İlk aksiyon figürü G.I. Joe 55 yıl önce nasıl raflara çıktı?

İlk aksiyon figürü G.I. Joe 55 yıl önce nasıl raflara çıktı?

Barbie ve Ken doğdukları günden beri her kılığa girdi ama G.I. Joe tezkeresi 55 yıldır gelmeyen bir asker. Her ne kadar ordu mitolojisinin çocuklara yönelik ürünleri onunla başlamasa da, ‘aksiyon figürü’ formatının ilk örneklerinden olan G.I. Joe, 2 Şubat 1964’te, yani tam 55 yıl önce bugün kamuflaj üniformasıyla beraber oyuncak dükkanlarının raflarında yer aldı.

Daha sonraları pek çok farklı konseptle üretilerek, çizgi roman, kitap, film ve televizyona sıçrayan dev bir ticari yatırıma dönüşecek G.I Joe’nun orijinal fikri New York’ta yaşayan Stan Weston’a ait. 1963’te  Amerikan ordusunun dört ana bölümündeki askerlerden yola çıkarak, ‘‘Action Soldier, Action Sailor, Action Pilot ve Action Marine’’ isimli orijinal G.I. Joe serisinin prototiplerini üreten Weston, onları Amerika’nın 1925’de kurulan oyuncak devi Hasbro şirketinin yöneticilerinden Donald Levine’e gösterirken şu sözleri kullandı: ‘‘Bunlardan bir servet kazanacaksın.’’ Rocky (action marine/soldier), Skip (action sailor) ve Ace (action pilot) ismini verdiği prototiplerle tanıttığı G.I. Joe konseptinin lisansını Hasbro’ya 100.000 dolara satan Weston’ın 1963’te ürettiği bu prototipler bugün 200.000 dolara alıcı buluyor.

post

G.I. Joe’nun 1964 itibariyle, aksiyon figürü konsepti altında pazarlanması ise toplumsal cinsiyet dinamiklerine dayalı stratejilerden kaynaklı. Ebeveynlerin erkek çocuklarına oyuncak olarak ‘bebek’ almayacağını, erkek çocukların da zaten ‘bebeklerle’ oynamak istemeyeceğini düşünen Hasbro yetkilileri, bu nedenlerle daha sonrasında erkek çocuklar için üretilen tüm bebek oyuncaklar için geçerli tanım haline gelecek aksiyon figürü kavramını ortaya çıkardılar.

Bilmeyenlerin olacağını tahmin ettiğimiz, G.I. Joe ismine dair detayları açıklayarak bitirelim: G.I. Amerika’da askerler için kullanılan ‘‘Government Issue’’ teriminden geliyor, Joe ise İngilizcede erkeklere yönelik genelleme olarak kullanılan isimlerden biri.

Yazı: Yetkin Nural

Benzer yazılar