Pet Shop Boys DREAMWORLD “The Greatest Hits Live” İstanbul konserine hazırlanıyoruz

Sohbet: Ekin Sanaç, J. Hakan Dedeoğlu, Sadi Güran

Epifoni, Blind ortak organizasyonu ve %100 Müzik katkılarıyla Life Park’ta gerçekleşecek Pet Shop Boys konserine sayılı gün kaldı. Tennant ve Lowe ikilisi, bundan dört yıl önce start verdikleri DREAMWORLD: The Greatest Hits Live turnesinin Türkiye ayağı için 24 Haziran akşamı Blind Fest kapsamında İstanbul’da. Grupla İstanbul’daki son buluşmamız üzerinden epey zaman geçmesi bir yana, bu “Greatest Hits” konseri setlist’i sebebiyle de elbette ayrı bir heyecan yaratıyor.

En başından beri güncelliğini koruyan, stil üstüne stil yaratan, meydan okuyan ve muazzam hitler yazmayı sürdüren Pet Shop Boys’un ikonik sahnesiyle yeniden bir araya gelmek için gün sayarken kalplerimizi açtık ve büyüme hikâyelerimizin bu biricik eşlikçisinin büyüme hikâyesi üzerine, farklı dönemlerinden 15 hitin eşlik ettiği ayaküstü bir sohbete koyulduk.

24 Haziran Pet Shop Boys DREAMWORLD “The Greatest Hits Live” turnesi kapsamında İstanbul Life Park’ta gerçekleşecek konserin biletleri ve detayları için buraya.


“WEST END GIRLS”

Hakan: Grubun zamana en çok kafa tutan parçası olabilir…

Ekin: Pet Shop Boys’un 80’lerde pop müziği provoke ederek vereceği ayarın başlangıç noktalarından biri.

Hakan: Şöyle bir değeri var parçanın; oldukça pop bir şarkı olsa da lirikler sınıf ayrımına vurgu yapıyor.

Ekin: Neil Tennant, liriklerini yazmaya bir gangster filmi izlerken başlamış. Şehir merkezindeki yoksulluğun gösterişli hayatlara dikiz atmasını konu ediyor. Grubun serüveninin devamını da tanımlayan muazzam ayar tam da bu: entelektüel, politik ve muazzam bir pop.

Hakan: Dönemin bunu başarabilen erken örneklerinden biri. Bu açıdan Bobby Womack’ın “Across 110th Street” şarkısıyla bir paralellik kuruyorum kendimce.

Sadi: Parçanın prodüktörü, Bobby Orlando. Kendisi New Order, Public Image LTD. ve benim çok sevdiğim Siouxsie and the Banshees parçası “Kiss Them For Me”nin de prodüktörü.

Hakan: Her ne kadar şarkı yağmurlu ve gri Nottingham’da yazılsa da ve sosyal adaletsizlikle ilgili olsa da aynı zamanda kusursuz bir yaz şarkısı benim için. Akşam üstü, hava sıcak ve tüm kaosa rağmen her şey bir şekilde yolunda hissi veriyor.

Ekin: Nakaratıyla havaya üç yumruk savurtuyor her dinlemede…

Sadi: Altyapıların eklene eklene girişine ve insanı asla bırakmayan ritmine bayılıyorum.

Ekin: Altyapıda “Billie Jean” sample’ı da var.

Sadi: Hah.

Ekin: Sahi İsveç’te bir Pet Shop Boys tribute grubu vardı, isimleri West End Girls’dü. Duruyorlar mı acaba?

Sadi: Bilmiyordum ben. Çok iyiymiş, merak ettim.

“OPPORTUNITIES”

Ekin: Thatcher İngiltere’si ağzının payını alıyor.

Sadi: Pet Shop Boys videolarındaki araba sevdası da başlıyor. O kadar çok araba teması kullanıyorlar ki bir dönem. Ya şoförleri görüyoruz ya da araba farında şarkı söylediklerini.

Ekin: Araba sevdası demişken, şapka sevdasının da başlangıcı diyebiliriz.

Sadi: “Opportunities”, özellikle Neil Tennant’ın sarkastik sözlerine en güzel örneklerden. Aslında parça, iki “eziği” anlatıyor.

Ekin: “Benim kafam çalışıyor. Sen de tipin iyi. Haydi parayı kıralım.”

Hakan: Bu pop ruhuyla bezeli “laf söyleme” olayına ben bayılıyorum. Bunu başarabilen çok grup yok açıkçası. 

Ekin: Hele de bu kalibrede.

Hakan: Toplumsal dert taşıyan her parça karanlık veya protest gitar riff’leriyle dolu olmak zorunda değil, diyor.

Ekin: Bugün için değil ama o dönem için özellikle ayrıksı bir duruş. Listeler bazında İngiltere müzik tarihinin en büyük ikilisi olarak anılıyor Pet Shop Boys.

Hakan: Tabii bu arada parayı kırdıklarını da es geçmeyelim! Fırsatı gördüler ve turnayı gözünden vurdular. Şarkının bir The Simpsons bölümünde kullanıldığını da araya not düşeyim.

Sadi: Ne diyorsun!

“SUBURBIA”

Sadi: Aynı isimli Penelope Spheeris filminden esintili.

Ekin: Banliyödeki koşullara, sosyoekonomik sıkışıklığa karşı isyanın şarkısı. Londra’nın Brixton bölgesindeki 1981 ve 1985 tarihli büyük ayaklanmalar ilham vermiş parçaya. Müzikle beraber tek yapmak istediğin, olmayan kırlara gidip bütün gün koşmak oluyor.

Hakan: Ortalık yangın yeri o sıralar tabi İngiltere’de… Tennant içinse ortalık ilham yeri.

Sadi: “Where is the policeman when you need one to blame the colour tv?” diyorum… Ve de parçanın efsane ve çok gaz bir girişi var.

Ekin: Chris Lowe’u da hemen övelim o halde. Birkaç sene önce verdikleri bir röportajı okuyordum; “Ben pek öyle her müziği sevmem ama seversem de tam severim.” diyordu kendisi.

“IT’S A SIN”

Sadi: Oh. Geldi…

Ekin: İkinci albüm Actually‘nin ilk hiti.

Sadi: Çoğumuzun Pet Shop Boys’la tanıştığı parça bu olabilir.

Ekin: Evet. Annem ve benim için öyle en azından.

Sadi: 10 yaşlarında, belli ki ileride sanatın bir ucundan tutacak küçük kuir oğlan çocuğunun Derek Jarman videosuyla karşılaşıp, gözlerinin büyüdüğü o an.

Ekin: Grubun Derek Jarman’la ilk ortaklığı, “It’s A Sin”in yedi ölümcül günah klibi.

Hakan: Parça da zaten Tennant’ın aldığı katolik eğitime olan öfkesini dile getiriyor.

Ekin: Şöyle de bir hikâye var: Okuduğu okuldaki bir hocası sonradan aldığı eğitimi böyle kötü gösterdiği için basına Neil Tennant hakkında abuk subuk demeçler vermiş.

Hakan: Müzik tarihinde birçok grup ve şarkı, varlığını “It’s A Sin”e borçlu bence. Madonna çıksın itiraf etsin, önce “It’s a Sin”i dinledim sonra “Like a Prayer”ı yazdım, desin. Army of Lovers da mesela tüm varlığını bu şarkıya borçlu olabilir.

Sadi: Doğru tespit. Bu arada Neil, bu şarkının sözlerini aslında çok da ciddiye alarak yazmadığını, milletin gereğinden fazla gaza geldiğini söylemiş.

Hakan: Hayat bazen böyle işte.

Ekin: Pet Shop Boys turnelerinde bugüne kadar her konserde mutlaka çalınan, hiç sekmeyen iki şarkı var: Biri “West End Girls”, biri de bu.

“WHAT HAVE I DONE TO DESERVE THIS?”

Sadi: Müzik tarihindeki en sevdiğim birlikteliklerden biri Pet Shop Boys ve Dusty Springfield birlikteliği olabilir. Kadının kariyerini geri getirdiler resmen. Liza Minelli ile de albüm yaptılar bu arada.

Hakan: Başka kimlerle neler yaptılar acaba?

Ekin: Bir grubun ilk düetini Dusty Springfield’la yapması müthiş havalı değil mi?

Sadi: O anlamda Mete Özgencil gibi görüyorum kendilerini.

Hakan: Hâliyle… Kimin fikriydi ve nasıl oldu tüm bunlar acaba? Bilen var mı? 

Ekin: Şimdi şöyle… İlk günden beri gerçekleştirmek istedikleri bir hayalmiş. Malum Dusty, Neil Tennant’ın favori vokallerinden biri. Ancak plak şirketi Dusty’i istememiş; “Size Tina [Turner] verelim, [Barbara] Streisand verelim.” demişler. Ama ı-ıh. Benim onlara da itirazım olmazdı tabii.

Sadi: Onun dışında David Bowie’nin “Hallo Spaceboy”unun ikinci ve en sevilen versiyonunu da yapıyorlar. Orada da Neil istemiş, Chris istememiş yapmayı aslında.

“RENT”

Sadi: Yine bir Derek Jarman klibi…

Ekin: Sadi’nin az önce bahsettiği Liza Minelli albümünde bu şarkının muazzam etkileyici bir yorumu var.

Sadi: Herkes bir rent boy ile ilgili olduğunu düşünürken aslında Kennedylerden birinin metresini hayal ederek yazdığını söylemiş Neil bu şarkıyı.

Ekin: Bir de bu parçanın Suede ile 1996 tarihli müthiş bir performansı var, YouTube’lanılsın. Neil Tennant gruba sahnede eşlik ediyor.

Sadi: Hemen bakıyorum. Harika fikirmiş!

Hakan: Bu kurgu karakterler üzerinden yürüyen şarkıların sözleri hep ters köşe yaptırır zaten. Öte yandan Tennant’ın hayal gücüne sağlık.

Ekin: Bu arada Neil Tennant, Pet Shop Boys’dan önce hayal gücünü müzik yazarlığına akıtıyormuş. O da dergiciymiş bildiğiniz gibi. Smash Hits dergisinde falan çalışmış.

Sadi: İkiniz gibi… Haha.

Hakan: Bak ben bilmiyordum yazar olduğunu. Şu an aşırı merak ettim, mesela kim ki o ile ilgili ne yazardı acaba! Ya da TSU! ile ilgili.

Sadi: “Rent” ile ilgili bir anım var ama uzun diye anlatmıyorum.

Ekin: Ben de dergici müzisyenlerle ilgili yorum yapacaktım ama konumum itibariyle yapamıyorum.

Hakan-Ekin: Anlatsana!

Sadi: Peki. “Rent” üzerine bir çizim yapmıştım ve hep çantamda olan çizim defterimi yanıma almadığım tek gün, Sıraselviler’de Aylin’le (Güngör) adamların ortasından geçtik.

Ekin: İstanbul’a ilk geldikleri seneydi di mi? (Yani 2003.)

Sadi: Evet.

Hakan: Adamları durdurup da “Pardon siz Pet Shop Boys musunuz?” diyen talihsiz ikili de siz değil miydiniz? 

Sadi: Evet. Aylin, Neil Tennant’ın omzuna vurup öyle dedi. O da parmağını ağzına götürerek “Şşş!” işareti yaptı.

Hakan: Tabi akıllı telefon da yok, bi selfie bile alamadınız.

“ALWAYS ON MY MIND”

Sadi: Arabaya dönüş… Joss Acklandlı muhteşem klip…

Ekin: Annemi “Its a Sin”le yakaladıktan sonra, babamı da bu parçayla yakalamışlardı.

Hakan: İtiraf ediyorum. Hiçbir zaman sevemedim bu şarkıyı. Tennant dostum olsaydı ona da söylerdim bunu.  

Sadi: Benim de favorilerimden değil parça.

Ekin: Elvis’in ölümünün 10. yıl dönümü anması için yapacakları performansla ortaya çıkmış. Onlar da belki çok kopmadıkları için başta yayınlamayı planlamamışlar. Millet çok sevince yayınlamışlar. Introspective albümünde 9 dakikalık remiks versiyonu da var.

Sadi: Belki Dusty ile söyleselerdi farklı olurdu.

Ekin: Neil’a başka neler söylerdiniz dostunuz olsaydı?

Sadi: Kahramanım olduğunu.

Hakan: “Beni gruba alsana dostum” derdim ben.

Ekin: Ben de aynı onun gibi yaş almak istediğimi söylerdim. Pet Shop Boys’un kariyer anlamında uzun ömürlülüğe olan inancı ve adımları çok ilham verici bence.

Hakan: İstikrar, iyi yaptığından şaşmamak ve severek yapmak. Ve tabii biraz da aşırı yetenekli olmak.

Ekin: Yetenek de olsa birçok grubun zamanla yüzüne gözüne bulaşabiliyor bir şeyler ki o da okey. Ama pek ilham verici de değil.

Sadi: Bir de Pet Shop Boys’un sahne sanatları gibi her türlü disipline ilgisi olması baya önemli bence.

“HEART”

Sadi: Ian McKellen’ın Nosferatu olduğu video.

Ekin: Yine Actually albümünden… Araba ve şoföre de çek atabiliriz.

Hakan: “My heart starts missing a beat.” diyor. Ne de güzel diyor. [Kalbim ritim kaçırmaya başlıyor.]

Ekin: Sanki müzik ve şarkının sözleri iki ayrı dil ve doğrudan birbirinin çevirisi gibi.

Sadi: Bu parçayı başta Madonna için yazmışlar aslında. Sonra kendilerinin olmasına karar vermişler.

Ekin: Madonna için yazdıkları şarkı var mı ki başka hiç?

Sadi: Madonna’nın “Sorry” parçasına söz ve vokal ekleyerek remix yaptılar.

Hakan: Bu arada Actually albümünde Angelo Badalamenti de bir parçada konuk. 

“LEFT TO MY OWN DEVICES”

Sadi: Neil’ın kendi ergenliğine yazdığı parça. 90’lar dansına giriş niteliğinde.

Ekin: Grup, Introspective albümüyle uzun şarkılarla başkaldırı dönemine giriyor. Bu arada parçanın klibi zamanında “çok karanlık” bulunduğu için birtakım yerlerde yayınlanmamış. Tuhaf.

“DOMINO DANCING”

Hakan: Ve işte…

Sadi: Rolling Stone’un zamanında yapılmış “en homoerotik klip” dediği…

Ekin: Porto Riko sahillerindeki o aşk üçgeni.

Hakan: Hani Pet Shop Boys’un en sevdiğim parçası değil ama 80’leri olduğu gibi paketleme yetisine sahip ender şarkılardan biri.

Sadi: DJ setlerinin asla eskimeyen hiti… Barcelona’da arkadaşın yazlığının olduğu Sant Pol Del Mar diye bir yere gitmiştik. Hâlâ o klipteki kasabalar yaşıyormuş arkadaşlar.

Ekin: Benim de en favorim değil ama klibi karşısında çakıldığımı ve böyle bir müzikte nasıl aynı anda bu kadar çok şey olur diye kitlendiğimi çok net hatırlıyorum.

Hakan: Bence “Domino Dancing” klibi hâlâ birçok yerde yaşıyor ve yaşatılıyor. Ayrıca “Domino Dancing” nasıl bir danstır acaba? 

“BEING BORING”

Ekin: Geldi gönlümün efendisi…

Sadi: En sevdiğim PSB şarkısı, net.

Hakan: Katılıyorum.

Sadi: Bruce Weber’den ıslak bir klip.

Ekin: 90’larda kablolu televizyona erişimle büyüyenlerin erotizmle ilk buluşması olabilir bu klip.

Sadi: 90’larda, moda ve müziğin kenetlendiği dönem.

Ekin: Klip New York’ta çekilmiş; oynayanlar da Weber’in arkadaşlarıymış.

Sadi: Önden çıplak görünüm yüzünden MTV’den ayar yemiş.

Hakan: MTV’ye bak sen, resmen RTÜK gibi takılmış.

Sadi: Bruce Weber’in estetiği moda fotoğraflarında da müzik videolarında da o kadar ürünle bütünleşiyor ki hiçbir şey birbirinin önüne geçmiyor.

Ekin: “Hiç sıkıcı olmadığımız için asla sıkılmazdık” – ki bu bir alıntı – Pet Shop Boys’un kuir ikonlaşmasının en güzel beyanlarından biri.

“WHERE THE STREETS HAVE NO NAME”

Sadi: Pet Shop Boys’dan coverlı mash-up.

Ekin: Pet Shop Boys’un rockstar kalıbıyla hep derdi vardı. Rockçılar aşırı sıkıcı geliyor olmalı onlara.

Hakan: 90’lar epey canlarını sıkmıştır o zaman. Gerçi 90 başlarına damga vurdular ama.

Sadi: Canlarını sıkanla da çok güzel oynuyorlar.

Ekin: Evet. U2’nun parçasıyla 60’lar Frankie Valli parçası böylece buluşarak bir disco hitine dönüşüyor. U2 parça yayınlandıktan sonra Pet Shop Boys şarkısına gönderme yaparak, “Biz bunu hak edecek ne yaptık?” demiş. Ne ayıp şey. Cık cık cık.

“GO WEST”

Ekin: Ben bu şarkının bir Village People cover’ı olduğunu çok sonradan öğrendim. O kadar PSB ironisine sahip ki sözleri…

Hakan: Bu şarkı ile ilgili bir iki diyeceğim var… Böyle bir şarkının hâlâ nasıl bu kadar tuttuğuna inanamıyorum. Aşırı parodi bir şarkı. Bu arada çok severdim zamanında. Sadece o çıksın isterdim televizyonda. Ama şimdi düşünüyorum da plastik bir marş gibi. Öte yandan 13 yaşımdaki aklımla, “Batıya gidin, orada hayat barış içinde sürüyor.” sözlerini duydukça dünyanın doğusunda yaşayanlar üzülmeyecek mi, neden böyle sözler yazmışlar, diye kendi kendime hayıflanırdım.

Ekin: 13 yaşındayken o parodi hepten zor gelir tabii. Sen kendini dünyanın neresinde konumlandırıyordun acaba?

Hakan: Tam merkezinde tabii ki dostum.

Sadi: Benim en az sevdiklerimden maalesef.

Ekin: Ben de ilk duyduğumda mesafeliydim.

Sadi: Dijital ve grafik görselliğe geçiş dönemi…

Hakan: Mesafelenmeniz çok normal çünkü çok absürt bir parça. O kadar tutmuş olması büyük tuhaflık.

Sadi: Ama koro harika cidden…

“I DON’T KNOW WHAT YOU WANT BUT I CAN’T GIVE IT ANYMORE”

Sadi: En sevdiğim ikinci Pet Shop Boys parçası olabilir. Harika bir geri dönüştü. Kendilerini tekrar yapılandırdıklarını anlatan aslında hüzünlü ve çok kişisel bir klibi vardı. Orta yaşlı iki adamın ortama ayak uydurmak için kendilerini yeniden yaratması. O sarı peruklar, yapay kaşlar ve samuray giysileri ilk izlediğimde acayip etkilenmiştim.

Hakan: Çıktığı sene İngiltere listelerinde on beşinci sıraya kadar yükselmiş. Bence yıllar devirmiş bir grup için acımasız olan müzik piyasası koşullarında büyük başarıydı.

Ekin: Pet Shop Boys’un dramatik parça girişi konusunda bir dünya markası olmaya devam ettiğinin de kanıtı.

Hakan: “Ne İstediğini Bilmiyorum Ama Onu Artık Veremem.” Tam Hande Yener’lik oldu bu hâliyle. Nefis bir şarkı cidden.

Sadi: Kemanlar hâlâ 80’lerden sesleniyor bu arada, o da harika.

Ekin: Grubun bu orta yaş dönemini, kişisellikten uzaklaşıp doğrudan insana konuşma şeklinde tanımladığı bir beyanı vardı.

“DREAMLAND”

Ekin: Zaten Pet Shop Boys’un biricikliği, güncelle ilişki kurmaya devam edebilmesiyle ilgili biraz da.

Sadi: Kendilerinden önceki müzisyenleri geri getirdikleri dönemden sonra genç yıldızlara geçtiler.

Ekin: Pop müziğin gençliğe dair olması gerektiği teorisini çökerten en iyi örnek Pet Shop Boys kariyerinin ta kendisi bence. Bu şarkı da vizesiz bir yer hayal ederken mülteci kriziyle bağ kuruyor.

Hakan: Bir Years and Years düetiydi.

Sadi: Olly [Alexander], harika bir seçimdi.

Ekin: Olly neler hissetmiştir acaba?

Sadi: Kutsandığını.

Hakan: “Opportunities”?

Sadi: O kadar yakışmışlardı ki!

Hakan: Kesinlikle.

Ekin: Pet Shop Boys, ne giyse kendine yakıştırıyor.

Hakan: Jilet gibi bir kariyer.

Sadi: İzlemeye devam edecek olmamız çok güzel.