“Hep aynı araçlara güvenemezsin”: Matana Roberts ve Moor Mother

Hattın bir ucunda New York’tan, spiritüel caz geleneklerini ABD tarihinin karanlık sayfalarıyla hesaplama aracı olarak kullanan Matana Roberts; diğer ucunda Philadelphia’dan, derdini caz ve deneysel sesler üzerine okuyan, sözünü sakınmayan müzisyen ve aktivist Moor Mother var. 



İllüstrasyon: Saydan Akşit

2020’yi nasıl deneyimledikleri, bu süreçte neler öğrendikleri, kendilerini nasıl adapte ettiklerini ve ülkelerindeki politik iklimin yansımalarını konuştular. Hem ilişki kurulabilecek hem de dersler çıkarılabilecek detaylarla dolu bir zihin egzersizi için söz ilham verici müzik insanları, Matana Roberts ve Moor Mother’da.

Pandemi sürecinin etkileri üzerine

Moor Mother: Ben daha fazla çalışabildim. Öncesinde o kadar çok seyahat ediyordum ki, her şeyi ayak üstü yapıyordum. Üzerinde çalıştığım bazı şeylere iyice odaklanmak açısından bu zaman çok faydalı oldu, dolayısıyla işlerimi bitirip onlara farklı bir gözle bakabilme şansı yakaladım. Bir şeylere odaklanabiliyorsun, çünkü kafanı takabileceğin başka bir şey yok. 

Matana Roberts: Evet, ben de benzer şekilde hissediyorum. Ben eskiye göre daha yavaşım. Fakat, verdiğim kararlar ve yaptığım şeyler eskiden olduğundan daha planlı. Normalde programım hep çok yoğundur, o yüzden yavaşlama fırsatım oldu. Her şeye rağmen çalışabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Mesela her şey iptal oldu ama yine de elime beklemediğim fırsatlar geçtiği için şükrediyorum. Yani, bu durumun yaratıcı kaygımı körüklemesiyle başa çıkıyorum. 

Moor Mother: Paslanmaktan mı bahsediyorsun? 

Matana Roberts: Geçen seneki odağım… Geçen seneyi, yani 2019’dan 2020’ye kadar olan zamanı, sadece besteci olmaya ve sipariş üzerine çalışmaya adadım. Sevip sevmediğimi görmek için. Ses sanatı dünyası, performans dünyası ve sergi dünyasında olmayı daha çok isteyip istemediğimi tartmak için. Yaklaşık 8 aydan sonra yettiğini hissettim ve dedim ki “artık tamam”. Ayrıca performansı çok seviyorum. Saksafon çalmayı seviyorum. Bu tarz şeyleri yapmayı çok seviyorum ve bunları seven tarafımı kesip atamayacaktım. Dolayısıyla, sahneye 2019’da verdiğimden daha çok ağırlık vermek için 2020’ye dört gözle bakıyordum. Şimdi 2019’a yetişemiyorum bile. Bütün planları mahvetti, ortada bir plan kalmadı. 

Moor Mother: Doğru. Ben turnemin ocak ve şubatta olmasından ötürü şanslıydım. 

Matana Roberts: Aah! Vay! 

Moor Mother: Evet ve İtalya’da birkaç işim vardı. Bu yüzden yavaşça anlıyordum. İtalya’da birkaç küçük kasabaya gittim, ardından Londra’ya gitmem gerekti, sonra Venedik’e döndüm. Valizlerimizi almaya geldiğimizde herkesin ateşini ölçüyorlardı ve kendi kendime şunu dedim: “Vay be, şu duyduğum olay giderek ciddileşiyor.” Yani, evet. İçimde bir şey hissi vardı…

Matana Roberts: …yanlış giden bir şeyler var.

Moor Mother: Evet. Korkmuştum. O koşullarda uçmak başlı başına sarsıcı, ama onları öyle gördüğümde bazı şeylerin bu kadar çabuk değiştiğini idrak etmek korkutucu oldu. 

Matana Roberts: Evet, çok ilginç çünkü ben de tüm olaylardan bir hafta önce Avrupa’daydım. New York’a döndüğümde JFK’e inişimin tüyler ürpertici olduğunu hatırlıyorum. Havada bir ürkünçlük vardı, gümrüğe falan gittiğimizde, hiç unutmuyorum, gümrük görevlilerin hepsi maske takıyordu. Her biri. Ve dedim ki: “Peki, bu ne şimdi? Çok aldırmaya gerek yok.” Sonra, şehirde dolaştığımı hatırlıyorum, sevdiğim bir kafe ya da öyle bir şey, içeri girip bazı ürünlerin artık tezgâhların altında olduğunu söyleyen uyarı tabelaları vardı, onları özel olarak istemen gerekiyordu. Ve oradaki insanlarla konuştuğumu hatırlıyorum: “Bu COVID-19 olayı, bir ‘olay’ mı oldu?” Ama bunu o zaman söylerken bile bu kadar büyük çaplı bir şey olduğunun farkında değildim. 

Moor Mother: Kesinlikle. Ben biraz umutluydum çünkü martta yeniden yola çıkmam gerekiyordu. 

Matana Roberts: Aynen!

Moor Mother: Sonra dedim ki: “Cık! Hiçbir yere gitmiyorsun.”

Matana Roberts: Ben kısıtlamalardan ilkinin ilk üç haftası, “Tamam demek ki bu şekilde öleceğim. Olay bu ve tamam, memnun olduğum pek çok şeyi yaptım.” diyordum kendi kendime. Dünyanın her tarafındaki manşetlerde boy boy bunları görmek çok apokaliptik geliyor. 

Moor Mother: Evet. Kesinlikle.

“Sosyal medyada olduğun için bile seni kutluyorum. Çünkü ben, manşetler çıkmaya başladığında tamamen ara verdim. Bu ve Siyah bedenlere gösterilmeye devam eden şiddetin birleşimi… Nefsimi korumaya çalıştım ki kendimi, herkesi içine çeken delikten koruyabileyim.” -Matana Roberts

Matana Roberts: Senin için adaptasyon nasıldı? Adapte oluyor musun? 

Moor Mother: Yani, hiç kolay değil. Bazı günler stüdyoda durmadan çalıyorum. Bazı günler orada sadece oturuyorum. Sanırım müziğe başlamak en zoruydu. Başladıktan sonra tamam. Zihnimin derinliklerinde sevmediğim bir sürü şey dönüyor. Dolayısıyla, dikkatimi nereye vermem konusunda daha izanlı olabilmek için kendimi motive etme yolları buluyorum galiba. Yeterince iş yapıyor muyum? Bu iş çok mu fazla? Bu tarz şeyler. Çünkü iş benim için iyileştirici bir şey. Dediğim gibi, başladığım zaman her şeyden uzaklaşabiliyorum. Ama sanırım esas soru, bunu kendime iyi geldiği için mi yapıyorum? Kulağa mantıklı geliyor mu, bilmiyorum. 

Matana Roberts: Kesinlikle anlıyorum. Yapılan şeyin neden ve ne amaçla yapıldığına dair daha derin sorular sormakla ilgili. Sosyal medyada olduğun için bile seni kutluyorum. Çünkü ben, manşetler çıkmaya başladığında tamamen ara verdim. Bu ve Siyah bedenlere gösterilmeye devam eden şiddetin birleşimi… Nefsimi korumaya çalıştım ki kendimi, herkesi içine çeken delikten koruyabileyim. Ama bu tuhaf bir şey, çünkü aynı zamanda birçok bağımız yok oluyor. Bu yüzden adaptasyonu bilmiyorum. Adaptasyon… Benim için hâlâ devam ediyor. Yani senin gibi kafamın içinde olmayı ben de yaşadım, bunun hakkında fazla düşünmedim sanırım ama olabildiğince anda kalmaya çalıştım. Çünkü bilinmeyen çok şey vardı, hâlâ daha var ama hiçbirimizin yapabileceği bir şey yok. Veya benim yapabileceğim bir şey yok. Bu yüzden odaklanmalıyım. Kesinlikle yavaş çalışıyorum ve durumun bu olduğunu kabullenmeye çabalıyorum. Ben her zaman “çal çal çal, bitir” gibi ilerlemişimdir. Şimdi ise “Tamam. Çal. Çal. Çal. Bekle. Biraz daha düşünmek için kendine bir zaman ver.” Belki bu olumlu bir şeydir. 

Müzik sektöründen talepleri üzerine

Moor Mother: Bence herkesle aynı şeyleri talep ediyorum. Adil davranılmak, bir işçi muamelesi görmemek… Ama ben müzik endüstrisinde olan biten en son gelişmelerden haberdar değilim. 

Matana Roberts: Aynen, ben pek oralı olmuyorum. Bu konu ilginç. Mesela bugün biri bana, müziği için yapacağı bir fon başvurusunu ne şekilde yapması gerektiğini sordu. Ben de “İstediğin şekilde yapmalısın. İstediğin her neyse onu yap.” dedim. O ya da bu şekilde olması gerekmiyor. Bu yüzden, müzik sektöründe ne olursa olsun ben kendimi öteki olarak görüyorum ve pek kafa yormuyorum. Belki de yormalıyım. Bilmiyorum. 

Moor Mother: Doğru. Ben de genellikle bu sektörün içinde olup olmadığımı sorguluyorum.

Matana Roberts: Bunları düşünmek zorunda olmadığım için çok mutluyum. Çünkü bir  makine gibi işlediğini ve bunun iyice içinde olan müzisyenlerin nasıl bir duygusal işçiliğe gömüldüğünü görmenin tamamen farklı bir tarafı var. Ben sınırlardan yana değilim, o yüzden, aynen. Peki yaratmak için temel motivasyonun ne? 

Moor Mother: Benim birçok farklı motivasyonum var. Temel bir tane seçebilir miyim bilmiyorum. Bu benim için somut bir şey değil. Sanırım ailemin hikâyesini anlatmak ve büyürken dinlediğim sesleri dâhil etmek önemli. Bana babamı, büyük annemi hatırlatan şeyler ve gökten zembille inen hikâyeler yerine, hiç beklemediğim bir anda gelen hikâyeleri anlatmayı seviyorum. Topluluğumdaki insanların hikâyeleri, hatta tanımadığım insanların. Benim bölgemden gelen ama o zamana kadar haberim olmayan sanatçıların. Buna benzer şeyler beni çabuk motive ediyor. Bu hikâyelerle etkileşim kurduğumda bir şarkıyla ya da bir şey yazarak anlatmak istiyorum. Sanırım temel motivasyonum hikâyeler paylaşmak. 

Matana Roberts: Benimki de benzer bir şey sanırım. Bugün, oyuncu bir arkadaşımla konuşuyordum ve eski bir öğretmeni ona demiş ki, hayatın akışında genellikle bazı temalar belirir. Ve ilgini çeken temalara dikkat etmek önemli. Kesinlikle hikâye anlatmak ve geçen sene oldukça sınanan “kendini yaşatmak” meselesi. Bence, çok güçlü bir iç dünyamın olması, onu dışa vurup ters yüz etmek konusunda beni motive ediyor. Bu benim için çok önemli. Bir yandan da o kadar çok insan benim sadece “olmam” için acı çekti ki; bunu hafife almamayı ve zaman zaman yaratıcı bir insan olarak içimdeki boşlukların dürtülmemesini sağlayayım ki, devam edebileyim. 
Moor Mother: Ben de tek bir türe saplanmadan olabildiğince esnek olmaya çalışmamın bu sebepten olduğunu düşünüyorum. Ailemin “bu çok gürültülü” ya da “farklı” demesinde bir sorun yok. Çünkü bu her zaman bendim ve bunu kabul ediyorlar. Ama şüphesiz ki, onların daha rahat dinlediği seviyeye indirdiğimde demeyelim de; onların daha rahat ettiği frekanslara getirdiğimde mutlu oluyorlar. Ayrıca bu form üzerinde oynamayı seviyorum.

“Hep aynı araçlara güvenemezsin”: Matana Roberts ve Moor Mother sohbetinin tamamını okumak için buradan Bant Mag. No:74’e ulaşabilirsiniz.

Matana Roberts,  11-14 Kasım tarihlerinde düzenlenmesi planlanan Le Guess Who? festivalinin bu yılki küratörlerinden biri. 

Deşifre ve çeviri: Cansu Çubukçu