Teftiş: Primavera Sound 2015 – 1. Gün

Barcelona’yı her yaz başında bir müzik mabetine çeviren Primavera Sound, bu yıl fazlasıyla yüksek enerji ve birbirinden etkileyici konserlerle başladı! İlk Parc Del Forum’da izlediğimiz isimler arasında Panda Bear, Battles ve Jungle, günün en akılda kalıcı performanslarını sergiledi.

Yazı: Cem Kayıran

Önceki yıllarda hiç uygulanmayan bir sistemle, festivalde kapalı alanlarda olacak çeşitli konserler için 2 Euro’luk ekstra biletler satacağını duyuran Primavera Sound ekibi, festivalcilerin biraz kafasını karıştırmıştı. Ekstra biletli konserler arasında yer alan Panda Bear ve Battles‘ı kaçırmak istemediğimiz için erken saatlerde festival alanına gelip girdiğimiz kuyruklardan alnımızın akıyla, biletlerimizi edinmiş olarak çıksak da, bu uygulamadan dolayı kafası karışanın yalnızca festivalciler değil; Primavera Sound ekibi de olduğu Panda Bear için Rockdelux salonuna doğru hareketlendiğimizde ortaya çıktı. Yaklaşık 2.000 kişi kapasiteli salonda gerçekleşecek olan konser için ucu gözükmeyen, kendi içinde kıvrılan ve katlanabilen bir kuyruk oluşmuştu. Bu sıradaki insanların ne kadarı söz konusu ekstra biletten haberdardı bilmiyorum fakat tam kendi aramızda insanların sıraya girmek konusunda ne kadar duyarlı olduğundan bahsediyorduk ki bir çullanma ile herkes Rockdelux’a doğru akın etti. Ciddi bir izdiham ile salona girmeye çalışan kalabalıktan ”Panda Bear ne zaman bu kadar patladı” başlıklı konuşmalar duyarak milim milim ilerledik ve biletimizi erkenden almış olsak da Panda Bear’in görkemli sahne performansının başlangıcını kaçırmış olduk. Gracias!

Kapalı bir alanda, oturan ve tam anlamıyla hipnotize olmuş dinleyicilerini, Danny Perez’in beyin sulandıran görselleriyle birlikte bir saati aşan nefis performansıyla festivale büyülü bir şekilde başlatan Panda Bear, ”Boys Latin”, ”Tropic Of Cancer”, ”Crosswords” gibi son albümünün leziz parçalarını eşine az rastlanır bir akışkanlıkla içiçe geçirirken, şarkılara farklı yorumlamalar da yapıyordu. Özellikle parça aralarında ucu açık gürültü sekanslarına yer veren Panda Bear, konserinin bitimiyle tüm salon tarafından ayakta alkışlandı. Biz de ekip olarak, nihayet Panda Bear izleyebilmiş olmanın verdiği mutlulukla festival alanına doğru geri döndük.

photo 3 (2)

ATP sahnesinde çalan ve sonlarına yetişebildiğimiz Yasmine Hamdan, karşısındaki kalabalığı yakalayabilmiş ve epey keyif alıyormuş gibi görünüyordu. Bu esnada Viet Cong, Pitchfork sahnesini devralmış olsa da biz Panda Bear sırasında ağzı yananlar olarak 20:30’da Heineken Hidden Stage’de sahneye çıkacak Battles‘ı da benzer bir karambole kurban etmeyelim diye erkenden sıraya girdik. İyi ki de girmişiz! Bundan önceki her Battles konserinde ağzımızın sulandığını hatırlayarak girdiğimiz konserden, yine sırılsıklam çıktık diyebiliriz rahatlıkla. Zira dinleyici olmanın zor olduğu alanlardan biri Heineken Hidden Stage. Ama sahnedeki ekip Battles olunca dayanabilirliğiniz fazlasıyla artıyor. Ekip ”Ice Cream”, ”Futura”, ”Atlas” gibi önceki albümlerinde yer alan parçaların yanısıra tamamen yeni olan birkaç parçaya da konserinde yer verdi. Yeni parçaların büyük kısmının Mirrored albümü öncesi yine üç kişilik formunda ve daha çiğ tınlayan Battles’ı andırdığını söylemek mümkün. Sahnede devleşen üç kişilik ekibin ardından biraz boşluğun iyi geleceği aşikardı. Zira Hidden Stage’in yakınlarında yer alan Ray Ban sahnesinde konserine başlayan Mikal Cronin‘in çaldığı şeyler bir şey ifade edemedi. Dev bir sahnede hatırı sayılır bir kalabalık karşısında sönük kalan Cronin’i birkaç şarkı sonra bırakıp festival alanın öbür ucuna doğru yollandık.

IMG_1764

Heineken ve Primavera isimli iki ana sahnenin yer aldığı bölümde, Heineken sahnesinde Antony & The Johnsons konseri vardı. Yaylılar ve üflemelilerden oluşan kalabalık bir orkestra eşliğinde ilginç görsellerle festivalcilerin karşısına çıkan Antony Hogarty, büyüleyici sesi ve kırılgan şarkı yapılarıyla dinleyicilerini etkilese de konserin en yüksek anı, Hogarty’nin Hercules & Love Affair ile düeti olan ”Blind”ı çalması oldu. Antony & The Johnsons’la biraz düşen enerjimizi toparlamak için gerisin geriye yürüyüp, festivalin diğer ucunda Tyler, The Creator‘ı Pitchfork sahnesinde dinlemeye koyulduk. Festivalin o ana kadar açık ara en eğlenceli konseriydi Tyler, The Creator’ın performansı. Dinleyicileriyle iletişimi, sürekli patlamaya müsait parçaları ve bitmek tükenmek bitmeyen enerjisiyle sahnenin bir o yanına bir bu yanına çullanan Tyler, The Creator, ağırlıklı olarak yeni albümünden şarkılara yer verdiği konserinde günümüzün en kendine has hip hop sanatçılarından biri olduğunu gözler önüne serdi.

Bilet koşturmacası ve akreditasyon işleri sebebiyle erken başlattığımız festivalin ilk gününde sırada Ray Ban sahnesinde Chet Faker vardı. Aynı anda Primavera sahnesinde çalmaya başlayan The Black Keys ile arada kalsak da hem o an bize daha yakında olması hem de amfitiyatro benzeri konser alanında oturarak izleyebilme seçeneğiyle Chet Faker kazanan oldu. Ama konserin ortalarında bu seçimi kendi aramızda sorgulamaya başlamadık diyemem. Kendisine eşlik eden müzisyenlerin sahnede olduğu anlarda yükselen tansiyon ve akıcılık, Chet Faker sahnede yalnız başına kaldığında yerini artık çiğnenmiş numaralara ve birbirini tekrar eden yapılara bırakıyordu. En azından oturarak enerjimizi yeniden topladığımız Chet Faker’ın sonrasında ATP sahnesinde Sunn O)))‘dan beyin sulandıran bir tokat yedik. Tamamını izleyemediğim konser, dinleyiciler için aynı oranda yıpratıcı ve etkileyiciydi. Bir tür savaş alanına döndüğü Sunn O))) sahnesinden sesler festival alanının büyük kısmında duyulabiliyordu.

İlk günü kapatmak için en iyi seçenek gibi görünen Jungle, ilk günün muhtemelen en coşkulu performansına imza attı. Yine Ray Ban sahnesinde dinleyicilerinin karşısına çıkan ekip, günün diğer konserlerinde önceki yıllara göre boş kalan sahneyi yine insan seline çevirmeyi başardı. Sahnede her geçen şarkıda adeta devleşen, tüm gün yürümüş, koşturmuş, yorulmuş bünyeleri oldukları yerde sallanmaya iten ekip, gönlümüzü çalarak indi sahneden.

Bugün ve yarın da Parc Del Forum’da çılgın bir tempo bizi bekliyor olacak. Festivalde bugün izleyeceğimiz isimler arasında en heyecan verici olanları Disappears, Patti Smith, Run The Jewels, Ride, Tobias Jesso Jr. ve Ratatat gibi görünüyor!