Arşivden: Jeff Soto röportajı

2005 yılının Eylül ayında çıkan 13. sayımızın “keşif” röportajını Amerikalı illüstratör, ressam ve mural sanatçısı Jeff Soto ile yapmış ve bu röportajı sayının kapağına da taşımıştık. Son olarak 2018’de Lancaster Museum of Art’ta FutureGods isimli bir solo sergi açan Soto ile 14 yıl önceki bu sohbetimiz, bize bazı konularda sadece geriye gittiğimizi de gösteriyor.


Bant No: 13, Eylül 2005.

“İllüstrasyonun, geniş kitlelerce anlaşılması çok daha kolay bir akım olduğunu düşünüyorum. İnsanlar bu tip işleri tamamen kavramsal olan bir sanat eserinden daha rahat anlayabiliyor.”

Röportaj: Hakan Dedeoğlu

Organik uzuvları olan robotlar, tek gözlü kaplumbağalar, kaktüsler ve kuru kafalar, patlayan renkler; hayali bir manzaranın içine akıllıca işlenmiş taşlamalar… Amerika, Californialı illüstratör, ressam, çizer (adını siz koyun) Jeff Soto dergi ve duvarlara çizerken yakalanıp sanat galerilerine götürülen çizerler neslinin önde gelen isimlerinden. Bay Soto’nun zihnini meşgul eden elementlere takılırken -Robotech, Star Wars, tabiat, insan doğası, hayvanlar alemi- uğradığınız renk bombardımanı kısa süreli bir sersemlik yaratsa da, o kendi amacının sadece sanatını herkese ulaştırmak ve bakanlar üzerinde ‘sevgi, anlayış ve akıl karışıklığı’ yaratmak olduğunu söylüyor. Pek tabii Soto’nun eserlerinde bunları yakalamak mümkün ve daha birçok düşünce ve hissi de…

Eserlerinde graffiti, pop art ve sürrealizm etkisinin yoğun olarak görüldüğü Jeff Soto, Avrupa ve Amerika’da açtığı sürüsüne bereket serginin ardından “Potato Stamp Dreams” ismini taşıyan kitabını yayınladı. Bir kız çocuğu bekleyen Jeff Soto’ya yeni taşındığı evinden ulaştık.

“Dünyanın 50.000 yıl önce nasıl bir yer olduğunu sık sık düşünürüm. İnsanlar ortalıktaydı ama habitatlarında diğer hayvanlarla beraber yaşıyorlardı. Her şey doğa ile uyum içindeydi. Modern zamanlarda sahip olduklarımızla o zamanlar arasındaki zıtlık hoşuma gidiyor. İnsanlar doğayı evcilleştirip ondan yararlanmaya çalışıyor. Dağların içinden tüneller geçiriyoruz, yörüngede dolaşan uzay çöplerimiz var, ve düzenli bir hızda bitkilerin ve hayvanların nesillerini tüketiyoruz. İnsanlar kendilerini hayvan olarak görmüyor, bunun ötesinde olduğumuzu düşünüyoruz. Ama gerçekte sadece çok akıllı ve becerikli hayvanlarız.”

Jeff Soto için her şey nasıl başladı?
Küçükken ailemin bendeki sanat yeteneğini fark etmesiyle başladı. Fazla paraları yoktu ama her zaman çizim yapacak malzemem olurdu ve babam matbaacı olduğundan her zaman eve günün baskısından arta kalan kağıtları getirirdi. Beni çizmeye cesaretlendirme konusunda harikaydılar. Oradan sonra yılların çabaları ve fedakârlıkla bugünlere geldim.

Canlı ve parlak renkler çalışmalarında önemli bir yere sahip. Bu insanlara vermek istediğin etkinin mi yoksa içinde taşıdığın pozitif hislerin bir sonucu mu?
Renklere ve birbirleriyle olan ilişkilerine bir hayranlığım var. Farklı renkler insanlara farklı şeyler ifade edebiliyor, ve herkes kendine göre yorumluyor. Renklerimi canlı ve parlak olarak görmüyorum. Genellikle dünyevilik ve doğal olan ile yapay olanın çelişkileri üzerine gidiyorum. Son yıllarda, özellikle Amerika’da birçok sanatçı yer altı sanat dünyasından sanat galerilerine transfer oldu.

Dali bir zamanlar illüstrasyonların ve çizgi romanların geleceğin sanatı olacağını söylemişti. Sence buna doğru mu gidiyoruz?
Bunun geniş kitlelerce anlaşılması çok daha kolay bir akım olduğunu düşünüyorum. İnsanlar bu tip işleri tamamen kavramsal olan bir sanat eserinden daha rahat anlayabiliyor. Bizim yaptığımız işlerin galerilerde bir gelenek olarak gösterilen işlerden daha iyi ya da ya daha kötü olduklarını düşünmüyorum, sadece insanlara daha yakın o kadar. Dali’nin dediği gibi çizgi romanlar ve illüstrasyonlar herkese ulaşabiliyor ve herkes onları kabulleniyor ve seviyor. Her gün sanat bombardımanı yaşıyoruz aslında, logolar, çizgi filmler, reklamlar ve bütün bunların galerilerde sergilenenler üzerinde büyük bir etkisi var.

Eserlerinde doğanın büyük bir etkisini görmek mümkün. Arılar, çiçekler, organik uzuvlar… Ama bunların yanında robotlar ya da melez robotlar da var. İki uzak form senin işlerinde bir araya geliyor. Bu senin günümüz dünyasıyla ilgili duyduğun rahatsızlıktan mı kaynaklanıyor? Bunun hakkında neler diyebilirsin?
Dünyanın 50.000 yıl önce nasıl bir yer olduğunu sık sık düşünürüm. İnsanlar ortalıktaydı ama habitatlarında diğer hayvanlarla beraber yaşıyorlardı. Her şey doğa ile uyum içindeydi. Modern zamanlarda sahip olduklarımızla o zamanlar arasındaki zıtlık hoşuma gidiyor. İnsanlar doğayı evcilleştirip ondan yararlanmaya çalışıyor. Dağların içinden tüneller geçiriyoruz, yörüngede dolaşan uzay çöplerimiz var, ve düzenli bir hızda bitkilerin ve hayvanların nesillerini tüketiyoruz. İnsanlar kendilerini hayvan olarak görmüyor, bunun ötesinde olduğumuzu düşünüyoruz. Ama gerçekte sadece çok akıllı ve becerikli hayvanlarız.

Rüyalar ve gündüz düşleri eserlerinde önemli bir role sahip mi?
Ben daha gençken evet, ama şimdi o kadar değil. Artık gündüz düşleri görecek kadar vaktim olmuyor.

“Ben lisede ve üniversitedeyken internet henüz yeni başlıyordu. Okulumuzun kütüphanesinde sadece bir tane bilgisayarımız vardı. Sanatçılar hakkında bilgi bulmak için küf kokulu kirli eski Rembrandt, Van Gogh, Matisse, Monet kitaplarına bakmamız gerekiyordu. Bazen bir Dali ya da Warhol kitabı bulup alıp, geri götürmemeye çalışırdın. Çağdaş sanata dair hiçbir şey yoktu ve sanat cemaatleri yoktu.”

İşlerinde ne gibi etkilerden bahsedebilirsin?
Etkilendiğim ve ilham aldığım çok şey var. İyi bir sanat eseri görmek her zaman güzel bir etki bırakır. Kavramsal sanatı illüstratif işlere her zaman tercih ederim, çünkü benim ilham aldığım şey sanatçının eserini nasıl yarattığı değil, eserin içerdiği kavram. Dışarıda gördüğüm harikulade manzaralardan ilham alıyorum. Politikacılara ya da insanlara sinirlendiğim zaman da sanat yapacak ilhamı bulabiliyorum. Ve bazen de ilginç bir şekil görürüm ve bir eserimde kullanmak istiyorum.

Birçok çalışmanda rahatlatıcı ve eğlenceli bir atmosfer olsa da bazıları rahatsız edici olabiliyor ve bir sistem eleştirisi taşıyabiliyor. İşlerine nasıl eleştiri ve taşlama katıyorsun?
Bir sanatçı olarak izleyicilere en azından düşünebilecekleri bir şey vermek benim görevim. Olaylara karşı eleştirel olmaya çalışıyorum çünkü ortalıkta mutlu mutlu ve bilgisiz dolaşan insanlardan olmak istemiyorum. Amerika Birleşik Devletleri harika bir ülke, buradan olduğum için de gurur duyuyorum ve kendimi bir vatansever olarak görüyorum, ama mükemmel olmaktan çok uzaktayız. Amerika’da ters giden çok fazla şey var ve bunları düzeltmenin tek yolu sesini yükseltmek ve kendini duyurmak. Hükümetimizi eleştirelim, çünkü çok fazla paramız var, en büyük güç biziz, dünyayı değiştirip daha iyi bir haline getirmek için potansiyelimiz var. Birkaç gün içinde doğacak olan bir kızım var. Dünyanın onun nesli için daha iyi bir olmasını istiyorum.

İllüstrasyon sahnesinden çıkan birçok eserin ürünler üzerinde kullanıldığını görüyoruz. Eserlerinin ürünler üzerinde kullanılmasına sen nasıl bakıyorsun?
Yakın zaman önce bir iPod kapağı yaptım. Eğer proje bana uygunsa eserlerimin kullanılması konusunda rahatım. Proje hakkında kendimi iyi hissetmem gerek, özellikle içinde benim adım geçecekse. Ben de iPod kullandığımdan Mac Skinz ile çalışmaktan zevk aldım. Truth için ve anti-sigara kampanyaları için de ürün işleri yaptım. Şu sıralar da Critterbox ile Walker adındaki bir oyuncak üzerine çalışıyorum. İlk başta oyuncak yapma konusunda biraz tereddüt ettim ama sonra kendimin de bir oyuncak koleksiyoncusu olduğunu fark ettim ve neden benim de kendi sanat oyuncağım olmasın ki dedim. Bu sıralar eserlerimi biblolar ya da bardak altlığı gibi ürünlerde kullanmak istemiyorum, ama doğru şirket gelirse her şey mümkün.

Bazı internet siteleri sanatçılar için çok önemli roller üstlendiler. Facelface.com, artdorks.com, deviantart.com… Bu tip siteler çok büyük bir topluluğa sahipler. Bu tip siteler hakkındaki düşüncelerin neler?
Son zamanlarda etrafta bu konudan çok bahsettim. Ben lisede ve üniversitedeyken internet henüz yeni başlıyordu. Okulumuzun kütüphanesinde sadece bir tane bilgisayarımız vardı. Sanatçılar hakkında bilgi bulmak için küf kokulu kirli eski Rembrandt, Van Gogh, Matisse, Monet kitaplarına bakmamız gerekiyordu. Bazen bir Dali ya da Warhol kitabı bulup alıp, geri götürmemeye çalışırdın. Çağdaş sanata dair hiçbir şey yoktu ve sanat cemaatleri yoktu. Bu saydığın siteler sayesinde artık insanların link’lerini paylaştığı ve işlerini tanıttığı cemaatler var. Dünyanın her yerinden sanatçılarla iletişim içindeyim ve bu harika bir şey. Tek hoşuma gitmeyen yanı, çocukların sanat kitaplarına bakmıyor olmaları. Sanat hakkında bildikleri her şey deviantart.com ile sınırlı. Kendi çağdaşlarının neler yaptıkları hakkında çok fikir sahibiler ama bizi buraya getiren eski ressamlar hakkında hiçbir fikirleri yok. Sadece umut ediyorum ki, sanatla ilgilenen çocuklar küf kokulu eski kitaplara da bakarlar çünkü kaçıracakları çok şey var.

İşlerinle yaymak istediğin üç his söyleyebilir misin?
Aşk, anlayış, akıl karışıklığı.

Eserlerini satarak geçimini sağlayabiliyor musun? Ne tür müşterilerin oluyor?
Evet, bugünlerde sanatçılar tüm enerjilerini tek bir şeye boşaltmazlarsa iyi para kazanabiliyorlar. Birçok illüstratörün yaptığı akıllıca şey, çalışmalarını galerilerde göstermek, baskılarını yapmak, ürün yapmak, ders vermek, film setlerinde ve alanlarına dahil olan işlerde çalışmak. Ben bütün bunları yapıyorum. Ayrıca televizyon şirketleri ve film stüdyoları için de işler yapıyorum. Elimde olanla asla yetinmiyorum bu yüzden de hep kendimi zorlamaya çalışıyorum. Gerçekten çok boktan işlerde çalıştım ve onlara geri dönmek istemiyorum.

Müşterilerim her türden oluyor. Kolej öğrencilerinden şirket CEO’larına değişiyorlar. Her gelir düzeyinden insanların alabileceği işler çıkarmaya çabalıyorum, çünkü herkesin yaptığım işlere erişimi olsun istiyorum.

Çalışırken kendine nasıl bir atmosfer yaratıyorsun?
Genellikle çok fazla yoğunlaşıyorum işlerime. Çalışırken hayatta bir muhabbete giremem.

Takip ettiğin çizgi romanlar var mı?
Eskiden The Maxx okurdum. Her ay aldığım herhangi bir şey yok ama grafikli öykü kitaplarının büyük bir hayranıyım ve onlardan çok alıyorum. Ayrıca Kramer’ın Ergot’u gibi yeraltı piyasasından çizgi romanları da takip ediyorum. Bunlar dışında Joe Sacco, Julie Doucet, Souther Salazr, Levon Jihanian’ı da sayabilirim.

Robotlara karşı bir takıntın var. En sevdiğin robot karakteri hangisi?
Hmm, bu zor bir soru. Robotech’den Veritech’e bayılırım. Aslında Robotech’ten her şey diyebilirim. Ya da Star Wars. Güç robotu çok karizmatikti…

Çalışırken dinlediğin belirli bir müzik var mı?
Bilgisayarımda üç haftalık müzik var ve onları karışık olarak dinliyorum. Bu yüzden herhangi bir şey olabiliyor, rap’den country’ye, klasik müzikten rock’a… Ama bu aralar özellikle Kings Of Leon’dan çok keyif alıyorum.

Çizim dışında yaptığın bir şeyler var mı? Herhangi bir hobi ya da iş…
Kaktüs biriktiriyorum. Warcraft oynuyorum, şu bağımlılık yaratan bela oyunlardan. Ama işlerimi aksatmasına izin vermiyorum, sadece bu aralar eğlenmek için oynadığım bir şey.

Çizim yaparken ne tür materyaller kullanıyorsun? Ne tür boyalar ve nelerin üstüne çalışıyorsun?
Akrilik, kurşun kalem, tahta, kâğıt ve sanatımı daha iyi yapacak her şeyi kullanıyorum. Genellikle tahta ya da kâğıt üzerine çiziyorum, tuval çok sevmem.