Gülmekten çenenizi ağrıtacak oyun: “Bir Yıldız Batıyor”

Yıldız isimlerden oluşturulan ve kadrolarıyla ilgi gören kimi iyi, kimi vasat olan işlerle sıklıkla haşır neşir olduğumuz tiyatro sahnesinde; yaygara koparmamış ama ustaca sahneye taşınmış bir oyun izlediğinizde çevrenizdeki herkes bu oyundan haberdar olsun istiyorsunuz. İşte Bir Yıldız Batıyor da bunlardan biri. Tiyatro için prodüksiyonun önemi şüphesiz ki yadsınamaz ancak seyirciye dokunabilmek (bana kalırsa) iyi bir prodüksiyondan çok daha fazlasını istiyor ve 3Kulak ekibinin oyunu Bir Yıldız Batıyor bunu başarıyor.



Yazı: Hande Sönmez

Nazmi Sinan Mıhçı’nın tek başına oynadığı, Evrim Yağbasan ve Orkun Yeşim ile birlikte kaleme aldığı Bir Yıldız Batıyor sizi kah bir Nuri Bilge Ceylan setine kah Masumiyet’in unutulmaz tiradına kah bir iftar çadırına götürüyor. Söz konusu öğeleri metne özenle yedirmiş olan oyun; sadece belli semboller veya sloganlar arasına hikâye koymaya çalışan yazarlar için de ders niteliğinde bir metni sahneye taşıyor.

Doğu’nun Amsterdam’ı: Elbistan Yemyeşil iki perdenin önünde yemyeşil kostümünün içindeki Gökhan; Doğu’nun Amsterdam’ı Elbistan’da geçen çocukluk ve ilk gençlik anılarıyla seyirciyi ilk dakikadan oyunun içine alıyor. Tek kişilik bir stand up gösterisi izleyeceğinizi zannettiğiniz anda Gökhan’a eşlik eden (bir nevi alter egosu) bir kukla olan “Binali” hikâyeye katılıyor. Binali’nin oyuna dahil olmasıyla hali hazırda hikâyeye ısınmış seyirci için çok daha eğlenceli anlar başlıyor. Mesleğini icra ederek hayatını sürdürebilmek için çabalayan Gökhan’ın “buluşu” Binali; bir nevi kurtuluşu oluyor. Türkü barlarda sahneye çıkan Binali’nin şöhreti ikiliyi (!) radyo programlarına, Afife Tiyatro Ödül Töreni’ne ve hatta bir Nuri Bilge Ceylan setine taşıyor. Özellikle bu gibi sahnelerde sektöre yöneltilen eleştirilerin de son derece yerinde ve komik olduğunu belirtmek lazım. Gökhan’ın Binali’yle türkü barlarda şöhreti yakalayıp, Zeki Demirkubuz’un çok sevilen filmi Masumiyet’i tiyatro sahnesine uyarlamaya çalıştığı sahne de pek çok oyuncu /yazar /yönetmenin “popüler bir öğeyle para kazanıp, ideale yatırım yapma” ritüelini destekler nitelikteydi.

Unutulmaz Ted Konuşması Nazmi Sinan Mıhçı; Gökhan ve Binali’yi ayrı ayrı oynarken hayranlık uyandırıcı bir performans sunuyor. Kendisine eşlik eden Binali; daha önce de değindiğim üzere adeta Gökhan’ın bir alter egosu gibi. Onun söyleyemediklerini söyleyen, haykıramadıklarını haykıran bu kuklaya ne de olsa yine Gökhan can veriyor… Söylenemeyeni söylemek demişken; Binali’nin konuşmacı olarak yer aldığı Ted Konuşması’nda dile getirdiği gerçekler iflah olmaz romantikleri kızdırma riski taşısa da, hayatın gerçekleriyle yüzleşmiş seyirciye ilaç gibi geliyor ve yine çok ama çok güldürüyor.

“Kanalıma hoşgeldiniz” Şanslarını yeni çağın parlayan platformu youtube’da denemekten geri kalmayan Gökhan ve Binali’nin sanal ünlü olma çabası da toplumca maruz kaldığımız tüketim araçlarına göndermesini ustaca yapan bir başka sahne olarak belleğimizde yer ediniyor. Oyunun, göndermesini yaparken söz konusu tüketim araçlarının varlıklarını lanetlemediğini, sadece olanı gözler önüne serdiğini de belirtmek lazım.

Bir Yıldız Batıyor; isminin aksine parıl parıl parlayan bir yıldızla bizi baş başa bırakan bir oyun. Sürprizli dekoru, iyi fikirlerle bezenmiş rejisiyle akıllarda kalmayı başarıyor. Oyun, ayrıca işini yapmaya çalışan bir oyuncunun son 10-15 yılda karşılaştığı zorlukları ve popüler kültürün dayattığı araçları son derece iyi özetlemiş. Metnin iyisi oyuncunun iyisiyle birleşince de ortaya neredeyse her anında güldüren (ama bunun için özellikle çabalamayan) ve derdini de anlatmayı başaran bir oyun çıkmış. 3Kulak ekibine sonsuz tebrikler.

bir yildiz batiyor nazmi sinan mihci