Bant Mag. No:31'den // Hamburger, burritto, sushi üçgeninde Ivan Knight

Brazzaville davulcusu, 50’sini devirmiş sörfçü gönül insanı Ivan Knight ilk albümü Roaches To Caviar ile feth edecek gönül arıyor. 



Röp: J. Hakan Dedeoğlu

Brazzaville yıllardır gider gelir, tuhaf tuhaf yerlerde çalar, kadrosu ufalır, büyür, insanlar konserlerinden şen olur ayrılır… Büyük olasılıkla bu konserlerden birinde bulunmuşsunuzdur. Ve eğer bulunduysanız da grubun davulcusu Ivan Knight’ı canlı izleme, hattâ belki konser çıkışı tatlı muhabbetine katılma şansına erişmiş olabilirsiniz.

50 yaşını devirmiş, sağlam bir sörfçü, Barselona sakini, Yoko Ono’nun komününden dünyaya gelmiş bir gönül insanı olan Ivan Knight uzun yıllar ruhunda taşıdığı tınıları Roaches To Caviar isimli albümde toplamaya karar vermiş. Punk’tan bossa novaya, poptan deneysel tınılara sörf yapan albümü ilk duyduğum andan itibaren bu yaza eşlik edecek sağlam bir arkadaş olduğunu düşündüm. Herhangi bir plak şirketinden çıkmayan, Bandcamp üzerinden dinlenebilen ve satın alınabilen ve internette bir yerlerde gizlenen bu albümü sizlerle paylaşmadan, sahibiyle söyleşmeden edemezdim.

Müzisyenliğin uzun yıllara dayanıyor, kariyerin boyunca birçok grupta bateri çaldın. Bildiğim kadarıyla bu senin ilk solo çalışman olacak. Bu kadar uzun süre beklemenin bir sebebi var mı ve bu şarkıları sonunda bir araya getirmeye nasıl karar verdin?
Aslında bu benim ikinci solo çalışmam, ancak başarısız olma korkusuyla ilk albümü yayınlamadım. Taos Love-In adını taşıyan ilk çalışmam ailemin farklı üyelerinin de yer aldığı garip bir albümdü. Altı yaşındaki yeğenlerim ve 85 yaşındaki dedem de bu albüme katkı sağlamıştı. Albümü 13 sene önce tamamladım ve sonunda bu yıl içerisinde yayınlayacağım.

Yeni albüm Raches to Caviar’a gelirsek, onu geçtiğimiz sene Nikaragua’da üç aylığına sörf tatiline gittiğim sırada kaydettim. Sörf seanslarından arta kalan zamanımda aklımdaki farklı ses fikirlerini bilgisayarım ve mikrofonum yardımıyla kaydettim. Yani bir anlamda kendimi ikinci bir albüm yapmak için biraz olsun zorladım.

Biraz zorlu oldu, benim sitilim epey değişik ve buna ek olarak 50 yaşımdayım. Herkes bilir, 30 yaşından sonra iyi müzik yaratamazsın ve tehlikeli dalgalarda sörf yapamazsınız! Neyse, bu basmakalıpları boş verelim, artık herkesin birşeyler yapabileceği yeni bir dünyada yaşıyoruz.

Albüm farklı müzikal eğilimleri içinde barındırıyor. Senin farklı müzik zevklerini özetleyen bir çalışma gibi hissediliyor. Seni en çok etkileyen gruplar ve türler hangileri?
Evet, tarzım biraz karman çorman. Doğruyu söylemek gerekirse her şeyden etkilenirim. Keşfetmek ve yeni fikirler edinmek benim için önemli. Her zaman yeni düşüncelere ilgi duymuşumdur. Onlardan hiç korkmadım, nitekim merak benim benzinim diyebilirim.

Aslında Billy Holiday ve The Sex Pistols’ı dinlerken aynı güzelliği hissediyorum. Tarif edilemez bir kimya ve dokunaklı bir söylem. Ruhum ilham ve doğruluk dolu anlar arıyor. Bunu bir filmde, bir şarkıda, bir fotoğrafta veya bir YouTube videosunda bile bulabilirim!

Bu şarkılar yıllara yayılarak uzun bir sürede mi yazıldı, yoksa daha konsantre bir zamanda mı yazıldı?
“Moustaches and Chrome” adlı parça dışında şarkıların hepsi geçen sene yazıldı. “Moustaches and Chrome” şarkısını yazmaya ise 13 sene önce Los Angeles’ta başlamıştım. 10 sene önce Barcelona’ya taşındığımda bir sürü DJ olan oda arkadaşım vardı ve bu şarkıyı duyduklarında şarkıya bayıldılar. Yani bu parça uzun zamandır tamamlanmak için bekliyordu ve sonunda şarkıyı hayata geçirebilmek için istediğim eforu sarf ettim.

Albümü üç kelime ile tarif etmen gerekseydi…
Hamburger / burrito / sushi

Röportajın tamamını okumak için buraya tıklayarak Bant Mag. No:31’e ulaşabilirsiniz.