“Tüm mutsuzluklar adına ellerimizden kayanlara…” She Past Away’in “Ağıt” videosu ile elveda

She Past Away’in geçen sene yayımladığı Disko Anksiyete albümüne “ağır” bir kapanış yapan “Ağıt”, aradığı ve beklediği özel videosuna kavuşarak yeni bir nefes kazandı. İlk saniyeleri itibariyle izleyeni yoğun duygu dünyasının içine çeken videodaki görüntüler, yönetmen Burak Erkil tarafından 2013 yılında, Gezi öncesi dönemde çekilmişti. Performanslarını trans bir kadının yüzünden esinlenerek üretilmiş silikon maskenin ardında gerçekleştiren isim, uzun süre Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin kadrolu modellerinden biri olmuş ve 2018 yılının son günlerinde kansere yenik düşerek hayata veda etmiş Şeyda Yamanlar Aydemir (aka Heidi Rotterfurman). Şeyda’nın performanslarının tanığı ise 1986’daki sürecin ardından yeniden yıkımın pençesinde olan Tarlabaşı semti.

Yönetmen: Burak ErkilTitle Design: Studio Pul
Şeyda Yamanlar Aydemir’in (a.k.a Heidi Rotterfurman) anısına. Fırat Uzun’a, Murat Tepe’ye ve Tarlabaşı semtinin güzel insanlarına teşekkürler. – İstanbul, 2013

Arkadaşı Heidi’nin vedasının ardından Burak Erkil, bu performansları ona ve kentsel dönüşümün kapkaranlık yüzüne dokunmak istediği yeni bir forma taşımak istedi ve bu üretim, She Past Away’in “Ağıt”ı ile buluşmasıyla son halini aldı. “Ağıt” videosunun neler dediğini ve hissettirdiğini açmak, onu baskı gören, zulmedilen, katledilen tüm “öteki”lere adayan yaratıcılarıyla konuşmak istedik. Burak Erkil ve She Past Away sorularımızı yanıtladı.

Röportaj: Ekin Sanaç

BURAK ERKİL CEVAPLIYOR

Burak merhaba. Öncelikle şu an neredesin? Ne zamandır oradasın? Pandemi sürecini nasıl geçirmektesin?

Merhaba. 2014’ten beridir Berlin’deyim. Pandeminin ilk üç ayını Hollanda’da tecrit altında geçirmiş olsam da Berlin’e kısa bir süre önce geri döndüm. Pandemi sürecinin bir an önce sona ermesini istiyorum açıkçası. Yeter artık!

Klipte izlediğimiz görüntüleri Şeyda Yamanlar Aydemir (aka Heidi Rotterfurman), Fırat Uzun, Murat Tepe ve Tarlabaşı semti sakinleriyle 2013 yılında, Gezi protestolarından birkaç hafta önce çektiniz. Yani “Ağıt” ile buluşmasıyla bu klibe dönüşen çalışmanın yolculuğu adına yedi yılı aşkın bir süreçten bahsediyoruz. 2014’te açtığın kişisel sergideki video serisine ait bu görüntüleri yeniden ele alma fikri bu süreç içinde nasıl, ne zaman ve ne gibi motivasyonlarla şekillendi?

Şeyda, Aralık 2018’de bizlere veda ettiğinden beridir bu performanslar hakkında düşünüyordum. Performansların ortaya çıktığı dönemdeki içeriklerini Şeyda’nın gidişinden ayırmak artık pek de kolay değildi benim için. Hastalık sürecinde ben de dahil, bazılarımız İstanbul’da olamadığımız için onun vedasıyla kurduğumuz ilişkiler birbirinden farklıydı. Bir arkadaşınızla yollarınız böyle görsel bir form aracılığıyla da kesiştiyse eğer, onun anısını ölümsüz kılmak istiyorsunuz. Bunun için bir sürü yol var tabii. Hiçbir şey yapmamak da bunlardan biri bence. Ancak benim motivasyonum evrensel diline en çok güvendiğim müzik oldu. Şeyda yaşamı esnasında model olarak dahil olduğu her projeye kendi özgün imzasını atarak görsel bir mirasın/hafızanın oluşmasına katkıda bulundu bence. Müziği çok sevdi. Buradan yola çıkarak bu video performans serisini tekrar ele alarak/dönüştürerek biraz daha kamusal bir çerçeveden sunmak kısacası benim için önemliydi.

Görüntüler, She Past Away’in “Ağıt” parçasına nasıl kavuştu?

She Past Away, “Ağıt” ve bu film beraberindeki her öğe arasında kadersel ya da rastlantısal bir bağ var bence. “Ağıt”ı Şeyda’nın gidişinden sonra dinlediğimde çok etkilenmiştim. Kendimi Şubat 2020’de She Past Away ile iletişime geçip projeyi ve Şeyda’nın hikâyesini sunarken buldum. İletişimimizin arasına bir pandemi girse de She Past Away’in ilk günden itibaren bana ve proje çevresindeki herkese iyi bir destek verdiğini söyleyebilirim. Title design bölümünü İstanbul’dan Studio Pul’un üstlendiği filmin kurgusunu pandemi esnasında yaklaşık iki ay içerisinde tamamladım. Benim için daima çok özel bir yeri olacağından eminim.

Şeyda ile nasıl tanışmıştınız?

Bu soruyu ben de kendime soruyorum açıkçası. Hatırlayamıyorum. 2006’da Tarlabaşı’ndaki efsane club Machine’de tanışmış olabiliriz. Ya da 2008-2009 arasında yine Beyoğlu’ndaki after partilerden birinde, o civardaki evlerden bir tanesinde… Ya da sokaklarda kırmızı Tuborg içtiğimiz o günlerden birinin gecesinde de tanışmış olabiliriz… Zaten bir yandan ne önemi var? Geçenlerde daha önce hiç görmediğim bir fotoğrafı denk geldi. Tekrar tanışmış olduk. O gittikten sonra Facebook mesajlarımızı okuyup satır aralarında bana neler dediğini anlamaya çalışarak, aslında onu tekrar tanımaya çalıştığımı da anımsıyorum. Geçenlerde kendimi Kemal Sunal’dan Saygılar Bizden‘e göz atarken buldum mesela. Orada epey genç Şeyda’nın ufak bir rolü var. Daha öncesinde haberim bile yoktu. Bir kere daha tanışmış olduk…

Fotoğraf: Gülay Ayyıldız Yiğitcan (Ersoz Ata’nın Disposal serisinden 2011-2012)

ŞEYDA YAMANLAR AYDEMİR (AKA HEIDI ROTTERFURMAN) KİMDİ?
Heidi, 10 Ağustos 1979’da dünyaya geldi. Uzun süre Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin kadrolu modellerinden biriydi. Sıkı bir müzik tutkunu ve LGBTİ+ hakları savunucusu olan Heidi’nin dostları, hastalığıyla mücadele sürecinde All For Heidi adı altında sergi ve dayanışma etkinlikleri düzenlediler. Heidi, 6 Aralık 2018’de teşhisi geç konan akciğer kanserine yenik düşerek hayata veda etti.

Çok etkileyici bir klip olmuş. Görüntüler izleyeni yoğun duygu dünyasına, hızla çekiyor. Bu görüntülerin çekildiği günlerin havasını biraz solumak istesek… En baştaki fikir neydi? Bu fikre neler yön vermişti? Bu fikir eyleme geçerken (uğradıysa) nasıl değişikliklere uğradı? Ortaya çıkan iş ne kadarıyla doğaçlama bir iş oldu?

Teşekkürler. Bu benim akademiden mezuniyet projemdi aynı zamanda. İskenderun’da buna benzer silikon maskeleri alıp/pazarlayan bir ailenin yanında geçirdiğim üç gün içerisinde kaydetmiş olduğum görüntülerden oluşan bir filmle başladı tüm süreç. Maskelerin avantgarde anlamlarının yanı sıra gayet de kâr amacı güdebilen materyaller olabileceğini, yüzü yanmış bireyler için yeni alternatifler sunduğunu ya da kimliğinizi değiştirerek ‘yok olmanız’ gereken anlarda size yardım edebileceğini bu dönemde öğrenmiştim. Bu film benim İskenderun’da geçirdiğim o üç, erkek egemen güne verdiğim epey gay/trans bir yanıt niteliğindeydi. Film Şeyda’nın özeldeki ve Tarlabaşı kamusalındaki performanslarından oluşuyor. Bence doğaçlama ve gerçeği arayış noktasında daha çok Cinéma vérité’ye göz kırpan bir yapısı var.

Şeyda, klipte gördüğümüz performanslarını trans bir kadının yüzünden esinle üretilmiş silikon bir maskenin ardında gerçekleştiriyor. Maske; yüz, yüzün ardındakiler ve beden üzerine düşünmeye aracı olurken, kente de maskeyle bakıyoruz. Güçlü olanın bilgisiz kalma ya da unutma gibi ayrıcalıklarını, hem dayatılan ikili cinsiyet sisteminin hem de Tarlabaşı yıkımlarının ezmeye çalıştıkları üzerinden sorguluyoruz. Bu bağlamda maskenin toplumsal hatırlama ve unutma süreçlerimizle ilişkisini sen nasıl kuruyorsun?

Toplumumuz ve genel olarak dünya bir çürüme döneminden geçiyor, bunu hepimiz biliyoruz. Dışarıdan ve içeriden bakıldığındaki hâl belli. Övünülecek bir durumda olduğumuzu sanmıyorum. Maskelerin unutma ve unutturma aracı olarak kullanıldığı bir döneme denk geldik ne yazık ki.  Bundan yedi yıl önce Rio karnavalına benzeyen İstanbul Pride’daki renkli maskelerin yerlerini, eril polis devletini temsil eden gaz maskeleri aldı. Bu yedi yıl içerisinde yeni maskeler takan ya da maskeleri düşen bir sürü politikacı ve ünlü-ünsüz insanla tanıştık.

Bunlar gerçekleşirken öte yandan daha çok trans kadın faili meçhul cinayetlerde hayatını kaybetti. Azınlıklar çevresinde devam etmekte olan sistematik zulüm ve şiddeti susturma/unutturma politikalarının ayyuka çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Siz unuttunuz belki, ama biz unutmayacağız dedik ve yollarımıza o şekilde devam ettik.

Maskeyi bir metafor olarak kullanan bu performanstan kısa bir süre sonra Gezi ile yeni bir maske dönemine, Gezi sonrasında da yüzü maskeyle (ya da benzeriyle) örtmenin suç teşkil ettiği günlere tanıklık ettik. Şu an pandemi süreciyle ise maskesiz gezmenin yasak olduğu bir başka dönemden geçmekteyiz. Dolayısıyla çalışmayı bu dönemde tamamlaman maske hafızamız açısından da çok anlamlı geliyor. Dönemin etkisi oldu mu?

Gezi bizim için çok ani ve yeni olmasaydı belki bu projeyi ve maskeli karakterleri Gezi Protestoları esnasında da izliyor olurduk. Bunu konuşmuş ancak dönemin karmaşık ruh halinden ötürü hayata geçirememiştik. Gezi’den sonra o kadar çok şey yaşandı ki… Bu videonun yeniden hazırlık süreci ise COVID19 pandemisine ve BLACK LIVES MATTER hareketinin başlangıcına denk geldi. Şu anda cerrahi maskeler olmadan hayatlarımıza devam etme fikri neredeyse imkânsız. Maskeler kişisel imajlarımız ötesindeki toplumsal dönemlerimize de anlamlar katıyorlar. Örneğin 2019 Ağustos ayında marketten dönerken polis tarafından öldürülen 23 yaşındaki siyah Amerikalı Elijah McCain anemi hastası ve yüzünü sıcak tutmak zorunda olduğu için kar maskesi kullanıyordu. Kısacası bu film Elijah’ın failleri olan polis memurlarının halen serbest dolaşabildikleri bir global takvimde sizlere ulaşmaya hazırlanıyordu. Bunları unutmamakta fayda var.

Sanatın politik diyaloglara katılımı/katkısı adına fikirlerin seneler içerisinde (değiştiyse) ne şekillerde değişti? LGBTİ+’lar, Kürtler, siyahlar gibi baskı ve tehdit altındaki kesimlerin bu anlamda omuzuna ağır bir yük bindiğini düşünüyor musun?

Yakın dönemde LGBTİQ+ bayrağı revize olmuş ve daha ‘kapsayarak’ yoluna devam etme kararı almış olsa da dışarısı hala bir ‘jungle’ ve daha kat etmemiz gereken uzun bir yol olduğunu düşünüyorum. Elbette bu ağırlıkların yükünü sizin de saydığınız tüm bu zarar gören azınlıklar kendi hayat yolculukları esnasında taşıyorlar. Benim üretimim de son yıllarda bu yolculuklarla sık sık bir araya geliyor ve onları anlatmanın daha fantastik yollarını araştırıyor açıkçası…

SHE PAST AWAY CEVAPLIYOR

“Ağıt”, Disko Anksiyete yolculuğunun dinleyiciyi hepten kendi içine döndürdüğü bir son varış yeri gibi. Hani herkesin kendine saklamak isteyeceği türden, o “albüm sonu şarkılarından” biri. “Ağıt”, şimdi kendi içimize döndüğümüz bu yerde, bize kentsel ve toplumsal belleğimizi sorgulatan, türlü baskı ve zulme karşı dirayeti de hatırlatan bir ayna uzatıyor. “Ağıt” şarkısının yazımından bu klibi kazanmasına kadar geçen süreç size nasıl bir ayna uzattı? Parçanın dönüşümü ve/veya dönüştürücülüğü hakkında neler söyleyebilirsiniz? She Past Away tarafında kazandığı yeni anlamlar var mı?

Volkan: “Ağıt” çıkış noktası olarak kaybedilenleri merkeze alıyor. Yaşadığım bir trajedi sonrasında ortaya çıkan bu fikir, tamamlandığında çoklu bir yoksunluğu ifade eder hale geldi ve “Ağıt”a dönüştü. Klibin işlediği tema ile birlikte, şarkı bireysel bir trajediden olmaktan öteye daha başka bir boyuta ulaşmış oldu. 

Doruk: Tespit gayet yerinde, parçanın klipten bağımsız olarak kapladığı yeri doğru ifade ediyor. Parça en başından beri favoriydi ve bir noktada klipleneceğini düşünüyorduk. Karşımıza Burak’ın çıkmasıyla geldiğimiz noktada albüm içindeki ağır toplardan biri olmasının karşılığını çok yerinde bir sanat eseriyle almış olması rahatlatıcı. Şimdi baktığımda, “bu parçaya ne klip çeksek olmazdı” dedirtiyor. Bundan sonraki videolar için de bakış açımızı dönüştürdüğü bir gerçek.

Farklı zamanlarda, farklı yerlerde, farklı hallerde üretilmiş bir müzikle bir video işinin birbirini bulması ve bu denli bütünleyici olması, “müzik klibi” diye bildiğimiz form adına (bir müziğe klip çekilmesi/yapılmasından) çok farklı bir alan açıyor bence. Çünkü birbirinden bağımsız var olmuş bu iki üretim gerçek anlamda eşit bir düzlemde bir araya geldiği için insana başka türlü geçmesi mümkün olmayan bir ortak yaşam hissi geçiriyor. “Ağıt”la Burak Erkil’in işinin ortak yaşamı size neler hissettiriyor? Neden iyi geliyor? Biraz açabilir misiniz?

Volkan: Aslında “Ağıt” için bir klip hazırlama fikri albüm çıktığından bu yana aklımızdaydı. Ama nasıl bir şey olacağına dair bir fikrimiz yoktu. Burak ile iletişime geçmemizin ardından bu belirsizlik son bulmuş oldu. Evet, farklı zamanlarda ve farklı hallerde ortaya çıkan işler olsa da, ortak sıkıntılarımız var. Burak’ın yarattığı dünya ve “Ağıt”ın bizim için ifade ettikleri mükemmel bir şekilde örtüşüyor.

Doruk: Evet, resmen iyi geliyor çünkü video kendi ayakları üstünde duruyor, yani müziği çıkartsak bile halen güçlü bir anlatım ve duygu var. Kendimizi bu vesile ile aşabilmek beni mutlu ediyor.

Fotoğraf: Gülay Ayyıldız Yiğitcan (Ersoz Ata’nın Disposal serisinden 2011-2012)