“Açlık Oyunları” serisinin yeni kitabından size özel bir tadımlık okumak ister misiniz?

“Kuşların ve yılanların şarkısını dinlemeye hazır mısın?..” O zaman 19 Mayıs tarihini bir köşeye not et. Açlık Oyunları (Hunger Games) serisinin yeni kitabı (dünyayla aynı anda) DEX tarafından yayımlanacak.


Suzanne Collins’in 54 dile çevrilen ve sinema uyarlamalarıyla fenomenleşen fantastik serisinin dördüncü kitabının ismi Kuşların ve Yılanların Şarkısı. 10 yıldır beklenen kitapta Katniss’in katıldığı 74. Açlık Oyunları’ndan çok daha öncesine, 10. Açlık Oyunları’na gidiyor hikâye. İsyancıların savaşından yeni çıkmış ve mıntıkaları zorlukla dize getirmiş fakir Panem’deyiz; neyin ne olduğunu anlıyoruz…  Suzanne Collins, İnsanlar kötü mü doğarlar kötü mü olurlar, düzen insanları nasıl ve nereye kadar etkiler? İyilik ve kötülüğün sınırları nerelerde gezinir? Bilim ahlakı toplumsal ahlakın neresine düşer? sorularını tartışıyor. Aşağıda Taylan Taftaf’ın çevirisiyle yayımlanacak kitaptan size özel bir tadımlık yer almakta. Bu satırlar başka yerde yok, sadece Bant Mag.’da!

(…)

“Yanımdaki yer boş.” Sözcükler Coriolanus’un ağzından çıkıvermişti.

Bu teklif Sejanus’un dikkatini dağıttı. Birkaç saniye daha kapının önünde bekledikten sonra havası boşalmış gibi omuzları çöktü. Derin bir nefes aldı, koridoru geri yürüdü ve Coriolanus’un yanındaki tabureye çöktü. Bir eliyle çantasının askısını kavrarken, diğer elini yumruk yapıp masanın üzerine koydu.

Coriolanus ağzını hiç açmamış olmayı diledi. Dekan Highbottom’ın sorgulayıcı bir ifadeyle ona baktıktan sonra defterini açıp kalemini eline aldığını gördü.

“Duygularınız ayaklanmış durumda,” dedi Dr. Gaul. “Sizi anlıyorum. Gerçekten. Ama duygularınızı denetim altında tutmayı öğrenmek zorundasınız. Savaşları kalbimizle değil, kafamızla kazanabiliriz.”

“Ben savaşın sona erdiğini sanıyordum,” dedi Livia. Sejanus kadar değildi belki ama o da öfkeli görünüyordu. Coriolanus, güçlü kuvvetli haracını kaybettiği için kızın bu kadar öfkeli olduğunu tahmin etti.

“Öyle mi? Hem de arenada yaşadıklarından sonra?” dedi Dr. Gaul.

“Ben de öyle sanıyordum,” diye araya girdi Lysistrata. “Savaş sona erdiyse teknik olarak ölümler de sona ermeli, öyle değil mi?”

“Ben bu savaşın asla sona ermeyeceğini düşünmeye başladım,” dedi Festus. “Mıntıkalar her zaman bizden nefret edecek. Biz de onlardan.”

“Önemli bir noktaya değinmiş olabilirsin,” dedi Dr. Gaul. “Bir an için, savaşın devam ettiğini düşünelim. Gerginlik düzeyi zaman zaman alçalıp yükselse de, savaşın asla sona ermeyeceğini varsayalım. Bu durumda amacımız ne olmalıdır?”

“Bu savaşın asla kazanılamayacağını mı söylüyorsunuz?” diye sordu Lysistrata.

“Diyelim ki öyle,” dedi Dr. Gaul. “Bu durumda stratejimiz ne olmalıdır?”

(…)