8 Mart kadın mitingi ve feminist gece yürüyüşü hazırlıkları sürerken…

8 Mart kadın mitingi ve feminist gece yürüyüşü hazırlıkları sürerken, Sosyalist Feminist Kolektif ve İstanbul Feminist Kolektif’ten Banu Demiroğlu’yla konuştuk.

Röportaj: Ekin Sanaç

İstanbul için 8 Mart’ın gündüz ve gece programını öğrenebilir miyiz?
8 Mart kadın mitingi bu sene Kadıköy’de. 8 Mart Pazar günü Saat 12:00’de Haydarpaşa Numune Hastanesi girişinde buluşuyoruz. Feminist gece yürüyüşü saat 19:00’da Taksim Fransız Kültür önünde başlıyor. Gece yürüyüşünden sonra saat 21:00’de The Mekan’da eğlence var.

Organizasyon hangi gruplar tarafından yürütülüyor?
Mitingi 8 Mart Kadın Platformu, gece yürüyüşünü çeşitli feminist gruplar ve bağımsız feministler İstanbul Feminist Kolektif’in çağrısıyla birlikte örgütlüyor.

8 Mart feminist gece yürüyüşü için hazırlıkları bir haftadır sürdürüyorsunuz. Neler yapıldı geçtiğimiz günlerde?
Geçtiğimiz günlerde düzenli toplantılarımızı sürdürdük, döviz ve pankart yazımları için alışveriş yaptık, stenciller hazırladık. İstiklal Caddesi Mis Sokak girişinde stand çalışmamız dün başladı. Stantta feminist gece yürüyüşüne çağrı için bildiri dağıtıyor ve rozet satışı yapıyoruz.

8 Mart feminist gece yürüyüşünün yanısıra öncesindeki hazırlıklar ve organizasyonlar da tüm kadınlara açık. Bugünün programı nasıl? Nasıl dahil olunabilir?
Mis Sokak girişinde bugün saat 13:00 itibariyle standımızda olacağız. Standa gelin, birlikte duralım.

20150306_201453

Gece yürüyüşünün anlamını yazabilir misin?
8 Mart Feminist Gece Yürüyüşünün 13. yılı. Bu yılki çağrı metnimiz şöyle:

Geçen 8 Mart’tan bu yana AKP iktidarı, kadın düşmanı politikalarını sürdürdü. Erkek şiddetini meşrulaştırıcı sözlerine ve uygulamalarına devam etti. İktidar sözcüleri, kadınların “fıtratlarında” erkeklerle eşitlik olamayacağını söyledi. Aileyi güçlendirme ve nüfusu arttırma politikaları, kadınlara anneliği, esnek ve güvencesiz çalışmayı dayatmak üzerine kuruldu. Erkek şiddeti ve kadınlara yönelik saldırılar hız kesmedi.

Tüm bunların karşısında biz, kadınlar olarak, erkek şiddetine ve bu şiddeti destekleyen devlete karşı hayatımızın her alanında mücadele etmeye devam ettik. Erkek şiddetini, cinsiyetçiliği teşhir ettik. Sokakları, alanları terk etmedik. İtaat etmedik. Bir ömür boyu erkek şiddetine maruz kalan kadınların yaşamak için kocalarını öldürmeleri, bize hayatlarımıza sahip çıkmak için / yaşamak için direnişten başka yol olmadığını gösterdi.

Peki yürüyüşte neden erkekler olmamalı?
Çünkü feministler olarak erkek egemenliğine karşı, erkeklerden bağımsız kadınlar olarak mücadele yürütüyoruz. İlle katil erkeklerle değil yani, ev işini kızına yaptıran, yolda kadınlara laf atan, sevgilini sevişmeye zorlayan, kendini dayatan vs erkeklerle de mücadele ediyoruz, bunlar arasında bağlantı kuruyoruz, bütünlüklü bir sistem analizi yapıyoruz.