Simli bir geleceksizlik: Dylan Henner
Yazı: Senem Çelikörslü
Dylan Henner’la ilk karşılaşmam AD 93 imzalı The Invention of Human albümünden “The Peach Tree Next Door Grew over Our Fence” başlıklı parçası ile oldu. Şarkı, bana neyi hatırlattı ya da beni nerelere götürdü bilmiyorum ama yüzümde bir tebessüm bırakmıştı ve kesin olan, zamansız hissettirdiğiydi.
Uzun ve betimleyici şarkı başlıklarıyla, *dinleyicinin* hayal gücüne bırakılan alanın az olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat kulaklığı taktığınızda, boğuk tınılar eşliğinde bir ambient denizinde zaman algınızı kaybettiğiniz bir diyara yolculuk ediyorsunuz. Belki de bu yolculuğa, sim gibi parlayan güneş yansımaları eşlik ediyor.

Dylan Henner kendi müziğini “shimmery”* olarak tanımlıyor. Henner, hakkında çok az bilgi sahibi olduğumuz bir müzisyen. Sosyal medya ve benzeri iletişim kanallarını kullanmayı tercih etmiyor; kendisi de müziği gibi gizemli denilebilir. Bu sene Phantom Limb etiketiyle yayımlanan Star Dream FM albümü ise geleceğin belirsizliğini kulaklarımıza fısıldıyor. Bitmiş bir çağın boğuk esintileri, bize hem huzur verirken hem de gözlerimizi uzağa götürüyor.
Dinlemek, ileriye yolculuk yapmak gibi de hafızanın tozlu köşelerinde dolaşmak gibi de değil. Henner’ın müziği, geçmiş ya da gelecek değil; unutulmuş ve belki de henüz yaşanmamış anıların arasında bir mekâna kapı açıyor. Star Dream FM’de teknoloji çağının çökmüş olduğunu hissediyorsunuz; ekranlar kararmış, makineler kumların altında, geriye kalan tek sesler insanı çağrıştıran tınılar ve insan sesi olmaktan uzak kutsal korolar.
Gözlerimiz yaşlı ama bu çağ hâlâ umut etmeye değer; Henner’in albümü de bize geçiciliğimizi hatırlatan bir yerden ulaşıyor.
Henner albümü şöyle anlatıyor:
“Geç bir akşam evde radyoyu dinliyordum. İstediğim istasyonu bulamayınca frekansları karıştırdım. Bir süre sonra, daha önce duymadığım bir istasyon çıktı karşıma. Yayın, 17 yaşındaki hâlimin anılarını aktarıyordu. En önemli ve biçimlendirici anılar havada canlı duruyordu. Hemen boş bir kaseti takıp kayda başladım. Sonra bir anda o istasyonun jingle’ını ve adını duydum: Star Dream FM.”**

Kurgu bir anlatıyı andıran bu açıklama, albümü ve Henner’in pratiğini mükemmel biçimde tamamlayan kelimelerle, anlamı bir nebze somutlaştırıyor.
Albümün “I Borrowed My Dad’s Car But We Had Nowhere To Go So We Drove Around Listening to Music All Night” adlı ilk şarkısı, Star Dream FM radyo jingle’ı ile başlıyor. Takip eden parçalarla birlikte yapay vokaller, muazzam bir koro çözülmesine dönüşüyor. Bu kutsal, melekvari koro, hem insanlığımızı hatırlatıyor hem de bir yandan da “bu kadar uzaklaşmış olabilir miyiz?” sorusunu sorduruyor.
Aklım hızlıca, Mark Fisher’ın hauntology kavramına gidiyor. Albüm, kaybolmuş bir geçmiş ile gelmemiş bir gelecek arasında bir boşlukta. Fisher’ın dediği gibi “gelecek iptal edilmiştir”; Henner bunu sese çeviriyor. Hafızanın hayaletleri, tanıdık ama yerinden edilmiş, yalnızca hayalî bir istasyondan yayılan yankılar…
Star Dream FM, post-teknolojik bir seans gibi; sesler ve kutsal yankılar, insanlığımızı, kırılganlığımızı ve tenimizin geçirgenliğini hatırlatıyor. Dinlerken cevap aramıyorsunuz; daha çok hatırlıyor, artık olmayanı ve olabilecek olanı duyumsuyorsunuz. Henner, dinleyiciye doğrudan uzanıyor: Simli, yabancı, dokunulabilir bir atmosfer yaratıyor.

*”Shimmery bir müzik türü olabilir mi?” – The Tonearm röportajı, 2025)
**Star Dream FM basın bülteni, Phantom Limb