Bant Mag. sordu, Zet cevapladı

Bir süredir birlikte üretim yaptığı M4NM kolektifiyle yollarını geçtiğimiz yıl ayıran Zet, uzun süredir hazırlıklarını sürdürdüğü iki albüm The Oldskullz ve everest_my Lord‘u birlikte yayınlayarak sahalara döndü. Birbirinden farklı iki müzisyenin elinden çıkmış gibi tınlayan The Oldskullz ve everest_my Lord‘u Zet ile konuştuk!

Röp: Cem Kayıran

Bir süredir pek ortalıkta gözükmedikten sonra birbirinden epey farklı iki albümle birden karşımıza çıktın. Öncelikle albümlerden önceki zamanı biraz anlatır mısın? Zet’in hayatında, müzikal yaklaşımında bu süre zarfında neler değişti? Kendimle inatlaşarak geçirdiğim uzun bir dönem oldu. Her işe ve herkese yetişemeyeceğimi birçok defa tecrübe ettim. Ama bu dönem bana teknik ayrıntılar hakkında çok şey öğretti. Kısa zaman önceki evliliğim hayatıma gayet olumlu bir bakış açısı kazandırınca uzun ve zorunlu mesailerin ardına kalan zamanımda odak noktamın tek bir çerçevede olması gerektiğini anladım, çerçeveye kendimi yerleştirdim ama yine de aynı anda iki farklı projeye el attım. The Oldskullz albümünü dinlerken, ‘’bir partide ne kadar iyi gider bu albüm’’ diye düşünüyordum ki ‘’Billylude’’ parçasının başındaki sample ‘’çok haklısın’’ dercesine çıktı karşıma. Senin aklında böyle bir fikir ya da belirli bir konsept var mıydı The Oldskullz parçalarını hazırlarken? Tabii ki, mutlaka sırtımı dayayacak bir duvar bulmalıyım oturmadan önce. Parçaları doğru sıraya koymanın bile keyif vermesi için baştan bir fikir olması gerek. MPC’yi aldığımda plaktan sample kesmeyi öğrendim, o dönem bir çok abstract çalışma yaptım. Bulduğum funk ve soul sample’larını ise kenara koyup bekledim. Darmadağın yaşarken o güzel seslerin hakkını veremezdim. Bilgisayarımdaki ses bankalarını hiç kullanmadan, plaklardan kestiğim trampet, davul, zil vs seslerle ritimler yazdım. Onlarca kısa groove ve beat oluştu makinada. Hikâye bilgisayara aktarırken başladı. Dijital ortamda hiç dokunmayıp, saf, Madlib projeleri tadında vinyl+MPC albümü yapmayı düşünürken everest_my Lord‘un karamsarlığı bu albüme biraz daha can vermeme sebep oldu, parçaların üzerlerinde uğraştıkça da “beat albüm” den “enstrümantal albüm”e evrildi, sanırım daha iyi oldu. everest_my Lord albümüyse tamamen başka bir yüzünü gösteriyor bize. Kimi zaman endüstriyel tınıları öne çıkaran, kimi zaman erken dönem düşük tempo trip hop örneklerini anımsatan şarkılar var. Ve tınısal olarak da epey karanlık albümün bütünü. Tabii bir yandan hip hop dokuları da korunuyor. Bu kadar farklı şeyler çağrıştırabilen söz konusu albümü hazırlarken seni yaratıcı anlamda neler besledi en çok? Romanını yazarken evine sığmayan, deliliğin eşiğinde ya da o eşiği çoktan geçmiş olan mükemmel bir kadının hayatını takıntı derecesinde iredelemem olabilir. Everest My Lord‘u lisede okuduğumda hiç bir şey anlamayıp, yıllar sonra kitabı tekrar elime aldığımda tam anlamıyla içine düştüm. ”Nasıl olacağını bilmiyorum ama bu kitabın müziğini yapmak istiyorum” dedim ve Sevim Burak’ı okumaya, tanımaya başladım. Tabii çok hızlı değişen müzik zevkim ve sürekli arayışlarımın duyum olarak albüme farklı zamanlarda farklı yansıdığı kesin ama üç yıldan fazla süredir Sevim Burak’ın Ford Mach1 çıkmazını yaşadığımı, onun çalışma stilinden etkilendiğimi, hatta zaman zaman albümü, onunla aynı sebepten ötürü bitiremeyeceğimden korktuğumu söyleyebilirim. Böylesine farklı iki albümü aynı anda yayınlama kararının arkasında ne yatıyor? Tamamen farklı zamanlara aitmiş gibi tınlayan iki çalışmadan bahsediyoruz ve bu çok sık rastladığımız bir durum değil. Bundan sonra ne yapacağın da ister istemez büyük merak konusu haline geliyor. Sırada ne var acaba? İki projeye ait fikirlerin uzun süredir kafamda ve etrafta dağınık beklemeleri her ikisine de beraber başlamamı sağladı. Albümlerin yapım sürecinde yaşadığım duygu devinimleri ise hayatıma çok karıştı, tabii bu bazen gündelik yaşamı da zorlayabiliyor. Sıkıntıya girdiğim zaman bir kaçış olarak diğer projeye yöneldim. Kaotik seslerle ve yeni arayışlarla geçen yoğun bir haftanın sonunda kendimi MPC’de klasik bir hiphop groove’u çıkararak ödüllendiriyordum, paradoks gibiydi. Bir proje diğerinin yaşattığı çöküntünün izlerini kapatıyordu, böylece aynı anda geliştiler. Kardeşleri kayırmak olmazdı, bu yüzden de aynı anda çıkmaları gerekiyordu. Şimdi zihnim tertemiz, yeni projeme başladım bile. Sanırım bu iki albümden de farklı bir deneme olacak. Hayata geçirmek için çok yetenekli bir MC olan Type Wheel da yanımda. Nasıl bir şey geliyor bilmiyorum ama basların çok yüksek seviyede olacağını söyleyebilirim.