Romane Santarelli ve ilham kaynakları

18 Kasım’da İzmir Hangout PSM’de düzenlenecek Digital Cultures Festival / Novembre Numerique’in konuklarından biri Fransız elektronik müzik prodüktörü Romane Santarelli. 



Geride kalan beş yılda 100’den fazla şehirde ransız Kültür Ofisleri’nin desteğiyle düzenlenen festival, müziği teknoloji ve dijital sanatla kesiştiriyor. 

Kendine Has sunumu, Fransız Kültür Merkezi desteği ve Publiko organizasyonuyla gerçekleşen tek günlük festivalin programında yerli sahneden de Lalalar ve Jakuzi var.

Romane Santarelli ile İzmir performansı öncesinde pandemi günlerinde ortaya çıkan Zero isimli EP’sini ve ilham kaynaklarını konuştuk. Ayrıca ısınma turlarını başlatmak niyetiyle Senin İçin Bir Karışık / A Mixtape For You serimiz için de 10 şarkılık bir playlist hazırladı.

Zero EP’si 23 dakikalık akışında farklı duyguları buluşturuyor. Örneğin “Cannes” kulüp-vari yüksek tansiyonda kavrulurken, “Velours” ritim çeşitlemelerini saymaya yönlendiriyor, “Elle” ise ağır ağır ateşlenen bir ses manzarası. EP’nin nasıl bir ruh hâliyle ortaya çıktığından bahseder misin?

Zero EP’sini karantinanın ilk günlerinde yazdım. Büyüdüğüm yer olan ebeveynlerimin evine kapanmıştım. Güvende hissetmem gerekiyordu. Buraya, gençlik odama geri dönmek fazlasıyla ilham vericiydi. Bir “yetişkin” olduğumdan bu yana buraya ilk dönüşümdü. Ayrıca burası ilk şarkılarımı yazdığım yerdi. Kendimi bir fanusun içinde buldum ve Zero EP de burada doğdu. Bir tür yaratıcı trans hâline girdim ve şarkılar hızlıca çıktı.

EP’yi sonraki süreçte tamamladığımda üç aylık bir karantina yaşamıştık, işlerimiz durmuştu ve günlük yaşantımızın bir parçası olarak sağlık krizini deneyimliyorduk. Yaşaması zor zamanlardı. Çok garipti çünkü bitirmek üzere olduğum kayıt herhangi bir şekilde sahneye taşınamayacaktı, bu çıldırtıcı ve yıldırıcı bir şeydi. Zero’nun barındırdığı duygular bence şunlar: Umutlu, parlak, düşüşlerle dengelenmiş ve endişeli.

Her şeyin üstüne, bir yayın tarihi planlandı ve eserim nihayet paylaşılacaktı. Tam da ikinci karantina süreci duyurulduğunda… Yani EP tam olarak ikinci karantinanın başladığı gün yayımlandı, nasıl bir lanet ama!

1960’ların musique concrète akımından 2000’lerin kulüp sahnesine, Fransa’nın geniş bir elektronik müzik tarihi var. Senin elektronik müzikle tanışman nasıl oldu?

Elektronik müzikten aldığım ilk ısırık, Birdy Nam Nam’in başyapıtı Manuel for Successful Rioting’di, 12 yaşındaydım. Sonrasında Fransa’da electro-clash denen, öncülerinin Vitalic ve Rebeka Warior (Sexy Sushi) olduğu janra ilgi duydum. Aynı dönemde The Prodigy ve The Chemical Brothers gibi İngiliz grupların da hayranıydım.

Prodüksiyon yapmaya başladığımda lise sondaydım ve o zamanlar Gesaffelstein’ın ağır ve karanlık technosu ortaya çıkmıştı. Onu ilham kaynaklarımdan biri olarak adlandırmıyorum ama yine de kendine has stilinden kesinlikle etkilendiğimi fark ediyorum. Akranlarımın hepsi onun müziğini dinliyordu. Hepimiz bu konuda müttefik olmuştuk. Partilerde mutlaka çalardık. “Hate or Glory”, “Trans” gibi şarkılarında gerilim, zarafet ve cüretkârlığın kesiştiği bir enerji vardı.

Son olarak, hayatımı ve elektronik müzik algımı ters yüz eden albüm, Rone’un Creatures’ı. En büyük ilham kaynağım olmaya devam ediyor.

Bir Romane Santarelli konser deneyimini nasıl sıfatlarla tanımlarsın? Nasıl mekânlarda çalmaktan hoşlanıyorsun?

Enerjik, nüanslı, aydınlık ve pozitif derdim. Işık şovlarına elverişli samimi bir ambiyans yaratmak adına kapalı mekânlarda çalmayı seviyorum. Dinleyiciyi de benimle aynı fanusa yerleştiren türden. Ayrıca şarkılar arasındaki sessizlikler için de uygun. 

Ama sanıyorum tercihim bir festivalde çalmak çünkü kalabalıkların enerjisi benzersiz ve heyecan verici. Dinleyicilerin başka müzisyenleri de dinlediği ve benim de partilerinin bir parçası olmam fikrinden keyif alıyorum. 

Senin için bir karışık: Romane Santarelli

Romane, Digital Cultures Festival / Novembre Numerique performansı öncesinde ısınma turu niyetine 10 şarkılık bir playlist hazırladı. 

Röportaj: Cem Kayıran