Müzisyenlerden mektuplar: Serkan Emre Çiftçi

Bant Mag. No:74’te müzisyenlerin farklılaşan hisleri, gerçeklikleri ve deneyimlerine kulak verelim istedik. Pandemi ve yaşanan türlü gelişmeler müziğe olan yaklaşımlarını nasıl değiştirip dönüştürüyor? Yeni üretimlerinde nasıl izler sürülebiliyor? Neler onları motive ediyor? Neler öğreniliyor? Neler çok can sıkıcı? Neler “devam” dedirtiyor? Sorularımızı Türkiye ve dışarıdan pek çok müzisyene, DJ’e yolladık. Yanıt alabildiklerimizden size mektuplar topladık.  

İlk solo albümü Ekim’i 2020’de Lu Records etiketiyle yayımlayan Gevende üyesi Serkan Emre Çiftçi yanıtlıyor.

“Her ne kadar hayatımızda birçok şeyin dijitalleştiğine şahit oluyor olsak da müziği her hâliyle ama özellikle, titreşimlerini icracı ile o anda ve hemhal olarak deneyimlemek çok çok önemli ve faydalı.” 

“Bana göre yaptığım işin özü müzisyenin müziğe ve müziğin de insana olan kutsal hizmetinin varlığıyla başlıyor. Bu sebepten dolayı büyük çaplı bir olay olduğunda içimde ‘müzik, birleştirici ve iyileştirici özelliklere sahiptir, müzik susmamalı, fayda sağlamalıdır’ düşünceleri büyüyor. Müzisyenliğin ve müziğin, örneğin bir afet sonrası moral etkinlikleri ya da toplanan bilet paralarıyla ihtiyacı olanlara yardım satın alınan konserleri gibi zihinsel, ruhsal ve yaşama dair gözlenebilen faydaları yadsınamaz. Pandemide fiziksel mesafe gerekli olduğu için, benim müzik yaşantımın büyük çoğunluğunu da kaplayan canlı performansların uzun bir süre boyunca icra edilebilmesi pek mümkün olmadı ve bir süre daha bu hâlde devam edeceğiz gibi gözüküyor. Ben de bu süreçte, iyi yapabileceğimi düşündüğüm diğer şeylere yani enstrüman kayıtlarına, bestelere ve aranjmanlara, internet üzerinden birkaç konsere ve bir albüm yayınlamaya odaklandım.”

“Nikola Tesla’nın ‘Eğer evrenin gizemini anlamak istiyorsanız; enerji, frekans ve titreşim yasalarıyla düşünün.’ deyişi gibi, müzik de insanların bu yasalara tabi olarak icra ettiği bir hâl. Bu süreç bana müziğin, evrenin büyülü uyumunda önemli bir yere sahip olduğunu gösterdi; müzikal frekansların uyumu ya da uyumsuzluğunun, zamanlamalarının ve dizgelerinin, insanlar üzerinde farklı şekillerde tepkimeye yol açma, heyecanlandırma veya sakinleştirme, bulunduğu durumdan daha farklı hislere taşıyabilme gibi iyi etkilere sahip önemli bir araç olduğu üzerine daha yoğun düşüncelerle ve fark edişlerle buluşmamı sağladı. Her ne kadar hayatımızda birçok şeyin dijitalleştiğine şahit oluyor olsak da müziği her hâliyle ama özellikle, titreşimlerini icracı ile o anda ve hemhal olarak deneyimlemek çok çok önemli ve faydalı. Tüm insanlık için daha farkındalıklı, incelikli, sağlıklı, müziğin titreşimleriyle dolu ve afiyet içinde bir gelecek temenni ederim. Sevgiler.”

“Nasıl günler bu günler: Müzisyenlerden mektuplar” dosyasının tamamını okumak için buradan Bant Mag. No: 74’e ulaşabilirsiniz.

Yükleniyor...