Film Club, Motel Destino ve bu hafta başka ne izlesek?
Yazı: Burcu Teker
Vizyon takviminden ve farklı platformların kataloglarından film, dizi, belgesel ve şov tavsiyelerimizi içeren ne izlesek seçkimizde Aimee Lou Wood – Ralph Davis ortaklığı romantik komedi Film Club, Karim Aïnouz imzalı neo-noir Motel Destino, Paul Thomas Anderson’ın kara komedi aksiyonu One Battle After Another ve çok daha fazlası yer alıyor.

Film Club (HBO Max, 12 Mart)
Nedir: Tutkuyla bağlı olduğunuz gerçeklikten kaçış rutininizin bir anda ellerinizden kayıp gittiğini düşünün. Şimdi buna, bu ritmik örüntüyü paylaştığınız en yakınınızın vedasını da ekleyin. Artık konfor alanından itilmek mi dersiniz kendini keşfetme fırsatı mı, bakış açınıza kalmış; ancak bu yarıda bırakılmışlığın hakikatli bir sınavı beraberinde getirdiği yadsınamaz bir gerçek. Film Club, agorafobisi olan baş karakter Evie’nin kim olduğunu, varmak istediği noktayı ve derinlerinde yatanları keşfetme yolculuğuna tanıklık ettiriyor. Hayatının büyük kısmını Noa ile olan arkadaşlığı kaplamış; yıllardır her cuma birlikte film izliyorlar. Ta ki Noa yeni bir iş bulup yakında taşınacağını ve Evie’yi geride bırakmak zorunda kalacağını söyleyene dek… Bu, kaçınılan duygular ile yüzleşip hafifleme ve kontrolü ele alma çabası; nüktedanlıkla bezeli, sıcacık bir “büyüme” hikâyesi. Geçtiğimiz yıl DEHB teşhisi konan Aimee Lou Wood, geçirdiği mental çöküşün akabinde altı aydır evden çıkmayan ve otizm belirtileri gösteren Evie’yi merkezine alan ilk senaryo çalışmasının, kendi nöroçeşitliliğini kabullenmede önemli rol oynadığını paylaşmış.
Neye benzer: Genç bir kadının, kaygı bozukluğunun mühürlediği kabuğunu yırtıp kendi “sesini” bulma sürecini izleyen Mark Herman işi Little Voice. Film Club ile “romantik tansiyonun getirdiği kaos” paydasında buluşan Brett Goldstein imzalı All of You.
Kimler var: Senaryo, yapımın başrolüne de hayat veren Wood ile oyunculuk okulundan yakın arkadaşı, Dominic karakterini canlandıran Ralph Davis ortaklığı. Nabhaan Rizwan, Suranne Jones, Liv Hill, Owen Cooper künyenin öne çıkanları. Yönetmen koltuğunda Catherine Morshead’in oturduğu mini serinin müzikleri, Tolga Karaçelik’in Psycho Therapy: The Shallow Tale of a Writer Who Decided to Write About a Serial Killer filminin de işitsel dünyasını şekillendiren Nathan Klein ellerinden.

Motel Destino (MUBI, 9 Mart)
Nedir: Hayal gücünün sınırlarının silikleştiği bir motel ve arzularının peşinden koşan, kaderlerini kendileri çizmeye kararlı karakterler… Prömiyerini 77. Cannes Film Festivali’nde yapan Karim Aïnouz filmi Motel Destino, hipnotik neon ışıkların boyadığı duvarlar arasında geçen üç kişilik psikoseksüel bir gerilim. İşletmecileri; istismarcı Elias ile hayatını onun gölgesinde geçiren eşi Dayana. Peşindeki tehlikeden kaçan 21 yaşındaki tetikçi Heraldo’nun saklanmak için motellerini seçmesi, yerleşik düzenlerini altüst ediyor. Hayatlarının bambaşka dönemlerinde olan bu üçlü arasında zamanla güç ve şehvet üzerine kurulu çatışmalar baş gösteriyor; hikâye gitgide özgürlük arzusunun ağır bastığı bir noktaya doğru sürüklenip “tayin edilen kader”e parlak bir kıvılcım çakıyor. Yönetmen, projesindeki yoğun erotizmin ilhamını 70’ler Brezilya’sının “pornochanchada” isimli erotik komedi sinema geleneğinden aldığını; bunun günden güne muhafazakarlaşan dünyaya meydan okuyan bir tavırla köklerine dönüşü simgelediğini ifade etmiş.
Neye benzer: Nicolas Winding Refn’in hem estetik hem de anlatı bakımından sınırları zorladığı Too Old to Die Young ile arzu hakkında söyleyecekleri olan Ira Sachs draması Passages isabetli alternatiflerden.
Kimler var: Iago Xavier, Nataly Rocha, Fábio Assunção başrolleri paylaşan isimler. Görüntü yönetiminden Invisible Life’ta da Aïnouz ile çalışan; La Chimera, Never Rarely Sometimes Always gibi işlerinden de hatırlanabilecek Hélène Louvart sorumlu. Müziklerde ödüllü besteci Amine Bouhafa’nın parmağı var.
Bunlar da var!

One Piece – 2. sezon (Netflix, 10 Mart)
Netflix’in canlı aksiyon uyarlaması One Piece, ikinci sezonuyla rotayı nihayet Grand Line’a kırıyor. Monkey D. Luffy ve Hasır Şapka tayfası, dünyanın en büyük hazinesini bulma hayalinin peşinde bu kez çok daha tuhaf adalar, yeni müttefikler ve Baroque Works gibi daha karanlık düşmanlarla karşı karşıya. İlk sezonun beklenmedik başarısından sonra ölçeğini büyüten dizi, manga ve anime tarihinin en büyük maceralarından birini biraz daha geniş bir evrene taşıyor: Daha fazla korsan, daha fazla kaos ve denizde geçen bolca absürt macera.

One Battle After Another (Vizyon, 13 Mart)
There Will Be Blood, Punch Drunk Love, The Master gibi filmleriyle nefes kesen bir filmografi inşa eden Paul Thomas Anderson’ın, kopardığı gümbürtüden önce şimşekleri varan kara komedi gerilimi. Thomas Pynchon’un Inherent Vice’ını 2014’te beyazperdeye uyarlayan yönetmen, bu kez de tutkunu olduğu postmodern kurgu yazarının Vineland romanından esinlenmiş. Film; eski düşmanları Albay Lockjaw’un, kızları Willa’nın peşine düşmesi merceğinden, iki eski devrimci Bob – Perfidia ikilisinin aldıkları kararların uzun vadedeki sonuçlarını masaya yatırıyor. İdeolojik anlamda keskin tespitlerle dolu anlatının temelinde beyaz üstünlükçü otorite, polis devleti, direniş, hafıza, geçmişle yüzleşme ve ebeveynlik gibi temalar var. Senaryosu da Anderson tarafından kaleme alınmış, düşündürdüklerinin arasına izafiyeti de sıkıştırmış gibi duran, dile kolay 2 saat 41 dakikalık seyirlik; gücünü, teknik tercihlerin etkisini katladığı anlatısının yanı sıra Leonardo DiCaprio, Benicio Del Toro, Sean Penn, Teyana Taylor, Chase Infiniti, Regina Hall ve Alana Haim’li muazzam kadrosundan alıyor.
Utkan Çınar’ın One Battle After Another’a dair hissettikleri burada.

Mira: Her Şey Yolundaymış Gibi (HBO Max, 13 Mart)
Mücadele içindeki kadınlar ve her koşulda ellerinden sımsıkı tutup onları tamamlayan arkadaşları… 10 yıldır birlikte olduğu eşi tarafından beklemediği anda terk edilen Mira, tüm keşmekeşin orta yerinde bir yandan duyguları ile boğuşurken diğer yandan ayakta kalıp hayatını yeniden inşa etme savaşı veriyor. Maddi bağımlılık, toplumsal baskı gibi türlü mefhumun omuzlarına yük bindirdiği karakterin düşe kalka ilerlediği kendini keşfetme serüveninde yanıbaşında tüm dobralığıyla Melis var. Hemen köşe başında da gizemli empatik Polat… Meltem Bozoflu’nun yazıp yönettiği komedide başroller Nehir Erdoğan, Nezaket Erden ve Yiğit Özşener’e emanet.

Niwatori Faitâ / Rooster Fighter (Adult Swim, 14 Mart)
Shu Sakuratani’nin aynı adlı mangasından uyarlanan 12 bölümlük anime. Alışılageldik horozlardan bir miktar farklı, kasabanın havalısı Keiji’nin aksiyonu bol günlük yaşamını takip ediyor. İnsanlığın nihai koruyucusu ana kahramanımız, çevresini terörize etmeye başlayan kötü (ve çoğu zaman devasa) düşmanlara korkusuzca karşı koyup, onları bitirici hamleleriyle doğrusu epey bir hırpalıyor. “Attack on Titan’ın horozlu versiyonu” tabir edilebilecek seri için mikrofon başına geçenler arasında Patrick Seitz, Luci Christian, Zeno Robinson, Kimoy Lee ve dahası var.

The Madison (TV+, 15 Mart)
1883, Wind River, Yellowstone gibi nüanslı prodüksiyonların Oscar adaylığı bulunan yaratıcısı Taylor Sheridan’dan metanet ve dönüşüm temalı dokunaklı bir aşk öyküsü. Yaşadıkları trajik olayın ardından Clyburn ailesi altında ezildikleri manevi yükle başa çıkabilmek, yaralarını sarabilmek ümidiyle Manhattan’ın nabız gibi atan ritminden Montana’nın sert ancak nefes kesici atmosferine sığınıyor. Bu karar elbette dramatik kırılmaları da beraberinde getiriyor; karakterler hayatlarında neyin gerçekten önemli olduğunu yeniden değerlendirmeye itiliyor. Serinin omurgasını, başrolleri paylaşan Michelle Pfeiffer – Kurt Russell arasındaki kimyanın oluşturduğunu söylemek mümkün. Sheridan, teknik kadroyu da yine 1883 ve Yellowstone emektarlarından kurmuş. Rejide Christina Alexandra Voros’u, sonik üretimlerin arkasında da Breton Vivian’ı görüyoruz.

Gözden kaçmasın
*Dynasty: The Murdochs (Netflix, 13 Mart)
*The Last Whale Singer (Vizyon, 13 Mart)
*Scarpetta (Prime Video, 11 Mart)
Hâlâ izlemediyseniz
*This City Is Ours (TOD)
*City of God: The Fight Rages On (HBO Max, 1 Mart)
*Exit 8 (TV+, 5 Mart)