Arşivden: Da Poet ve yaratım süreçleri

Yerli hip hop ve elektronik müzik sahnelerinin özgün prodüktör ve MC’lerinden Da Poet, 30 Ekim’de Babylon’da gerçekleşecek Bant Mag.: Kendine Has 15 Yıl gecesinde bizler için sürprizlerle dolu bir set hazırlıyor. Murat Ertel’den Seda Erciyes’e, Barış Demirel’den Aga B’ye birçok konuğu bu performansında ağırlayacak Da Poet’le geçtiğimiz yıllarda Bant Mag. için yaptığımız röportajlara, şu sıralar dergi ekibini sarıp sarmalayan nostaljik hislerle bir kez daha kafamızı uzattık.


Bant Mag. No:47’deki 90BPM röportajı ve Bant Mag. No:54’teki Da Poet röportajlarından alıntılarla, müzisyenin rap müzikle tanışmasından bir iş birliğinde aradıklarına, yaratım sürecine dair birçok ipucu mevcut.

Rap’le tanışması ve kendi prodüksiyonlarını yapma süreci

“Ailemden kaynaklı olarak hep müziğe meraklı bir çocuktum. Doksanların sonunda yabancı sözlü müzik dinlemeye başladım. Almanya’dan akrabaların getirdiği kasetler ve arkadaşlar vasıtasıyla rap’i keşfetmeye ve dinlemeye 2000’lerin başında başladım. Duyduklarım gibi şeyler yapmak istiyordum. Kasetten benim tasarladığım bir şey çalsın istiyordum ki asıl içgüdü buydu. Bilgisayarla, Play Station’la duyduklarımı taklit edebileceğim ne kadar software varsa kurup sample’ları loop’larla mikslemeye başladım. En başından en sonuna kadar üzücüdür ki pratikte hiçbir ustam olmadı. Her şeyi tek başıma öğrendim ve takdir edersiniz ki bu epey zaman aldı. 2003’ten itibaren beat’ler yapmaya ve rap’ler kaydetmeye başladım. 2007’de Freestyle King şampiyonu oldum. Sanırım ülkedeki ilk freestyle rap şampiyonu benim ki şu an bu ünvanı da çok saçma buluyorum. İtiraf etmek gerekirse 2010-2011’e kadar yaptıklarımın hiçbirini kayda değer bulmuyorum. Benim için her şey 2011 yılında Poetika albümüyle başladı.”

90BPM hakkında

“Birlikte zaman geçirdiğimiz zaman çok eğlenen, müziğe bakışlarımız tamamen aynı olmasa bile çok benzer hatlarda gidip gelen insanlar olarak daha rahat, daha sık ve istediğimiz gibi bir şeyler yapabileceğimiz bir stüdyo kurma fikri temel olarak bizi bir araya getirdi.”

İş birliği prensipleri

“Ben müziği eğlenmek, dostluk ve ruh için yapıyorum. Bu paralelde buluşabildiğim herkesle de bir şekilde anlaşabilirim. Benim önceliğim her zaman içimden geleni, geldiği gibi aktarabilmek ve pozitif enerjidir. Bunun olmadığı ortamlardan üzülerek de olsa uzaklaşırım. Bundan önce çalıştığım insanlarla artık çalışmıyor olmamım temel sebebi de budur.”

Elektronik müziğe olan ilgisi

“Tabii ki hip-hop benim oyun alanım, en çok ondan anlarım ve neyi nasıl servis edebileceğimi iyi bilirim. Fakat elektronik müziğe de son beş senedir oldukça eğildim. Bu saydığın isimler dışında da ana akım hip-hop’tan jungle’a, spoken word’den electronicaya, birçok tarza elim uzanabiliyor çünkü çok fazla dinledim ve pratik yaptım. Beni çalışırken rahat hissettiren ve motive eden şey yaratıcı olurken dinleyenin de ruhunda bir yere dokunabilmek.”

İlk 90BPM albümü Kötülük Bizim İşimiz

“Albümü yaparken ticari ya da belirli bir kitleyi memnun etme kaygımız olmadığı için günlük hayatımızda olup bitenler albüme çok yansıdı. Burada bir filtreleme (yok diyemem, olabildiğince az) yapmadıkça üretim daha da keyifli oldu. Mesela ‘Cumartesi’ şarkısının klibi de benim, Savai’nin ve Grup Ses Beats’in DJ Set yaptığı mekânlarda ve sokaklarda üç cumartesi gecesinde spontane çekildi. Albümdeki ‘Aylak Adam’, ‘Beyaz Yaka’, ‘Elimde Yalanlarla’ gibi parçalar kısa sürelerde doğrudan yaşadığımız olaylardan yola çıkılarak yazıldı.”

İkinci 90BPM albümünün hazırlıkları üzerine

“İlkine göre temaları daha net olan ve belirli bir müzikal coğrafyada geçen, konsept bir albüm düşünüyoruz. Kafamızdaki fikirleri uygulama aşaması kalabalık olduğumuz için uzun süren ve yorucu bir süreç. Mesela ilk albümde kapaktaki Toros arabayla şehirde çeşitli yerlere girip çıkan adamlar ve bu araba üzerinden dönen bir bütünlük vardı. Amacımız ilki gibi bir şeyler söyleyebilen, ayakları yere basan bir albüm yapmak ki bu Türkçe sözlü rap’te pek rastlanılan bir durum değil. Biz hem üretirken hem de sunarken belli konulara direnç gösteriyoruz. Mesela konserlerimizi daha çok on sekiz yaş üzeri kitlelere yapıyoruz. Bu da Türkçe rap’te az rastlanılan bir durum.”

Askerliğin müzikal üretimlerine olan etkisi

“Askerlik hayatıma dışarıdan bakabilmek, ülkeyi ve kendimi anlamak adına sert ama oldukça gerçek bir tecrübeydi. Darbe teşebbüsü zamanında asker olmak da benim için apayrı bir gerilim filmi konusu oldu tabii. Bu ülkenin aslında hiç de bizim sandığımız gibi bir yer olmadığını anladım. Bu süreç bende kocaman bir müzikal açlık yarattı. Döndüğümden beri oldukça üretken bir süreç geçiriyorum.”