10 soruda: Arter’de sergilenen heykelsi ses yerleştirmesi “Yağmur Ormanı”

John Cage’in sıkı iş birlikçilerinden, besteci David Tudor tarafından 1968 yılında tasarlanan ve Composers Inside Electronics, Inc. (CIE) tarafından gerçekleştirilenYağmur Ormanı V (varyasyon 3), Arter’in Karbon mekânında deneyimlenebiliyor. 2018 yılında Arter Koleksiyonu’na katılan eser, ilk kez izleyici karşısında.

Serginin küratörü ve Arter Kurucu Direktörü Melih Fereli, yağmur ormanlarının doğal seslerini anımsatan bu yapıtı deneyimlemenin, insanın dinleme biçiminin yanı sıra müzik ve seslere dair algısını da değiştirdiğini ifade ediyor.

Sergi kapsamında, 19 Kasım Perşembe günü saat 19.00’daYağmur Ormanı’nın Evrimine İçeriden Bakış (İlk 50 Yıl)” başlıklı çevrimiçi bir panel düzenlenecek. Panelde uzun soluklu kolektif bir yolculuğa sahip bu yapıtın ilk 50 yılına katkıda bulunmuş ve tanıklık etmiş isimler dünyanın dört bir yanından bir araya gelecek.

Ücretsiz gerçekleşecek bu panelin öncesinde, Yağmur Ormanı’nın hikâyesini ve Arter’deki sergide sizi nelerin beklediğini 10 soruya sığdırdık.

Fotoğraflar: Orhan Cem Çetin

Sizi nasıl bir yerleştirme bekliyor?

Büyük ölçekli heykelsi bir ses yerleştirmesi olan Yağmur Ormanı V, görsel ve işitsel olarak yerleştirildiği mekâna göre şekilleniyor. Arter’degösterildiği Karbon, tamamen esnek 332 kişilik oturma yapısına sahip tam teşekküllü, yüksek tavanlı bir “kara kutu” performans salonu. Eser, dinamik ses ortamını tavana asılı nesnelerle yaratıyor. Yağmur Ormanı V, ilk kez Karbon’da, günışığından uzak bir mekânda sergileniyor. Her nesne teatral bir yaklaşımla farklı yönlerden aydınlatılıyor ve sergi gölgelerinin duvarlara değil sadece zemine vurduğu bir ışık tasarımına sahip.

Sesler nasıl elde ediliyor?

Yerleştirme; şamandıra, plastik fıçı, bakır kova, saksı ve raket gibi 20 gündelik nesneden oluşuyor. Bu nesneler havada asılı ve farklı biçimlerde birleştirilerek mekâna yayılmış hâldeler. Önceden kaydedilmiş ses dosyalarından gelen sinyallerle titreşiyor, yağmur ormanlarının doğal seslerini hatırlatan bir ses ortamı meydana getiriyorlar.

Yağmur Ormanı parçası nasıl ortaya çıktı?

Arter’de üçüncü varyasyonu sergilenen Yağmur Ormanı serisinin doğuşu, koreograf Merce Cunningham’ın 1968 yılında benzer isimli dans gösterisi için David Tudor’dan bir müzik parçası sipariş etmesine dayanıyor. Washington eyaletinin Olympic Yarımadası’ndaki yağmur ormanına göndermeler içeren bu gösteri için Tudor, gündelik nesneleri birer ses filtresi olarak kullanmak üzere dönüştürerek bu parçayı yaratmış. Yağmur Ormanı V (varyasyon 3) ise David Tudor’un yarattığı eserin, Composers Inside Electronics, Inc. üyeleri besteciler John Driscoll ve Phil Edelstein tarafından kendini icra eden bir ses yerleştirmesi olarak geliştirilmiş hâli.

David Tudor kimdir?

John Cage’in sıkı iş birlikçilerinden, deneysel elektronik müzik ve ses yerleştirme sanatçısı David Tudor, meşhur 4′33″ eseri de dahil olmak üzere Cage’in piyano için yaptığı çok sayıda bestenin ilk icracısı oldu. John Cage’in deyişiyle, yazdıklarından Cage’in bile hayal edemediği bir müzik yarattı. Özel üretim modüler elektronik enstrümanlar kullanmasıyla müzik teknolojisindeki sonik gelişmelere öncülük eden sanatçı, sesin canlı elektronik dönüşümüyle deneyler yapan ilk bestecilerden.

Composers Inside Electronics, Inc. nasıl bir oluşum?

David Tudor’ın 1973 tarihli bir atölyesinden doğan CIE, Inc.; etkileşimli ses yerleştirmeleri, besteleri ve iş birliğine dayalı canlı performanslara odaklı çalışan bir grup besteci, icracı ve sanatçıdan oluşuyor. Paul DeMarinis, John Driscoll, Phil Edelstein, Linda Fisher, Ralph Jones, Martin Kalve ve Bill Viola tarafından kurulan gruba daha sonra dönemde Tom Hamilton, Michael Johnsen, Ron Kuivila, Cecilia Lopez, Paula Matthusen, You Nakai, Ed Potokar, Matt Rogalsky ve Margaret Anne Schedel gibi sanatçılar katıldı. CIE, Inc. halen sadece John Driscoll ve Phil Edelstein tarafından yaşatılmaktadır.

Yağmur Ormanı eserinin yıllar içerisinde nasıl bir seyri oldu?

Dans gösterisinin dünya prömiyeri Mart 1968’de Buffalo’da gerçekleşti. Sonra 2011’e kadar birçok kez yeniden sahnelendi ve bugüne dek farklı dans toplulukları tarafından yorumlandı. 1973’e kadar Yağmur Ormanı’nı defalarca kez icra eden David Tudor ise 1973’te bestesini sonraki nesillere devretmek istediğine karar verdi ve bir grup genç müzisyenle bir araya gelerek Composers Inside Electronics oluşumunun tohumlarını attı.

Eser böylelikle yeni icracılarının tasarladığı nesnelerle genişledi; bu nesnelerin serbestçe titreşebilmeleri için tavana asılmalarıyla yeni bir görsel boyut kazandı. Tudor’ın deneysel bestesi böylece Yağmur Ormanı IV adını alarak büyük ölçekli bir heykelsi ses yerleştirmesine dönüştü.

Yağmur Ormanı serisi bugüne kadar 45 farklı ülkede çeşitli mekânlarda, 150’den fazla kere canlı konser formatında icra edildi. Tudor’ın 1996’daki ölümünün ardından CIE, Inc. tarafından icra edilmeye ve genç kuşak sanatçılara açılmaya devam etti. Canlı performansa bağlı olmadan, bilgisayar yazılımı aracılığıyla kendi kendini icra eden bir yerleştirme hâline ise 2009 yılında getirildi. CIE, Inc. tarafından bu versiyon Yağmur Ormanı V olarak adlandırıldı. Yağmur Ormanı V eserinin bugün New York MoMA, Salzburg Museum der Moderne, Lyon MAC ve Arter koleksiyonlarında bulunmak üzere toplam dört varyasyonu var.

Ziyaretçiler Yağmur Ormanı’nı nasıl deneyimleyebiliyor?

Yağmur Ormanı V, Karbon’un farklı noktalarında farklı biçimlerde deneyimlenebiliyor. Kurulan elektro-akustik ortamda izleyicilerin nesnelere yaklaşmasına, aralarında dolaşmasına ve onlara dokunmalarına olanak tanınıyor. Yapıta özel geliştirilmiş olan yazılım, hangi ses dosyasının hangi nesneye gönderileceğini belirlemek için rastlantısal bir yöntem kullanıyor. Bu sayede dinleyicinin farklı zamanlarda farklı sesler duyduğu, sürekli değişen bir ses evreni ortaya çıkıyor.

Görsel anlamda da bir keşif ortamı var; mekânda bakış açısına göre değişen, izleyicinin kendi imgelemiyle şekillenen görüntüler birbirini takip ediyor. Yerleştirme, nesnelerin arasında dolaşarak ya da mekândaki seyir platformundan deneyimlenebiliyor. Duvar kenarlarındaki sandalye veya şiltelere oturup yapıtı meditatif yanıyla deneyimlemek de mümkün.

Yerleştirmedeki nesnelere dokunmak, kulak dayayarak titreşimi doğrudan deneyimlemek (dikkatli olmak koşuluyla) mümkün.

Sergide COVID-19 salgınına karşı ne gibi tedbirler alınıyor?

Arter’de alınan tedbirler kapsamında hem sergi mekânı, hem sergideki tüm nesneler düzenli olarak dezenfekte ediliyor.

Yağmur Ormanı’nı uzaktan deneyimlemek mümkün mü?

Yerinde deneyimlemek gibi olmasa da Arter’in web sitesi üzerindenYağmur Ormanı V (varyasyon 3)’ün stereofonik kayıtlarını dinleyebilirsiniz. Ayrıca eserin canlı yayınına Pazartesi dışında her gün buradan kulak vermek mümkün. Sergiye dair fikir veren tanıtım videosuna ve kurulum sürecini anlatan videoya ise Arter’in YouTube hesabından ulaşabilirsiniz.  

“Yağmur Ormanı’nın evrimine içeriden bakış (ilk 50 yıl)” panelinde sizi neler bekliyor?

Sergiye paralel olarak 19 Kasım Perşembe günü saat 19.00’da düzenlenecek çevrimiçi panel, Yağmur Ormanı’nın seneler içinde evrimine katkıda bulunmuş ve tanıklık etmiş isimleri bir araya getirmesi itibariyle oldukça heyecan verici.

Yapıtı kendi kendini icra eden bir ses yerleştirmesi olarak geliştiren John Driscoll ve Phil Edelstein (Composers Inside Electronics, Inc.), serginin küratörü ve Arter Kurucu Direktörü Melih Fereli, yapımcı Julie Martin, besteci Gordon Mumma ile besteci ve müzikolog Matt Rogalsky, Yağmur Ormanı’nınzaman içindeki gelişiminin farklı dönemlerine dair öznel tecrübelerini paylaşacaklar. Katılım ücretsiz. Panel, Zoom üzerinden İngilizce olarak gerçekleşecek ve Türkçeye simultane tercüme yapılacak. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.


Yükleniyor...