak; seçilmeye veya seçilmemeye bağlamamak; o yolda her koşulda yürümeye devam etmek… Bence sırrı bu. 🙂
Sete girmeden önce kendini nasıl hazırlarsın? Ritüelin, çalışan yöntemlerin var mıdır?
Karaktere çok soru sorarım. Araştırma yapmam gereken bir dönemse, onunla ilgili okuyabildiğim, izleyebildiğim her şeyi okur ve izlerim. Sete ilk çıktığımda hep yönetmendeyimdir; onun yarattığı o dünyaya girebildim mi diye…
Ama ben her rolün kendi tekniği olduğuna inanan bir oyuncuyum. Her role aynı şekilde hazırlanılamaz bence. Ve prova yapmayı çok severim. Bir ritüelim var ama o bana kalsın. 🙂

Karaktere girmek kadar ondan çıkmak da bazen zorlayıcı olabilir. Sende böyle bir etki bırakan bir rol oldu mu?
Rol olarak değil ama sahne olarak oldu. Birgül’ün meşhur bir sahnesi vardır, bilirsiniz… Dünya üzerinde gelmiş geçmiş ne kadar kadın varsa, hepsinin aynı acıyı bir kere bile olsa yaşadığını; kimilerinin her gün defalarca yaşadığını hatırlayınca çok ağlamıştım. Sahneyi oynadıktan sonra eve gidince de baya güzel ağlamıştım.
Ama genel olarak karakterden çıkılamadığına inanan bir oyuncu değilim. Bu, deneyimsizlikle ve eğitimsizlikle ilgili bir şey.
Az önce aradılar, biyografin çekiliyormuş. Seni kim oynasın?
Helin Kandemir. Çok genç, pırıl pırıl ve çok da yetenekli. Kaş, göz de benziyor. O çok uygun olurdu.
Oyuncu olmasan mesleğin ne olurdu?
Sporcu ya da yazar olurdum.
“Keşke bende de olsaydı.” dediğin (ama olmayan) yetenek?
Çizim yapabilmek çok isterdim. Asla beceremiyorum, maalesef.
Yakın gelecekteki projelerine dair verebileceğin ipuçları var mı?
Heyecanla beklediğim bir tiyatro oyunu var, onun hazırlıkları başladı. Kats Sahne’de yeni bir oyuna başlıyorum. Çok kıymetli genç yazarlarımızdan Onur Demircan ve Buket Gülbeyaz’ın yazdığı bir oyun. Kısmetse yakında sahnede olacağız.
Metot oyunculuğu hakkında düşüncelerin neler?
Eğer işinin ehli ile çalışmıyorsanız, metot oyunculuğunu son derece riskli buluyorum. Oyunculuk, direkt usta – çırak ilişkisidir. Ustanızın kim olduğu, metodu ne kadar iyi bildiği ve insan psikolojisine dair yeterliliği çok kritik konular.
Oyunculuk derya deniz bir konu. Kendi metodunuzu da geliştirmiş olabilirsiniz; her rol için başka bir teknikle de çalışıyor olabilirsiniz. Bazı metotları kıymetli bulmakla birlikte hepsi için aynı fikre sahip değilim açıkçası.
Evet, bazen çok işe yarar ama bazen de rolün tek ihtiyacı kalbinizi koymanızdır. Gözle kalp arasındaki bağlantınız ne kadar güçlüyse… İnandığım metot bu sanırım. 🙂
Oyunculuğuyla sana ilham veren üç isim?
Cillian Murphy
Denis Lavant
Jim Carrey

“Neyi oynasa iyi oynar.” diyebileceğin üç oyuncu?
Denis Lavant
Jim Carrey
Cillian Murphy
“Ne zaman izlesem beni şaşırtır.” diyebileceğin üç oyuncu?
Aslında bu üç sorunun da cevabı aynı. Ama iki isim daha ekleyebilirim:
Casey Affleck
Daniel Day-Lewis
Sinema, televizyon veya tiyatro farketmez; aklından çıkmayan üç oyunculuk performansı?
Holy Motors / Kutsal Motorlar filminde Denis Lavant’ın performansı
My Left Foot / Sol Ayağım filminde Daniel Day-Lewis’in performansı
Baradaran-e Leila / Leyla’nın Kardeşleri filminde kardeşleri oynayan oyuncuların performansı