3 soruda Ece Özel ve “Kendi Adıyla” sergisi
Ece Özel, Ambidexter’da ziyarete açık olan sergisi Kendi Adıyla’da kişisel dönüşüm hikâyesine odaklanıyor. Zaman ve mekânın normlarını eriten yoğun atmosferik sahneler, Özel’in kişisel tarihine ait izleri İstanbul’un 2000’lerdeki sosyokültürel dönüşümüyle bir araya getiriyor. Gecenin, bir gösteriden çok varoluşun ağırlığından geçici bir kaçış olarak belirdiği bu resimlerde, hareketle bulanıklaşan bedenler, gölgelerde eriyen siluetler ve yarı hatırlanan bir rüyanın huzursuz dinginliği ön plana çıkıyor. Sergiye ilişkin detaylar burada.
Ece Özel, 20 Aralık’a dek görülebilecek serginin ardındakilere dair sorularımızı yanıtladı.


Zaman ve mekân normlarının bulanıklaştığı bir sergi Self Titled. Rüya-gerçek arası “eşik” imgeler yaratma tercihi nasıl doğdu? Seni bulanıklık estetiğine çeken nedir sence?
Bilinçli bir biçim arayışından ziyade ele aldığım konuların doğal bir sonucu olarak ortaya çıktı diyebilirim. Zihnimizin, hatıraları olduğu gibi muhafaza etmek yerine ihtiyaç duyduğu şekilde yeniden kurguladığını; boşlukları tamamlayarak bizi zaman zaman yanılttığını düşünüyorum. Bu kırılgan ve güvenilmez hafıza hâlini temsil etmenin en dürüst şekli bu bulanık estetik oldu. Çalışma sürecim ilerledikçe, figürlerin netlikten uzaklaşması bu zihinsel akışın tuvaldeki karşılığı olarak kendiliğinden gelişen bir estetik oldu.
DJ kimliğin, moda geçmişin gibi farklı kimliklerinin resimlerine nasıl taşındığını hissediyorsun?
Gece hayatının bu sergide hem atmosfer hem de konu olarak belirgin bir yeri var; ileride bu etkinin ne ölçüde devam edeceğini ise zaman gösterecek. Pratikte DJ’lik ve moda alanındaki üretimlerimi resim pratiğimden ayrı tutuyorum. Ancak bu alanlarda biriken deneyimlerin, doğrudan olmasa bile dolaylı biçimlerde resimlere sızdığını düşünüyorum. Zamanla bu ayrımın ve bakışın da değişmesi mümkün.
On yılı aşkın bir süre ara verip yeniden başlamam, resim yapmayı benim için çok daha kişisel ve içe dönük bir eyleme dönüştürdü. Bu nedenle farklı kimliklerimden gelen etkiler, tematik bir temsil olarak değil; daha çok atmosfer, ritim ve yoğunluk duygusu üzerinden ortaya çıkıyor.
İşlerin üzerinde çalışırken odaklanmana ya da ilham almana destek olan ritüel, rutin ya da metotların var mı?
Farklı alanlarda uzun yıllar çalışmış ve belli disiplinlere alışmış olmamın büyük faydası olduğunu gördüm. Sergi için çalıştığım yaklaşık altı aylık süreçte, sabah kalktığımda hiçbir zırvalığıma kulak asmadan direkt atölyeye girdim ve işe koyuldum. Ne yapacağımı bilmesem bile böyle yaptım. Şu an adını hatırlamadığım bir sanatçının şuna benzer bir lafı vardı: “Atölyede olmadığın her dakika, işe dönüşebilecek bir olasılığı gerçekleştirmemiş oluyorsun.” Bu hep aklımdaydı.

Tuval üzerine yağlıboya, 100 x 90 cm

Tuval üzerine yağlıboya, 80 x 70 cm

Tuval üzerine yağlıboya, 100 x 90 cm

Tuval üzerine yağlıboya, 150 x 150 cm