Şubat 2022: 10 süper albüm

Kara, yağmura doyduğumuz şubat ayının buz gibi soğuğunda içimizi ısıtan bir müzik havuzu. Yayımlandığından bu yana döndüre döndüre dinlediğimiz yerli – yabancı karışık 10 albüm. Sıralama kronolojik.


4 Şubat: Animal Collective – Time Skiffs
(Domino Recording Co)

Bant’ın ilk yıllarından bu yana tüm Animal Collective işleri (ve ekürinin solo uğraşları), kalbimizin derinliklerinde yer bulmayı başardığı için altı yıl sonra gruptan yeni bir ses duymak başlı başına bir heyecan sebebi. Dinleyicisini doğrudan yakalayan, incelikli kurgusuyla “Dragon Slayer” açıyor Time Skiffs’i. Sürüşün geri kalanı da en ufak bir pürüz ya da tümsekle karşılaşmadan, su gibi akıp gidiyor. Animal Collective’in bütün üretimlerinde olduğu gibi, her şeyiyle sindirmek için zaman isteyen bir kayıt. 

4 Şubat: Black Country, New Road – Ants From Up There
(Ninja Tune)

Artık altı parçalı İngiliz post punk orkestrası ikinci uzunçalarında, iki ucundan tuttuğunuz bir ipi çekip bırakıyormuşsunuz gibi gerginliği sürekli değişen, oldukça dalgalı, bir o kadar sinematik, kısacası nefis mi nefis bir sonik evren inşa ediyor. Sanki her şey gözlerinizin önünde oluyor; yaratıcı kompozisyonları ve anlatı gücüyle gittikçe büyülülüyor Ants From Up There. Kendine has, kırılgan vokalini özleyeceğimiz solist Isaac Wood’un gruba vedasından kalan buruklukla dinlendiğinde his yoğunluğu bir kat daha artıyor. Favori parçayı seçmek zor ama kapanışı yapan “Basketball Shoes”a dikkat!

4 Şubat: Mitski – Laurel Hell
(Dead Oceans)

Henüz bir konservatuar öğrencisiyken iki albüm tamamlayan Mitski kendine, farklı tarzları temkinli adımlarla denediği, duygularını kompleks şarkılarda var etmekten çekinmediği ve içine endişelerinin en saf hâllerini serpiştirdiği bir evren yarattı. Yeni incisinde duyduğumuz ilk cümle: “Dikkatlice karanlığa adım atalım.” Laurel Hell, Mitski’nin müzik endüstrisindeki yerini ve romantik ilişkilerini sorguya çektiği; aydınlığa çıkmayı kasten reddettiği seneleri bütün gerçekliğiyle yansıtıyor. Bir söz yazarı olarak dürüstlüğünden ödün vermese de müzikal açıdan çoktan tescilli pop formüllerine biraz sırtını yaslamış olduğu söylenebilir.

11 Şubat: Shamir – Heterosexuality
(AntiFragile Music)

Shamir yine kalıplara sığmıyor! Üzerine yapıştırılan etiketleri bir bir sökerken toplumsal dayatmaları ve cinsiyet rollerini de yapıbozuma uğratıyor. Travmalarıyla yüzleştiği 10 yeni şarkıyla poptan R&B’ye, folktan indie rock’a sıçrayarak tür tanımlarını reddettiği, müzikal yelpazesi oldukça geniş bir katalog sunuyor dinleyicilerine. Heterosexuality’nin çatısı karanlık bir gökyüzü, zeminini endüstriyel materyaller örüyor; aradaki boşlukta ise yüksek perdeli vokaller fink atıyor.

16 Şubat: Alice Glass – PREY//IV
(Eating Glass Records)

Kanadalı elektronik punk ikilisi Crystal Castles’ın sesi olarak tanıdığımız Alice Glass’in ilk solo albümüne hoş geldiniz. 2017’de, müzikal partneri Ethan Kath tarafından yıllarca cinsel, fiziksel ve duygusal istismara maruz kaldığını açıklamıştı Glass. Bugünlerde ise yaşadığı travmaları takip eden iyileşme yolculuğuna dair izleri topladığı, bünyede yoğun etkiler bırakan, katartik bir koleksiyonla karşımızda. PREY//IV’la geçirilen yarım saat, techno ilhamlı gotik melodiler ve nabız artıran ritimlerin kollarında enkaz altından çıkarılmış gibi hissettiriyor. Giderek yaklaşan ışık gözünüzü alıyor gibi.

18 Şubat: Beach House – Once Twice Melody
(Bella Union)

Baltimore çıkışlı dream pop ikilisi, dört EP hâlinde yavaş yavaş serbest bıraktığı sekizinci uzunçalarında bulunan 18 yeni şarkının tamamıyla huzurlarınızda. Birbirinden farklı ruh durumları arasında geçiş yapmayı sağlayan portallar gibi çalışıyor her bölüm. Beach House’un elektronik evreninde bu kez akustik gitarlar ve bir yaylı grubu da varlığını çokça fark ettiriyor. Dinlerken genişlediğinizi hissettiren, galaktik bir hâli var Once Twice Melody’nin. Birçok duyguya temas etse de insanın içini sıkıştırmayan, zararsız, ferah bir melankoli örtüyor üzerini.

18 Şubat: God Is God – Metamorphoses
(Bureau B)

Berlin merkezli plak şirketi Kinship’in kurucusu, prodüktör ve müzisyen Etkin Çekin ile Belaruslu multi-enstrümantalist, besteci ve vokalist Galina Özeran’ın duo projesi God Is God’dan ilk uzunçalar. Metamorphosis, ikilinin ilk doğaçlama seansından bir seçki sunuyor aslında. Dalgalı synth katmanları, İngilizce – Rusça sözcükler arasında gidip gelen vokaller ve ruhani prodüksiyon yaklaşımıyla dinleyeni huzurlu bir karmaşanın ortasında bırakan albüm çağdaş dans müziği elementleri, Doğu Avrupa tınıları ve psikedelik fikirlerden besleniyor.

18 Şubat: Remotely Close
(Bağımsız)

Yedi şarkılık albümün her parçasında, farklı üsluplarla üretim yapan bir İstanbullu bir de Tel Avivli sanatçı birbiriyle eşleşiyor; hip hop, caz, elektronik müzik etkileşimli Anadolu, Akdeniz ve Orta Doğu tınıları bir sonik havuzda birikiyor. İstanbul Kadıköy’den HOOD Base ile Tel Aviv’den Nuweiba Records ve ArtIsrael ortaklığıyla hayata geçirilen projenin Türkiyeli katılımcıları şöyle: Elif Çağlar, Islandman, Kamufle, Akkor, Ethnique Punch, Kemal Esen ve Çağrı Sertel.

25 Şubat: caroline – caroline
(Rough Trade)

Birleşik Krallık sahnesinden derin nefesler aldıran, heyecan verici bir ilk albüm. 8 kişilik caroline orkestrası, “Bazen bir şarkıyı çok fazla şeyle doldurabilir ve bir ögenin tek başına yeterli olduğunu unutabilirsiniz.” diyor; boşluğun, sessizliğin yarattığı genişlik ve serbestlik hâline tutunuyor. Fransa’daki bir ahır, grup üyelerinin yatak odaları, bir yüzme havuzu gibi türlü mekânlardan toplanan alan kayıtlarından oluşmuş sonik kolajlar, grubun özgün kompozisyonlarıyla birlikte titreşiyor. Tarihe derinlikli bir kayıt bırakıyor.

25 Şubat: Robert Glasper – Black Radio III
(Loma Vista Recordings)

İmza akorlarını kullanarak, birbirini destekleyen üsluplar olduğunu düşündüğü caz, soul, hip hop elementlerinden sofistike karışımlar yaratan Robert Glasper, Black Radio albüm dizisine üçüncü edisyonunu ekledi. Serinin 10. yıl kutlaması olarak da planlanan koleksiyonda Glasper’a yine oldukça kalabalık bir konuk seçkisi eşlik ediyor. Esperanza Spalding, Gregory Porter, Amir Sulaiman bunlardan yalnızca birkaçı. Bir Tears For Fears klasiği “Everybody Wants to Rule the World”ü, Lalah Hathaway ve Common’dan dinlemek gibi sürprizler de var.