Bill Callahan, Jim Jarmusch & Anika ve bu hafta başka ne dinlesek?
Yazı: Cem Kayıran, Elif Öz, Tuana Özcan, Utkan Çınar, Zeynep Naz Günsal
Haftanın yeni müzikleri: Bill Callahan, Jim Jarmusch & Anika, Şevket Akıncı, Dry Cleaning, FKA Twigs, Hav Hav!, Marta Del Grandi, Nightmares on Wax ve dahası…
Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.

ALBÜM: Jim Jarmusch & Anika – Father Mother Sister Brother (Original Music From The Film)
(Sacred Bones Records)
Jarmusch’un 2022’de güzide plak şirketi Sacred Bones’un 15. doğum gününde grubu SQÜRL ile sahne alması iyi bir fikirdi. Aynı kutlamada yer alan Anika’nın performansından etkilenmesi sayesinde elimizde bu güzel soundtrack var. 72 yaşındaki yönetmenin altı yıl aradan sonra gelen ve Venedik’te Altın Ayı’yı kazanan yeni filmi Father Mother Sister Brother’ın müzikleri ikilinin Berlin’de beraber doğaçlama olarak ürettikleri kayıtların Jarmusch tarafından küçük parçalara ayrılmasından oluşmuş. Ayrıca Anika’nın seslendirdiği Jackson Browne yorumu “These Days” ile Dusty Springfield coverı “Spooky” de filmin ana şarkılarına dönüşmüş. “These Days”, Nico’nun 1967 tarihli ilk solosu Chelsea Girl’deki versiyonuna sadık kalınarak kotarılmış. Film henüz -festivaller dışında- buralara ulaşmadı ama müziklerinden iyi bir referans almak mümkün.
TEKLİ: Bill Callahan – The Man I’m Supposed To Be
(Drag City)
Bill Callahan’ın Smog mahlasını bırakıp kendi adıyla albümler yayımlamaya başlaması artık 20. yılına yaklaşıyor. Bu karar, 2010’ların başında Apocalypse ve Dream River ile Callahan’ın kariyer zirvelerini getirmişti bize. Ardından gelen işleri yer yer güzel anlar içerse de aynı güce sahip değildi. 27 Şubat’a tarihlenen ve yaşına da gönderme yaptığı yeni albüm My Days of 58’den gelen ilk tekli ise oldukça umut verici. Smog zamanlarını da hatırlatan hamlık, güçlü davullar, bizi Dream River zamanına götüren gök gürültüsü gitarlarla sevdiğimiz Bill Callahan soundu burada. “Hayatı ciddiye alıyor, ölüme gülüyoruz” dediği şarkının verdiği ipucuyla oldukça kişisel bir albüm olacağa benzeyen çalışma için gayet güzel bir başlangıç.

TEKLİ: Charli xcx & John Cale – HOUSE
(Atlantic)
Brat yazı bittikten bir yıl sonra Emerald Fennell’ın etrafındaki tartışma bitmek bilmeyen Wuthering Heights uyarlamasına yaptığı besteden gelen ilk teklide Charli xcx, The Velvet Underground kurucu üyesiyle yılın en ilgi çekici iş birliklerinden birine imza attı. Elektronik icrasına noise ve endüstriyel unsurları şık bir şekilde katık ederek öykünün gotikliğini çağdaş bir üsluba oturtuyor. Kader, kabul ve isyanın ağırdan yanarak dev alevlere tutuştuğu parçada John Cale’e ait şiirin kaydını ilk işittiğinde ağladığını söylemiş diva. Rejisi Mitch Ryan’a ait hüzünlü ve tekinsiz güzellikte videosu tam şurada.
TEKLİ: Charli xcx – Chains of Love
(Atlantic)
Haftanın ikinci Charli xcx yayını, “HOUSE”un kasvetine karşılık sevdam kadifelere sarılı, ben de onun zincirlerine hissiyatlı bir parça. Bünyesinde 80’leri tınlatan synthesizer akorları ve 2000’ler ortasının parıltılı R&B titreşimlerini barındıran “Chains of Love” kavramsal çerçevesiyle de nostaljik bir yerde duruyor. Sevenini kariyerinin 12 yıl öncesine, ilk stüdyo albümü True Romance’e götürmesi gayet mümkün. Kar beyazı bir sofranın tepesinde aşkın kasırgasına kapılmış döneduran bir Charli gözlemlenen klibi ise C Prinz imzalı.

ALBÜM: Şevket Akıncı – Camera Obscura
(Tarla Records)
Gitarist ve besteci Şevket Akıncı, her albümüyle ya da parçası olduğu her ortaklıkla gerçek bir “maceracı” olduğunu da gözler önüne seriyor. Kariyerindeki en kişisel albümlerden biri olarak tanımladığı son işi Camera Obscura da büyük bir titizlikle kurgulanmış, yol boyunca önünüze dizilen her taşın altından türlü güzelliklerin çıktığı bir serüven. Geniş bir konuk listesine sahip albümün barındırdığı çeşitlilik, müzisyenin psikoz deneyiminden izler taşıyan atmosferin renginin sürekli değişmesini de mümkün kılıyor. Kayıt süreci Volkan Ergen eşliğinde gerçekleşen Camera Obscura’nın mastering işlemleri de Barkın Engin imzalı.
TEKLİ: Ugly – Gallowine
(Bağımsız)
İyi haber: Bir kısaçalar, onlarca tekli ve 2017–2019 döneminden parçaları toparladıkları bir arşiv albümü dışında hiç uzunçalar yayımlamayan Ugly, sonunda ilk albüm The South Facade için müjdeyi verdi. Koleksiyonun habercisi “Gallowine”, grubun pek sevdiğimiz “fazla” estetiğini ilk saniyeden sonuna kadar taşıyan, karmaşayı bir ifade biçimine dönüştüren bir parça. Kendilerine has teatral coşkuları, birbirine dolanan gitarları, zıpır piyanosu ile Ugly yeni albüm dönemine, fazlalığın, abartının ve duygusal karmaşanın en keyifli sınırında açılış yapıyor.

ALBÜM: Tortoise – Touch
(International Anthem)
24 Ekim’de plaklar, CD’ler ve kasetler ile fiziksel olarak sahalara çıkan yeni Tortoise albümü, artık streaming servislerindeki yerini aldı. Dokuz yıllık arayı kapatan ve Marta Sofia Honer, Skip VonKuske, Tucker Martine gibi konukların katkılarını da barındıran Touch üç ayrı şehirde kaydedilmiş. Detaylı ritim örüntüleri ve sarmal gitar – bas cümleleri yine yerli yerinde. Evet, tanıdık duyuluyor ama tazeliğinden hiçbir şey yitirmemiş bir kokteyl servis ediyor Tortoise. Grubun kraut rock ilhamına belki de en belirgin selamını çaktığı “Axial Seamount”, bir kulüpte sabahı karşılarken hoparlörleri titretebilecek “Elka” ve aslında bir spaghetti western filmi için kaydedilip 2025’e kadar muhafaza edilmiş gibi tınlayan “Night Gang”; albümün kapladığı geniiiş haritanın dikkat çekici imleçlerinden birkaçı.
TEKLİ: Marta Del Grandi – Alpha Centauri
(Fire Records)
Marta Del Grandi’nin 30 Ocak’a tarihlenen stüdyo albümünden paylaşıan bu tadımlıkta kendimizi İtalyan müzisyenin düşsel sesine teslim ediyoruz. Saniyeler geçtikçe zenginleşen parçanın hem bestesine hem sözlerine sızmış nostaljiyi hissetmemek işten değil. Parça, Del Grandi’nin okuduğu bir kitap sayesinde lise yıllarından unuttuğunu sandığını anılarını hatırlaması ve bunları Alpha Centauri gibi yıldız gruplarıyla ilişkilendirmesiyle ortaya çıkmış. Parçanın ortalarında duyulmaya başlanan tuba kurguya beklenmedik bir derinlik katarken son düzlükteki üflemeliler ve senfonik düzenlemeyle nostaljik ve retro hava iyice pekişiyor. Müzisyen yoldaki albümü Dream Life’ta çok daha detaylı resimler çizen kişisel hikâyeler ve kalbine yakın sosyal ve politik meselelere değiniyormuş.

ALBÜM: FKA Twigs – EUSEXUA Afterglow
(Young / GRGDN Müzik)
Son yıllarda müzikte en güzel olgulardan biri, pop müziğin sofistike prodüksiyonlarla oldukça yaratıcı işler çıkarması. Bu hafta bir yandan Charli xcx’in John Cale ile takılmasını dinlerken; hâlihazırda yılın güzel işlerinden birine imza atmış FKA Twigs, albümü EUSEXUA’nın devamı niteliğindeki EUSEXUA Afterglow’u paylaştı. Başta EUSEXUA ile beraber yayımlanması beklenen çalışma sonradan ayrı bir iş olarak takdir edilmiş. Kendi başına olmayı da ziyadesiyle hak ediyor. Hatta prodüksiyonunun maceracılığıyla EUSEXUA’dan daha cezbedici bir şarkılar bütünü olduğunu da söyleyebiliriz.
TEKLİ: This Is Lorelei – Holo Boy
(Double Double Whammy)
Nate Amos şüphesiz ki geçtiğimiz iki seneyi dopdolu geçirdi. 2024’te solo projesi This Is Lorelei olarak stüdyo albümünü yayımlayan müzisyen bu sene de Rachel Brown’la beraber yürüttüğü Water From Your Eyes projesiyle taptaze bir albüm paylaşmıştı. This Is Lorelei’ın bu seneki ikinci teklisi olan “Holo Boy”, Amos’un gitar ağırlıklı ses dünyasının daha kalp kırıcı örneklerinden. Kendi duygusallığını ve yoğun hislerini âdeta bilerek gitar sololarıyla bölüyor ve bunun parçaya etkisi aşk ya da çaresizlik gibi hisleri iyice yoğunlaştırmak oluyor.

TEKLİ: Hav Hav! – Polaroid Platonik
(Bağımsız)
Yeni Hav Hav! teklisi “Polaroid Platonik”, grubun artık imzasına dönüşen o sıcak indie rock melodilerini yeniden devreye sokarken, üzerine ince ince işlenmiş romantik bir melankoli konduruyor. İlişkilerdeki yarım kalan anları, platonik ihtimalleri ve fotoğrafı saklanan duyguları işleyen parça; grubun naif, biraz sersem ve çocuksu iç burukluğunun bir örneği. Mert Tugen ve Alara Barlas imzalı klibi de buradan izlenebilir.
TEKLİ: Fred again.. & CA7RIEL & Paco Amoroso & Ezra Collective – Beto’s Horns
(Warner Music UK / Atlantic UK)
Fred again..’in 10 hafta boyunca 10 şehirde 10 parça çıkarıp bunların etrafına gerçek zamanda birer şov inşa ettiği USB002 dönemine dev bir start veren “Beto’s Horns”, Buenos Aires çıkışlı ikiliyle yapıp ilk başta kendi başına, sonra da Britanyalı caz beşlisi Ezra Collective ile mikslediği tekli. Borazanlar hâliyle önü çekip gününüzün geri kalanını komple ele geçirirken Fred tarafında doku odaklı beat ve droplar; Ezralardaysa parçanın temeline tutunup buna hem ekleyen hem de kendi yönüne götüren bir gaz var. Fred’i Atina, Madrid, Paris ve sonra Londra’ya geri döndüren bir kayıt süreci sırasında ikilinin Paris şovlarına kendini kamera ardında, ardından da deli bir mosh pit’in tam ortasında bulmasını takiben eküriyi Londra’ya getiren müzisyen bir müthiş tek plan da burada çektirmiş. İki performans da acilen izlenmeli diyoruz.

ALBÜM: Jake Xerxes Fussell & James Elkington – Rebuilding
(Fat Possum Records / Crowded Table)
Max Walker-Silverman’ın yeni uzun metrajı Rebuilding’in ince ince işlenmiş, az enstrümana çok his sıkıştırmış soundtrack albümü, besteci Jake Xerxes Fussell ve prodüktör / müzisyen James Elkington’ın elinden çıkmış. Akışın çoğunluğunda duyduğumuz gitar yürüyüşleri, Fussel’ın hazırladığı gitar sample’larınının Elkington’ın minimal müdahaleleriyle ortaya çıkmış ve aslında orjinal hâllerine çok yakınmış. Henüz filmi izlemeden sinematik bir his yaratabilen proje, yalın iskeleti sayesinde kendine özgü gepgeniş bir alan yaratabiliyor.. Şarkıları dinlerken içinde bulunduğunuz odanın da sınırları genişliyor ve sanki her baktığımız yerden ufuk çizgisini görebiliyoruz. ABD coğrafyasının doğal güzelliklerinin ortasında yer alan filmin insan doğasına dair söylemeye çalıştığı bütün incelikler albümün de çekirdeğinden dinleyiciye de geçiyor.
ALBÜM: Bell Witch & Aerial Ruin – Stygian Bough, Vol. II
(Profound Love)
Antropolog James Frazer’ın benzerin benzeri etkilemesi prensibine dayanan ve büyücülüğün temel ilkelerinden biri olarak anılan “benzerlik yasası” kavramını referans alan bu albüm, Seattle çıkışlı doom metal grubu Bell Witch ile mistik akustik besteleriyle tanınan Erik Moggridge’in solo projesi Aerial Ruin’in Stygian Bough adı altındaki ikinci buluşması. Uzunlukları 11-20 dakika arasında değişen dört parçadan oluşan kayıt, çeşitli ibadet biçimlerinin birbirini güçlendirmesi, gölgelemesi, yok etmesi ve birbirinden beslenmesi gibi fikirlere odaklanarak hayat bulmuş.

ALBÜM: Lia Kohl – Various Small Whistles and a Song
(Dauw)
Lia Kohl’un yeni albümü, sanatçı Ed Ruscha’nın 1964 tarihli kitabı Various Small Fires and Milk’e gönderme yapan, mizah ve sade yaşama dair sesli bir meditasyon. Chicago merkezli müzisyenin 16 parçalık bu çalışması, bir dakikalık kısa vinyetler şeklinde yapılandırılmış; her biri, tıpkı Ruscha’nın minimal kareleri gibi sıradan olanın içindeki anlam katmanlarını araştırıyor. Albümde claire rousay, Macie Stewart ve Patrick Shiroishi gibi isimlerin de dokunuşları mevcut. Islıklar, tren sireneri, acil durum düdükleri ya da Çin’de sokakta flüt satan bir kadının sesi ile dinleyiciyi hem bireysel hem kamusal alanlarda gezdiriyor.
TEKLİ: Deadletter – To The Brim
(So Recordings)
İngiliz ekip Deadletter’ın ikinci albümü Existence is Bliss’ten ilk tadımlık elimizde. Oldukça sade bir akustik gitar melodisinin üzerine dallanan şarkı 80’ler post-punk havalarını 2000’ler indie rock’ıyla buluşturuyor. Saksafon ile punk benzinli vokallerin; akustik melodiyle, distortionların tezatı şarkıya enerjisini veren öğeler. Belki kaydın biraz daha homojen olmasını dileyebilir insan. İkinci albümler hep zordu ama başlangıç ilgi çekici, 27 Şubat’ta gelecek geri kalanını merak ettiriyor.

TEKLİ: Dry Cleaning – Cruise Ship Designer
(4AD / GRGDN Müzik)
Dry Cleaning, yeni albümü Secret Love yaklaşırken bir tekli daha paylaştı. Haberci tekli “Hit My Head All Day” elektronik dokularıyla yeni bir soluktu. “Cruise Ship Designer” ise bizi daha tanıdık Dry Cleaning sularına geri çekiyor. Yetenekli ve iyi para kazanan ama yaptığı işin gerçek bir karşılığı olup olmadığını sorgulayan bir yolcu gemisi ve otel tasarımcısının iç dünyasına odaklanan parça, grubun alametifarikası melodik gitarları ve Florence Shaw’un tekdüze, duygusuz konuşma vokalleriyle örülüyor. Dinlerken bir tasvir edilen karakterin gündelik kaygıları arasında kendinizi bulmak mümkün.
ALBÜM: Hana Eid – Trains Running Backwards
(Bağımsız)
Nashvilleli şarkı yazarı Hana Eid, ilk albümü Trains Running Backwards ile indie rock’ın içe dönük, kırılgan ama bir o kadar da köşeli güzergâhlarında dolaşan bir hat çiziyor. Adından itibaren “zamanın ters aktığı” hissini taşıyan albüm, Eid’ın günlük tutarcasına yazdığı sözlerle yavaş akan, dürüst ve hüzünlü ama ivmesini hiç kaybetmeyen bir anlatı. Basit akustik fikirlerden büyüyen düzenlemeler ve sıcak melodilerle örülen “Swallows”, “Waldo” ve “Catalyst”, bu yolculuğun öne çıkan durakları arasında.

ALBUM: Nightmares on Wax – Echo45 Sound System
(Warp Records)
Kariyerini soul ve hip hop’u harmanladığı dolgun ama sakin beatlerle inşa etmiş DJ E.A.S.E. veya George Evelyn bu kez meydanı hepten dub’a bırakmış. Menüde Greentea Peng ve Yasiin Bey, türün ayrıksı gençlerinden Liam Bailey ve Haile Supreme, şarkıcı Sadie Walker gibileri var. Adını ilk gençliğinde annesinin verdiği beş pound ile satın aldığı, eline geçene kadar hayatın sillesini çoktan yemiş hoparlörden alan Echo45 Sound System, Leeds’in soundsystem kültüründe yetişmiş müzisyenin geçmişine eğilip köklerini kutladığı, bunları yeni içeriklerde sunduğu bir iş. Ta kaç yıl önce karşısına eski kurucu üye Kevin Harper’ı çıkaran ve Nightmares on Wax’in kurulmasına bir bakıma sebep olan cihazın etrafında kurguladığı kayıttan hem albüm hem set formatında faydalanmış. Ayrıca teybin tamamı parça listesinin sonunda kesintisiz miks hâliyle mevcut. Selektalık hem icra hem mecrada hepten kucaklanıyor.
ALBÜM: The Notwist – Magnificent Fall
(Morr Music)
35 yıllık bir kariyeri geride bırakan Alman ekip The Notwist kariyerlerini özetleme hamlesine bu “az bulunanlar” toplamasıyla girişiyor. Birçok farklı türe dokunan ama son derece özgün müziklerinin farklı dönemlerinden denemeler, kronolojik olmayan bir sırayla ve üç adet de remiksle karşımızda. Hâlihazırda bir The Notwist-sever iseniz oldukça doyurucu bir toplama. Ama yeni tanışanlar için biraz zorlayıcı olabilir. Morr Music’in önümüzdeki zamanlarda boxsetlerle albümleri de tekrar piyasaya süreceğini de belirtelim.