Demonation’dan önce, “Voltage Controlled Music” ve ilk konseri üzerine: Tunç Çakır

6 Ocak günü Demonation Festivali No:7’nin açılışını Arkaoda’da yapacak olan Tunç Çakır, bugüne dek Gevende, Puka, Nada gibi gruplarla karşımıza çıktıktan sonra ilk solo albümü Voltage Controlled Music‘i geçtiğimiz aylarda yayınladı. Tamamı modüler synthesizer, drum machine gibi analog ekipmanlarla kaydedilen albümü ilk kez Demonation Festivali kapsamında canlı olarak çalacak Tunç Çakır, festivalden önce sorularımızı yanıtladı.

Synth müziğine ve analog ekipmanlara nasıl merak sardın? İlk aldığın synthesizer modeli neydi?

Müziğe 8 yaşında piyano dersleriyle başlamıştım. Gerçek bir piyanoyu ilk defa 11 yaşında falan gördüm ve dokunup çalma fırsatım oldu. Casio marka ufak bir synth başında başladı her şey. Sonra daha iyi, daha gelişmiş bir Casio org daha aldı ailem. Bu dönem içinde ilk olarak Beatles, Portishead, Massive Attack Dr.Dre,  Coldcut gibi grupların müziklerini keşfetmiştim. Elektronik müzik olarak ve hep onları dinleyerek bu merak ve ilgi başladı bende. Tabi daha sonrasında da yüzlerce grup var dinlediğim, sevdiğim, etkilendiğim. 17-18 yaşlarında Burak Irmak’ta Korg Ms2000B vardı. İlk dokunduğum analog da odur -ki profesyonel, temel herseyi yapabildiğin geniş olanakları olan bir aletti. Analog modelleme bir synthesizer’dı. 2005-2006 arası öyle bir zamandı. Bende daha sonra 2010 yılında Access Virus B satın aldım. Birde yine bu yakınlarda Elektron Machine Drum almıştım. Bu iki alet benim bu dünyayı iyice anlamaya ve keşfetmeye başlamama sebep oldu. İlk analog synth olarak Moog Voyager deneyimimden ve o alet ile 3-4 ay geçirip parça yaptıktan sonra gerçekten analog bir setup kurmak istediğimi anladım. Kurduğum patchleri o anda çalarak perform ederek kaydedebilmek sanırım tam isteğim şey diye düşünmeye başladım. Akustik enstrüman gibi çok organik aletler gerçekten. Düşünce mantığını o yaklaşımı kendime yakın hisettim. Bilgisayar başında edit yapmaktan, otomasyon yazmaktan çok, enstrüman başında çalarak elektronik sesler ve şarkı üretme şekli çok keyifli sanırım.

Demonation’da da ilk kez canlı olarak çalacağın Voltage Controlled Music albümü nasıl ortaya çıktı? Birçok farklı grupta yer almış ve farklı müzisyenlerin albümlerinin prodüktörlüğünü yapmış biri olarak, bu albüm için geçirdiğin hazırlık sürecinin en önemli farklılığı neydi?

Gevende Stüdyoda yalnız kadığım zamanlarda kendi kendime takılırken setup ile ilgili denemeler, patchler yaparken bir şeyler çıkmaya başladı. Bazen gece stüdyoda kalıyordum. Bilgisayar yok, televizyon yok ve orda yapılabilecek en güzel şey oturup eldekiyle bir şeyler çalmayı denemekti. Yavaş yavaş tek başıma ses çıkarabileceğim bir büyüklüğe de erişmeye başlamıştı setup’ım. Daha sonra senelerdir videolarda internette izlediğim modüler synthesizer’lardan almaya karar vermek ve aleti öğrenirken yaptığım denemelerle de oluştu. Güzel bir heyecan, bir motivasyon oldu modüler alınca. Eve yeni oyuncak geldi kafası :). Bir süre sonra bir setup ve müzikler oluşmaya başladı. Setup’a göre müzik, müziğe göre setup gelişti. Ben de bu fikirleri tamamlamak istedim ve bu çalışmalara bir süre devam ettim. Genelde hep bir takım grup müziklerinin içinde bulunduktan sonra yalnız başına müzik çalmak değişik bir duygu. İyi ya da kötü değil; değişik diyorum sadece. Kendi kendime albümün bir çok kısmını yapma durumu; yani beste, ses tasarımı yada miksini yaptığım ilk işim olması da farklı bir durumdu benim için. Bir de ilk defa hiç akustik enstrüman ve mikrofonla yapılmış bir kayıt yoktu. Bu sebeple bu aletlerle bir rock grubunun kayıtlarına göre, bütün prodüksiyonun planlaması bambaşka oldu tabi ki. Evde kurduğum stüdyoda bu işi rahat rahat, istediğin zaman istediğin saatte yapabilme imkanının olması çok hoş oldu. Bu büyük bir rahatlık. Bu sekilde çalışabilmek albüm için yeterli zamanı ayırabilmek adına bence çok iyi oluyor.

Albümdeki parçalar kendilerine has sürükleyici kurguları ve iniş çıkışlarıyla dinleyiciye kendine has bir deneyim yaşatıyor. Konserde de şarkıları albümdeki hallerine sadık kalarak mı çalacaksın?

Tabi ki formlar belli, temalar yazılı. Patch’lerin bazıları kayıtlı ya da ezberimde. Ama yine de tamamen analog bir setupl’a bu konseri gerçekleştirebilmeme imkan yok. O zaman şarkıdan şarkıya geçmek yarım saat bile sürebilirdi :). Dijital aletleri hem sevip kulanıyorum hem de konserde çok yardımcı oldukları zamanlar oluyor. Şarkıların formları uzuyor kısalıyor bazen. İlginç doğaçlamalar oluyor. Bir sürü anlık hareketler de olduğu ve analog aletler çok stabill olmadıkları için de ilginç farklılıklar çıkıyor. O an çaldığın ortama, psikolojine, aletten çıkan sese göre de farklılıklar oluyor ve bazen çok değişik yerlere de gittiği oluyor şarkıların. Anlaog synthler; 1 saat boyunca aynı müzik aynı patch’i çalması ile 12 saat sonra aynı patch’te bile dursa çıkardığı renk biraz farklı olabiliyor. Bunu sebebi içindeki elektrik akışı ve devrelerin ısınması ile ilgili. Oda sıcaklığı bile buna bir etken. Bunu mükemmel bir şekilde ayarlayabilmenin bir yolu yok gibi bir şey. Aslında sanırım bana heyecan veren bir kısmı da bu. Her şey gibi o da her gün yaşıyor ve değişiyor aslında.

Önümüzdeki seneye dair planların neler? Daha çok canlı performansın olacak mı?

Üretmeye, albüm ve şarkılar yayınlamaya devam etmek, yine videolar çekmek istiyorum. Planlarda kesinlikle var bunlar. Şimdi en yakın ve kesin olarak mart ayında yine Wic Recordings etiketiyle bir albüm yayınlanacak. Drone-ambient tadında bir toplama ve içinde benim dışımda Maarten van der Woude, Maarten van Damme, Xan Eden, ludoWic, Weneednothingsilence gibi isimler de olucak. Demonation Festivali’de bir süredir yoğunluktan dolayı ertelediğim Voltage Controlled Music albümünü çalmaya başlama durumuylada ilgili güzel bir vesile oldu. 2017 içinde konserlere de ağırlık vermeyi düşünüyorum.

Demonation Festivali No:7 hakkında detaylı bilgi için buraya tıklamanız yeterli.