Bant Mag. No:36'dan // Dünyanın dört bir yanından 2014’ün kaçırılmayacak 10 belgeseli

Belgesel sinema alanında epey bereketli bir yılı geride bırakmışken, 2014’ün akılda kalan dokümanterlerini gözden geçirmenin vaktidir…

Advertisement

PARTICLE FEVER
Particle Fever, dünyanın şu âna kadar yapılmış en büyük bilim projelerinden birisi olan, İsviçre’deki CERN hakkında son derece başarılı bir belgesel. Mark Levinson’un yedi yılda çektiği bu filmin kurgusu, Apocalypse Now’un da kurgusunu yapmış olan Oscar ödüllü Walter Murch’e ait. Kendinizi ışık hızına yaklaşırken, Higgs Bozon’unun peşinde, ağlarken bulabilirsiniz.

CITIZENFOUR
ABD’nin güvenlik adı altında nasıl herkesin telefon konuşmalarını, e-maillerini ve web aktivitelerini izlediğini dünyaya ifşa eden Edward Snowden, 2013 yılında Citizenfour belgeselinin yönetmeni Laura Pointas’ı arıyor. Ortaya günümüzün en önemli konularının başında gelen, demokraside güvenlik ve gizlilik dengesi, devletlerin teknolojiyi nasıl kullandığı ve gazetecilik mesleğinin geleceği hakkında kaçırılmaması gereken bir belgesel çıkıyor.

20.000 DAYS ON EARTH
Benim gibi Nick Cave’e, etrafındaki birtakım güzel ve akıllı kızlar dinlediği için maruz kalmış birisi olsanız bile bu belgesel sizi oturduğunuz yere mıhlayacak. Nick Cave hayranıysanız da zaten ilk dakikasından itibaren kendinizden geçirecek. Müzik dünyasındaki son büyük ego, Nick Cave olmayı niye hak ettiğini, kurmacanın ve gerçeğin iç içe geçtiği, şiirsel bir estetikle bize kanıtlıyor.

INTERNET’S OWN BOY
Brian Knappenberger’ın filmi, Creative Commons, RSS, Reddit gibi çok bilinen projelerin gelişiminde kilit roller almış olan, bilgisayar dâhisi, “hacktivist” Aaron Schwartz hakkında. Schwartz, bilgiye erişimin herkes için bedava olması gerektiğini düşünen bir idealist mi, yoksa bir dijital korsan mı? Schwatrz’ın 2013’teki beklenmeyen intiharı, hikâyeyi daha da ilgi çekici ve dramatik hâle getiriyor.

LIFE ITSELF
2014’ün en iyi belgeselleri listelerini hazırlayan tüm film eleştirmeni ve gazeteciler bu filmi listelerine almak isteyeceklerdir. Çünkü Life Itself, Pulitzer ödüllü gazeteci ve ünlü film eleştirmeni Roger Ebert’in kariyeri ve özel hayatı hakkında özenli bir belgesel. Filmde Martin Scorsese, Werner Herzog, Errol Morris’in olması bile izlemek için yeterli bir sebep. Filmcilerin ve sinefillerin izlememesi büyük ayıp olur.

Yazı: Deniz Cuylan Yazının tamamını okumak için buraya tıklayarak Bant Mag. No:36’ya ulaşabilirsiniz.