Ayvalık Uluslararası Film Festivali programından ilk filmler açıklandı

Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi ortaklığıyla 16-21 Eylül’de düzenlenecek olan Ayvalık Uluslararası Film Festivali, bu yılki programından ilk beş filmi açıkladı. 

Uluslararası festivallerin ardından Türkiye’deki ilk gösterimlerini Ayvalık’ta yapacak filmler, izleyicileri farklı coğrafyalardan özgün hikâyelerle buluşturacak. İranlı sinemacı Jafar Panahi’nin Cannes’dan Altın Palmiye ile dönen filmi Yek tasadef sadeh / It Was Just An Accident, Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin bu yılki en büyük heyecan sebeplerinden biri. Film, sessiz bir kasabada yaşanan sıradan bir kazayı merkezine alarak suç, hafıza, şüphe ve vicdan döngüsünde çarpıcı bir hikâye sunuyor. Geçmişte rejim tarafından işkence gören eski mahkûmların bir yabancıyı tanımalarıyla başlayan hikâye, bir yolculuktan yüzleşmeye, adalet arayışından ahlaki bir karmaşaya dönüşüyor.

Oliver Laxe’ın Cannes Film Festivali ana yarışmadan Jüri Ödülü ile dönen filmi Sirât, Fas’ın Saghro Çölü’nde geçen apokaliptik bir yolculuğu merkeze alıyor. Film kayıp kızını arayan bir babanın oğluyla birlikte rave partilerinin, sınır ötesi toplulukların ve modern göçebelerin dünyasına dâhil oluşlarını anlatıyor. 16 mm filmle yapılan uzun çekimlerle görsel dünyasını kuran Sirât, izleyicisini de ismini aldığı Sırat Köprüsü gibi görünmez bir çizgiden, kendi iç dünyasının köprüsünden geçmeye davet ediyor. Filmin Kangding Ray imzalı müzikleri de Cannes Soundtrack Ödülü’yle taçlandırılmıştı.

In die Sonne schauen / Sound of Falling

Mascha Schilinski’nin dört kadının hayatını kuşaklar ve sessizlikler üzerinden şiirsel bir sinema diliyle resmettiği In die Sonne schauen / Sound of Falling bu yıl Cannes seçkisinde en beğenilen filmlerden biri olarak öne çıkmıştı. Film, geleneksel anlatının ötesine geçerek ses, görüntü ve ışıkla örülmüş bir sinema deneyimi sunuyor, diyaloglar yerini bakışlara ve boşluklara bırakıyor. Cannes Film Festivali’nde Sirât ile Jüri Ödülü’nü paylaşan bu çarpıcı yapım, izleyiciyi yalnızca izlemeye değil; hissetmeye ve hatırlamaya davet ediyor.

Amerikan bağımsız sinemasının imza yönetmenlerinden Kelly Reichardt’ın Cannes’da Altın Palmiye için yarışan filmi The Mastermind, 70’ler ABD’sinde geçiyor ve bir “sanat soygununu” konu alıyor. Reichardt’ın minimal sinemasının etkisiyle alışıldık bir soygun filminden ziyade karakter odaklı bir dönem filmine dönüşen The Mastermind’ın oyuncu kadrosunda Josh O’Connor, Alana Haim, Hope Davis, Bill Camp, Gaby Hoffmann ve John Magaro gibi isimler yer almakta. 

Richard Linklater’ın Berlinale’de Altın Ayı için yarışan filmi Blue Moon, Broadway’in altın çağında geçen tek gecelik bir içsel hesaplaşmayı beyazperdeye taşıyor ve ünlü söz yazarı Lorenz Hart’ın yaşamının en kırılgan ânına odaklanıyor. 31 Mart 1943’te, ortağı Richard Rodgers ile yolları ayrıldıktan sonra Hart’ın bir New York barında geçmişiyle, yalnızlığıyla ve kaçırdığı fırsatlarla yüzleştiği film; Ethan Hawke, Andrew Scott ve Margaret Qualley’nin etkileyici performanslarıyla güç kazanıyor. 

Ayvalık Uluslararası Film Festivali, bu yıl da film gösterimleri sonrası gerçekleşecek söyleşiler, farklı temalarda paneller ile izleyicilere zengin bir içerik sunmaya hazırlanıyor. Festivalin programından diğer detaylar önümüzdeki günlerde duyurulacak.