Leikeli47, Paul Weller ve bu hafta başka ne dinlesek?

Yazı: Cem Kayıran, Elif Öz, Şevval Öztemur, Tuana Özcan, Tuğçe Hitay, Utkan Çınar, Zeynep Naz Günsal

Haftanın yeni müzikleri: Leikeli47, Paul Weller, Lyra Pramuk, Barış Demirel, Jehnny Beth, vicotüco, James Holden & Wacław Zimpel, Queens of the Stone Age, Mary Halvorson ve dahası…

Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.


ALBÜM: Leikeli47 – Lei Keli ft. 47 / For Promotional Use Only
(Acrylic)

2018’den bu yana albümlerini yayımladığı RCA Records bünyesinden çıkışını, kariyeri boyunca yüzünü örttüğü balaklava ya da bandanaları da bir kenara bırakarak taçlandırıyor Leikeli47. Adını ikinci stüdyo albümünden alan kendi etiketiyle tam bağımsız olarak yayımladığı yeni albümünde New Yorklu rapçinin hem mikrofon başında hem prodüksiyon anlamında da tüm sınırları ortadan kaldırdığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Dile dolanacak kafiyelerini salvolar hâlinde savururken keskin ve kendinden emin ifadesiyle yine cazibesine karşı koymayı mümkünsüz kılıyor. Az sonra suratınıza neyin çarpacağını bilmediğiniz ama her ne çarpacaksa sizi yerle bir etmesine peşinen razı olduğunuz bir labirent gibi. “problems”ın salaş ritimlernden “starlight”ın beton gibi synth bloklarına toslamak, bugünlerde kendinize yapacağınız en büyük kıyaklardan biri olabilir.

TEKLİ: Jehnny Beth – Obsession
(Fiction Records)

Savages sonrası ikinci solo albümü You Heartbreaker, You’ya sayılı gün kalmışken Jehnny Beth albümün adının ve tonunun kaynağı olan tekli “Obsession”ı paylaştı. Katman katman örülmüş prodüksiyonu, endüstriyel dokunuşlarının gerilimiyle, her an kontrolü kaybedecekmiş gibi tedirgin ediyor. Enstrümantasyonun ön planda olduğu parçanın yarattığı saplantı girdabı, Jehnny Beth’in soğuk ve mesafeli vokalleriyle birleşince büyülenmiş bırakıyor dinleyeni. “Obsession” deliliğine eşlik eden, body horror esintili klibi de buradan izlenebilir.

TEKLİ: Witch Fever – The Garden
(Music for Nations)

Manchester çıkışlı dörtlü yeni teklilerinde yepyeni bir karanlığı keşfediyor. Vokalist Amy Walpole’un bir önceki albümde de işlediği temalardan olan inançlı bir Hristiyan olarak geçen büyüme çağları bu parçada da karşımıza çıkıyor. Büyüdükçe kendine dayatılan inançlar ve kuralların aslında onda travmatik bir iz bıraktığını fark eden müzisyen, “The Garden”a da ona musallat olan hislerini taşıyor. “Havva elmayı evime getirdi” cümlesiyle açılan ve ağırlığıyla damarımıza işleyen nakarat grubun kaynayan enerjisinin iyi bir örneği. Kendi içlerindeki karanlıkta dinleyicisini de gezintiye çıkaran grup yarattıkları punk esintili ses dünyalarıyla da bu hislerin altından güzelce kalkıyor. Şarkının hissini tam olarak deneyimlemek için kısa bir korku filmi tadındaki videosunu kaçırmayın.

TEKLİ: Paul Weller – I Started a Joke
(Parlophone)

Modbaba Paul Weller’ın hâlihazırda muazzam bir şarkı yazarı külliyatı oldu zaten. Weller yorumlama konusunda da çok becerikli. Onun için “oldukça kişisel” şarkıları yeniden yorumladığı ve 25 Temmuz’a tarihlenen Find El Dorado’dan gelen ikinci tekli, 60’lardan bilinen ve sevilen bir Bee Gees şarkısı. Weller’ın gün geçtikçe güzelleşen sesinin şarkıya çok iyi oturmuş olduğunu söylemeli. Yaylılar devamında belki biraz fazla yükselse de şarkının duygusuna adapte olmakta zorlanmıyorsunuz. 2004’te yayımladığı bir başka cover albümü Studio 150’de çok sağlam iş çıkardığını biliyoruz. Bunun da öyle olmaması için bir sebep yok. 

ALBÜM: Lyra Pramuk – Hymnal
(7K!)

Yılın en zihin açıcı albümlerinden biri.Sese dans ettiren, bedenlere şarkı söyleten müzisyen ve prodüktör Lyra Pramuk ikinci uzunçaları Hymnal’da vokal işleme teknikleriyle nefes kesici kompozisyonlar yaratıyor. Pordüksiyon sürecine CDJ’i temel araçlardan biri olarak ekleyerek kendisi için yeni yollar keşfetmiş. Bu yaklaşımı klasik müzik besteciliği üslubuyla buluşturan Hymnal’ın yaylıları Francesca Verga tarafından düzenlenmiş ve Sonar Quartett tarafından icra edilmiş. Pramuk bu kayıtları da sample’layarak bestelerini şekillendirmiş. 

TEKLİ: vicotüco – Wowzy Trauzy Asuman Krauzy
(Bağımsız)

Mert Avcı ve Sinanılmaz ikilisinin ilk albümü Normal Yaşa ve Ortalama Bir Süre Zarfında Öl yakında dinleyiciyle buluşacak. Isınma turlarının son round’unda vicotüco’ya özgün mizahi üslubun hâkim olduğu “Wowzy Trauzy Asuman Krauzy” parçasının nakaratının sakız gibi ağzınıza yapışacağını en baştan garanti edelim. İkilinin kısa animasyon videolarıyla benzer bir tat bırakıyor damakta; usul usul iç gıdıklayan durumlara ya da acayip sahnelere çekip atıyor dinleyeni. Miksi Taner Yücel, mastering işlemleri ise Görkem Karabudak imzalı. 

EP: Pip Blom – Grip
(Bağımsız)

Amsterdamlı grup Pip Blom, 2023 tarihli Bobbie ile indie rock köklerinden sıyrılıp elektronik bir rotaya adım atmıştı. O albümün synth pop’a göz kırpan, dans pistine yakın tonları, Grip’te çok daha endişesiz ve özgür bir formda keşfedilmiş hâlde. Bağımsızlığın hem üretimde hem sound’da kendini hissettirdiği beş parçalık bu dönüşüm basamağı; ilhamını house, techno ve disco’dan alıyor. Dream pop melodilerini elektronik ritimlerle dans pistine taşıyan Grip; “Temporary Love” ve “Ring”in tam gaz enerjisinden “Drift”in atmosferik synth’lerine, “Somedayile gitarların yavaş yavaş geri geldiği buğulu kapanışa doğru savrulurken, sanki 20 dakikalık bir fever dream içindeymiş gibi hissedebilirsiniz.

TEKLİ: Suede – Trance State
(BMG)

90’larda Britpop’a yön veren gruplardan olan Suede’in yeni yüzyıldaki karnesi pek iyi değil. Son 10 yıldır düzenli olarak yapsalar da hep “harika geri dönüş” olarak pazarlanan işleri hayal kırıklığı yaratmıştı. 5 Eylül’de yayımlanacak ve 10. albümleri olacak Antidepressants’tan gelen ilk iki tekli sound olarak doğru seçimler yapmışlar gibi durmakta. Suede için son derece rock tonda “Disintegrate”i takip eden “Trance State” de yine dinamik gitarları ve vokalist Brett Anderson’ın yıllarla güzelleşmiş sesiyle olumlu yönde şaşırttı. Tabii The Cure ve New Order benzetmelerine oldukça açık bir şarkı olduğunu da belirtmeli. Bu da her zaman kötü bir şey değildir. Suede hayranları sonbahara keyifli girecek gibi. 

ALBÜM: James Holden & Wacław Zimpel – The Universe Will Take Care of You
(Border Community Recordings)

İngiltere’nin atmosferik synth büyücüsü James Holden ile Polonyalı klarnetçi Wacław Zimpel’in doğaçlama yaptığı ilk ortak albümleri planlı, sistemli bir yol değil; patikaların özgürlüğüne heveslenerek keşfe çıkma deneyimine çağırıor. İkilinin birleşiminde elektronik, caz, Gnawa gelenekleri, Hint müziği, elektrikli piyano, uğultular, çarpık synth tonları bir bütün oluşturuyor; dinleyenin zihnini ele geçirip, bir güzel açıyor. The Universe Will Take Care of You sihirli, trans hâline sokan ve evrende süzülen ritüelistik bir ses deneyimi olmuş. 

EP: Queens of the Stone Age – Alive in the Catacombs
(Matador Records)

Queens of the Stone Age, müziğin canlı çalımında ortaya çıkan enerjiyi her daim önceliklendiren gruplardan biri. Bu zamana kadar DVD’ler, bonus materyaller ya da albümler hâlinde pek çok konser kaydı paylaşmış olan Josh Homme ve ekürisi, belki de kariyerlerinin en büyük tutku işlerinden biri olan Alive in the Catacombs’la karşımızda. Homme’nin sağlık sorunlarının gündeme geldiği 2024 yazında Paris’teki yeraltı mezarlarında kaydedilen ve parçaların ortama göre yeniden düzenlendiği performansın aynı isimli filmi de şu sıralar ilk gösterimlerini gerçekleştiriyor. “I Never Came” ve “Suture Up Your Future” gibi eskice parçaların yanı sıra grubun son dönem işlerinden örnekler de duyduğumuz koleksiyonun incelikli ses tasarımı, kasvetli ortamı eksiksiz bir şekilde solumanızı da mümkün kılıyor.

TEKLİ: Micah P Hinson – Oh, Sleepyhead
(Ponderosa Music Records)

Yaklaşık 20 senedir alternatif country’nin prensi olma iddiasını sürdüren Hinson’ın yeni albümü The Tomorrow Man’in müjdesini veren ilk tekli, yüklü yaylı aranjmanları ve coşkusuyla müzisyenin sevenleri şaşırtabilir. 1920’lerden bir müzikale de yakışacak, günümüz için de sırıtmayan şarkı; yetenekli müzisyenin bu kadar uzun süre kariyerinde belli kaliteyi sürdürebilmiş ve yeni şeyler denemekten çekinmeyen nadide isimlerden biri olduğunu pekiştiriyor. Ayrıca müzisyenin harika ilk albümü Micah P. Hinson and the Gospel of Progress de 20. yılında duble beyaz plak olarak tekrar yayımlandı. 

TEKLİ: Leon Bridges – Hold On
(Columbia Records / Sony Music)

Amerikalı müzisyen Leon Bridges’ın 2015’te yayımladığı ilk albümü Coming Home sırasında yazdığı “Hold On” tüm yalınlığıyla aramızda. Gospel etkili parça, soul elementlerle örülü vokalle birleşince güneşin altında gevşemek gibi bir etki bırakıyor bünyede. O esnada “Keşke geri dönebilsem. O eski zamanlara. Her şeyin yolunda olduğu…” sözlerinin peşine takılmamak elde değil.

ALBÜM: Cymin Samawatie – TEMAS
(iKi Müzik)

Cyminology mahlasıyla yayımladığı albümlerle ECM Records kataloğuna adını yazdırmış olan Cymin Samawatie’nin yeni albümü TEMAS, İstanbul’da hayat bulan kimi karşılaşmaların bir çıktısı. 10 parçalık albümün her durağı, Samawatie’nin İstanbul’dan başka bir müzisyenle gerçekleştirdiği doğaçlama seanslarında ortaya çıkan kayıtlar. Berlinli müzisyenin prodüksiyonunu Şevket Akıncı ile paylaştığı albüm, kültürlerarası diyaloglara ve alabildiğine geniş bir ses paletine sahip. İcrasındaki açıklık, dinleyeni hemen sarmalıyor.

TEKLİ: Tom Rowlands – We Are Nothing / All Night
(Phantasy Sound)

Senenin başlarında Joe Wright imzalı tarih draması Mussolini: Son of the Century için bestelediği müzikleri Milan Records etiketiyle albümleştiren The Chemical Brothers üyesi Rowlands, iki yeni tekliyle aramızda. Kanadalı şair Bill Bissett’in cümlelerini sample’layan ilk parça yedi buçuk dakikalık akışında groove’unu ağır ağır kavuran, sürükleyici bir acid güzelliği. Son dönemdeki The Chemical Brothers DJ setlerinde de test sürüşleri yapılmış.Breakbeat esintileri ve lo-fi dokuları arasında gidip gelen ikinci parça “All Night”, en başta beklenmedik ritmik kurgusuyla, ardından incelikli prodüksiyon numaralarıyla baş döndürüyor.

TEKLİ: Hannah Jadagu – My Love
(Sub Pop)

Texas’ın banliyölerinden Zimbabwe asıllı müzisyenin fazlasıyla içten hissiyatlı, 2000’ler ortası R&B kokuları da taşıyan teklisi, sağlam beatler üstüne narin ve düşünceli vokalleriyle bu hafta kulaklarımızdan geçenlerden. İlk albümü Aperture (2023) öncesinden beri bedroom pop kulvarında dikkat çeken Jadagu, ondan önceki EP’si What Is Going On’u (2021) iPhone 7’sine kaydederek DIY kavramına apayrı bir anlam kazandırmış isimlerden. Klibi ise analog lensten evsel kentsel bir betimleme, farklı renk, ortam ve objeler arasında gidip gelerek parçanın nostaljisine eşlik ediyor. 

ALBÜM: Van Morrison – Remembering Now
(Virgin / Exile Productions)

Özellikle pandemi sırasında komplo teorilerine fazla paye veren paranoyak görüşleriyle bizi endişelendirse de 79 yaşındaki Van Morrison’ın müziğinde kusur bulmak zor. 60’lardan beri aralıksız albüm yayımlayan efsane ismin pandemiden beri de yedinci albümü oluyor Remembering Now! Albümde otobiyografik sözlerin yanı sıra müzisyenin memleketi Kuzey İrlanda’nın gospel ve soul etkileri de güçlü. 2021’de Oscar adayı olan şarkı “Down to Joy” da albümün açılışını yapmakta. Morrison hâlen müzik yapan akranları arasında hakikaten parlıyor. Onu hatırlamak için birebir. 

TEKLİ: Barış Demirel – Kiralık Yerde Krallık
(Avrupa Müzik Yapım)

Indie pop, hip hop ve deep house ekseninde çeşitlenen stillerde üreten trompetçi ve besteci Barış Demirel’in yaklaşan yeni albümünden ikinci tekli. Önceki şarkılarından da aşina olduğumuz Anadolu’ya özgü ezgilerin caz tınıları ya da modern etkileşimlerle harmanlandığı Barış Demirel dokunuşu, “Kiralık Yerde Krallık”ta da duyuluyor. Söz ve müziği Demirel’e ait olan şarkının belki de en can alıcı noktası,  “Yara bere içinde dolanacağım / İnadına yaşacağım” dizeleri. Pek çoğumuzun ruhuna dokunuyor, hatta direnişimizi selamlıyor bu sözlerle. 

TEKLİ: Sudan Archives – DEAD
(Stones Throw Records)

“Hello, it’s me / Did you miss me?” NE DİYOSUN TABİİ Kİ! Karşınızda, Sudan Archives a.k.a. Brittney Denise Parks’ın üç yıllık aranın ardından savurduğu ilk tekli. Parçayla birlikte henüz bir albüm duyurmamış Parks’ın bası tek kelimeyle gediğine oturturken senfonik rüzgârlar estirip odalarda fırtınalar kopardığı güçlü ve duyguları gıdıklayan videosuyla birlikte salıverdiği “DEAD”, adının aksine aşama atlaya atlaya daha da katartik yerlere çıkarıyor. Ölmeden hemen önceki an hayatınızın en hayatta hissettiğiniz ânıdır ya?” doğrultusunda bir mesaj mı var, yoruma açık.

ALBÜM: Mary Halvorson – About Ghosts
(Nonesuch Records)

About Ghosts’u bir kere döndürünce Halvorson’ın müzikal dehasına hayran olmamak imkânsız. Besteci ve gitaristi Mary Halvorson her zaman beraber çalıştığı altısı Amaryllis’e alto-saksafon üstadı Immanuel Wilkins ve tenor Brian Settles’ı da ekleyip uçsuz bucaksız bir sonik manzara çiziyor. Özellikle tempoyla oynayarak yaratılabilecek nüanslar konusundaki hünerlerini sergiliyor müzisyen, bestelerinde hem kendine hem muazzam müzisyenlerine hızlayıp yavaşlamayla yaratılabilecek derinlikleri keşfettiriyor. Birlikteliğin gücü kadar enstrümanların solo anlarının da her parçaya güzelce işlendiği albüm bu yaz için âdeta bir hediye. 

TEKLİ: Ilgaz Altın – Yarın Olunca
(DART)

Ilgaz Altın’ın 2025’te paylaştığı ikinci tekli, müzisyenin önceki şarkılarına kıyasla daha güçlü bir sounda sahip. “Yarın Olunca” elektronik dokunuşların ön plana çıktığı bir şarkı. Atmosferi yumuşak, yalın ama duygusal yoğunluğu fazla. Ilgaz Altın, yeni teklisinde içinden geçenleri olduğu gibi, kamufle etmeden paylaşıyor. Geçtiğimiz haftalarda paylaşılan “Dilimin Tam Ucunda”da olduğu gibi prodüktör koltuğu Tibet Akarca’ya teslim.

ALBÜM: Cosey Fanni Tutti – 2t2
(Conspiracy International)

2T2, avangart müziğin gerçek ikonlarından Cosey Fanni Tutti’nin sesin maddeselliğiyle kurduğu bağın yeni bir boyutu gibi okunabilir. Analog synthlerin çiğliği, kimi zaman törpüsüz biçimde kulak zarına çarpıyor ama bu bilinçli bir seçimin sonucu elbette. Dinleyiciyi her daim diken üstünde tutan albüm, karanlıkta filizlenen ses katmanlarıyla birlikte kendi ritmik mantığını da yaratıyor. Tutti’nin zanaatini sadece müzik yapmakla sınırlayamayız; bir ses coğrafyası çiziyor ve bizleri de bu haritanın içine davet ediyor.

TEKLİ: Cate Le Bon – Heaven Is No Feeling 
(Mexican Summer) 

Galli prodüktör ve çok yönlü müzik insanı Cate Timothy’nin yoldaki yedinci albümü Michelangelo Dying’den çıkan ilk tekli olma özelliğindeki “Heaven Is No Feeling”, müzisyenden bekledik ölçüde büyülü ve bir acayip. Ama altta ufak bir tekinsizlik de var sanki. Albümü için 25 Eylül’e randevu veren müzisyen tuhaf bir ortamda, kadifemsi rifflerin yoğun reverblerle sarıldığı alacalı uğultuların içinden bir aşkın izleri ve atmosferine konuşuyor. Minimal ama hep orada olan vuruşlar, renklerinde banyo yapılası “video içinde videosu ve şarkının örüntüsü beyin gıdıklayan köprüsüne dikkat.