The Love That Remains, A Knight of the Seven Kingdoms ve bu hafta başka ne izlesek?
Yazı: Burcu Teker
Vizyon takviminden ve farklı platformların kataloglarından film, dizi, belgesel ve şov tavsiyelerimizi içeren ne izlesek seçkimizde Hlynur Pálmason imzalı drama The Love That Remains, Game of Thrones spin-off’u A Knight of the Seven Kingdoms, François Ozon’dan The Stranger ve çok daha fazlası yer alıyor.

Ástin sem eftir er / The Love That Remains (Vizyon, 16 Ocak)
Nedir: İzlanda sinemasının önde gelen isimlerinden Hlynur Pálmason ellerinden çıkma The Love That Remains, ismiyle müsemma, ayrılmış üç çocuklu çift Magnús ile Anna’nın “aşklarından geriye kalanı” kurcalıyor; çocukları ve mevsimlerin sessiz değişimi eşliğinde ilişkilerinin artık nasıl “var olmaya devam ettiğini” keşfe çıkıyor. Pálmason, gündelik ayrıntıları sürreal bir ritimle örerek aşkın artıklarını ve zamanın kırılganlığını öyle zekice görsel referanslar ve sembollere dayandırarak sergiliyor ki film sona erdiğinde izleyicide hem huzursuzluk hem de kalıcı bir büyülenme hâli bırakıyor.
Neye benzer: Damakta Carla Simón’un Altın Ayı’lı Alcarràs’ının tadı beliriveriyor.
Kimler var: Filmin epey kişisel olduğunu söylemek mümkün. Zira Pálmason, yönetmenliğin yanı sıra filmin senaristliğini, sinematografisini ve yapımcılığını da üstlenmiş. Başrollerdeki Saga Garðarsdóttir – Sverrir Gudnason ikilisine eşlik edenler Pálmason’un gerçek hayattaki çocukları Ída, Þorgils ve Grímur. Cannes’da Palm Dog ödülünü kazanan Panda da yine yönetmenin kendi köpeğiymiş.

A Knight of the Seven Kingdoms (HBO Max, 19 Ocak)
Nedir: George R.R. Martin’in fantezi dünyasının son meyvesi; anlatısı, yazarın Tales of Dunk and Egg isimli novella serisine dayanan, karakter odaklı bir dönem macerası. Acımasız Westeros topraklarında hâlâ keşfedilecek yeni bir şeyler olduğu iddiasındaki dizinin peşine takılarak zaman çizgisinde yaklaşık 100 yıl geriye, Demir Taht’ın Targaryen hanedanınca yönetildiği döneme gidiyoruz. Kendini kanıtlama gayesindeki Dunk ile yardımcısı “stajyer şövalye” Egg’in yollarını bulma çabasına şahitlik ediyoruz. Öncüllerinden çok daha muzip bir tona sahip altı bölümlük seyirlik, kasvetli Game of Thrones evreninin brutal tavrından ödün vermiş; baş karakteri ile paralellik barındırır biçimde sade, doğrudan ve gösterişten uzak. İkinci sezon onayı ise hâlihazırda cepte.
Neye benzer: Ele aldığı ihanet, intikam gibi temalar bakımından nispeten zıtlıklar içerse de şövalye ise, mızrak ise, onur ise The Last Duel diyoruz. Eşlikli yolculuklarla efsaneye dönüşüm süreci meraklıları, Excalibur hikâyesine alternatif bir bakış sunan Cursed’e göz atabilir.
Kimler var: Başrollerde Peter Claffey ve Dexter Sol Ansell; kadroda göze çarpanlar arasında Daniel Ings, Finn Bennett, Daniel Monks, Bertie Carvel var. Owen Harris ile Sarah Adina Smith yönetmen koltuğunu paylaşmış. Müzikler, Station Eleven ile Emmy adaylığı bulunan ödüllü besteci Dan Romer’dan.
Bunlar da var!

L’étranger / The Stranger (Vizyon, 16 Ocak)
Prömiyerini Venedik’te yapan L’Étranger / The Stranger, Albert Camus’nün 1942 tarihli aynı adlı romanının Fransız yönetmen François Ozon uyarlaması. Sinemacı, görsel manada Camus’nün yalın üslubuna ne denli sadıksa Fransa’nın Cezayir’de uyguladığı sömürgeci politikaların bireyler ve toplum üzerindeki yansımalarını da o denli ayrıkçı bir yorum ile aktarmayı tercih etmiş. Bilhassa Cezayirli anonim kurban ve karakterlere söz hakkı verip kimlik kazandırması kaynak materyalden ayrılan kritik ve cesurca hamlelerden. Literatür dünyasının en meşhur katillerinden, yalnız ve umutsuz Meursault’ya Benjamin Voisin hayat verirken bu siyah – beyaz varoluşçu anlatının nüanslı tasvirinden Manuel Dacosse sorumlu.

28 Years Later: The Bone Temple (Vizyon, 16 Ocak)
Post-apokaliptik korku janrının kült franchise’ına geçtiğimiz yaz eklenen yeni halka 28 Years Later’ın hikâyesini kaldığı yerden devam ettiren Nia DaCosta filmi. Öncülde zombi kıyametinden kurtulanların temkinli yaklaştığı yanık turuncu Kemik Tapınağı muhafızı Dr. Ian Kelson (Ralph Fiennes) ile epey hisli biçimde tanışmıştık. Son beş dakikada belirip halet-i ruhiyesinin potansiyeli ile devam filmi için “foreshadowing” görevi gören Jimmy Crystal (Jack O’Connell) bir diğer sürprizdi. Daha da sürprizlisi, annesinin ölümünün ardından ana karada kalmayı seçen genç baş kahraman Spike’ın (Alfie Williams) yolunun Jimmies ile hazin kesişimi… Her zamankinden daha karanlık ve vahşi bir hâl almış olan 28 Years Later: The Bone Temple temelde bu üç karakteri mercek altına alıyor.

Ponies (Peacock, 15 Ocak)
Susanna Fogel – David Iserson tarafından yaratılan Soğuk Savaş dönemi casus gerilimi dramedi. 70’ler Moskova’sında CIA için çalışan partnerlerinin aniden gizemli şekilde ölmesinin ardından kaderlerini kabullenmek yerine gerçekte ne olduğunu öğrenmek için istihbarat dünyasına adım atan Beatrice Grant ve Twila Hasbeck’i takip ediyor. Ajan eşleri olarak sessiz kalıp dinlemek için eğitilmiş iki kadının, birdenbire bunu yapmak için nedenleri kalmadığında neye dönüşebileceklerini irdeliyor şeklinde de özetlenebilir. Emilia Clarke – Haley Lu Richardson başrollerde. Parasite, Okja, Mickey 17 gibi işlerinden tanıdığımız Jung Jae-il sonik üretimlerin ardındaki isim.

Star Trek: Starfleet Academy (Paramount+, 15 Ocak)
Star Trek kanonunun 60. yıldönümünde Alex Kurtzman – Gaia Violo – Noga Landau üçlüsü tarafından hayata geçirilen genç yetişkinlere yönelik “uzay üniversitesi” draması. Starfleet kıdemlileri tarafından eğitilen 20’li yaşlarındaki bir grup öğrencinin serüvenlerine odaklanıyor. Robert Picardo orijinal rolü için geri dönerken künyede yer alan simalar arasında Holly Hunter, Paul Giamatti, Stephen Colbert, Tig Notaro’yu görüyoruz.

Gözden kaçmasın
*Sôsô no Furîren / Frieren: Beyond Journey’s End – 2. sezon (Crunchyroll, 15 Ocak)
*The Rip (Netflix, 15 Ocak)
*Hijack – 2. sezon (Apple TV+, 14 Ocak)
*Agatha Christie’s Seven Dials (Netflix, 15 Ocak)
Hâlâ izlemediyseniz
*Vermiglio (TOD)
*Depeche Mode: M (Netflix, 9 Ocak)
*Bones and All (HBO Max, 7 Ocak)
*The Best You Can (Apple TV+, 9 Ocak)