Pepe The Frog’un talihsiz serüvenini konu eden belgesel: “Feels Good Man”

Matt Furie’nin talihsiz karakteri Pepe The Frog’u anlatan Feels Good Man belgeseli, prömiyerini senenin başlarında Sundance’te yapmıştı. Arthur Jones’un yönettiği yapımda Matt Furie, yaratıcısı olduğu bir karakterin, 2005’den bu yana tasarısının çok dışına çıkarak meme dünyasının aracı olma sürecini ve bunun karşısında verdiği mücadeleyi anlatıyor. 

Belgesel, internet çağının en karanlık hikâyelerinden birine ışık tutarak onu kayıtlara geçiriyor. Bir noktada belki de yanıtlaması imkânsız olan şu soru Furie’ye soruluyor; “(Dünya çapında) tanınmış bir nefret sembolünü, bir sevgi sembolüne dönüştürebilir miyiz?” Pepe’nin orijin hikâyesini tüm detaylarıyla öğrendiğimiz belgesel aynı zamanda, dijital dünyada büyütülen nefretin tarihçesinde önemli bir bölümü de belgeliyor.

Pepe the Frog / Kurbağa Pepe, Matt Furie tarafından 2005 yılında Boy’s Club çizgi serisinin bir üyesi olarak dünyaya tanıtıldı. İlk sayfalarında belirtildiği gibi Pepe, popu, pizzayı ve telefonda konuşmayı seven bir karakterdi. Kendi hâlinde bir evrenin kendi hâlindeki karakterlerinden biriydi yani. Ta ki meme kültürünün odağı hâline gelene kadar. Meme dünyasının bu acıklı hikâyesi (Pepe’nin çizerinden ve kendi karakterinden alıkonma hikâyesi) fanzin olarak hazırlanmış Boy’s Club’ın birinci sayısındaki bir sahne ile başlamakta. 

2005’ten bugüne Pepe’nin yolculuğu

2008 itibariyle, Pepe’nin sloganı haline getirilen “It feels good man / İyi hissettiriyor dostum” sözü zaman ilerledikçe internetin karanlık köşelerinde yankılanan toksik fikirlerin sembolü hâline geldi. Matt Furie, yarattığı karakteri; daha meme’in ne olduğunu bile bilmezken aşırı sağcıların ve faşistlerin en sık kullandığı meme malzemesine dönüşmüş hâlde buldu. 4chan gibi forumlarda karanlığa gittikçe daha çok hapsolan Pepe, artık Ezoterik Kekizm ya da Kek Tarikatı gibi parodi dinlerinin tanrısıydı. Boyanan çizimleri, ırkçı paylaşımlarda kullanıldı.  

Ancak Furie ve Pepe belki de en büyük darbeyi 2016 yılında gerçekleşen Amerika’nın başkanlık seçimleri sürecinde alacaktı. Önce 2015’in son aylarına gidelim… Trump’ın gücünü göstermek isteyen bir Twitter kullanıcısının 13 Ekim 2015 günü paylaştığı “You Can’t Stump the Trump / Trump’ı Sersemletemezsiniz” başlıklı tweet, Donald Trump’ın Pepe versiyonuna yer verdi ve Trump’ın bu paylaşımı retweetlemesiyle birlikte Pete ve Furie için sancılı bir başka döneme daha girildi. Seçim tansiyonunun iyiden iyiye arttığı 9 Eylül 2016’da ise Hillary Clinton’ın bir LGBTİ+ bağış etkinliğinde Trump ve destekçileri için kullandığı “basket of deplorables / zavallılar sepeti” ifadesine Trump’ın yanıtı gecikmedi. 11 Eylül tarihinde bir film afişi şeklinde düzenlenen “The Deplorables / Zavallılar” görselinde Pepe, Trump’ın liderlik ettiği bu zavallılar ailesinin bir üyesi olarak gösterildi. 

Artık yaratıcısının kontrolünde olmayan bir dünyada her türlü fena saldırının aracı olarak kullanılıyordu. Aynı yılın sonbaharında Matt Furie, #SavePepe / #PepeyiKurtar kampanyasını başlattı ancak bu zamanda bile özellikle beyaz faşist kitle hâlâ Pepe’yi içeren binlerce meme üretimi gerçekleştirdiği için bu kampanya Pepe’yi kurtarmaya yetmedi. Neticede 6 Mayıs 2017’de düzenlenen bir Ücretsiz Çizgi Roman Günü’nde, 2005’te o dönem dünyanın en büyük sosyal ağ sitesi olan Myspace ile internet dünyasına doğan Pepe’nin yaratıcısı Matt Furie’nin çizimiyle ölüm ilânı yayımlandı.

Lakin Pepe’nin hikâyesi burada da bitemedi. Ölümünün üzerinden üç yıl geçse de Pepe hâlâ olumsuz pek çok içerikte karşımıza çıkmaya devam etmekte. Yine de 2019 yılı bunun tersinin de mümkün olabileceğinin kanıtlanması açısından önemli bir yıldı. Mercekleri bu sefer Hong Kong’a çevirelim; Cezai Konularda Kaçak Suçlular ve Karşılıklı Hukuki Yardım Yasa Tasarısı’na dair2019’da yapılan protestolara bakalım. Mart ayından bu yana devam eden protestolarda milyonlarca insan sokağa döküldü. Çünkü bu tasarı ile 1997’de Çin yönetimi altına geçen Hong Kong özel idari bölgesi, suçluların Çin’e iade edilmesini kabul etmiş olacaktı. Muhalif sesleri susturmaya yönelik bu tasarıya karşı çıkan Hong Kongluların aylar süren eylemleri yasa tasarısının şimdilik askıya alınmasını sağladı.Tüm bu olaylar sırasında Pepe için de iyi haberler geldi. Gösteriler sırasında pek çok pankartta yer alan Pepe bu sefer bir baskıcı rejimin, bir hastalıklı düşüncenin aracı olarak kullanılmamıştı. Hong Kong halkı, kendilerine uygulanan baskıyı, Pepe’nin yıllardır süren işkencesi üzerinden dünyaya anlattılar. Uzun bir zaman sonra, Pepe’nin direniş ve özgürlüğün sembolü olarak faşizmin karşısında resmedilişi tüm dünyaca fark edildi. Nitekim bu anlara Feels Good Man belgeselinde de tanıklık edeceğiz.

Yazı: Biçem Kaya