Günün kısası: Two Cars, One Night (2004)

Yazı: Dalya Turunç

Taika Waititi’nin Two Cars, One Night adlı kısa filmi, kırsal Yeni Zelanda’da Te Kaha adlı bir barın otoparkında filizlenen çocuksu bir heyecanı ele alıyor. Waititi’nin yazıp yönettiği film, son zamanlarda Marvel filmlerinin fantastik dünyasında karşımıza çıkan sinemacının Oscar’a aday gösterilen ilk yapımı. 

Waititi’nin çocuksu masumiyeti melankoliyle harmanladığı bu kısa filminde, Romeo adlı bir erkek çocuğuyla, fazlasıyla olgun bir kitapsever olan Eddie’yle ve 12 yaşındaki ağırbaşlı bir kız çocuğu olan Polly ile tanışıyoruz. Siyah – beyaz filmde kullanılan hızlandırılmış geçişler ve gerçeküstü unsurlar sayesinde, sahneler hayal ve gerçeklik arasında kalan etkileyici bir tona bürünüyor. 

Arabanın ön koltuklarında ebeveynlerini bekleyen iki kardeşin yanlarına Polly’nin içinde bulunduğu bir arabanın park etmesiyle film başlıyor. Çocukların hafif çekişmeli ilerleyen iletişimleri, zamanla yumuşuyor ve aralarında belli belirsiz bir bağ oluşuyor. Uzun bakışmalar ve merak dolu sorularla karakterlerin büyüme sancılarını ve kimlik arayışlarını bu sessiz otoparkta keşfediyoruz. Gecenin sonunda ebeveynleri bardan çıkıp araçlarına geri döndüğünde çocuklar da asıl yerlerine, yani arka koltuklara geri geçiyor.

Two Cars, One Night, belirgin bir olay örgüsüne sahip olmamasına rağmen on dakika içinde nüanslı diyalogları ve kültürel atıfları sayesinde hem duygusal hem de mizahi bir deneyim sunuyor. 2004’te Berlin ve AFI gibi film festivallerinde ödüller kazanan kısa film, Waititi’nin dallanıp budaklanan kariyerinin başlangıç dönemine dair ipuçları taşıyor.