Kült yönetmenlerin sinemadan televizyona geçişi üzerine: ”TV yapımlarının altın çağı mı geliyor?”

Steven Soderbergh’in ardından David Fincher ve Woody Allen da televizyon yapımlarıyla karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Sinemacıların televizyonu istilasını masaya yatırıyoruz!

Diziler son zamanlarda en çok konuştuğumuz konulardan biri haline geldi. Televizyona yapılan dizi projelerini sinema filmleriyle birlikte ele alıp değerlendirme yapmak da bu ilginin, yapılan projeler doğrultusunda doğrudan odak noktası oldu. Bunun sebebini dizilerin sinema estetiğine benzer bir yapıda iyice evrilmesiyle birlikte sinema filmleriyle tanıdığımız yapımcı, yönetmen, oyuncu ve senaristlerin televizyona yaptıkları projelerin dikkat çekici olmasıydı. Özellikle son bir kaç yılda üst üste Amerikan televizyon kanallarındaki yapımlar ilgiyi dizilere yoğunlaştırırken çıkan projeler eski ya da yeni bir çok fikrin ve projenin de gündeme gelmesini sağladı.

Sinema filmleriyle tanıdığımız yönetmen ya da oyuncuların yani daha çok sinema projeleriyle tanıdığımız isimlerin televizyona – yeniden – dönmeleri de bu konuda ilgileri televizyon-sinema karşıtlığı ya da birlikteliği konusuna getirdi. Hiç kuşkusuz televizyondaki yapımların sinema yapımlarına benzemesi sezonluk da olsa uzun bölümler şeklinde yüksek bütçeli çalışmalar sinemanın hali hazırda seyirci üzerinde yarattığı belki de oluşturduğu izleme veya izleyebilme kolaylığı açısından bir ön hazırlık ortamı yarattığı da söylenebilir. Bu yüzden sinemayı yakından takip eden seyircinin de televizyondaki bu yapımlara kayıtsız kalamadığını söylemek bu anlamda doğru olacaktır.

Bu yüzden de televizyon dünyasındaki sinemasal atmosferle birlikte, son zamanlarda televizyondaki yeni gelişmeler de belki de en çok sinema seyircisini sevindirecek gibi görünüyor. Bu projelerden yakın zamanda duyduğumuz en heyecan verici olanlarından birisi Woody Allen’ ın Amazon Prime için yapacak olduğu yarım saatlik dizi. Henüz ismi belli olmayan proje Allen’ı da heyecanlandırmış gibi duruyor. Nasıl bir dizi olacağı belli olmamasına rağmen haberi çoktan yayılması da galiba bu yüzden.

Bu yeni projelerden bir diğeri ise David Fincher’ ın HBO için uyarlayacağı İngiliz dizisi Utopia ile ilgili. Hali hazırda İngiliz versiyonunu izlemiş seyirciyi de dizinin sonlanmış olması yüzünden de Fincher’ ın yönetimiyle bu uyarlamasının da yine ilgi çekeceği söylenebilir. Sinemayı bıraktığını söyleyen Steven Soderbergh ise 2013’te Behind the Candelabra televizyon filmiyle kariyerine devam etmişti. Geçtiğimiz yıl da The Knick gibi dikkat çekici bir diziyle televizyon projelerine devam eden yönetmen 2009 yapımı filmi The Girlfriend Experience’ ın bu yıl televizyona uyarlanan versiyonun da yapımcılığını yapıyor.

twinpeaks

David Lynch’ in de yine, 1990 yapımı Twin Peaks macerasına kaldığı yerden devam ediyor olması da televizyon yapımlarının altın çağının çok yaklaştığının da bir diğer habercisi niteliğinde. Lynch’in de bir televizyon filmi yerine dizi projesiyle televizyon dünyasına dönmesi de yine sinema seyircisini dizi bağımlısı yapacak gibi görünüyor.

Amerika’daki yapımlar dışında geçtiğimiz yıl Fransız Arte kanalında dört bölümde yayınlanan daha sonra Cannes Film Festival’inde uzun bir film gibi sinema salonunda da gösterilen Bruno Dumont’ un P’tit Quinquin projesi de televizyondaki iyi dizi projelerinin Amerika ile sınırlanmayacağının da haberini veriyor. Aslında Fransa gibi diğer Avrupa ülkelerinde eskiden günümüze belgesel ve filmler konusunda televizyon dünyası oldukça zengin yapımlara yer veriyordu. Jean Luc Godard’ ın France/tour/detour/deux/enfants ve Six fois deux/Sur et sous la communication gibi dizi, belgesel-dizi projeleri vardı. Yine Bernardo Bertolucci’ nin La via del petrolio ve yine aynı yıllarda, 1970’lerde Roberto Rosellini’ nin La lotta dell’uomo per la sua sopravvivenza gibi televizyona dizi/belgesel-dizi projeleri vardı. Ingmar Bergman da yine aynı şekilde televizyona 70’lerde Scener ur ett äktenskap gibi hem dizi hem de film projeleri yapmıştı. Günümüze biraz daha yakın Lars von Trier’ in Kingdom Hospital dizisi ve Michael Winterbottom ilk iki bölümünün yönetmenliğini yaptığı İngiliz yapımı Cracker dizisi de vardı.

Özellikle yeni yapımların yanında David Lynch’ in Twin Peaks ile dizi yapımına dönmesi, Woody Allen’ın yeni bir televizyon macerasına başlayacak olması Allen ve Lynch gibi sinema yapmaya devem eden yönetmenlerin de eski ya da yeni projelerle televizyona dönebileceği konusunda umutla düşünceleri bu duruma yönlendiriyor. P’tit Quinquin’ in de geçtiğimiz yılda başta Cahiers du Cinema eleştirmenlerinin en iyi filmler listesine girmesi de televizyon dünyasının da bu yeni projelerle önümüzdeki yıllarda özellikle sinema seyircisinin de üzerinde sıklıkla düşüneceği ve takip edeceği bir alanı yaratacağı da ayrıca kolayca öngörülebilir.

Yazı: Müge Yıldız