Marissa Nadler, heryol ve bu hafta başka ne dinlesek?

Yazı: Cem Kayıran, Elif Öz, Şevval Öztemur, Tuğçe Hitay, Zeynep Naz Günsal - Fotoğraf: Ebru Yıldız

Haftanın yeni müzikleri: Marissa Nadler, heryol, KAYTRANADA, Okay Vivian, Bitchin Bajas, Cassandra Jenkins, Tegel Boys, Sorry, Steve Lacy ve dahası…

Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.


ALBÜM: Marissa Nadler – New Radiations
(Sacred Bones / Bella Union)

Nadler’in 10. stüdyo albümü yakından dinlemek ve sindirmek için biraz vakit isteyen bir koleksiyon. Ağırlıklı olarak fingerpicking tarzı akustik gitarla bazını oluşturan albümde synth ve elektro gitar da ön planda. Kayıp ve kalp kırıklığı gibi ağır konuları karanlık bir yerden işleyen albüm “gotik Americana” olarak nitelendirilebilecek, Nadler’in mükemmel vokallerinin de yardımıyla çok spesifik bir his evreni inşa ediyor. Zaman zaman âdeta bu dünyanın sınırlarını aşmış gibi her tarafımızı saran ama bizden çok daha büyük bir hisle bırakıyor insanı. New Radiations’ı en azından bir kere döndürüp götürdüğü karanlık koridorlarda yürümekten çekinmemelisiniz bizce.

TEKLİ: Lava La Rue – easy come, easy go
(BMG)

Çok yönlü müzik insanı Lava La Rue, yeni teklisinde pandemi sonrası dijital dünyanın karmaşası içinde yön bulmakta zorlanan bireylerin büyüme deneyimine odaklanıyor. Parça, yapay zekâ kaygısı, cinsiyetçi söylemler ve sanal ile gerçek hayat arasındaki kopukluk teması üzerine inşa edilmiş. Prodüksiyonu Fraser T Smith (Dave & Kae Tempest) tarafından üstlenilen parça, canlı gitar tınıları ve akılda kalıcı melodilerle, MGMT ve Bloc Party gibi 2000’ler başıi alternatif sahneye göz kırpıyor.

ALBÜM: Juicy J & Endea Owens – Caught Up In This Illusion
(Trippy Music LLC / Stem) 

Three 6 Mafia’cı MC – prodüktörün, Julliard mezunu kontrbasçı Endea Owens’la kaydettiği ortak albüm, Juicy J’in iki ay içinde çıkardığı ikinci caz, üçüncü stüdyo albümü. Rapçi Cory Henry ve daima içten vokalist Nia Drummond projede bir nevi kadrolu yer alırken, tap dansçı Sarah Reich, saksafoncu Kenneth Whalum ve The Roots’tan üstat Black Thought performanslarıyla albümü dolduran konuklar.Feel Good Music (2023) ile mecrada saygınlığını rahatça tescillemiş Owens’a, varlığı Juicy’yi caz bağlamında bir nebze daha geçerli kılsın diye mi başvuruldu, bilinmez ama albümdekinin “gerçek sanat ve duyguları” olduğunu vurguluyor Memphisli müzisyen. Acelesiz ve ince bir dinamikte akan Caught In This Illusion klasik caz ve hip hop’un hem türler, hem icra edenler arası işteş dikkat ve saygıdan türemiş bir temsil.

TEKLİ: Chicago Underground Duo – Hyperglyph
(International Anthem)

Rob Mazurek (Exploding Star Orchestra, Isotope 217) ve Chad Taylor (jaimie branch’s Fly or Die, Marshall Allen’s Ghost Horizons, Luke Stewart’s Silt Trio), uzun soluklu müzikal ortaklıkları Chicago Underground Duo’yu ne mutlu ki yeniden hatırladı! 11 yılın ardından kaydettikleri ilk albüm Hyperglyph, fiziksel formatta raflardaki yerini aldı ama dijital yayını için 3 Eylül’e randevu verilmiş. Albüme ismini veren parça ise plakların çıkış gününde dinlemeye açıldı. Oyunlu, girift, coşkulu bir akışın ardından ciddi bir kaosa sürükleniyor dinleyici. “Heeeeeey” vokallerine eşlik etmemek elde değil.

ALBÜM: KAYTRANADA – AIN’T NO DAMN WAY!
(RCA Records)

KAYTRANADA, hepimizi en az bir kez yerinden kaldırıp dansa çağırmıştır. Yeni koleksiyonu AIN’T NO DAMN WAY! ise bu geleneği bozmuyor ve dans ettiren retro-fütüristik bir yolculuğa çağırıyor. 90’ların hip hop ve disko melodilerinin içinde pişen 12 parça, eklemleri gevşeten synthleriyle “dans müziği köklerine bilinçli bir dönüş.” Albümün Haiti kültürüne yaslanan, eğlencenin, hazzın eşiğinde harmanladığı enerjisi; harekete ve bedene kolektif bir paylaşım alanı yaratmış. Yer ayaklarımızın altından kayıyor diyebiliriz.

TEKLİ: Steve Lacy – Nice Shoes
(RCA Records)

2022’den beri sesi soluğu çıkmayan Steve Lacy sımsıkı bir tekliyle döndü. Müzisyenin hayat hakkında birtakım şeyler öğrendiğine işaret eden parça eğlenmenin peşindeyken onu kovalayan arzular ve zorlanmalar tarafından da farklı yönlere çekiştiriliyor.  “Nice Shoes” hem sözleri hem drum’n’bass aranjmanı ile ne hayatı ne de kendini çok ciddiye alan bir parça. “Beraber olabileceğim her arkadaşım için 1 dolarım olsaydı / Güzel bir çift ayakkabı alabilirdim” sözleriyle parçanın umursamaz -veya umursamaz gibi duyulmaya çalışan- tonunu belirliyor müzisyen. 

ALBÜM: heryol – HERYOL
(Universal Music Türkiye)

Ali Alp İşbilen, Eyüp Yavuz Mercan ve Ensar Bayraktar’dan oluşan heryol üçlüsünün dinleyeni içerde, “aynı”, “duvarlar”, “düşünme”, “hatıra” gibi şarkılarla karşıladığı ilk albümü. Genelde kapalı bir havanın hâkim olduğu, atmosferik synth katmanları ve Bayraktar’ın vokaliyle düşünsel bir estetik çizen 10 parçanın miks ve mastering işlemleri ise Baran Göksü imzalı. Albümün lansman partisi 6 Eylül’de Noh Extended’da olacak, sonraki haftalarda üçlüyü Karga sahnesinde de dinleyebileceğinizi de not düşelim.

TEKLİ: Margaret Glaspy – Jesus Etc. ft. Norah Jones
(ATO Records)

Amerikalı müzisyen ve besteci Margaret Glaspy, 12 Eylül’e tarihlediği yeni albümü The Golden Heart Protector’ın ilk sesini Wilco yorumu “Jesus, Etc.” ile verdi. Arkadaşı Norah Jones ile bu şarkıyı kaydetmenin onun için gerçekleşen bir rüya olduğunu söyleyen Glaspy, parçanın duygu haritasını şefkatle yaklaşan piyanosuyla bir tık daha dokunaklı yere taşıyarak sığınabilecek bir huzur noktası yaratmış dinleyen için. Sarah McCaskill’in animasyonlarından oluşan videosuna da bir bakılmalı. 

ALBÜM: Cass McCombs – Interior Live Oak
(Domino / GRGDN Müzik)

Son olarak; 1999-2000 civarlarında San Francisco’da müzisyen dostu, Papercuts’tan bildiğimiz Jason Quever’in evinde kaydettiği demoları Seed Cake On Leap Year adıyla bir araya getiren Cass McCombs’un yeni albümü. Anti- etiketiyle yaptığı birkaç yayının ardından geçtiğimiz yıl yeniden eski evi Domino’ya dönen McCombs, bu albümün bugüne dek kaydettiği en açık sözlü ve mesajını filtrelemeden ileten iş olduğunu; her parçanın bir miktar umut taşıdığını dile getiriyor. Albüme ismini veren kapanış şarkısının kirli blues havasını pek sevdik doğrusu.

TEKLİ: Bitchin Bajas – Skylarking
(Drag City)

Cooper Cain, Rob Frye ve Dan Quinlivan’ın Bajascillators (2022) ve Natural Information Society’yle yaptıkları Totality (2025) albümlerini takip edecek işlerinden ilk tekli ambient ve ötesi tatlarda, caz tonları ve drone’un karışımı melodilerle geçişli renkler içeren, uzay boşluğunda ama havadar da bir kayıt. 26 Eylül’de salıverilecekleri Inland See’yi “su ve toprağın ötesinde bir yerden bize doğru akan parlak bir kütle” gibi ulu imajlarla tarif ederek dinleyenin ayağını yerden keseceğini vaat eden ekibe kendileri gibi Chicago’lu video sentezisti Nick Cionteadan armağan görsel eşlikçi için hemen şuraya.

TEKLİ: Tegel Boys – Fall In Line
(T.B.M. L.T.D.)

Tegel Boys yeni parçası “Fall In Line” ile acid banyosundan geçirilmiş kraut-psych ritimleriyle vahşi bir cazibeye sahip. Cowbell vuruşları, breakbeatler ve dalga kıran groove partisyonlarıyla şak diye kana karışıyor “Fall In Line”. Antonio Rilling, Jeremy Black, Joel Isaac Black ve Ayyuka’dan tanıdığımız Alican Tezer’den oluşan Berlin merkezli grup, “geleceğin acid boogie kovboyları” olarak anılıyor. Önümüzdeki günlerde yeni tekli için yapılmış bazı remiksler de paylaşılacak.

TEKLİ: Sorry – Echoes
(Domino / GRGDN Müzik)

İnanması güç ama Londralı ekibin bir önceki stüdyo albümü Anywhere But Here’ın üzerinden üç yıl geçmiş. Bir süredir tekliler paylaşan grup, en yenisi “Echoes” ile 7 Kasım’a tarihlenen yeni albümleri Cosplay’i de duyurdu. “Echoes” Sorry imzalı bir aşk şarkısı; yani biraz karanlık, biraz endişelendirici ve kendini yüzde yüz teslim etmiş hâlde. Bizce grubun külliyatındaki en iyiler arasında hemen yerini alan parça hakkında “Kendini aşkta kaybetmek ve ‘yankı’nın ilişkide bir üçüncü insana dönüşmesi” ile ilgili diye not düşmüş ekip. Solist Asha Lorenz’in her zaman biraz savunmasız duyulan sesinden “Echo echo echo / I love you” dizelerini mantra hâlinde dinleyince parçanın içimize işlemesi çok da vakit almıyor. Teklinin ikiz kardeşleri başrolüne alan harika klibini de buraya bıraktık.

TEKLİ: Okay Vivian – No Bait
(xquisite releases)

Pervin Güzeldere’nin hipnoz edici ses bütünleri yarattığı müzikal kimliği Okay Vivian’ın yoldaki albümünden ilk sesler. Bir akustik gitar arpeji etrafında kesik ritimlerle ve yankılı vokallerle genişleyen parçada müzisyenin yeri gelince perdeyi açıp ışıkların içeriye girmesine izin verdiğini hissetseniz de genelinde kasvetli bir atmosfer hâkim. Parçanın eşlikçi klibine buradan ulaşabilirsiniz, My Canine Memory adını taşıyan albüm 26 Eylül’de yayında olacak.

TEKLİ: Okkyung Lee – let’s walk down to the swamp together
(Shelter Press)

Okkyung Lee, yeni albümü Just Like Any Other Day (어느날): Background Music For Your Mundane Activities’in ikinci teklisiyle yalnızca sesin değil; belleğin de sınırlarında dolaşıyor. ABD’de geçirdiği yıllardan sonra Güney Kore’ye dönüşüyle birlikte bestecilik anlayışına da yansıyan dönüşüm, bu parçada çocukluk anılarıyla örülü kültürel bir yeniden temasla açığa çıkıyor. İlkokul yıllarında Koreceye çevrilmiş Sherlock Holmes hikâyelerine olan takıntısından ve “hatalı çeviri”nin yaşattığı akıl tutulmalarından ilham almış bu parçada. Kore’de hiç görmediği bir “bataklık” imgesi, Lee’nin zihninde egzotik ve tehlikeli bir güzelliğe bürünüyor; bu çağrışım da teklinin başlığında bir davete dönüşüyor. Birlikte bilinmeyene yürümek için harika bir fon müziği.

ALBÜM: Cassandra Jenkins – My Light, My Massage Parlor
(Dead Oceans)

New Yorklu müzisyen Cassandra Jenkins geçen seneki albümü My Light, My Destroyer’a bir eşlikçi olarak hayal ettiği yeni koleksiyonuyla aramızda. Diskografisindeki tüm işlerden sıyrılan My Light, My Massage Parlor alan kayıtları ekseninde bir kurgu yaratıyor. Tamamı enstrümantal kayıtlardan oluşan albüm, ağırbaşlı piyano partisyonlarının ateş böceği sesleriyle valsine ev sahipliği yapıyor. Albümün isminde bahsi geçen “masaj” etkisi şüphesiz ki orada bir yerlerde mevcut.

TEKLİ: Cava Grande – Your Silence
(Santima Records)

Portecho ve Mira gibi gruplarıyla 2000’lerde yerli müziğin seyrine renkli dokunuşlar yapan Tan Tunçağ’ın işitsel – görsel projesi Cava Grande’nin bu yıl bizlerle paylaştığı üçüncü tekli “Your Silence.” İlk saniyelerinden itibaren düşsel bir atmosferin içinde kaybolmaya davet eden parça; kalp atışını andıran ritimleri, ışıltılı synth partisyonları ve Tunçağ’ın vurgulu vokal performansıyla çok katmanlı bir akışa sahip. Unreal Engine 5 aracılığıyla hazırlanan animasyon lirik videosu da hemen burada.

TEKLİ: Kayra – Doğuştan Yabancı
(Bağımsız)

Bu yıl birçok çalışmasını dinleyicilerle buluşturan Kayra, yeni teklisi “Doğuştan Yabancı”yı da doğum gününde yayımladı. MC, parçanın aynı zamanda sevenlerine ve dostlarına bir teşekkür niteliği taşıdığını söylüyor. “Doğuştan Yabancı”, yağmur ve şimşek sesleri ve kuş çığlıklarıyla açılıyor, hemen akabinde Doğu ezgilerinin öne çıktığı bir atmosfer kuruyor. Kayra’nın hikâye anlatıcılığına dayalı üslubu ise yine ön planda. Prodüksiyonda ise Fonetik imzası var.

TEKLİ: Whitney K – Something Strange
(Fire Records)

Parçalarında hem mesafeli hem de duygusal akıntılara açık bir denge yakalayan Whitney K, lo-fi estetiğini benimseyen besteler yapıyor. “Something Strange” adlı son numarasında da tarif edilmesi zor bir sevgi hissini şarkılaştırmış. Bariton vokalleriyle sezgisel bir hikâye anlatıcısına bürünen müzisyen, dinleyiciye içine adım attığında dertten tasadan sıyrıldığı, korunaklı bir alan tasarlıyor âdeta.

ALBÜM: Steve Gunn – Music For Writers
(Three Lobed Recordings)

Brooklyn çıkışlı gitarist Steve Gunn’in ilk enstrümantal solo albümü Music For Writers. Müzisyenin ABD, Almanya ve Letonya arasında kayıtlarını tamamladığı uzunçalar yumuşak gitar yürüyüşleri, saha kayıtları ve bazı synth dokunuşlarıyla 11 şarkı boyunca oldukça huzurlu ve meditatif bir duygu yumağı yaratıyor. Kaos ve kargaşadan bir süre kaçıp merkezi geri bulmak için ideal.

TEKLİ: Jay Som – Cards On The Table
(Polyvinyl Record Co)

Sözü direkt Jay Som’a bırakalım: “Bu şarkı, dostlukların değişen doğası ve birbirinizi yanlış anladığınızda yaşanan çatışmaların, platonik ilişkilerde ne kadar yıkıcı olabileceği üzerine. Bence bu tür bir dinamiği yönetmek evrensel bir deneyim. İnsanların hayatınıza girip çıkmasının hiç bitmeyen bir döngü gibi hissettirmesi ama eninde sonunda bunun kendini keşfetmeye ve gelişime yol açması…”