Bant Mag. No:31’den // Geleceğin kusurlu yetişkinleri: TEENAGE

İlk günahın sorumlusu olarak görülen “kusurlu yetişkinler”in hikâyesini 20. yüzyıldan alan belgesel Teenage’in yaratıcısı Matt Wolf’la konuştuk.

Röportaj: Seçil Kalenderoğlu, Yetkin Nural

Dünyevîleşme ve laikleşmeyle beraber ilk günahın sorumlusu olarak görülen çocuklar ve gençlerin “kusurlu yetişkinler” oldukları keşfedilmişti. Devletin bir numaralı görevlerinden biri hâline gelen “yurttaş yetiştirme” fikri sonucu bu kusurlu yetişkinleri “geleceğin yetişkinleri” hâline getiren bir yolculuk başladı. Arthur Russell belgeseli Wild Combination aracılığıyla tanıştığımız Matt Wolf bu yolculuğa tanıklık etmekten çekinmeyen bir yönetmen. Wolf’un ses getiren belgeseli Teenage, bu tarihsel ve psikolojik durumu 20. yüzyıldan itibaren anlatmaya başlayarak arşivsel fotoğraf ve görüntülerle İkinci Dünya Savaşı’na kadar getiriyor. Radikal formatı ve güçlü izleme keyfiyle İki saate yakın süren Teenage’in yönetmeni Matt Wolf ile konuştuk.

Wild Combination ve Teenage’in ikisi de başkahraman yerine arşiv görüntüleri ve dış ses kullandığın filmler. Bize biraz bu formattan ve bunu yönetmen olarak nasıl kullandığından bahsedebilir misin?
İki filmin de karakterler üzerinden ilerlediğini düşünüyorum. Arthur Russell hayatı boyunca neredeyse hiç filme alınmamış olduğu hâlde, gizemli bir sanatçının resmini çizebilmek için ona en yakın insanlarla (ailesi ve birlikte çalıştığı insanlarla) röportajlar yaptım. Teenage’de ana karakter olmamasına rağmen film isyan eden gençliğin dört örneğini hayata geçiriyor: 1920’lerde kötü tanınmış uyuşturucu bağımlısı bir uçarı olan Brenda Dean Paul, Hitler gençliğinden Melita Maschmann, Alman swingci çocuk Tommie Scheel ve Warren Wall diye Afro-Amerikan bir izci. Birlikte, bu karakterler doğmak üzere olan bir ergenin portresini çiziyor. İki filmde de arşiv görüntülerini ekspresyonist bir şekilde kullandım. Görüntüleri ve dış sesi hikâyeyi açıklamak yerine duyguları ifade etmek ve geçmişi hissettirmek amacıyla kullandım. Benim için bu filmler öznel tarihler.

Teenage aynı zamanda kitaptan uyarlanmış. Bu belgeseli kitabı hiç duymamışken mi çekmeye karar verdin, yoksa kitabı okuduktan sonra mı?
Jon Savage’ın Teenage kitabından ilham aldım. Jon punk rock ile ilgili kitabı England’s Dreaming ile tanınıyor. Teenage’deyse punk bir bakış açısından 20. yüzyılın başlarından gizli hikâyeler ve unutulmuş biyografileri gün yüzüne çıkardığını hissettim. Bu da bana farklı bir tarihî belgesel çekme fikrini verdi. Film her ne kadar uçarılar, swingci çocuklar ve savaş zamanı politikasıyla ilgili olsa da akademik bir şey yerine punk hissi veren bir şey yapmak istedim.

Teenage
’de birçok farklı medya kullanıyorsun: video, fotoğraflar ve gazete küpürleri. Bize biraz belgesel çekmek için farklı medyayı bulma, toparlama ve düzenleme sürecinden bahsedebilir misin?
Profesyonel araştırmacılarla beraber çalışıyorum. Teenage için New York’da bir baş araştırmacım vardı ve Washington D.C., İngiltere ve Almanya’da diğer araştırmacılar bularak onlardan yardım aldı. Hepsine konuların listesini veriyordum ve bana saat süren videolar, yüzlerce fotoğraf ve manşet gönderiyorlardı. Araştırma süreci filmin editi yerine oturana kadar, yaklaşık dört yıl, devam etti.

Bir belgeselin uzunluğuna karar vermene yardımcı olan faktörler neler? Baştan karar vermiş mi oluyorsun yoksa bulduğun materyale bağlı olarak mı şekilleniyor?
Her zaman ergenlerin “teenager” diye olmadan önceki tarihlerini anlatmak istediğimi biliyordum. Hepimizin duyduğu rocker, punk, skater yerine gizli hikâyelere yoğunlaşmak; insanların duymadıkları “bright young people”ı, “boxcar children”ı, “wandervogel”ı, “jitterbug”ları anlatmak istiyordum. Amacım bir rüya gibi ilerleyen ilgi çekici ve hızlı tempolu bir film yapmaktı. İzleyici sonda yeni bir tür insanın, Teenager’ın doğumuna şahit olmalı.

Teenage, 20. yüzyıl başındaki genç nesillere yoğunlaşıyor. Film yüzyılın ortasına hattâ 21. yüzyıla ulaşacak olsaydı o dönemdeki nesli nasıl tasvir ederdin? Ya da şöyle soralım: devam filmi gibi bir planın var mı?
II. Dünya Savaşı’ndan sonra, “teenager” terimi ortaya çıktığında, gençlik kültürü global fenomen hâlini alıyor. Bütün o bilgi ve materyali günümüze kadar özetlemek çok zor, neredeyse imkânsız olurdu. Çok fazla şey var! Biraz daha ileri gidecek olsaydım 1945-1954 arasını işlerdim. O dönem başlı başına bir film olurdu. Devam filmi çekme planım yok, ama kesinlikle hayır da demeyeyim!

Röportajın tamamını okumak için buraya tıklamanız yeterli.