Mitski, Gorillaz ve bu hafta başka ne dinlesek?

Yazı: Cem Kayıran, Elif Öz, Şevval Öztemur, Tuana Özcan, Utkan Çınar, Zeynep Naz Günsal

Haftanın yeni müzikleri: Mitski, Gorillaz, Shabaka, Maria BC, Flaccid Mojo, Primat, Bill Callahan, Tori Amos, Fever Ray, TVAM ve dahası.

Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.



ALBÜM: Mitski – Nothing’s About to Happen to Me
(Dead Oceans)

Albümü “küçük şehirde yaşayamazdım çünkü çok fazla hata yapıyorum; büyük şehirlerde her zaman yeniden başlayabilirsiniz” temalı “In A Lake” ile açan Mitski sekizinci uzunçalarında da aklındaki düşünceler ne kadar karanlık olursa olsun hepsini tek bir şarkıda toparlayabildiğini yine kanıtlıyor. Karanlıklardan korkmayan müzisyen hataları, anksiyeteleri, tabiri caizse gariplikleri, hayatın sınırları ve ölümün kaçınılmazlığı ile ilgili uzun uzadıya düşüncelerini; yer yer dijital çağa yer yer Yunan mitolojisine referanslarla kaleme döküyor. Önceki iki albümünde de olduğu gibi steel gitar, yaylılar, biraz folk havası, dikkatlice yerleştirilmiş koro partisyonları bu projede de karşımıza çıkıyor. Artık hem söz yazımında hem ses manzarasında kendi yönünü belirlemiş olan Mitski’nin yeni işinde bizce albümün ses dünyası olarak ayrışan, biraz caz esintili ve müzisyeni crooner koltuğuna oturtan “I’ll Change For You”ya mutlaka bir şans verin.

TEKLİ: Shabaka – Dance In Praise
(Shabaka Records)

İngiliz caz müzisyeni ve besteci Shabaka Hutchings’in kendi ismiyle 2023’ten beri üçüncü albümü olacak Of The Earth’ten gelen tekli, üflemeli enstrüman virtüözü müzisyenin yeteneklerini suratınıza çekinmeden çarptığı bir şarkı. Âdeta elektronik müzik, jungle altyapısı gibi flüt cümlelerinin üzerine sololarını döşeyen Shabaka, özellikle ritim kayıtlarında oldukça ilgi çekici bir ton yakalamış. Dünyanın kaosundan bir anlığına uzaklaşıp, kafa dağıtmaya birebir.  

ALBÜM: TVAM – Ruins
(Invada Records)

Manchester’da yaşayan Joseph Oxley’nin dört yıl önceki High Art Lite ardından salıverdiği üçüncü albümü Ruins, kasvetli olduğu kadar heves veren bir girdi listemize. 80’lerin en gotik köşelerinden seslenerek The Cult, Depeche Mode, Echo & The Bunnymen, hatta belki New Order gibilerini çağırırken bu etkileri yad ettirmeyip üst seviyede onurlandıran albümde gitar kulaklara hep daha yakın, atmosfer ise daha öte mesafede; yine de moral ve zihne mütemadiyen zerk eder hâlde. Yarısından sonra hem daha bet hem de çok daha dans edilesi bir enerjiye bürünen iş synth merkezli, melodi odaklı; noise aksanlar ise zirve önemde. Kimi zaman atmosfere hizmet eder edada eksik, kimisindeyse vurgusu sık ritimlerle döşeli. Zevkli cızırtılar, tematik melodiler albümün atmosferine hizmet ettiği kadar, aralardan sıyrılarak karanlıkta parıldıyor. 

TEKLİ: Taroug – Najet
(Denovali Records)

Taroug, Tunus çıkışlı bir prodüktör ve ses araştırmacısı. Müzikal üretiminde elektronik altyapı, coğrafi referanslar ve geleneksel motifleri yan yana getirerek kendi üretim yöntemini yarattı.Kuzey Afrika tuz gölü Chott El Djerid’den adını alan Chott’ adlı yeni albümünden paylaştığı yeni tekli de sarmal beatler, ağır bas kurguları ve geleneksel mikro-vokal örneklerini bir araya getiriyor. 

ALBÜM: Fabiano Do Nascimento & Vittor Santos Orchestra – Vila
(Far Out Recordings)

Brezilyalı gitarist Fabiano Do Nascimento’yu daha geçtiğimiz haftalarda, E Ruscha Vile yayımladığı albümle baya bir övmüştük bu sayfalarda. Onu eskitemeden başka bir ortaklıkla karşımızda. Rio ve hâlihazırda ikamet ettiği Los Angeles’ta kaydedilen ve müzisyenin çocukluğunu geçirdiği Bairro Saavedra’dan esinlenen çalışma, aranjmanları yapan Vittor Santos’un 16 kişilik orkestrası ile iştah kabartan bir albüm. Nascimento’nun gitarıyla orkestranın hem birlikte hem ayrı ayrı kendini duyurabildiği usta işi kayıtlar, o yörelerin müziğinin yanı sıra cazın da kendini gösterdiği usta işi bir birliktelik. Fabiano Do Nascimento yılın ilk iki ayının tartışmasız yıldızı. 

TEKLİ: Lime Garden – All Bad Parts
(So Young Records)

Brightonlı ekip Lime Garden’a bir konuda her zaman güvenebilirsiniz: Şarkının konusundan bağımsız, sizi iyi bir bas yürüyüşüyle her zaman dans ettirecekler. Richard Schwartz’ın kişisel gelişim kitabı No Bad Parts’tan etkilenmiş, biraz da ironik isimli parça bütün kötü huyların belki geçici bir süre için sizi eğlenceli bir insan yaptığı ama günün sonunda kendinizi yalnız ve mutsuz bulmakla ilgili. Solist Chloe Howard hiç çaktırmadan pişmanlık ve kendinden nefretin sınırlarında dolaşan parça hakkında şöyle diyor: “Esasen hayatımın şu âna kadarki en karanlık dönemini, hafif ve eğlenceli hissettiren ama nihayetinde çift anlam taşıyan alaycı bir pop şarkısına dönüştürdüm.”

TEKLİ: Remon Nakanishi – Kawasaki (feat. Suzumeno Tears)
(DOYASA! Records)

Yakın zamanda “Yattokose” parçasıyla gündemimize gelen Remon Nakanishi ve Suzumeno Tears bu kez Gifu vilayetine ait geleneksel bir Japon halk şarkısı söylüyor. Son yıllarda ülkenin folk ve minyo geleneklerini başka ufuklarla buluşturan Remon Nakanishi, bu parçayı da Brezilya’nın kuzey doğusundan baião groove’uyla yorumlamış. Suzumeno Tears’ın vokal armonileriyle birlikte iyice gizemli ve cazibeli bir atmosfer oluşuyor. Müzisyenin ikinci albümü için geri sayım her ay yayımlanacak yeni parçalarla devam edecek.

TEKLİ: José González – A Perfect Storm
(City Slang)

Veneer ile hayatlarımıza gireli 23 yıl olmuş İsveçli müzisyen ve besteci José González’in. 27 Mart’ta yayımlayacağı Against the Dying of the Light’ın sadece dördüncü solo albümü olduğu fikri biraz da garip geliyor. Tabii grubu Junip’le de oldukça aktif dönemler geçirdiğini de unutmamalı. Yine de sık iş yayımlamayı tercih etmeyen bir müzisyen. Beş yıl aradan sonra gelecek yeni albümün üçüncü teklis;i ilk ikisine göre daha atmosferik, daha Junip dönemlerini hatırlatan bir şarkı. Ona has, tekrara dayalı bir klasik gitar riffinin omurgayı oluşturduğu şarkı, müzisyenin sevenlerini hemen saracaktır. Ancak ister istemez de yaratıcılığının zirvesinden sanki biraz uzaktaymış gibi de hissediliyor açıkçası. Albümün kalanından daha fazlasını umuyoruz. 

ALBÜM: Gorillaz – The Mountain 
(KONG)

Gorillaz diskografisinin dokuzuncu albümü, Hindistan’a özgü ses ve titreşimleri grubun parıltılı ve çok sesli dünyasına pürüzsüz şekilde taşıyor. 15 şarkılık akış, Yasiin Bey’den Anoushka Shankar’a, IDLES’dan Dennis Hopper’a uzanan festival tadındaki konuk listesiyle birlikte birbirinden ayrıksı ruh hâlleriyle temaslar kuruyor. Bu kesişimlerin kimisi gerçekten etkileyici, heyecan veren nitelikli işler olsa da arada mulitkültürel olma çabasından öteye gidemeyen duraklar da mevcut. Konsept anlatılar kurgulamak konusunda imkânlarını sonuna kadar kullanmaktan kaçınmayan grubun albümle birlikte yayımladığı kısa animasyon da buradan izlenebilir.

TEKLİ: Tori Amos – Stronger Together
(Fontana Records)

90’lardan günümüze aktivist ve müzisyen kimliğiyle kulaklarımızda ve akıllarımızda yer edinmiş Tori Amos; burada, şurada ve her yerde olan politik gerçekleri merkezine alan In Times of Dragons isimli yeni albümü için geri sayımı yumuşak ve hafif dokusuyla işlediği, birlikteliğe çağıran “Stronger Together” teklisiye sürdürüyor. “Gelecekte neyle karşılaşırsak karşılaşalım, birbirimize birlikte daha güçlü olduğumuza dair söz veriyoruz.” diyerek kızı ile olan ilişkisinin bir tür yansıması olan parça, beraber olma hissini çağırıyor. 

ALBÜM: Maria BC – Marathon
(Sacred Bones Records)

“Böyle devam edemezsiniz.” 13 parçalık yeni Maria BC albümü Marathon, zihinlerimizin korku ve endişeyle kavradığı ama yine de içinde yaşamaya ve ilerlemeye devam ettiğimiz bir dünyaya bakıyor. Ekolojik yıkım, varoluşsal ikilikler ve özgürlükle kurulan kişisel mücadeleler gibi temalara yaslanarak hem suç duygusunu eşeliyor hem de dinleyiciyi cesaretlendiriyor. Maria BC’nin ağır vokallerinden dinlediğimiz derin liriklerin puslu akustik tınılardan psikedelik titreşimlere akarak var olduğu koleksiyon, bir huzursuzluğu büyütüyor ve çözümlüyor ve ellerimize bırakıyor. 

TEKLİ: The Ringo Jets – Orman
(NO5 Recordings)

“Onca karanlık yıl, peki ben vazgeçer miyim?” diye haykırmaya çağıran yeni The Ringo Jets teklisi “Orman”, NO5 Records aracılığıyla yayımlandı. Kapak görseli Uçman Balaban imzası taşıyan tekli, hep bir ağızdan coşkulu vokalleri ve afili gitar riffleriyle Ringolarla özdeşleşen rock’n’roll fırtınasını yaşatıyor. Ufukta yeni bir albüm var mı, şimdilik merak konusu.

ALBÜM: Bill Callahan – My Days of 58
(Drag City)

Bill Callahan kariyerinin en otobiyografik albümünü yayımlıyorsa buna kulak kabartmalıyız. Geçen yıl kanseri atlatan ve ölümlülüğüyle, yaşıyla ilgili bir hesaplaşmaya giren müzisyen 58. yaşını kariyerinin en “rahat” albümlerinden biriyle kutluyor. Genelde müziğinde hem vokalinde hem de atmosferinde her zaman ona ait belirli bir gerginlik hissettiğimiz Callahan, bu sefer daha rahat, daha ferah duyuluyor. Basit ama net davullar, şarkıları çok kararında süsleyen üflemelilerle gerçekten de Callahan’ın o harika külliyatına yeni bir soluk gibi. Son turnesinde beraber çaldığı ekibi korumasının da dinamizme etkisi açık. Lou Reed’in ona cenneti gezdirdiği rüyasından esinlenen “Why Do Men Sing”, duyduğumuz en neşeli Callahan şarkılarından biri belki de. 40 yıla yaklaşan kariyerindeki onlarca albümüne rağmen hâlâ merak uyandırabilen büyük bir şarkı yazarından namına yakışır bir albüm. 

EP: Ta.BiTuyo EP
(Put Out Records)

Taycan ve Biter ortaklığından dans pistine dönük ama abartıya kaçmayan house prodüksiyonları. A yüzü “Tuyo”, doğrudan ritimle çalışan bir parça. Derinden ilerleyen bas hattı, şarkının merkezini belirliyor; groove bir an bile dağılmadan akıyor.  B yüzündeki “Lately” ise daha gece odaklı bir atmosferde, bir arkadaşınızı dinler tadındaki vokalleriyle  tam bir “night out” deneyimi yaşatıyor. Put Out cephesinden başka güzellikler de yolda, takipte kalın.

ALBÜM: Flaccid Mojo – Loose Jacks
(Post Present Medium)

Flaccid Mojo, Aaron Warren ve Bjorn Copeland’ın Black Dice dışındaki oyun alanı. İkilinin ikinci albümü Loose Jacks’in temel malzemesi ücretsiz aplikasyonlar, kırık ekranlı cihazlar ve internet artıklarından devşirilen sesler. DIIV, TV On The Radio, Local Natives gibi gruplarla da çalışmış olan Chris Coady eşliğinde kaydedilen albümdeki parçalar ritmin aniden kırılıp yeniden kurulduğu keskin virajlara sahip. Groove’u sürekli sabote etme hâli ve ikilinin çeyrek asırdan uzun süredir birlikte kaoslar yaratma konusunda geliştirdiği reflekslerle Loose Jacks, ayağınızı kaydırma niyetli bir kulüp müziği inşa ediyor.

ALBÜM: Lala Lala – Heaven 2
(Sub Pop)

Lillie West yani Lala Lala’nın yeni koleksiyonu Heaven 2; sıkışıp kalmak, çekip gitmek, kendiliği keşfetmek veya tüm bunlarla yaşamayı indie pop seslerle yarattığı rüyamsı evren ile ortaya koyan bir anlatı niteliğinde. Elektronik dokularıyla içine çeken albüm, hayatın hızla akan ritminde aceleci koşuşturmalarımıza karşın sakin temposu ve hipnotik melodileriyle şimdiye odaklanıyor.

ALBÜM: Primat – Saf Peynir ve Hassas Mesele
(Tamar Records)

Egemen Uysal ve Ata Ravalı’dan oluşan Primat, bir internet dostluğundan filizlenmiş slacker garage / punk rock grubu. İkilinin Saf Peynir ve Hassas Mesele adını taşıyan ikinci albümü, büyüme hâllerini şarkılaştırıyor ve hiç ısındırma ihtiyacı duymadan cayır cayır bir açılış yapıyor. “Çok eğleneceğimiz aşikâr ama biraz çamura da batacağız” dedirten bir açılış. Devamında sırıttıran anlar çok fazla ve rotamız da zigzaglar çiziyor; tek bir stil ya da sound’a bağlı kalmaktan kaçınıyor. Albüme pek yakışan kapak görseli de Duru Beren Dürüsel imzalı.

TEKLİ: Maya Hawke – Devil You Know
(Mom+Pop)

“Devil You Know”, Maya Hawke’un kendi ifadesiyle yaratıcı süreçte hırs, rekabet ve dış onay ihtiyacıyla kurduğu ilişkiye odaklanıyor. Parça da büyük prodüksiyon hamlelerinden ziyade söz ve melodiyi öne çıkaran bir yapıya sahip. Hawke’un folk temelli yazım dili yine yerli yerinde; düzenlemelerde daha net ve sade bir yaklaşım söz konusu. Yeni albüm Maitreya Corso, 1 Mayıs’ta yayında olacak.

EP: Fever Ray – The Lake / Wrong Flower 
(WaterTower Music / Warner Bros Ent.) 

Synth vuruşları ve bir ölüm perisine yaraşır çığlıkları bir yana, bu kez kendisini eşliğinde duyduğumuz en analog enstrümanlarla; pirinç, davul ve üflemelilere el ele veren Karin Dreijer, Maggie Gyllenhaal’un 6 Mart’ta vizyona girecek Frankenstein spin-off’u The Bride! için bestelediği parçalar. Bir EP olarak sunulan kayıtlar, kendisinden aşina olduğumuz duygusal manzarayı biraz daha genişletiyor. Parçalardan ilki olan “The Lake”, tantanalı bir bandoyla zihinleri sarmallanarak sarmalarken, ikincisi “Wrong Flower” beş nota etrafında sabır ve öfkenin eş zamanlı hissedildiği tavırda inşa oluyor. EP’de iki parçanın da “sinematik” versiyonları mevcut.

TEKLİ: Etienne Jaumet – Flex
(Versatile Records)

Zombie Zombie’nin tuşlu çalgılar departmanından sorumlu Etienne Jaumet, son solo albümünü (kimi iş birliklerini saymazsak) sekiz yıl önce yayımlamıştı. Her daim kendine özgü soyut bir gerilim yaşayan synth kompozisyonlarından oluşan yeni albümü için 6 Mart’ı işaret etmesi mutluluk verici. Synth bas arpejleriyle dinleyiciyi saniyeler içinde etkisi altına alan “Flex,” yoldaki albümün ikinci teklisi.

ALBÜM: Nothing – a short history of decay
(Run For Cover Records)

2010’da Nicky Palermo’nun yatak odasından başlayan Nothing’in Palermo ve gitarist Doyle Martin dışındaki üyeleri neredeyse her projede değişiyor. A Short of History of Decay’de ise kadro şöyle: Vokallerde Palermo, gitarda Martin, davulda Zachary Jones, basta Bobb Bruno ve ikinci gitarda ise Cam Smith. Birlikte çok iyi işleyen beşli, Nothing’in kendilerinden en emin ve en iyi işlerinden birine imza atıyor. Shoegaze türünün git gide daha büyük kitleler tarafından benimsendiği şu dönemde janrına sımsıkı tutunan, grunge efektli, karamsarlık ve gri bir gökyüzünden kaçmayan, 90’lardan fırlamış bir kayıt dinliyoruz. Palermo çocukluğunda maruz kaldığı şiddete, nörolojik bozukluğu gibi oldukça kişisel temalara da ilk defa bu koleksiyonda değiniyor. Albümün ilk teklisi olarak paylaşılan “cannibal world”ü dinlemek, Nothing’in konser tarihlerine bir bakma isteği uyandırmak için yeterli.

TEKLİ: Upchuck – Last Breath
(Domino / GRGDN Müzik)

Parça, grubun geçtiğimiz yıl çıkan üçüncü albümü I’m Nice Now ile aynı dönemde; prodüktör Ty Segall eşliğinde, Teksas’taki Sonic Ranch Studios’da kaydedilmiş. I’m Nice Now, vokalist KT’nin (Kalia Thompson) birikmiş öfkesini merkeze alan; gücü elinde tutanlara yöneltilmiş sert bir yüzleşme albümüydü. KT, kayıt sürecini “bitmek bilmeyen bir mücadele içinde akıl, beden ve ruh sağlığını koruma çabası” olarak tanımlamıştı. “Last Breath” de bu yüksek tansiyonlu hattın devamı niteliğinde, albümden arta kalan parçalardan biri. 

ALBÜM: EXEK – Prove The Mountains Move
(DFA Records)

Şarkılarında post-punk, dub, krautrock gibi etkileşimlere yer verse de kendine özgü bir palet yaratmayı başaran Melbourne çıkışlı kolektif, yedinci albümüyle birlikte DFA ailesine katıldı. Prove The Mountains Move’u oluşturan sekiz şarkı da EXEK kokteylinin her bileşeninin altını çizmeyi başaran bir çeşitliliğe sahip. Yoğun gitar akorları ve yankılı olsa da donukluğunu yitirmeyen vokalleriyle lezzetli bir gerilim yaratıyor ve akış boyunca bu gerilimi elle tutulur bir kıvamda muhafaza ediyor. Albert Wolski’nin en oyuncu performansını sergilediği “Tyres” ilk dinlemenin favorilerinden.

TEKLİ: Greentea Peng & Ezra Collective – Helicopters
(War Child Records / GRGDN Müzik)

Savaş koşullarında yaşayan çocuklara eğitim, koruma ve ruh sağlığı hizmeti sağlama misyonundaki War Child vakfı için derlenen yıldızlar geçidi nitelikli toplamadan paylaşılan son tekli, Britanyalı caz beşlisi ve Aria Wells arasında daha önce neden yaşanmadığına hayret ettiren bir iş birliği oldu. 6 Mart tarihli  HELP(2) albümüne dub ve piyanonun dumanlı bir odada buluştuğu, arkaya yaslatan ama kafa da sallatan bir parçayla katkıda bulunan ekip her ne kadar dingin tınlasa da Peng’in vokaliyle can bulan bıkkın sözleri hesap sorar içerikte.