2025: En iyi 10 komedi dizisi
Bir utanç ânı ile kontrolünü kaybedenler, arızası bol bir ailenin nesiller arası duygu kırılmaları, Hollywood’un kırılgan sanat ‑ ticaret dengesi ve dahası… Komedi dizileri seçkimizde yalnızca ekran macerasına 2025’te başlamış yapımlara yer verildiğini belirtelim; sıralama ise alfabetik.
Yazılar: Burcu Teker, Elif YIlmaz, Harun Kubat, Utkan Çınar

#1 Happy Family USA (Prime Video)
Milenyumun başı ve tıpkı diğerleri gibi Hussein ailesi için de oldukça sıradan bir eylül… Ta ki takvim ayın 11’ini gösterene kadar. Ramy Youssef’in South Park yaratıcılarından Pam Brady ile ortaklaştığı yarı otobiyografik animasyon dizi, 2000’lerin başındaki atmosferi; Bush dönemi İslamofobisinin yarattığı baskı altında ulusal güvenlik fikrinden ziyade, yaşıtları gibi odağında ergenlik meseleleri olan, ortaokul çağındaki Mısır kökenli baş kahramanının penceresinden aktarıyor. Samimi ve çarpıcı.

Adults (Hulu / Disney+)
Menüde terapistlerinin ölümünü kendi meselene çevirmek, yakın arkadaşın ülkeden sınır dışı edilmemesi için planlanan evlilik, suçlu biriyle flört etmek ve dahası var. Verimli bir yıl geçiren gençlik komedilerinin kalburüstü örneklerinden olan Adults, sivri bir mizah eşliğinde Z kuşağından beş yakın arkadaşın aynı evdeki yaşamına odaklanıyor.

The Chair Company (HBO Max)
Takıntılı insanlık hâlleri anlatmaya düşkün, karakter motiflerinde istikrarlı komedyen Tim Robinson, meslektaşları ve patronu önünde yaşadığı minik bir utanç ânının ardından kontrolünü kaybeden Ron Trosper suretinde ekrandaydı 2025’te. Yönetmen Andrew DeYoung, komedinin yanı sıra yürütmeye çalıştığı gizemli gerilim atmosferini dengelemeye çalışmakta harika bir iş çıkarıyor.

Film Club (BBC)
The White Lotus’daki performansıyla da yıla iz bırakan Aimee Lou Wood’un hem yazıp hem başrolünde oynadığı Film Club, Manchester’da yaşayan ve altı aydır evden çıkmayan film tutkunu Evie ile en yakın arkadaşı Noa’nın dillendirilmeyen duygularını ve hayatın değişen yönlerini mizahi ve içten bir dille ele alıyor. Agorafobi ve arkadaşlık üzerine sıcacık bir hikâye.

Funboys (BBC)
Büyüme sancılarını saf mizaha çeviren Kuzey İrlanda yapımı Funboys, kimsesiz video oyunu günlerinden ilk aşkın karmaşıklığına uzanan kurgusunda bir maceralar silsilesini ekrana taşıyor. Callum, Jordan ve Lorcan’ın birbirlerine endeksli ama duygusal çalkantılarla dolu hâlleri; sıradan hayatın absürtlüğünü, gürültüsüz anlardaki saçmalıkları sevenler için isabetli bir seçim.

I Love LA (HBO Max)
Los Angeles… Hayallerin, hedeflerin ve sonsuz selfie’lerin şehri. Kendi kuşağının yükselen isimlerinden Rachel Sennott‘ın hem yaratıcıları arasında bulunduğu hem de başrolünde yer aldığı I Love LA, tam da bu şehre yakışır enerjiye sahip bir komedi. Los Angeles’ta yaşayan hırslı bir arkadaş grubunun, aşk ve kariyer dengesi kurmaya çalışırken yaşadıklarına ortak ediyor, mükemmel görünenin altındaki çatlaklara parmak tutuyor.
Rachel Sennott, Odessa A’zion, True Whitaker ve Jordan Firstman ile diziye dair sohbetimiz Bant Mag. YouTube kanalında izlenebilir.

Long Story Short (Netflix)
BoJack Horseman’ın yaratıcısı Raphael Bob-Waksberg’in karakter odaklı yeni animasyon sit-com’u. Kuzey California’da yaşayan arızası bol bir ailenin yaşamından 30 yılı, zaman ve mekânlar arasında zıplamalar yapmak suretiyle kronolojik olmayan biçimde keşfe çıkarıyor. Katmanlı karakter kurgusu ve dokunaklı diyalogları ile birbirinden uzak duyguları iç içe geçirmekte çok başarılı.

Overcompensating (Prime Video)
Hayata yeni başlayan bir genç olmanın doğasında hata yapmanın olduğunu görmek, bir iç ferahlığı yarattığı kadar mizaha geniş bir alan açıyor. Benito Skinner da her çeşit bireyin varlık gösterdiği, yeni bir sosyal hayatın temelini oluşturan üniversite ortamından, komedisinde başarıyla besleniyor. Yeni olanın vaatlerinden çok, o vaatlere tutunurken yapılan tuhaf manevralarla ilgilenmesi; hanesine artı puan ekletiyor.

The Paper (Peacock)
Yıllardır “Dönüyorlar!”, “Hayır, şaka yapmışlar!”, “Galiba özel bir bölüm için bir araya geliyorlar!”, “Yok, yine yalan haber yapmışlar!” gibi heyecan ve isyan dalgaları ile gündeme gelen The Office, bir mokümanter spin-off dizisiyle anıları canlandırdı 2025’te. The Paper, kurgusal kâğıt şirketi Dunder Mifflin’in Scranton şubesini yıllarca kayıt altına alan belgesel ekibinin odağında The Truth Teller adlı bir gazete ve ekibi var bu kez. Öncülü gibi kapı duvar yıkmıyor; evreni genişletmekten ziyade, kalan boşluklarla ilgilenen bir içe dönüş gibi hissettiriyor.

The Studio (Apple TV)
İlk sezonuyla 13 Emmy kazanarak bir rekor kıran The Studio, Hollywood’un kırılgan sanat ‑ ticaret dengesini hicvediyor. Seth Rogen’ın canlandırdığı film stüdyosu başkanı Matt Remick ile kaotik toplantılarda, ego çatışmalarında ve absürt yaratıcı karar alma süreçlerinde buluyoruz kendimizi. Uzun tek plan tercihleri ve yıldız konuk oyuncularıyla çok konuşulan, kendi ağırlığı altında ezilen bir sistemin gündelik absürtlüğünü kayda alan dizinin; yılın eleştirmen favorisi komedisi olduğunu söylemek mümkün.