3 soruda FiLBooks ve Reşitpaşa’da açılacak yeni mekânı
FiLBooks, Karaköy’de geçen on yılın ardından yeni mekânıyla Reşitpaşa’da açılıyor. Kitapçı, kafe, yayınevi, atölye, çalışma alanı, konsept store ve fotoğraf stüdyosunu bir araya getiren bu yeni adres; daha geniş bir alanda daha fazla etkinliğe, sergiye ve yaratıcı buluşmaya ev sahipliği yapacak.
Açılış programı, FiLBooks’un ruhuna yakışır şekilde heyecan uyanrıdan isimleri ağırlıyor. 4 Ekim’de Hollandalı sanatçı, tasarımcı ve küratör Erik Kessels, mizahi ve cesur işleriyle Midnight Spicy Picture Show ile yeni mekânın ilk etkinliğine imza atacak. Kessels ayrıca 4-5 Ekim tarihlerinde, katılımcıları kendi pratiklerinde daha özgün bir dil kurmaya davet eden Personality Before Portfolio isimli bir atölye düzenleyecek.
12 Ekim’de Avusturyalı sanatçı Lukas Birk, Instant Box Camera atölyesinde katılımcılara analog bir kutu kamera ile siyah – beyaz fotoğraflar çekip ânında banyo etme deneyimi sunacak.
FiLBooks kurucusu Cemre Yeşil Gönenli, Reşitpaşa’daki yeni adreslerinde ziyaretçileri nelerin beklediği ve onların nasıl bir yaklaşım ve hayaller ile bu mekânı kurguladığına dair sorularımızı yanıtladı.
“FiLBooks, farklı biçimlerde vücut bulan yaratıcı hikâyeleri tek bir çatı altında toplayarak, insanları hem bireysel üretime hem de kolektif diyaloğa davet ediyor.“

FiLBooks’u Reşitpaşa’daki yeni mekâna taşırken mekânın ruhunu nasıl kurguladınız? Karaköy’deki on yılın biriktirdiği deneyimi nasıl taşıdınız?
Yeni mekânımızın ruhunu sadece bir kitapçı ve kafe olarak değil; yaratıcı bir üretim, çalışma ve paylaşım alanı olarak kurguladık. Hem düzenlediğimiz etkinlikler ve atölyeler çerçevesinde hem de gündelik işleyimizde fotoğraf, görsel sanatlar ve yayıncılık alanında insanların kendilerine birçok şey katabileceği deneyimler sunmayı hedeflediğimizi söyleyebilirim.
Öte yandan bu işlere merak sarıp nereden başlayacağını bilemeyenler için de bir başlangıç noktası olmak, “öğrenci”lere de alan açmak ve yaratıcı insanların birbirlerini besleyebileceği lokal bir ağ yaratmak önemsediğimiz meseleler arasında. Başka alanlarda çalışan “freelancer”lar için de keyifli bir çalışma ortamı sağlıyoruz. Karaköy’de geçirdiğimiz on renkli yılın ardından, Karaköy’ün kendi içindeki dönüşümü bizi de dönüşmeye yöneltti. Karaköy bize her anlamda çok şey öğretti. Birikimlerimiz sonucunda neleri daha çok önemsediğimizi, neye nasıl bir vakit ve emek harcamak istediğimizi daha iyi kavrayarak hem bizim hem de ziyaretçilerimizin daha üretken olabileceğini düşündüğümüz bir mekân yarattık diyebilirim.
Kitapçı, kafe, yayınevi, atölye ve fotoğraf stüdyosu… FiLBooks tüm bu alanları aynı çatı altında toplarken nasıl bir ortak payda hayal ediyor?
FiLBooks’un hayal ettiği ortak payda aslında bir buluşma zemini. Kitapçı, kafe, yayınevi, atölye ve fotoğraf stüdyosu tek tek farklı disiplinleri temsil ediyor gibi görünse de hepsi aynı şeyin etrafında dönüyor: hikâyeler ve paylaşım. Dolayısıyla bu ortak payda görsel hikâye anlatımı üzerine kurulu diyebilirim.
FiLBooks’ta bir kahve içmek de bir fotoğraf serisine bakmak da bir sanatçı kitabının sayfalarını çevirmek ya da bir atölyeye katılmak da lintili duyguları besliyor: Merak, üretim ve birbirinden öğrenme arzusu. Yani ortak payda; kitapların, fotoğrafların ve fikirlerin özgürce buluştuğu karşılaşmaları mümkün kılan huzurlu ve canlı bir alan yaratmak.
Kısacası FiLBooks, farklı biçimlerde vücut bulan yaratıcı hikâyeleri tek bir çatı altında toplayarak, insanları hem bireysel üretime hem de kolektif diyaloğa davet ediyor.

Açılışta Erik Kessels’in Midnight Spicy Picture Show performansıyla başlıyorsunuz. Bu seçimin, FiLBooks’un hikâyesiyle nasıl bir bağı var?
Kader ağlarını ördü desek yeridir. Yıllardır, ben daha gencecik bir öğrenciyken bile büyük hayranlık beslediğim, zekâsına ve mizah anlayışına bayıldığım, kitaplarını biriktirdiğim, fotoğrafa, hayata ve insana olan yaklaşımından çok şey öğrendiğim bir sanatçı Erik. Öte yandan çok iyi bir yayıncı ve çok iyi bir görsel antropolog bence. Yıllar içinde Erik’e olan hayranlığım, yayıncılığın ve sanatçılığın bizi birçok platformda bir araya getirmesiyle bir arkadaşlığa dönüştü. Geçtiğimiz yaz başında, İtalya’da Erik’in ve benim sergimin yer aldığı bir fotoğraf festivalinde yollarımız yeniden kesişti. Ve Midnight Spicy Picture Show’u bu festival kapsamında izlediğimde sanat ve mizahın çok ender bulunabilen çarpışması ile bir kere daha büyülendim. Erik’in buluntu fotoğraflar aracılığıyla özgün hikâye anlatımı ve bunu yaparkenki özgür, eleştirel ve mizahi yaklaşımını FiL’in ruhuna çok yakın bulduğumu söyleyebilirim.
FiL’in dönüşümü üzerine kafa yorduğum o günlerde sahnede Erik’i izledikten sonra aklıma gelen bu fikri onunla hemen paylaştım. Tabi ki tüm mütevaziliğiyle kabul etti. Hollanda konsolosluğunun da verdiği destekle bu programı gerçekleştirebildiğimiz için çok heyecanlıyız.


