Beyoncé, Efterklang ve bu hafta başka ne dinlesek?

Beyoncé yeni albümünden ilk seslerle karşımızda. Efterklang’dan Karl Hyde eşlikli sürpriz EP. The Mars Volta, Latin soslu bir psikedelik rock güzellemesiyle geri döndü.

Advertisement

Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor! Öne çıkan kayıtlar ise hemen aşağıda.

TEKLİ: Beyoncé – Break My Soul
(Columbia Records)

Beyoncé’nin altı yıllık aranın ardından temmuz sonunda yayımlayamaya hazırlandığı, parıldayan bir retro fütürizm diye tarif edilen yeni albümü Renaissance’tan ilk tadımlık. 90’ların house marşlarından biri olan Robin S. imzalı “Show Me Love” ve Big Freedia’nın “Explode”unun samplelandığını duyabilirsiniz. Müzisyenin ayaklandıran, güçlü vokal numaraları yerli yerinde elbet; bu kez kendi temelini inşa etmekten, bir tür kurtuluştan söz ediyor. Albümde başka ne gibi sürprizler olduğuna dair merak kabartan bir şarkı “Break My Soul”.

TEKLİ: The Mars Volta – Blacklight Shine
(Clouds Hill)

Cedric Bixler-Zavala ve Omar Rodriguez-Lopez, 10 yıllık aranın ardından ilk The Mars Volta kaydını paylaştı. Perküsyon groove’u üzerine Latin soslu bir psikedelik rock güzellemesi “Blacklight Shine”. Tansiyon yükselten, takip ederken nefes nefese bırakan alışılmış The Mars Volta kompozisyonlarına kıyasla; deniz kenarında kokteyl yudumlama hissi uyandırıyor. Bizzat Omar Rodriguez-Lopez tarafından çekilmiş 11 dakikalık bir kısa film tadındaki klibi de ha-ri-ka.

ALBÜM: Jessie Buckley & Bernard Butler – For All Our Days That Tear The Heart
(Universal Music)

Eski Suede gitaristi Bernard Butler ve I’m Thinking of Ending Things, The Lost Daughter gibi yapımlardaki performanslarıyla parlayan Jessie Buckley’nin bir süredir teklilerle ısınma turlarını sürdürdüğü ilk ortak albümü. İkilinin çevrelerinde nefes alan tarihten, sosyolojiden ve edebiyattan beslenerek ortaya çıkardığı bir iş. Akustik tınıları ve çok sesli vokalleriyle, günün ilk kahvesine pek güzel eşlik ediyor.

EP: Auntie Flo & Sarathy Korwar – Shruti Dances
(MakeMusic)

Meditatif elektronik kompozisyonlar yapan Auntie Flo ve perküsyon ustası Sarathy Korwar stüdyoya girip doğaçlama çalarsa ne olur? Dinleyiciyi ânında ensesinden kavrayıp tüm kıvrımlarını hareketlendiren bir sihir gibi akıp gidiyor Shruti Dances. Güney Asya’nın müzikal geleneklerine sırtını yaslayıp, kozmik bir maceraya savuruyor. Tek kelimeyle muazzam!

TEKLİ: Santigold – Ain’t Ready
(Little Jerk Records)

Santigold, beklenen dördüncü uzunçaları Spirituals’ı 9 Eylül’de kendi plak şirketinden yayımlanacak. Perküsif katman ve oyunların ön plana çıktığı bir prodüksiyona sahip olan “Ain’t Ready” hakkında, “Benim için bu şarkı mücadele ve direnişle ilgili. Bir savaş gibi geliyor kulağıma, o yüzden sağlam bir prodüksiyonu olmasını istedim” diyor müzisyen. Klipte ise bir güvenlik kamerasından, kendi kendini sorguya çeken Santigold ve iç dökümünü takip ediyoruz.

ALBÜM: Foals – Life Is Yours
(Warner Music UK) 

Foals yedinci stüdyo albümünde yüksek enerjili indie rock marşlarını, pandemiyi kademe kademe geride bırakmanın verdiği coşkuyla işliyor. Funky synth partisyonu ve elektronik davullarla tamamlanan şarkılar, grubun bu yaz da festival favorisi olacağına işaret eder cinsten. Sözü solist Yannis Philippakis’e bırakalım: “Kafamızda partiler, kulüp geceleri ve gece 2’de eve dönmeye çalışırken otobüste sarhoş olmak vardı. Dışarı çıkmadan önceki heyecan, arkadaşlarınızla buluşma, taşkınlık…”

efterklang
EP: Efterklang – Plexiglass
(City Slang)

27 Nisan’da Zorlu PSM’deki harika konseriyle hasret giderdiğimiz Danimarkalı grup Efterklang, beş şarkılık bir EP ile çıkageldi. Son albüm Windflowers’ın karanlık tarafı olarak tanımladıkları EP’de kendilerine Underworld’den Karl Hyde ile grupla birçok albümünde iş birliği yapan vokalist ve besteci Katinka Fogh Vindele ile düetler de var. Glitchler ve vokal armonileriyle fantastik bir hava estiren “Rain Take Me Back Himalaya”, ilk dinlemelerdeki favorimiz.

TEKLİ: black midi – Eat Men Eat
(Rough Trade Records)

Basçı Cameron Picton’ın yazdığı, donuk vokallerini flamenko etkileşimiyle harmanladığı yeni black midi parçası. Birkaç hafta önce İstanbul’da fırtınalar estirdikleri konserde ilk kez dinlemiştik. Grubun şarkı yazarlığının ne denli geniş bir haritayı kapsamına aldığının en net ispatlarından biri “Eat Men Eat”. Böylesi bir ekibin müzikal serüveninin ilk yıllarına tanıklık ettiğimiz için çok şanslı olduğumuza hiiiiç şüphe yok.

TEKLİ: Alaca – Bye
(Universal Music Türkiye)

Hip hop ve alternatif pop sularında gezinen Alaca’nın dinleyeni ânında ayağa kaldıran yeni teklisi. Harika bir bas yürüyüşü etrafında şekillenen oyunbaz kurgusuyla parlıyor “Bye”. Çekimleri Tekirdağ’da bir fabrikada gerçekleşen ve yönetmenliğini Ümit Şahin-Samet Eruzun ikilisinin üstlendiği eğlenceli mi eğlenceli bir klibi de var; izledikten sonra dans ederek ona buna el sallamak isteyeceksiniz!

ALBÜM: Anteloper – Pink Dolphins
(International Anthem)

Jaimie Branch ve Jason Nazar ikilisinin elektronik ve akustik sesleri katık ettiği serbest doğaçlama seanslarından büyüleyici kesitler sunan Kudu ve Tour Beats Vol. 1 koleksiyonlarının ardından sıra yeni bir albümde. Üstelik bu kez ekibe Tortoise gitaristi Jeff Parker da katılmış. Suratınıza suratınıza üfleyen trompetler, sarmal ritmik katmanlar ve sürprizi bol düzenlemelerle baştan sona merak duygusunu muhafaza ediyor.  

TEKLİ: Russian Circles – Conduit
(Sargent House)

Chicago çıkışlı post metal grubu Russian Circles, pandemi döneminin ardından sahalara dönüyor. Üçlünün yeni albümü yaz sonlarında yayımlanacak. İştah açıcı olarak boyun kaslarını gevşeten, saç döktüren nefis bir tekli paylaşıldı bile. “Conduit”, akıllara Enter (2006) ve Station (2008) albümlerini getiren, baş döndürücü bir gitar riffi üzerine kurulmuş. Ayağa kaldıran, heyecanlandıran bir parça.

TEKLİ: Dry Cleaning – Don’t Press Me
(4AD)

Yeni albüm habercisi “Don’t Press Me”nin; kısa süren ve suçlu hissettirmeyen hazlardan, oyun oynamanın keyfinden ilhamla yazıldığını anlatıyor solist Florence Shaw. Nakaratta geçen “Her zaman benimle kavga ediyorsun / Beni hep strese sokuyorsun” cümlelerini de kendi beynine ithafen kaleme almış. Tabii yine herhangi bir duygu çağrışımı yapmayan, kendine özgü donuk üslubuyla söylüyor. Şarkı için Peter Millard tarafından hazırlanan bir animasyon klip de var. 

güneş özgeç hiç
TEKLİ: Güneş Özgeç – hiç?
(Güneş Sistemi)

Güneş Özgeç’in söz, müzik, düzenleme ve prodüksiyonunu bizzat üstlendiği yeni teklisi. “hiç?”, müzisyenin kendi anlatımıyla, “Tüm dünyanın karşısında kendini ayrıksı ve yalnız, herkes ve her şeye karşı yabancı hissetmenin, kendini sevmekle olan ilgisini sorguluyor.” Kapkaranlık bir dans pistinde bitkin bir hâlde salınıyormuş gibi hissederken soru yağmuruna tutan nakarat ve parlak synth melodileriyle etrafınız ışıldamaya başlıyor.

TEKLİ: Holistic Tsunami & Kum – YOK
(Universal Music Türkiye)

Terk edilmiş birinin ağzından yazılmış bir tür iç dökümü. Holistic Tsunami’nin yüksek vokalinden dinlediğimiz, “Bekledim, yok gelen giden / Haftalarca bekledim / Ama yok, yok senden bir haber / Dönmedin” sözlerine, sıcak titreşimler yayan gitar partisyonları ve gümbür gümbür davullar eşlik ediyor. Kum’un kirli sesini, bir punk rock fırtınasının içinde duyuyoruz bu kez. Videoda ise sabit bir kadrajda kılık kıyafetleri sürekli değişen, izleyeni farklı mevsimlere götüren müzisyenlerin şarkıyı performe edişine şahit oluyoruz.

TEKLİ: AURORA & Qing-feng Wu – Storm
(Decca Records)

Piyano tınılarıyla açılış yapan “Storm”, Qing-feng Wu’nun yorumu ve AURORA’nın Norveç’in iklimini çağrıştıran sakin, sürprizli vokaliyle kurduğu masalsı atmosferin git gide daha çok  içine çekiyor. Anlatısına yakışır bir biçimde “fırtına öncesi sessizliği” anımsatan bu hafif melodilerin ardından yükselen nakaratla birlikte bastığımız yerden kopup havalanıyoruz sanki.

adakanbo
EP: Adakanbo – Bölüm 1: Son
(GARAJ)  

2020’den bu yana tekli ve EP’lerle R&B – hip hop sularında kendine özgü bir estetik yaratan Adakanbo’nun müzikal serüveninde bir kırılmaya işaret eden yeni EP’si. Üç şarkılık EP, müzisyenin karanlık tınılar ve sıkışmışlık hissi barındıran önceki işleri ve daha pozitif titreşimlere yöneleceği yeni dönemi arasında bir köprü olarak kurgulanmış. 28 Haziran’da Sinanılmaz ve Mert Avcı ile Blind sahnesinde olacağını da hatırlatalım.

ALBÜM: Palmiyeler – İkimiz
(Bağımsız)

Geçtiğimiz haftalarda dinlemeye açılan “İkimiz” ve “Yollar” parçalarıyla birlikte toplam dokuz şarkıdan oluşan albümde iki de enstrümantal kayıt yer alıyor. Evde olma hissini damarlarında taşıyan son albüm Şeytan Odama Geldi, grubun diskografisinin en ayrıksı tınlayan işlerinden biriydi. Yeni albümle ferah bir esinti savuran, salaş Palmiyeler sound’una geri dönüyoruz. Palmiyeler, bu hafta sonu Gezgin Salon Festivali kapsamında Parkorman’da sahne alacak.  

TEKLİ: Güneş Kardeş – Zahiri
(Tarla Records)

Ponza ile tanıdığımız Güneş Akyürek’in, “Bu gerçeklik gerçekten gerçek mi?” notuyla paylaştığı yeni solo teklisi. Kapak görseli, gitar ve synth salınımlarıyla psikedelik bir hava yakalarken; sözleri de hem spiritüel hem felsefi sorularla dolduruyor beynimizi. Parçayı bütünlüğe kavuşturan, Arapçada “görünen, yapmacık” anlamına gelen “Zahiri” kelimesi, Akyürek’in vokal kayıtları sırasında karşısına çıkmış ve hayatın kurmaca ve yapmacık hâliyle ilgili hislerine tercüman olmuş.

perfume geniues
ALBÜM: Perfume Genius – Ugly Season
(Matador Records)

Perfume Genius’tan baş döndürücü, göz kamaştırıcı bir albüm. İnsanı elinden tutup bir yerlerin derinine, dibine doğru çekiyor sanki. Enstrümanların yaydığı uçucu titreşimler ve Mike Hadreas’ın yer yer kulağa çarpan falsettoları arasında dalgalanan, ruhani bir kayıt. Akıcılığını tam anlamıyla deneyimleyebilmek için tek oturuşta, baştan sona dinlemeniz tavsiye edilir.

ALBÜM: Hercules & Love Affair – In Amber
(BMG)

Hercules & Love Affair alışık olduğumuz dans müziğine bir mola vermiş gibi görünüyor yeni uzunçalarında. Bildiği suların dışına çıkan Andy Butler, senelerdir ürettiği disco, house ve tekno janrlarını bu albümde bir kenara bıraksa da geçmişten gelen bir tat mevcut: Grubun kadim dostu, yoldaşı ANOHNI tekrar mikrofon başında. Bu kez dans pistlerinden uzaklaşıp öfke, üzüntü, umutsuzluk gibi hisleri keşfe çıkıyor.

TEKLİ: Nils Frahm – Right Right Right
(LEITER)

Yoldaki albümden ilk tadımlık minimalist, sakin, atmosferik seslerle derinleşen yeni bir çeşit “musique d’ameublement” (furniture music) örneği. Türkçe karşılığı mobilya müziği olan ve Erik Satie tarafından 1917’de icat edilen bu terim, arka planda var olması amaçlanan, dikkati kendine çekmek yerine etrafındaki seslerle uyum sağlayan bir müziği tanımlıyor. Frahm yeni uzunçalarını fırtınada yaprakların sesini dinleyen, dalların hareketini seyreden, bir şelaleyi izlerken büyülenen dinleyicilerine ithaf ediyor.

Yazı: Cem Kayıran, Elif Öz, İlayda Güler