Peaches, Apparat ve bu hafta başka ne dinlesek?
Yazı: Cem Kayıran, Elif Öz, J. Hakan Dedeoğlu, Şevval Öztemur, Tuana Özcan, Utkan Çınar, Zeynep Naz Günsal
Haftanın yeni müzikleri: Peaches, Apparat, Okay Vivian, Ben Vince, sunn O))), Thundercat ft. Mac Miller, Alan Sparhawk, Los Sara Fontán, Midori Hirano, DJ Seinfeld ve dahası.
Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.

ALBÜM: Peaches – No Lube So Rude
(Kill Rock Stars)
Kanadalı electroclash ikonu Merrill Beth Nikser, son albümü Rub’ı tam 11 yıl önce yayımlamıştı. No Lube So Rude adlı yeni Peaches koleksiyonu, ikisi de 2024 tarihli Teaches of Peaches ve Peaches Goes Bananas belgesellerinin ardından geldi. Nikser, huzurunda olduğumuz yedinci albümünde elektronik, dans, punk, endüstriyel ve pop müziği kendisinden daha azını zaten beklemediğimiz enfes açık sözlülüğüyle, hiiiç özür dilemeden bir araya getiriyor. Kuir, kişisel ve politik unsurları, belki de olabilecek en önemli zamanda bir araya getirirken bedeni temel insan haklarının savaş meydanına çeviriyor Peaches. Müstehcenliğini, alametifarikası alaycılığı ve sırıttıran kelime oyunlarıyla örerken menopoz sonrası bir lubuniçe olarak bedeniyle ve sesini kesmeye çalışan toplumla avazı çıktığı kadar, fakat aynı zamanda hiç olmadığı kadar da kırılgan bir şekilde hesaplaşmakta.
TEKLİ: Cola – Hedgesitting
(Fire Talk)
Kanadalı post-punk üçlüsü Cola’nın yeni albümü Cost of Living Adjustment 8 Mayıs’ta yayımlanacak. İlk tadımlık “Hedgesitting”, sade bir açılış yapıp ilerlemesiyle birlikte rüyaları anımsatan bir prodüksiyonla genişliyor. Grubun tanıdık, gergin duygusallığını taşıyan sözler bu kez daha yumuşak melodiler üzerinde süzülerek Cola’nın sert köşelerini törpülemiş. Kristina Pedersen’in yönettiği video klibi de buradan izlenebilir.

ALBÜM: Apparat – A Hum of Maybe
(Mute / GRGDN Müzik)
Sascha Ring’in yedi yıl aradan sonra gelen Apparat albümü, dans müziğini eksenine alan müzisyen için yeni kapılar açıyor. Philipp Johann Thimm ile beraber yazıp, prodüksiyonunu yaptığı A Hum of Maybe, kesinlikle ondan bildiğimiz tarzda bir dans veya techno albümü değil. Birkaç sene önce yaşadığı yaratıcı blokajdan çıkışıyla Ring’in olgunlaşmasını, hatta Moderat ile çıktığı zirvelerin sonundaki sakinliğini anlatıyor belki de. Ambient ve trip hop soslu; vokaline, melodilerine önem verdiği ve külliyatındaki baskın tınılardan farklı bir yerde duran bir albüm. Belki eski işlerini sevenleri alışmakta zorlanacaktır ancak samimi bir tavrı olduğu da kesin.
TEKLİ: Avalon Emerson & The Charm – Written Into Changes
(Dead Oceans)
Avalon Emerson’un Berlin’den New York’a taşınmasının yarattığı duygusal geçişlerden beslenen “Written Into Changes”, 26 Mart’ta yayımlanacak albüme de adını veren parça. Emerson, DJ kabininden tanıdığımız stiliyle bu kez canlı enstrümanları öne çıkarmış. Kendisi de tekli hakkında şöyle demiş: “Bazen değişim, yüksek ve tiz bir düdük sesiyle haber vererek rayların üzerinde hızla gelir. Bazen de mevsimler gibi kumun üzerinden akıp bir kanyon oyar. ‘Written into Changes’, dünyayı kat edip hayatın sayfalarını çevirmeye dair bir şarkı.”

ALBÜM: Ben Vince – Stil Druid
(AD93)
Gerek loop istasyonu başında saksafonuyla dipsiz kuyulara savurduğu solo kompozisyonları, gerek de başka ekollerden müzisyenlerle yarattığı kimyasal tepkimelerle adını her “yeni müzik”te duyduğumuzda heyecan veren birine dönüştü Ben Vince. Londarlı müzisyenin herhangi bir janr ya da kategoriyle ilgilenmediği yeni albümü Street Druid, yine yerçekimini yok sayan bir sürüşe ortak ediyor. “Sentient Kinetics” ve “Deepbluereflection” gibi parçalarda endişenin umutla kol kola girebildiğine inandıran bir atmosfer hâkim. Ağır ateşte kavrulan “Peace Spell” ve “Longville” gibi kayıtlar da eşliğinde iç kazılar yapmak için birebir.
TEKLİ: Alabaster DePlume – It’s Only Now Once (Elbit Systems Windowpane)
(International Anthem)
Alabaster DePlume, yeni EP’si Dear Children of Our Children, I Knew: Epilogue’u 5 Mayıs’ta yayımlıyor. Müzisyenin, 2025 tarihli albümü A Blade Because A Blade Is Whole’ten sonra International Anthem etiketiyle çıkacak olan yeni EP, beş enstrümantal kompozisyondan oluşuyor. kayıtlar Brooklyn’deki Figure 8 Recording’de gerçekleşmiş ve müzisyene basta Shahzad Ismaily, davulda ise Tcheser Holmes eşlik etmiş. DePlume’un son dönem işlerinde belirginleşen minimal ama ısrarcı yaklaşım, EP’nin ilk teklisinde daha keskin bir hâl alıyor. Kırılgan bir saksafon hattı, bir seremoniyi andıran ritmik tekrarın üzerinde ilerlerken parçanın yapısı bilinçli olarak açıkta bırakılmış.

ALBÜM: Hen Ogledd – DISCOMBOBULATED
(Domino / GRGDN Müzik)
Dawn Bothwell, Rhodri Davies, Richard Dawson ve Sally Pilkington’ın meydana getirdiği Hen Ogledd oldukça iddialı bir albümle karşımızda. İngiltere’nin kuzeyinin folklörünü bünyesinde yorumlayan ve “bard rap” adını verdikleri, şairlikle rapçiliğin bir karışımı diyelim, tarzlarıyla Britanya folku ve free cazı, spoken word ve müzikal-vari vokallerle bir araya getirdikleri güçlü bir çalışma. Ancak fazla yüksek volümlü yaklaşımları, şarkıların soluk almasına izin vermeyen yoğunlukları biraz yorucu olabiliyor. İyi fikirler bu cümbüşte kaybolabiliyor. Yine de özgün.
ALBÜM: Human Scum – now it’s dark
(Bağımsız)
Kaan Akay’ın 2014’te drone ve ambient seslere odaklanan bir radyo programı olarak başlayan human scum’ın yeni albümü, adından da anlaşılacağı üzere karanlığın derinliklerine davet ediyor. Melodiden çok dokuyu öncelikleyen bir yaklaşıma sahip albümün ilk yarısında drone ve soundscape estetikleri ön plana çıkarken son düzlükte çeşitlenen kıvılcımlarla bas müziği gelenekleri kendini belli ediyor.

ALBÜM: Phew and Danielle de Picciotto – Paper Masks
(Mute / GRGDN Müzik)
70’lerin sonundan bu yana Japonya deneysel müzik sahnesinin en özgün figürlerinden biri olan Phew ile bugüne dek Gudrun Gut, Nick Cave, Tiger Lillies gibi birçok müzisyen ve grupla hem işitsel hem görsel birçok projeye imza atmış olan Danielle de Picciotto’nun güç birliği. Minimalistlik ile yoğun doku arasındaki mesafeyi sürekli olarak sorgulayan bir akışa sahip Paper Masks, beş yıllık bir zaman diliminde son hâlini almış. Bazen yoğun ambient blokları, bazen de hafifçe deforme edilmiş elektronik patlamalar albümün ses peyzajını belirliyor.
TEKLİ: Nuevos Rios – Si Yo Fuera
(ZZK Records)
Birbirine değip kesişen kültürlerin bir bütünü Nuevos Rios, yoldaki albümünün üçüncü teklisini de pusulasız yolculuklara bıraktı. Marimba ve Nidia Góngora’nın büyüleyici vokalinin yumuşak elektroniklerle harmanlandığı “Si Yo Fuera”, Kolombiya’nın Pasifik kıyısındaki bir ağıtın sözlerini korurken, buradan aldığı ruhsal motifleri bir araya getirip canlı olmaya dair kıvrımlı bir yol haritası çizerek doğa ile ruh arasındaki ilişkiselliği tekrar hatırlatıyor ve canlandırmaya çağırıyor gibi. Kolektif şekilde iletilmiş bir bilinci taşıyan parça, sonuç olarak kanın akışını yavaşlatan ve hipnotize eden bir ruh hâli bulaştırıyor.

TEKLİ: Palmiyeler – Radyoda Sevdiğin Şarkı
(Ortaçağ)
Yeni Palmiyeler teklisi, grubun yeni bir döneminin de habercisi. “Radyoda Sevdiğin Şarkı”, bir bakıma silkelenip kendimize gelmemiz için yapılmış yumuşak ama etkili bir uyarı. Günlerin sonsuz olmadığını ve biz fark etmeden birer birer geride kaldığını, zarif melodisiyle yüzümüze çarpıyor. Ayşe Bakla imzalı video klibinde ise Mertcan Mertbilek’in uzaydaki radyo sinyalleri arasında sarı ve fiyakalı gitarıyla süzüldüğü bir vintage bilim kurgu evrenini izliyoruz.
TEKLİ: My New Band Believe – Numerology
(Rough Trade Records / GRGDN Müzik)
black midi sonrası şapkasından ne çıkaracağını merakla beklediğimiz Cameron Picton, yeni grubu My New Band Believe ile ilk albümünü nisan ayında yayımlayacağını duyurdu. aroline üyelerinin büyük bölümüyle birlikte Kiran Leonard, Caius Williams, Steve Noble, Andrew Cheetham gibi isimlerin katkılarını barındıran ve “tamamen akustik bir karaktere sahip olduğu” söylenen albümden önce grupla ikinci randevumuz ise albümden bağımsız bir kayıt olan “Numerology”. Çok katmanlı yapısına rağmen dinleyiciyi yormayan, usul usul dansa da çağıran; herhangi bir janr kalıbından uzak duran zevkli bir parça.

ALBÜM: Midori Hirano – OTONOMA
(Thrill Jockey)
Analog motifleri, döngüsel ve parıldayan sesler için alan yaratan synthesizerlarla kesiştiren Kyoto doğumlu Berlin’de yerleşik piyanist ve müzisyen Midori Hirano’nun yeni albümü. Ses, mekân ve zaman arasındaki sınırların silikleştiği, bir araya gelmiş büyüleyici piyanosuna değen elektronik dokuların süzülen hayaletlere dönüştüğü; hafifliği ve inceliği taşıyan OTONOMA koleksiyonu ile başı veya sonu olmayan, döngü içerisinde kıvrılarak uçuştuğumuz sezgisel bir yolculuk başlatıyor. Koleksiyon, Hirano’nun tüm müzikal yeteneğini ortaya çıkarırken yarattığı dokunsallık sayesinde duygularda bumerang etkisi bırakıyor.
TEKLİ: Lana Del Rey – White Feather Hawk Tail Deer Hunter
(Polydor Records / Interscope Records)
Did You Know That There’s a Tunnel Under Ocean Blvd adlı, Grammy’ye aday gösterilen son albümünü 2023’te yayımlayan Lana Del Rey, yeni bir şarkıyla aramızda. “White Feather Hawk Tail Deer Hunter” adını taşıyan tekli, bir süredir gündemde olan yeni albümün kapısını biraz daha aralıyor. Lana Del Rey söz konusu şarkıyı eşi Jeremy Dufrene, kız kardeşi Chuck Grant ve onun eşi Jason Pickens ile birlikte yazmış. Tam anlamıyla bir aile mahsulü yani. Drew Erickson’ın yaylı düzenlemesini üstlendiği şarkının prodüksiyonunda da Lana Del Rey ve Jack Antonoff imzası var.

ALBÜM: Los Sara Fontán – Consuelo
(Aloud Music)
Katalan ikili, yeni albümünde çağdaş klasik ile elektronik gürültü arasındaki sınırı bilinçli olarak bulanıklaştırıyor. Sara Fontán’ın yakıcı ve çoğunlukla gerilim dolu kemanı; Edi Pou’nun poliritmik elektronik yapılarıyla çarpışıyor. Nihayetinde üretilen ses ve kompozisyonlar, minimal tekrarlar üzerinden kurulan bir tansiyondan, punk’a göz kırpan bas yüklü patlamalara doğru savruluyor. Consuelo’nun belirleyici unsurlarından biri de gündelik hayattan sızan alan kayıtları.
TEKLİ: Billy Fuller – Rummer
(Invada Records)
Beak>’in 16 yıldır bel kemiğini oluşturan basçı Billy Fuller, ilk solo albümünü duyurdu. Müzisyenin kendi ev stüdyosunda tek başına şekillendirdiği Fragments albümü 3 Nisan’da dinlenebilecek; albümden paylaşılan ilk parça “Rummer” ise şimdi yayında. Fuller, albümle ilgili olarak “Her zaman yaptığım gibi müzik yapıyorum. Kimin için ya da ne için olduğunu hiçbir zaman bilmiyorum.” demiş. Kraftwerk esintili “Rummer” bir bas yürüyüşü ve drum machine eşliğinde sözsüz, usul usul ilerleyerek Fragments’ın dünyasına ilk kapıyı aralıyor. Fuller’ın gözlerinden lazerler fırlattığı video klibi de buradan izlenebilir.

ALBÜM: Worries and Other Plants – Sweet Heart Sugar Love
(Nice Guys)
İsviçreli oluşum Worries and Other Plants, üçüncü stüdyo albümünde sesin teknik niteliğinden çok, taşıdığı duygunun dinleyiciye geçmesine odaklanmış. Dionys “Dio” Müller’in evinde başlayan proje, arkadaşlarının da katkısıyla büyüse de hâlâ o ev yapımı doğallığını koruyor. Akustik ve elektro gitarın iç içe geçtiği şarkılarda Müller’in kendisi ve hayat üzerine düşüncelerini, yer yer serzenişlerini dinliyoruz. Açık bir tavır ve dürüst sözlerle örülmüş bu albümle bağ kurmak zor değil.
TEKLİ: Thundercat ft. Mac Miller- She Knows Too Much
(Brainfeeder / GRGDN Müzik)
“Bu gezegende Mac’le zaman geçirebilmiş olduğum için şükran doluyum… “Ne büyük bir sanatçı, ne güzel bir ruh, deneyimlemiş olmak ne büyük bir mutluluk.” Nisan başında kavuşacağımız Distracted adlı beşinci stüdyo albümünden fragmanları bir bir önümüze düşürüyor Thundercat. Bu kez arşivden, 2018’de aramızdan ayrılan Mac Miller’la yaptığı bir kaydı çıkarmış. 32 diş sırıttıracak bir groove partisi arıyorsanız doğru yerdesiniz. Parçanın Léa Esmaili imzalı video klibi de muhtemelen bu yıl izlediğimiz en iyi şeylerden biri!

TEKLİ: Nilipek. – Safe Coast
(Bağımsız)
Son olarak bir Bade Nosa düetiyle kulaklarını çınlattığımız Nilipek., ilk İngilizce şarkısıyla bizimle. Cody Fitzgerald ve Laura Elliott ile birlikte yazdığı “Safe Coast”, ait olabilmeyi kurcalıyor ve ortak şekilde buluştuğumuz kaygıları ele alıyor. Yine Nilipek.’in düşsel vokalinin peşine kapılıp gittiğimiz tekli, içinde kalakaldığımız tüm kargaşayı minimal düzenlemelerinin içerisine bırakıyor. Sahiden, “güvenli bir kıyıda bilmediğimiz ama evimiz diyebileceğimiz bir yer var mı?”
TEKLİ: Remon Nakanishi feat. Suzumeno Tears – Yattokose
(DOYASA! Records)
Japon folk şarkılarını günümüze taşıyarak farklı yorumlardan geçiren, harmanlayan gruplar bir süredir ülkenin müzik gündemini meşgul eden akımlardan. Açıkçası son yıllarda müzik namına en keşfe değer şeylerden de biri. Remon Nakashi ise bu kulvarda müthiş sesi ve renkli kimliğiyle öne çıkan isimlerden. Yeni teklisi “Yattokose” için yanına sahnenin yükselen yıldızlarından, ikili Suzumeno Tears’ı alan Remon işin içine biraz Balkan havaları da katmayı ihmal etmiyor. Hüzünlü ama ritmik ve can alıcı vokallerle şarkı nefis tınlıyor. “Yattakoose”yi vesile edip Remon’un dünyasına oradan da açılan diğer kapılardan arkanıza bakmadan geçebilirsiniz.

ALBÜM: Okay Vivian – In My Canine Memory
(xquisite releases)
Pervin Güzeldere’nin müzikal kimliği Okay Vivian’ın yeni albümü, adını belirgin bir anlatıdan ziyade sessel bir yerleşim mantığından alıyor. In My Canine Memory’deki sekiz parça noise, glitch ve deneysel elektronik öğelerini anatomi gibi parçalara ayırıyor; katmanlar arasındaki ilişkiyi ritim ve melodi yerine frekans çatışması belirliyor. Süreklilik duygusunun sabote edildiği bir yaklaşım benimseyen müzisyen, glitch müdahaleleri ve beklenmedik kırılmalarla dinleyeni daimi bir diken üstünde olma hâline yaklaştırıyor. Sabır isteyen, hatta zaman zaman direnç gösteren bir kayıt; sonuna geldiğinizde camı, pencereyi açıp hava alma isteği uyandırıyor.
TEKLİ: Wendy Eisenberg – Old Myth Dying
(Joyful Noise)
Müziklerini bize Brooklyn’den gönderen Wendy Eisenberg kendi adını taşıyacak solosunu 3 Nisan’da yayımlıyor. Paylaşılan üçüncü tekli, diğerleri gibi oldukça sağlam bir işçiliğe sahip bir albüm olacağı hissini pekiştiriyor. Eisenberg’in free caz geçmişi, John Zorn ile çalışmışlığı, Tzadik’ten işlerinin çıkmışlığı da var. Bu tecrübesi folk ve country altyapılı şarkıların rahatça sofistikeleşmesini sağlarken, özlerini bozmuyor. Judee Sill veya Joanna Newsom gibi isimleri de rahatlıkla referans verebiliriz. Kesinlikle heyecan verici.

ALBÜM: MX LONELY – ALL MONSTERS
(Julia’s War Recordings)
Brooklyn çıkışlı MX LONELY, ALL MONSTERS’ta grunge’ın kirli gitarlarını shoegaze’in bulanık dokusuyla bir araya getirmiş. Araya serpiştirilen hardcore patlamalarla da tansiyonu sürekli yüksek tutuyor. Rae Haas ve Jake Harms’in vokalleri albüm boyunca öfke, kaygı ve kendinle didişme hâllerini paslaşıyor. ALL MONSTERS, “hayatın tüm canavarlarına” doğrudan seslenirken; gürültüden çekinmeyen ama yoğun gitar katmanlarının arasından sızan duygusallığı da ihmal etmeyen, karanlık olduğu kadar yer yer ironik bir dile sahip.
ALBÜM: Baby Keem – Ca$ino
(pgLang / Columbia)
İlk albümü üstünden geçen beş uzun yılda yolunu gözleyen hayranlarına sitem ettirip, en nihayetinde beklediklerine değdiğine kanaat ettiren Las Vegaslı MC ve prodüktörün nihayet salıverdiği ikinci albümünde, The Melodic Blue’ya kıyasla fazlasıyla açık yürekli ve içe dönük birinin karşısına çekiyoruz sandalyeyi. Hem müzikal hem tematik yönden daha ağırbaşlı ve hepten kişisel bir albüm. Özen ve bilinci ilk albümde de vardı, Keem hep olgundu. İkinci işi bu taraflarını ilan etmeye değil; zaten zeminde mevcut bir şeyi vurgulamaya, Hykeem Jamaal Carter Jr’ın derinliklerindekine odaklı. James Blake, Too $hort, Infinity Song’dan Momo Boyd ve Che Ecru gibileriyle birlikte kuzen Kendrick Lamar da albüme “Good Flirts” ve “House Money” ile konuk olmuş. Albüme ilk kez şerefine düzenlenmiş canlı dinletiyle kulak vermek özel bir deneyim oluyor, bunu bir söyleyelim. Ayrıca Keem’in çocukluğu, müzik hayatı ve albümün yapım sürecine davet eden, adını bir zamanlar ona verilen takma isimden alan üç kısımlı “Booman” mini-belgesel serisinden ilk videoyu izlemek için de şuraya tıklayabilirsiniz.

TEKLİ: Alan Sparhawk – Alan Sparhawk Solo Band
(Sub Pop)
Geçen seneki harika Alan Sparhawk with Trampled by Turtles’ın tadı damağımızdayken iki tekliyle birden karşımızda Sparhawk. Bir süredir turnesinde çaldığı “JCMF”, distortionlar ve öfkeli bir vokalle deneysel bir iş. “When Jesus come back / All you motherfuckers are gonna pay” şeklinde sözleriyle dünyadaki otoriter liderlere dindarca bir atarlanma. David Lynch’ten ilhamını alan “No More Darkness” ise akustik gitar ve Sparhawk’un vokaliyle meditatif bir mantra havasında. Sparhawk, eşi Mimi Parker’ın vefatı ve grubu Low’un sonlanmasından beri oldukça aktif ve bir yandan da kariyerinin en verimli dönemlerinden birini yaşamakta. Buna eşlik etmek de bizi oldukça mutlu ediyor.
TEKLİ: DJ Seinfeld – Of Joy ft. ARY
(Ninja Tune / GRGDN Müzik)
İsveçli DJ ve prodüktörün Norveçli vokalist ARY eşliğinde yarattığı “Of Joy”, parça süresince sık işitilen “sevinç gözyaşları” tamlamasına uygun ölçüde buruk ve bir o kadar da öforik. Ön planda breakbeat ve jungle elementlerin bulunduğu tekli deep house karakteristikleri barındırsa da aydınlık düzenlemesiyle zihinleri kulüplerden çıkarıp geniş parklara götürür nitelikte. Bir çalışanın basık mı basık bir mesai sırasında türemiş bi gündüz düşü olduğunu sonradan anladığımız “NEŞE” gününü işleyen videosu ise ofis hayatı ve bundan usanmışlıkla yüzleştirirken katartik hisler yaşatıyor.

ALBÜM: Chantal Michelle – All Things Might Spill
(Shelter Press)
Müzik bestelemeyi koreografiyle ilişkilendiren besteci ve multidisipliner sanatçı Chantal Michelle, boşlukların da anlam kazandığı bir işitsel bütünlük yaratıyor yeni albümünde. Dikkatli kulaklar için detaylı; sabırsız dinleyiciler için mesafeli bir kayıt. Berlin kışında bestelenip kaydedilen All Things Might Spill, spesifik bir yerden ziyade tanımlanamamış duygu durumlarına ait şarkılardan oluşuyor. “Drying of Frozen Soils” parçasında Severin Black tarafından çalınan matemli klarnet melodilerine de dikkatinizi çekmek isteriz.
TEKLİ: Snail Mail – My Maker
(Matador Records / GRGDN Müzik)
Beş sene sonra ilk uzunçalarını yayımlamaya hazırlanan Snail Mail, Ricochet’den ikinci tekliyi de paylaştı. 90’lar esintili, gitar ağırlıklı tatlı bir pop şarkısı olan “My Maker”, Lindsey Jordan için albümün çekirdeği niteliğindeymiş. Müzisyen, aklında sürekli dönüp duran “it’s just sky” (bu sadece gökyüzü) dizesinden yola çıkarak hem ölümlülük fikrine göz kırpmak hem de kaderimizin kontrolümüzde olmadığını fark etmenin getirdiği özgürlük hissini yansıtmak istemiş. “My Maker”in tam da bu özgürlüğü yansıtan, bir sıcak hava balonunda geçen klibini de es geçmeyin.

TEKLİ: Hissikablelvuku – Bir Dalda İki Kiraz
(HKV Records)
Berkan Tilavel, Okan Kaya ve Volkan İncüvez’in ASM Stüdyoları’nda canlı kaydettiği parça, oyun havası hâliyle aşina olduğumuz ezgiye grubun psikedelik renkler kattığı, neredeyse transandantal denebilecek bir yorum. Sivas yöresinde doğup Yunanistan’da “Sala Sala”, İran’da “Naki Naki”, Orta Asya’da ise “Eki Çeşme” olarak tekrar tekrar yeniden doğmuş türkü, fuzz gitar ve çağlamayla aynı renkte ama farklı bir boyutta vuku bulurken bas ve davulun sarmallı devinimiyle hafiften yavaşlasa da daha geniş bir tınıya erişiyor. Geçen yıl çıkan ilk albümleri Cereyan vesilesiyle Cem Kayıran’ın grupla yaptığı röportaja buradan ulaşabilirsiniz.
TEKLİ: Melisa Karakurt – Zorlama Beni Dünya
(Bağımsız)
Hız çağında bir frene basma denemesi: Melisa Karakurt yeni teklisi “Zorlama Beni Dünya” ile beklenti, performans ve sürekli üretim baskısının tam karşısına bilinçli bir yavaşlığı koyuyor. Prodüksiyonu Onur Taşkan imzası taşıyan parça, Karakurt’un müziğinde öteden beri hissedilen doğu ve batı nağmelerinin kesişimini sade ama derinlikli bir anlatıyla bir araya getiriyor. Taha Balta rejisiyle çekilen video klibi de burada.

ALBÜM: The Messthetics & James Brandon Lewis – Deface The Currency
(Impulse!)
Deface The Currency, The Messthetics’in en açık ve aynı zamanda en riskli adımlarından biri. Enstrümantal post-punk köklerini koruyan üçlü, James Brandon Lewis’in saksafonuyla birlikte yayıldığı alanı genişletiyor. Albüm, bir yandan sert ve köşeli riffler sunarken diğer yandan free caz geleneğine göz kırpan pasajlara giriyor. Bu iki dünya arasındaki geçişler çoğu zaman tek bir ritmik fikir üzerinden evriliyor ve ekibin nüanslı oyunculuğuyla dinleyicinin odağını üzerine çekiyor. Yer yer King Crimson, Rush gibi progresif rock efsanelerini akılara getiren anlar yaşatan bir akış söz konusu.
TEKLİ: sunn O))) – Butch’s Guns
(Sub Pop)
2000’lerde drone metalin seyrini şekillendiren oluşumların başında gelen sunn O))), Brad Wood ile kaydettiği ve grupla aynı ismi taşıyan yeni albümüyle yedi yıllık sessizliğini bozacak. Paylaşılan 14 dakikalık ikinci tekli, grubun saç köklerini titreştiren ses evreninin imzası hâline gelen ağır çekim çöküş deneyimini eksiksiz şekilde muhafaza ediyor. En başta neredeyse hareketsiz gibi hissedilen yapı, ses seviyesi arttıkça fiziksel bir baskıya dönüşüyor.

ALBÜM: Sports – Sports
(Bağımsız)
Cale Chronister ve Christian Theriot’dan oluşan Sports’un kendi adını taşıyan yeni albümü, tamamen ikili tarafından ev stüdyolarında, tek başlarına kaydedilmiş. Akılda kalıcı melodilerle çevrili synth katmanları ve kıpır kıpır ritimleri ile albüm boyu parçalar arasında rahatça, dağılmadan ilerleyen bir akış söz konusu. “Dans pistinde ağlatan şarkılar” listesine kolayca girebilecek şarkıların lirikleri basit ve doğrudan kalmayı tercih ederken, funky bir enerji etrafında şekillenen bu dünya; üretim sürecinin içe dönüklüğünün aksine fazlasıyla dışa dönük, oldukça hareket ettirici. Hatırlatalım: Bu enerjiyi canlı deneyimlemek için Sports 16 Kasım’da Blind’da.
EP: Gooooose – Wriggle
(SVBKVLT)
Pekin merkezli prodüktör Gooooose, uzun süredir Çin’in deneysel elektronik hattında hem solo işleri hem de sahne performanslarıyla dikkat çekiyor. Wriggle, prodüktörün ses dünyasının daha köşeli, daha fiziksel bir versiyonu. Albüm boyunca bas hatları sert ve net; üst katmanlarda ise sürekli hareketlenen elektronik müdahaleler var. Ne tamamen dans odaklı ne de tamamen soyut.