Basılı inatlar: Son zamanlarda, Türkiye’de…

Türkiye’de yayın hayatına geçtiğimiz birkaç yıl içinde başlamış farklı alanlar ve konularda kafa açıcı üretimlerde bulunan dergilerden birkaçı, misyonları, gözlemleri ve organizasyonları üzerine ilettiğimiz soruları yanıtlıyor.

Hazırlayanlar: Cem Kayıran, Ekin Sanaç 

İnsanların her alanda interaktif olmayı aradığı bir çağda yaşıyoruz. Bir dergi olarak bu duruma nasıl yaklaşıyorsunuz? Bir derginin günümüzdeki misyonu sizce nedir? 

Türkiye’deki edebiyat ve eleştiri dergiciliğine yeni bir soluk getiren şerhh dergi ekibinden Eren Barış cevaplıyor:

“Her dergi, en çok o dergiyle hemhal olan dergi kadrosunu etkiler, dönüştürür. Bu aslında şerhh dergi için dergiciliğin temel motivasyonu olan eleştiri mefhumunun da başlangıç anını işaretliyor. şerhh, farklı disiplinlerden bir araya gelmiş genç bir ekip olarak (Monica Papi, Emre Koyuncu, Servet Turan, Aras Keser, Eren Barış, Alper Göbel, Kadir Yanaç) yeni bir fikrin, şiirin, eleştirinin arzusuyla hareket ettiği kadar, bu arzuyu doğru ve yerinde formüle etmenin gereğine; yani dergiyi hazırlamadan önce kendini hazırlamanın özeni ve heyecanına dikkat kesiliyor. Biz bu çerçevede basılı bir dergi olarak kâğıdın ve mürekkebin kıymetini önemsiyoruz; öte yandan soruda ima ettiğiniz interaktif çağın gereklerine göre de hareket etmeye çabalıyoruz. Bu derginin görsel kullanımından, dizgisine, kâğıt seçiminden, içeriğine ve sosyal medyada var olma biçimine kadar dünyayla ilişkilenme halimizi belirliyor. Bu minvalde baskı için yeni bir kâğıt araştırmak, okurunu tanımak, internet mecrasında güncel olana da odaklanmak, geçmişten günümüze gelen yayınlara yakalanmak gibi çok farklı ilişkilenme halleri şerhh için dünyanın eleştirisini sunacak bir zemin sağlıyor. Dergi çıkarmanın anlamı da bizim için kendi yazma, ilişkilenme pratiklerimizden temel alarak eleştiri faaliyetini olabildiğince geniş bir çerçevede ele almaktan geçiyor. şerhh dergi, eleştirinin ve edebiyatın zeminini yaratmak istiyor.” serhh_OOn-Kapak gani_met

Birçok derginin peşi sıra kapanabildiği günlerde sizin için dergi çıkarma motivasyonunu sabit kılan unsurlar neler? 

Uzun yılların ardından çizgi roman dergiciliğini hatırlatan Hortlak’ın editörü Memo Tembelçizer cevaplıyor:

Lombak dergisi kapandığından beri, yani neredeyse on seneden beri, piyasada tatmin edici bir çizgi roman dergisi yoktu. Pek çoğu L-Manyak ve Lombak dergilerinden gelen veya o dergileri okuyarak yetişmiş olan Uykusuz’un çizer kadrosunda ise hep böyle bir derginin özlemi vardı. Yani aslında Uykusuz’un başlarından beri böyle bir dergi çıkarmak istiyorduk fakat Uykusuz’un enerjisini bölmekten çekiniyorduk. Son dönemde mizah dergilerinin tirajları bir hayli düştü. Bu düşüşün, karikatürün ve gündem siyasetinin internetten takip edilir hale gelmesi, basılı medyadaki genel gerileme, kültürel ortam üzerindeki siyasi baskı gibi pek çok bizim dışımızda sebebi olabilir. Fakat biz, dergicilik mesleğindeki kişiler olarak, hatayı ve çözümü kendimizde aramak zorundayız. Biz de çekincelerimizi göz ardı ederek, zaten içimizde var olan çizgi roman dergisi çıkarma arzusunu, bu krizin bir çözümü olabileceği düşüncesiyle hayata geçirmeye karar verdik. Yani en büyük motivasyonumuz, çizerler olarak, içimizdeki çizgi roman çizme tutkusu ve uzun zamandır unutulan kurgu, aksiyon ve macera tadını yeniden oluşturma arzusu, dergiciler olarak ise çizgi roman dergisi formatını geri getirerek mesleki heyecanımızın sürdürülebilirliğini sağlama yolunda bir adım atma isteğidir.”

kapak02

panorama-hakan-finalll0

Hayatı kadınlar, çocuklar, ağaçlar ve hayvanlar için daha kolay bir hale getirmek isteyen Pulbiber dergisi yayın yönetmeni Deniz Durukan cevaplıyor:

“Çok uzun zamandır (özellikle Gezi’yle başlayan süreçte) farklı bir okuma, yazma pratiği gelişti. Okur daha damıtılmış bir bilgi isterken güncel olanla da bağ kurmak istiyor. Popüler alanda çıkan, içinde kültür, sanat, edebiyat, hayat, mizah ve politika olan bu çoklu okuma biçimi ciddi bir okur kitlesi yaratırken, zaten az sayıda okuru olan köklü edebiyat dergilerinin büyük oranda kan kaybetmesine neden oldu. Hatta tirajı çok yüksek olan mizah dergileri bile etkilendi bu durumdan. Farklı arayışlara girdiler.

“Bu yeni okuma yazma pratiğinde dikkate aldığımız bazı mevzular var ama daha çok koyduğumuz ilkeler doğrultusunda gitmeyi tercih ediyoruz. Çünkü popüler alandaki yayıncılığın belli kıstasları var. Orada izlenecek yollar belli. İşin ticari boyutunun tavrın ve estetiğin önüne geçmesi gibi. Biz hedefimize en baştan beri ticari kaygıyı koymadık. Ve zarar etmeyi de göze aldık. Var olan algıyı, popülizmi yeniden üretmemek adına. Bu belli bir sorumluluk da yüklüyor. Her şeyden önemlisi hedefinize ulaşma yolunda bizi kamçılıyor. Alternatif  bir yol olabileceğini gösterme arzusu, bunu başarma inadıyla birleşiyor. Umudumuz ve inancımız var. Bu bizi diri tutuyor. Pulbiber’e sadece dergi ekibi, yazarı, çizeri değil, okuru da aynı bağlılıkla gönül vermiş durumda. O kolektif ruh, direnme sebebimiz.”

pb9kapak aysen_gruda

Size göre bir dergiyi saklanır kılan içerik ve tasarım hangi unsurlar, hangi özelliklere sahip olmalı? 

Her sayısında başka bir temayı işleyen bağımsız fotoğraf dergisi Specific’in yayın yönetmeni Artemis Günebakanlı cevaplıyor:

“Bu soruyu cevaplamak için arşivimize baktığımızda çoğunlukla her sayısında farklı bir tema üzerine çalışmış dergiler sakladığımızı fark ettik. Ele aldığı konuyu özgün ve etkileyici bir dille yansıtan ve on yıl sonra da açıp baktığımızda bizi heyecanlandıracağına emin olduğumuz ‘zamanın ötesindeki’ dergileri seviyoruz. Arşivlediğimiz dergiler, her sayısında ilk sayıdaki dinamizmi koruyan dergiler. Bu da zaman içinde, işlenen her temayla dergi isminin aklımızda ayrılmaz bir bütün olmasını sağlıyor. Bir başka deyişle bu dergiler hafızamızdaki arşive kendiliğinden giriyor.”

B-SPECIFIC02

B-SPECIFIC05SAYFA-11

Yayın hayatına geçtiğimiz aylarda başlayan alternatif kültür dergisi KaraKarga Dergi’den Mesud Ata cevaplıyor:

“Çekici kılan unsurlar değişebiliyor; kiminde yalınlık, kiminde coşku ve ahenk cezbedici, kiminde ince detaylar, kiminde tahrik edici kapak tasarımları… Ama kapağa gösterilen özen, iç sayfalarda da devam etmeli. İtici kılan unsurlar da var; statiklik, kötü fotoğraf ve renk kullanımı gibi… KaraKarga Dergi’de bütünlük içerisinde fotoğrafa karşı biraz mesafeli duruyoruz. Dergiyi yaratan ekibin mizah dergilerinden, çizgi roman kültüründen gelmiş olması çizgiye ihtimam göstermemizde etkili tabii. İyi bir illüstrasyon, yazıyla kuvvetli, organik bir bağ kuruyor. İkisinin buluşmasıyla da ortaya bambaşka bir eser çıkıyor.

“Yıllar sonra bile sayfaları karıştırılabilecek; okura ve geleceğin yayınlarına ilham veren dergiler saklanmaya değer. Hacim ve boyut da arşivlik tat verebiliyor; derginin duygusuyla bütünleştiği sürece. Duyguyu veren ise yayının hem zamanın ruhuna hem de onu dönüştürebilecek efekte sahip olması, dergideki işlerin otonom hallerinin koruyup dergiyle bütünlüklü bağ kurabilmesi… Kilit noktalar ahenk ve yenilikte gizli sanırım… Bu özelliklere sahip bir yayın, ilgi alanınızın dışında bile olsa okutur, saklatır kendisini.”
 Karakarga02

Karakarga04

Ekipçe favoriniz olan, sizi bugün dergi çıkarmaya teşvik etmiş, en azından birkaç sayısını ya da tüm külliyatını sakladığınız dergiler hangileri? 

Düşünen, aynı zamanda düşündüren bir spor dergisinin mümkün olabileceğinin ispatı olan Socrates dergisi Genel Yayın Yönetmeni Caner Eler ve Yazı İşleri Müdürü Onur Erdem cevaplıyorlar:

“Türkiye’den yola çıkarsak; çocukluk yıllarımıza denk düşen Gelişim Spor ve Fast Break gibi dergilerin hepimiz için büyük değeri var. Neredeyse her birimizin evinde, bir köşede, bu dergilerin tümü olmasa da belli bir bölümü mevcut. Yurtdışına dönersek; New Yorker, Sports Illustrated, ESPN Mag, 8by8, So Foot, 11 Freunde gibi örnekleri sayabiliriz. Hepsi bugün yapmaya çalıştığımız işe bir şekilde ilham vermiş, bizleri bu yolda motive etmiş, sevdiğimiz, öykündüğümüz, referans noktası bellediğimiz dergiler. Dileriz ki bugünün çocuklarından da yarın bir gün Socrates için aynı cümleleri kuran birileri çıkar. Açıkçası, daha büyük bir mutluluk düşünemiyoruz.”

Mays-Kapak_copy 7_14

Bir derginin içeriği ve tasarımını oluşturmak için yaratıcı ve tutkulu olmak şart. Ama iş orada bitmiyor. Dergiyi basıp, insanlara ulaştırmak işin dağıtabilmek için bunlar yeterli değil. Yaratıcı olmanın yanısıra girişimci olmak da gerekiyor. Ekip olarak bu farklı işler arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz? 

Konsept sayıları ve hoş sunumuyla dikkatimizi çeken Eskişehir merkezli Calling Mag.’ın yayın yönetmeni Can Zeydan cevaplıyor:

“Tüm samimiyetimizle cevap vermek istiyoruz. Calling‘in hazırlanmasının her aşaması büyük bir keyif. Aylık temanın belirlenmesinden, yazarlarımıza ve illüstratörlere gidecek açıklamaların hazırlanmasına, yemek mekânı arayışlarımızdan konuk listelerimize uzanan Calling sofralarına, videolarımızdan tasarıma, matbaada kâğıtların dönmeye başlamasına ve hatta uzun adres listelerinin her ay güncellenmesine kadar sürüş esnasında karşımıza çıkan her zorlu etabın sonu enfes manzaralara açılıyor.

“Diğer taraftan Calling kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan koca bir bebek. Evet çok tatlı, pek de şeker ama hayatta kalmak için ebeveynlerinin sürekli ve yüksek perdeden bir özen ve dikkatine ihtiyaç duyuyor. Yazarlar, çizerler, fotoğrafçılar, arkadaşlarımız ve biz; hep beraber o ilk adımların atılacağı günü bekliyoruz. Bu bekleme süreci bizim için bir satış süreci. Pazarlamacı gibi türlü türlü taktiklerle Calling‘in sayfalarını satmaya çalışıyoruz. Basılı yayıncılığa inanmayan ve rağbet etmeyen bir ülkede bu alanda bir şeyler satabilmek için bazılarımızın zamanında koşarak kaçtığı ajanslar gibi davranmak şart oluyor. Bir içerik, bir reklam ve hatta bir organizasyon ajansı gibi düşünüp hareket etme zulmünü içselleştirmek gerekiyor. Bunu yaparken içeriğe ve yayına bir şey olmasın endişesi ve dikkatiyle yaşıyoruz ve boynumuzun üstünde de ‘Ya bunlar da çok bozdu be!’ kılıcı sallanıyor. Bütün bu koşturmacaya rağmen biz yine her gün aynı heyecanımızla Calling‘i en iyi şekilde yaşatmaya devam ediyoruz.”

calling_002-kapak 009.CALLING-14fff

Dosyanın tamamını okumak için buraya tıklayarak Bant Mag. No:50’ye ulaşabilirsiniz.