“Mesele hangi tavşan deliklerine girdiğiniz”: Müzik keşif ve arşiv platformu Crates

Röportaj: Cem Kayıran

2022’de bir grup müzik tutkunu tarafından Yunanistan’da geliştirilmeye başlanan Crates, dijital çağın dağınık müzik koleksiyonlarını tek çatı altında toplamayı hedefleyen bir platform. Yerel dosyalarınızı, Discogs arşivinizi, Bandcamp satın alımlarınızı ve türlü streaming servislerindeki listelerinizi aynı kütüphanede buluşturan uygulama; gelişmiş etiketleme, metadata düzenleme ve kişiselleştirme seçenekleriyle dinleme alışkanlıklarını algoritmalardan çok kullanıcıya bırakıyor.

Reklamlardan, dikkat ekonomisinden ve “bir sonraki şarkı” mantığından uzak duran Crates; koleksiyonerler, DJ’ler, radyo programcıları, müzik yazarları ve arşiv karıştırmaya doymayan herkes için kişisel bir müzik habitatı sunuyor. Platform, kullanıcıların kendi çalma listelerini oluşturup herkese açık olarak paylaşmasına da imkân tanıyor. Her parça için eklenebilecek açıklamalar ve kişisel dokunuşlarla tematik seçkilerinizi çok katmanlı şekilde sunmak mümkün. Anlayacağınız, müziğin kulaktan kulağa yayılabildiği bir dijital ortam Crates.

Platformun Curated Playlists serisinin 17. konuğu Bant Mag. oldu. Türkiye’nin güncel kulüp müziği sahnesinin farklı köşelerinden seçtiğimiz 20 parçayı bir araya getiren “Dispatches from Türkiye: Club Culture” playlist’ine buradan ulaşabilirsiniz.

Crates’in nasıl ortaya çıktığını, algoritmalara karşı nasıl bir dinleme ve arşivleme modeli önerdiğini platformun yaratıcılarıyla konuştuk.


“Günümüzde çoğu müzik platformu insanları doğal olarak kaydır, tüket, geç, sonra sıradaki parlak şeye tıkla döngüsüne sürüklüyor. Biz bunun tersini keşfetmek istedik: Kullanıcılara müziği nasıl dinledikleri ve deneyimi nasıl yönlendirdikleri konusunda daha fazla söz hakkı tanımayı.”
Crates ekibi

Crates’in çıkış noktası neydi? Mevcut platformların eksik kaldığını düşündüğünüz hangi ihtiyacı karşılamak istediniz?

İlk motivasyonumuz tamamen müzik koleksiyoneri olarak kendi ihtiyaçlarımızdan doğdu. Müziklerimiz dört bir yana dağılmış durumdaydı: Elenmesi gereken downloadlar, harici disklerde ve USB’lerde duran arşivler, istek listeleri, notlar ve çevrimiçi yer imleri…

Öte yandan farklı alanlarda kullanıcı verisine saygı duyan, hem temel hem de ileri düzey kullanıcıların ihtiyaçlarına uyum sağlayabilen harika araçlar görüyorduk. Buna karşılık, müzik koleksiyonunu kendi istediği gibi şekillendirmek ve gerçekten sahiplenmek isteyen insanlar için sağlam bir temel sunan bir platform olmadığını hissediyorduk. İki seçenek vardı: Ya ağırlıklı olarak DJ performansına yönelik geliştirilmiş araçları kullanmak ya da tüm müzik hayatınızı, motivasyonlarını ve gittiği yönü tam anlamıyla benimsemediğimiz çevrimiçi platformlar üzerine kurmak. Spotify ve diğer streaming platformları kuşkusuz gündelik dinleyiciler için büyük kolaylık sağlıyor; ancak aynı zamanda dinleme deneyimini fazlasıyla basitleştirirken hangi müziğin öne çıkarıldığı, kullanıcının kontrolü, açıklık, birlikte çalışabilirlik ve elbette sanatçıların nasıl ücretlendirildiği gibi konularda görünmeyen tavizleri de beraberinde getiriyor.

İşte Crates tam da bu ihtiyaçtan doğdu: Tüm müziklerimiz için güvenilir bir yuva yaratmak. Kullanıcıların hem verilerinin hem de deneyimlerinin sahibi olduğu, ihtiyaçları değiştikçe sistemi kendi isteklerine göre uyarlayabildiği bir yapı kurmak istedik. Bütün bunları da reklamlardan ve gizli tavizlerden uzak, kullanıcıyla adil bir ilişki üzerine inşa ettik.

“Crate” kelimesi plak dükkânlarından DJ’lere ve koleksiyonerlere uzanan güçlü kültürel çağrışımlar taşıyor. Neredeyse bugüne kadar kaydedilmiş her şarkıya teorik olarak tek bir aramayla ulaşılabilen bir çağda “crate-digging” sizin için ne ifade ediyor?

Kesinlikle öyle. Uygulamaya Crates adını vermemizin nedeni de buydu; çünkü bu kelimenin hâlâ anlamlı olduğunu düşünüyoruz. İnsanların plaklarını kasalara nasıl yerleştirdiği her zaman merak uyandırır; çünkü bu hem son derece kişisel bir tercihtir hem de birinin müzik dünyasına daha derinlemesine bakmanın yolunu açar. Biz de aynı işlevselliği ve kişisel hissi korumak; kullanıcıların kendi müzik arşivlerini oluşturmalarına, arşivlerini anlamlandırmalarına ve başkalarıyla etkileşime geçerek keşfetmeye devam etmelerine yardımcı olmak istedik.

Bugün crate-digging büyük ölçüde gürültünün içinden sıyrılabilmek anlamına geliyor. Artık tozlu bodrum katlarını dolaşmanız gerekmiyor belki ama sizi gerçekten heyecanlandıran ve size dokunan müzikleri keşfetmek için kendi yollarınızı oluşturmanız gerekiyor. Bilginin fazlasıyla bol olduğu bir çağda, neyi görmezden gelmeyi seçtiğiniz ve hangi tavşan deliklerine girmeye karar verdiğiniz, hem müzik zevkinizin nasıl şekillendiğinin hem de merakınızın nasıl beslendiğinin bir parçası hâline geliyor. Biz de insanların bu keşif yolculuğunu kaydedebilecekleri bir alan yaratmak istedik.

Keşif meselesine bir parantez açarsak; kullanıcıların müziği algoritmalar yerine benzer zevklere sahip insanlar aracılığıyla keşfetmesini istedik. Bu yüzden de spam’e dönüşen paylaşım mekaniklerinden özellikle kaçındık; amacımız daha bilinçli ve özenli bir paylaşım kültürünü teşvik etmekti. Sinyali yükseltin, gürültüyü azaltın.


“Her zaman yeni platformlar ve yeni keşif yöntemleri olacak; bunda bir sorun yok. Ancak dinleyici açısından bu durum zamanla yorucu ve kafa karıştırıcı hâle gelebiliyor. Biz bu gerçeği yok saymak yerine onu olduğu gibi kabul etmek istiyoruz.”

Her müzik platformu, arayüz tasarımı aracılığıyla dinleme alışkanlıklarını fark ettirmeden şekillendiriyor. Crates’in hangi dinleme alışkanlıklarını teşvik etmesini, hatta hangilerine meydan okumasını umuyordunuz?

Crates’in daha bilinçli ve niyetli bir dinleme deneyimini teşvik etmesini istedik. Günümüzde çoğu müzik platformu insanları doğal olarak kaydır, tüket, geç, sonra sıradaki parlak şeye tıkla döngüsüne sürüklüyor. Biz bunun tersini keşfetmek istedik: Kullanıcılara müziği nasıl dinledikleri ve deneyimi nasıl yönlendirdikleri konusunda daha fazla söz hakkı tanımayı.

Buna iyi bir örnek Gems özelliği. Bir arkadaşınızla özel bir keşfi paylaşmanın o heyecanını yeniden canlandırmak istedik; önce müziği dinliyorsunuz, ne olduğunu ise ancak sonradan öğreniyorsunuz. Biraz gizem, dikkati artırıyor.

Amacımız insanları sırf yavaşlatmak değildi. Sonsuz kaydırma alışkanlığının yerine, deneyime merakın yön verdiği anlar yaratmak istedik. Müziğin bunu hak ettiğini düşünüyoruz.

Müzik arşivleri artık streaming servisleri, indirilen dosyalar, Bandcamp satın alımları ve kişisel arşivler arasında giderek daha fazla parçalanıyor. Crates’i bu parçalanmaya verilmiş bir yanıt olarak görüyor musunuz?

Kesinlikle. Parçalanmış yapı, Crates’i geliştirmemizin başlıca nedenlerinden biriydi.

Her zaman yeni platformlar ve yeni keşif yöntemleri olacak; bunda bir sorun yok. Ancak dinleyici açısından bu durum zamanla yorucu ve kafa karıştırıcı hâle gelebiliyor. Biz bu gerçeği yok saymak yerine onu olduğu gibi kabul etmek istiyoruz. Bu deneyimi biraz daha kapsayıcı ve daha az kaygı verici hâle getirebilmenin değerli olduğuna inanıyoruz.

Dolayısıyla evet, Crates aynı zamanda bu parçalanmış yapıya verilmiş bir yanıt. Ama bunu herkesi tek bir platform altında toplamaya çalışarak yapmıyoruz. Daha çok, tüm bu servislerin üzerinde duran kişisel bir katman gibi düşünüyoruz; müziğinizin yeniden hem bütünlüklü hem de gerçekten size ait hissettirdiği bir alan.

Bugün pek çok insan müziği pasif bir şekilde tüketiyor; çoğunlukla da çalma listeleri, sosyal medya ya da algoritmik akışlar aracılığıyla. Sizce aktif dinleme giderek niş bir pratiğe mi dönüşüyor? Yazılımlar insanların müzikle daha derin bir ilişki kurmasını gerçekten teşvik edebilir mi?

Arka planda müzik dinlemek ya da pasif dinleme bazen gayet makul. Çalışırken, araba kullanırken ya da misafir ağırlarken müziği sadece akmasına bırakmak son derece doğal; tabii mümkünse ortaya özensiz ya da rastgele içeriklerin karışmaması şartıyla. 🙂

Sorun, bunun baskın dinleme biçimine dönüşmesi ve aktif dinlemeye, gerçekten dikkat kesilmeye daha az alan kalması. Bizim yapmak istediğimiz şey ise kullanıcıya seçim hakkı ve denge sunmak.

Bir şeyi gerçekten keşfetmek istediğinizde deneyim bambaşka olabiliyor. Örneğin özenle hazırladığımız kürasyonlu çalma listelerinde, birinin gerçekten emek vererek oluşturduğu bir seçkiyi dinlerken parçalar, sanatçılar ya da plak şirketleri hakkında notlar da okuyabiliyorsunuz. Böylece süreç bir çalma listesinden çok bir yolculuğa dönüşüyor; seçki sayesinde bir sahneyi keşfediyor ya da yeni bir şey öğreniyorsunuz.

Diyelim ki otomatik pilota geçmek istiyorsunuz; yine de müziğin nereden geleceğini neden siz belirlemeyesiniz? Discogs koleksiyonunuzdaki eski plaklar, Bandcamp’ten alıp hakkını vererek dinleyemediğiniz albümler ya da favori plak dükkânlarınızın yeni yayınları (şimdilik perde arkasında üzerinde çalıştığımız ama yakında gelecek bir özellik) mesela.

Bizce önemli olan, yazılımın insanların farklı anlarda farklı ihtiyaçlarını destekleyebilmesi. Yalnızca müzikle ve o müziğin arkasındaki kişilerle daha derin bir bağ kurmayı değil; ortak müzik zevkleri üzerinden insanlar arasında yeni bağlar oluşmasını da teşvik etmesi.