Yaşa Takılanlar: Beirut - Gulag Orkestar

Yazı: J. Hakan Dedeoğlu

Beirut’un 2006 tarihli ilk albümü Gulag Orkestar artık tam 20 yaşında.

İlk dinleyişten bu yana neler değişmiş? Şarkıların arasına neler sızmış? Yaşa takılanlar açtı ve yeniden dinledi.


Beirut
Gulag Orkestar
9 Mayıs 2006

Çok mühim albümdür çünkü…

90’lar geride kalıp 2000’lerin ortalarına geldiğimizde dönemin ruhu, karakteristik özellikleri  belirginleşir. Alternatif müzik dünyasında gitar ağırlıklı soundlar geride kalmıştır; zengin, daha fazla fikrin dâhil edildiği ve türler arası coşkuların yaşandığı bir dönemin kapıları aralanır. Zach Condon’un Beirut adı altında, henüz 20 yaşındayken yayımladığı Gulag Orkestar, bu anlamda zamanın ruhunu en güzel yansıtan albümlerdendir. Balkan esintileri Amerikan şarkı yazarlığıyla birleşir, melankolik ama güçlü vokaller Frankofon bir estetikle titrer ve bu karışım dinleyici de inanılmaz bir karşılık bulur. Beirut’un Türkiye’de de tahminlerin ötesine bir kitleye temas etmesi şaşırtıcı değil aslında. 90’lar alternatif müziği kapalı devre ortamlarda üretilip dünyaya yayılırken, 2000’lerde birçok ses doğrudan globale seslenir. 

İlk dinleyişte hissettirdikleri vs bugün hissettirdikleri

Çoğu kişi gibi benim de Beirut ile ilk tanışmam “Postcards from Italy” ile olmuştu. Albümün çıktığı sene Primavera’da da canlı izlemiştik. Ondan bir yıl sonra, 2007’de Radar İstanbul festivalinde çalmıştı. Condon’un Balkan müziğiyle yalan kokmayan, samimi bir bağ kurabildiğini düşünmüştüm. Sahne performansı içten, seyirciyle hızlı bağ kurabilen ve akılda kalır cinstendi. Zamanla Condon’un müziği genişledi, “Balkan müziği seven Amerikalı indie çocuk” yaftasından sıyrıldı. Ama dönüp dinlediğimde, eskisi kadar heyecanlandırmasa da çok güzel hisler taşıdığını ve bundan da çok bir şey yitirmediğini düşünüyorum. Böyle albümler azdır. Duyduğun anda burnuna tam nereden olduğunu anımsayamadığın kokular gelir, tenini tanıdık bir rüzgâr okşar… 

Bunu biliyor muydunuz?

Zach Condon bu albümü kaydetmeye başladığında henüz 19 yaşındaydı. Hayatında Balkanlara hiç gitmemiş, grubuna adını veren şehir Beyrut’u hiç görmemişti. Popüler kültür lügatımıza Breaking Bad ile giren Albaquerque’de yaşıyordu. Muhtemelen İtalya’ya dahi gitmemişti henüz. Yani neymiş; hayal gücü spor kulübünü kalpten desteklemeye devam…