Yaşa Takılanlar: Grace Jones - Nightclubbing

Yazı: utkan çınar

Soğukkanlı, stilize ve neredeyse sinematik bir dille şekillenen kült Grace Jones albümü Nightclubbing artık tam 45 yaşında.

İlk dinleyişten bu yana neler değişmiş? Şarkıların arasına neler sızmış? Yaşa takılanlar açtı ve yeniden dinledi.


Grace Jones
Nightclubbing
11 Mayıs 1981

Çok mühim albümdür çünkü…

Grace Jones’un disko kültüründen sıyrılıp müzikal kimliğini dönüştürdüğü en kilit işidir. Zaten en çok bilinen albümü olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunda oldukça cool bir Iggy Pop coverı olan, albüm aynı adı taşıyan şarkının da payı çok tabii. Maalesef son beş senede iki üyesini de kaybettiğimiz oldukça önemli bir ekip olan Sly & Robbie’nin katkısı da çok büyük. Jamaika’nın reggae ritimleriyle, post-punk, funk soundlarını birleştirebilen; Jones’un “umursamaz” vokal tavrıyla da birleşince karizması tavan yapan bir çalışma. Tavırda David Bowie ve Ian Curtis etkisini de yadsıyamayız. 80’lerin ideolojik ve sosyolojik olarak getireceği yıkımlara müziğin tezat yenilikçi ve özgürlükçülüğünün en güzel örneklerinden.  

İlk dinleyişte hissettirdikleri vs bugün hissettirdikleri

Dinlediğimde dikkatimi çeken Jones’un vokallerinin geride kalmışlığı oldu. Bu bir tavır olarak o dönem çalışıyor olsa da belki henüz bir yorumcu olarak kendine çok güvenmiyordu. Benim en sevdiğim albümü, turnesinde canlı izleme şansı bulduğum, şimdilik son albümü olarak kalan 2008 tarihli Hurricanedir, orada vokalleri çok daha kendine güvenli gibi gelir bana. 

Nightclubbing’in etkisini ise günümüzde hâlâ, misal M.I.A veya FKA twigs gibi isimlerde hissedebiliyoruz. Kadın pop yıldızlığı meşgalesinin daha harbici, alternatif bir dalını da yarattığını söyleyebiliriz. Son olarak, sonraki sürümlerinde bir Gary Numan – “Me, I Disconnect For You” cover’ı bulunur ki hayatta en çok sevdiğim yorumlardan biri olarak neden asıl albümde yer almadığını sorgulamışımdır her zaman. 

Bunu biliyor muydunuz?

O ikonik albüm kapağından bahsetmeden geçmek olmaz. Müzik tarihinin en etkileyici kapak sanatlarından birine hayat veren isim ise Grace Jones’la paylaştığı yaratıcı ortaklığın yanı sıra bir çocuk da sahibi olan grafik tasarımcı Jean-Paul Goude. 1977’de tanıştıktan sonra Jones’un imajının belirlenmesinde Goude mühim rol oynar. Albümün kapağı da bu ortaklığın zirve noktası. Bir fotoğrafının üzerine yaptığı çizimle ortaya çıkan resim Jones’un tüm androjenisini, tehlikesini, tehditkârlığını o kadar iyi yansıtır ki albümün içindeki müzikten daha tesirli bir sanat eseri olduğu bile iddia edilebilir. Ayrıca o yıl NME tarafından da Yılın En İyi Albümü seçilmiştir.