Beirut, Lava La Rue ve bu hafta başka ne dinlesek?

Beirut 26 parçalık toplama albümüyle ruhunuzda güneş açtıracak. Londralı rapçi Lava La Rue’nun kuir evreninden pozitif titreşimler yayılmaya devam ediyor. Japanese Breakfast’tan yepyeni bir Yoko Ono yorumu da yayında.

Advertisement

Tazecik albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen Spotify listemiz sizi bekliyor! Öne çıkan kayıtlar ise hemen aşağıda.

ALBÜM: Beirut – Artifacts
(Pompeii Records)

Beirut, ilk demolarından bir köşede yayımlanmayı bekleyen eski ve yeni kayıtlarına kadar elinde ne var ne yok bakıp içlerinden 26 tanesini yeni bir koleksiyon için bir araya getirdi. Zengin enstrümantasyonu ve ikinci yarıdan itibaren yaptığı sürprizlerle rengârenk bir cümbüşe, bir lunapark serüveni için hazırlanmış çalma listesine ya da eski bir müzik kutusunu açınca odaya dolan neşeye kulak vermek gibi bir dinleme tecrübesi sunuyor Artifacts.

TEKLİ: The Smile – The Smoke
(Self Help Tapes)

Radiohead üyeleri Thom Yorke ve Jonny Greenwood’un yanlarına Sons of Kemet davulcusu Tom Skinner’ı alarak kurdukları yeni grupları The Smile‘dan ikinci tekli. Sade bir gitar cümlesini üç buçuk dakika boyunca evire çevire döndüren parça, imza Thom Yorke vokal melodileriyle dans eden nefesli partisyonlarıyla genişliyor. İlk teklinin daha “harharlı” hâli (ya da yüzü biraz punk’a dönük diyelim), bu şarkıda yerini daha ferah bir düzenlemeye bırakmış. “The Smoke”un 16 mm film görüntüleriyle oluşturulmuş, çizgiler ve desenlerle şarkıya eşlik eden bir klibi de var.

lava la rue albüm kapağı
TEKLİ: Lava La Rue – Vest & Boxers
(Marathon Artists)

İyi geçen bir ilk buluşmanın ardından hissedilen güçlü arzular, heyecan ve kafa karışıklığına dair bir şarkı. Londralı rap müzisyeninin renkli kuir dünyasında geçen, finale doğru sürreel bir kâbusa dönüşen bir videoyla birlikte yayımlandı “Vest & Boxers”. Tekerleme gibi nakaratı, minimal gitar eşliği ve Lava’nın güçlü flowuyla pozitif titreşimler yayan, eğlenceli bir kayıt.

TEKLİ: Mabel Matiz – Hanfendi
(Pose Records) 

Mabel Matiz, dinleyeni anında pozitif hislerle sarmalayan yeni teklisi “Hanfendi”yle müzikal ifadelerindeki dönüşümün durmaksızın devam ettiğini bir kez daha hatırlattı. Parlak synth tonlarına coşkulu ve umutlu sözler şakıyor, “Sınırları kaldırınca tüm kuşlar uçar” diyor. Görsel eşlikçileri de parçaya yaraşır şekilde göz alıcı. Şilili sanatçı Maria Jesus Contreras’ın illüstrasyon kapağı gibi, yönetmen koltuğunda Melih Kun’un oturduğu rengârenk bir klibi de var.

TEKLİ: Lewsberg – Six Hills
(Speedy Wunderground)

Rotterdam çıkışlı Lewsberg’in yeni teklisi, motorik ritimler üzerine oturan kalabalık gitar katmanları ve mesafeli, tekdüze vokallerle inşa edilmiş.. Birtakım sloganlar sıralıyorlarmış gibi duyulan şarkıda grup, sizin için önemli olan şeyler hakkında tartışmaktansa karşınızdakini kibarlıkla cezalandırmanızı öneriyor: “Bazen bir bakarsınız ki öldürmenize gerek kalmamıştır; sadece kibar olmak yetiyordur. Bazen de öldürmek bile kibar bir hareket gibi kalabilir.”

kilo kish
TEKLİ: Kilo Kish & Vince Staples – NEW TRICKS: ART, AESTHETICS AND MONEY
(Kisha Soundscapes + Audio)

Art pop sularından Kilo Kish ile Californialı rapçi Vince Staples ortaklığının bu en taze meyvesi, sürükleyici ritmik kurgusu ve duyurduğu robotik seslerle dikkat çekiyor. Güncel trendler ve boğucu beklentilere karşı, “sorgula ve değiştir” mesajı veriyor parça.

ALBÜM: Ahmet Ali Arslan – Yeni Bir Kabuk
(Universal Music Türkiye) 

Ahmet Ali Arslan, Yeni Bir Kabuk adını verdiği ve baştan sona bir arayış anlatısı olarak kurguladığı albümünü yayımladı. Koleksiyonun ikinci klibi “Ninni”yle de aynı gün buluştuk. Bir Ahmet Ali Arslan – Nilipek düeti olan parçanın, Alican İpek ve Lara Lakay tarafından çekilen nefis bir klibi de var. 

TEKLİ: Anadol – Gizli Duygular
(Pingipung) 

Gözen Atila’nın klişelerle oynayarak tarifi zor hislenimler yaşatan müzikal kimliği Anadol, yeni albümü Felicita’yı 18 Mart’ta yayımlayacak. Bandcamp üzerinden dinlemeye açılan “Gizli Duygular”da, Anadol şarkılarında solumaya alıştığımız nostaljik atmosfer, uzun bir synthesizer merasimiyle ilk dakikalarda hissettiriyor kendini. Peşinden canlı bir orkestranın kozmik bir bulutu andıran seansının ortasına savruluyoruz. Synth ve gitar cümleleri belirip kaybolurken, sürükleyici davul ritmine yaslıyoruz sırtımızı. İnişi kolaylaştırmak istercesine, finali muzır ve hafif synth dokunuşlarla yumuşak bir şekilde yapıyoruz.

Yoko Ono Japanese Breakfast
TEKLİ: Japanese Breakfast – Nobody Sees Me Like You Do
(Canvasback) 

Michelle Zauner, Ocean Child: Songs of Yoko Ono adıyla yayımlanacak derleme albüm için “Nobody Sees Me Like You Do”nun orijinalinden çok daha sade bir yorum kaydetmiş. Yoko Ono’nun davul, ziller, klavye ve tellilerle oldukça dramatik bir hava yakaladığı parçada bu sefer her şey yerini Zauner’in temiz vokalleri ve piyano eşliğine bırakıyor. John Lennon’ı kaybettikten sonra yazdığı şarkısında Ono’nun koruduğu kırılganlık, Zauner’in versiyonunda yüzleşmeye hazır ve kendinden emin bir hâle dönüyor sanki. 

TEKLİ: Fort Romeau – Untitled IV
(Ghostly International) 

Tekrarlayan davul vuruşunun üzerine abartısız ve hipnotik sample’ların sıralandığı bir güzellik.  “Dans müziğine yazılmış, saklı bir umut mesajı içeren bir aşk mektubu” olarak tanımladığı yeni albümünü 11 Şubat’ta serbest bırakmaya hazırlanıyor prodüktör ve DJ Michael Greene. Fort Romeau adıyla yayımladığı önceki işlerinde olduğu gibi bu projesi için de en büyük ilhamı görsellermiş; albümü Dalí’nin öğrencisi, multidispliner sanatçı Steven F. Arnold’ın Power of Grace adlı fotoğrafından esinlenerek kavramsallaştırmış. 

TEKLİ: The Weather Station – Endless Time
(Fat Possum) 

Dingin bir vokal ve aynı sakinlikte ona eşlik eden bir piyano düşünün. The Weather Station’ın yeni teklisi tam olarak bunu vadediyor. Solist Tamara Lindeman’ın maharetli bir sadelikle kullandığı sesi sonsuzluk kavramını sorgularken ebedi sandığımız zamanın içindeki günlük alışkanlıklarımızın ve ilişkilerimizin hatta bildiğimiz her şeyin bir bitişi olduğunu tekrarlıyor. İnsanı garip bir hüzne boğan teklinin klibinde, gri bir günde sokaktaki yabancılarla vedalaşan düşünceli bir Lindeman görüyoruz.

pom poko
EP: Pom Poko – This Is Our House
(Bella Union)

Şeker tadında vokaller, haylaz gitar riffleri ve dalgalı ritimler… Norveçli punk dörtlüsü eski şarkıların yeni kayıtları, eski şarkıların eski kayıtları ve yeni şarkıların yeni kayıtlarının bir kombinasyonu olarak tanımladığı son incisinde huzur dolu, güneşli bir ovayla rüzgârlı, gürültülü bir tepe arasında bir oyun parkuru kurmuş sanki, çok eğlenceli!

TEKLİ: Birkan Nasuhoğlu – Gül
(Gülbaba Records)

Yaklaşmakta olan solo albümü öncesi Birkan Nasuhoğlu’ndan, geçen sene yayımladığı “Diken”e cevaben yazılmış yeni tekli. Kaynağını Divan Edebiyatı’ndan alan “Gül”, dikenleri izin vermediği için bir türlü güle yaklaşamayan amansız âşık bülbülün ağzından sesleniyor. Müzisyenin belli ki sabırsız ve düşünceli bir bekleyiş içinde olduğu anlara, sözlerle birlikte eşlik ettiren video da akustik gitar ve melankolik vokallerle birlikte sakince akıyor.

TEKLİ: Alice Glass – LOVE IS VIOLENCE
(Eating Glass Records) 

Crystal Castles’ın sesi olarak tanıştığımız Alice Glass, aşkın türlü tatsız ve karanlık hâllerini seslendirmekte beis görmüyor. Aksine, süregelen anlatıların dışında; ilişkilerin doğasında barındırdığı vahşiliklerle, öfkeyle ve buna benzer birçok karanlık hisle yüzleşmeye çağırıyor. “Güç mücadelelerini gizleyip buna aşk adını vermek, partnere yönelik bir şiddet biçimidir. ‘Love is Violence’ parçasıyla, herkesin bu kırmızı bayrakları görmesine yardımcı olmak ve kendisini bu toksik durumlardan uzaklaştırmasına ilham vermek istiyorum.” diyor.

ALBÜM: Josephine Foster – Godmother
(Fire Records) 

Coloradolu müzisyen Josephine Foster’ın yer yer dream pop, yer yer psikedelik folka çalan, ambient synth tınılarıyla soslanan yeni albümü. Elektronik dokunuşların yönlendirdiği yeni ufuklara yelken açan koleksiyon, müzisyenin önceki işlerine aşina olanları bir miktar şaşırtabilir. Yeni uzunçaları hakkında, “Sonik olarak dünyamızdan biraz uzaklaştığımı, daha geniş bir astral perspektife ulaşmanın hayalini kurduğumu görebilirsiniz.” diyor Foster.”

TEKLİ: Nedim Ruacan – Flaw
(Stüdyo Arı)

Uzun yıllardır yerli pop sahnesinde birçok müzisyene eşlik eden davulcu Nedim Ruacan, genlerine işleyen caza döndüğü lezzetli bir kayıtla çıkageldi. Türkçe karşılığı “kusur” olan parça, mükemmel olmayanın güzelliğine atıfta bulunuyor. İfadeli kapak görseli ise Ruacan’ın büyükannesi Lilo Verdi’nin bir tablosu. “Flaw”da müzisyene yüzleri gülümseten bir kadro eşlik etmekte: Alp Ersönmez, Çağrı Sertel ve Paul Sanchez.

TEKLİ: Charlotte Adigéry & Bolis Pupul – Ceci n’est pas un cliché
(Bounty & Banana)

Gen havuzu Belçika’dan Karayipler’e uzanan Charlotte Adigéry ve birlikte albüm yayımlamaya hazırlandığı Bolis Pupil ile dansa kalkıyoruz. Şarkının, pop müzikte çok sık kullanılan tüm klişe sözlerin bir birikimi olduğunu söylemiş Adigéry. Müzisyenlerin kılıktan kılığa girdiği enteresan klip de görülmeye değer.

imarhan
ALBÜM: Imarhan – Aboogi
(City Slang)

Üçüncü Imarhan albümü vücut ısınızı artıran, başınıza güneş geçiren, kana kana su içmeyi düşleten sımsıcak Tuareg tınılarından seçmeleri içeriyor. Ayaklarınıza değen, gözünüze kaçan kumlar, uçuş uçuş giysileriniz, kavrulmuş teninizle 43 dakika boyunca kendinizi Kuzey Afrika çöllerindeymiş gibi hissetmenizi sağlayan Aboogi, geleneğe tutunan gitar ve vokal melodileri ile içi kıpır kıpır eden ritimleri harmanlayan bir çöl güzellemesi.

TEKLİ: Su Sonia – BEBEKLERİM
(Universal Music Türkiye) 

“Kendi kendimi döküp içtim. Kendi kendimi söküp diktim.” diyor Su Sonia yeni şarkısı “Bebeklerim”de. Kişisel devinimlerinden ilhamla yazılan yeni teklisinde bir kez daha ferahlatıcı bir alternatif R&B / neo-soul soundu yakalamış. Parçanın prodüktörlüğünü ise DJ Suppa ve Fırat Ağacık üstleniyor.

TEKLİ: Hiss – Bela
(Warner Music Turkey) 

Azerbaycan’ın yeni nesil rap sahnesinin dikkat çeken isimlerinden Hiss, ilk defa tamamı Türkçe bir tekliyle karşımızda. Tam adıyla Röya Məmmədova, söz ve müziği Miro’ya ait olan yeni işinde kendinin geçmişteki hâline öğütler veriyor. Trap-pop sularında yüzen şarkının videosu da kendisi gibi fiyakalı. Müzisyen, klibin yapım sürecinde çoğu kadın+lardan oluşan 40 kişilik bir ekiple çalışmış; yönetmen ise Sinanılmaz’ın “Boşver”, Simge Pınar’ınCevap” ve “Kendim Olmalıyım” kliplerinde de parmağı bulunan Ece Naz Kızıltan.

Yazı: Elif Öz, İlayda Güler