Duygudurum: múm - History of Silence
Yazı: Dalya Turunç
İzlandalı grup múm, son albümü History of Silence‘ı geçtiğimiz haftalarda Morr Music etiketiyle yayımlandı. 13 yıl aradan sonra gelen bu koleksiyon, İtalya’nın güneyinde kaydedilmeye başlanmış, ardından Reykjavik, Berlin, Prag, New York ve Atina’da devam etmiş.
2002 tarihli Finally We Are No One albümüyle elektronik müzik ve electropop dünyasında adını duyuran múm, yedinci albümü History of Silence ile hem tanıdık hem de onlar için yeni yönlere açılmış. Önceki albümlerine kıyasla, sonik ve duygusal açıdan daha cesur, daha iddialı tarzlar arası keşiflere girişiyor.
Sekiz parçadan oluşan yeni múm albümünün his haritasını çıkardık.
Albüm, nüanslı geçişlerle dolu “Miss You Dance” parçası ile açılıyor. Israrcı bir şekilde tekrarlayan derin bir bas sesi, bizi sözler gelene kadar bekletiyor. múm üyeleri, Flood Magazine röportajında en başından beri bu şarkıdaki melodilerin akıllarında olduğunu ama doğru sözleri bulmanın zaman aldığını söylemiş. Parça da bu oluşum sürecini hissettiriyor; sanki nefesimizi tutarak yaklaşan bir şeyleri bekliyoruz.
“Kill the Light”, grubun da röportajlarında dile getirdiği gibi albümün en klasik “múm” tarzında olan parçası. Fısıldayan, buruk vokaller parçaya hafif çocuksu, samimi bir hava veriyor. Yalınlığına ve sadeliğine rağmen yarattığı duygusal yoğunlukla koleksiyonun en etkileyici parçalardan biri.
Üçüncü parça “Mild at Heart”, albümün dream pop unsurlarının en öne çıktığı anlardan. Tekrarlı yapısı, albümün uçsuz bucaksız atmosferi içinde bir tutunma noktası yaratıyor. Ritimler sürekli değişse de gösterişsiz bir akustik gitar eşliği parçayı doğal bir şekilde bir arada tutuyor.
“Avignon”, keman soloları ve minimalist piyano cümleleri ile albüme daha kasvetli bir ton ekliyor. Akışı boyunca dört satırlık sözlerin tekrarlandığı parça, sanki bir geçiş noktası gibi hissettiriyor ve albümün ikinci yarısı için kapıyı aralıyor.
“Only Songbirds Have a Sweet Tooth”, adından da anlaşılacağı gibi daha mistik bir atmosferde ilerliyor. Parça geliştikçe sürreel bir his yaratıyor ve sesler art arda birbirini kovalıyor. Boğuk ve sanki uzaktan gelen vokallerle keyifli bir düet başlıyor ve neredeyse bir dakika süren enstrümantal outro savrulan melodilerle parçayı sonlandırıyor.
“Our Love is Distorting”, minimalizmin sınırlarını zorlayan parçalardan biri. Dinlerken sanki bir film sahnesi izliyormuş hissi yaşatıyor. Sessizlikle başlayan şarkı, yavaş yavaş yeni armoni ve enstrümanların eklenmesiyle katartik bir sona doğru ilerliyor. Grubun seslerle bir manzara tasvir edebildiğinin güçlü bir örneği.
Yalın akustik tonlar yaratıcı synth keşifleriyle birleşince, múm’un kendine özgü tarzı ortaya çıkıyor. “A Dry Heart Needs No Winding” “tam olarak böyle bir şarkı olmuş. Son parça “I Like to Shake” ise grubun Flood Magazine’e anlattığına göre 20 yıl önce Prag’da bir kasede kaydedilmiş. Şans eseri arşivlerinden çıkıp albümde yerini almış. Puslu gitar ve vokaller eşliğinde, grubun geçmişteki sesiyle şimdiki prodüksiyonları arasında bir köprü yaratarak albüme çarpıcı bir final yapıyor.