Ne dinlesek?: Chanel Beads, Beth Orton ve haftanın diğer yeni müzikleri

Yazılar: Cem Kayıran, Elif Öz, Melis Tire, Şevval Öztemur, Tuana Özcan, Utkan Çınar, Zeynep Naz Günsal

Haftanın yeni müzikleri: Chanel Beads, Beth Orton, Deniz Cuylan, Phoebe Bridgers, Gold Panda, Mabel Matiz, Minyo Crusaders, DJ Plead, Julia Holter, Ibeyi ve dahası.

Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.


BU HAFTA DİNLEMEDEN GEÇMEYİN:
Chanel Beads – Your Day Will Come
(Jagjaguwar)

Hafızanız sizi yanıltmıyor; ilk Chanel Beads albümünün de adı Your Day Will Come’dı. Oluşumun esas kişisi Shane Lavers aslında bir şaka olarak doğan aynı ismi yeniden kullanma fikrini, müzisyenlerin bütün işlerini tüketime uygun hâle getirmesine bir direniş olarak hayata geçirmiş. Ama bir yandan da albümün adının vadettiği “senin günün gelecek” sözünün tekrar karşımıza çıkması da belki kendisinin bu vaate biraz daha şans tanıdığını gösteriyordur. En azından bu hamlenin bu semantik boyutunu da düşündüğünden emin gibiyiz. Koleksiyonun sonik dünyası ise bu kelime şakası kadar akıllı ve yaratıcı. Örneğin “Outside Your Life”ta yaratmaya çalıştığı atmosfer için aradığı sesi bir gitar melodisinde değil de bir ağlama sample’ında bulup şarkının ortasında yerleştirmesi gibi. Üç kişilik ekip albümde tek bir düşünceden ziyade bir mod yaratmaya yardımcı birçok belirsiz şey söylüyor. Lavers’in hem bestelerinde hem sözlerinde bir yere varmaktansa oraya giderken çıkardığı seslere kafa yorduğu belli. E.Ö.


SAYGI DURUŞU:
Beth Orton – The Ground Above
(Partisan)

2022’deki Weather Alive ile 30 seneyi aşan kariyerinde bir ikinci baharın müjdesini veren İngiliz müzisyen ve besteci Beth Orton şimdi de yeni albümüyle bu baharın geçici olmadığını kanıtlıyor. Şarkılar komplike değil; hatta oldukça genel geçer melodilere ve yapılara sahip ancak Orton’ın ekibiyle yarattığı atmosfer o kadar ustalıklı ve orijinal ki bunu dert etmiyorsunuz. Evet Orton’ın vokali eski zamanlarını bilenler için belki biraz fazla katartik tınlayabiliyor ama bunun da özellikle davulların ve trompetçi Christos Styliandes’ın yarattığı huzur ortamında yarattığı tezata sanki ihtiyaç duyuyor şarkılar. Beth Orton’ın ustalık dönemi şahane, kaçırmayın. U.Ç.


TEKLİ: @ – Autosmile
(4AD)

Victoria Rose ve Stone Filipczak ikilisinden oluşan @, 2021 tarihli ilk albümü Mind Palace Music ile deneysel folk’u usul usul içine çeken melodiler, iç içe geçen vokaller ve söylendikten sonra da zihinde yankılanmayı sürdüren sözlerle dinleyene büyü gibi işleyen bir iş çıkarmıştı ortaya. Yıllardır beklenen dönüş ise sonunda geldi: İkili, 4AD etiketiyle yayımlanacak yeni albümleri Autosmile‘ı aynı adlı ilk teklisiyle duyurdu. “Autosmile”, @’in ilk albümde kurduğu büyüyü bozmak yerine onu daha da olgunlaştırıyor. Deneysel dokunuşlar yerli yerinde dururken; bu kez daha demlenmiş, daha rahat nefes alan ve kendine daha çok güvenen bir grupla karşı karşıyayız. T.Ö.

ALBÜM: SML – Spontaneous Music Live
(International Anthem)

Geçtiğimiz yılın sonunda yayımladıkları How You Been ile gönlümüzü fetheden Los Angeles’lı caz beşlisi SML; Aralık 2025’te yine Los Angeles’daki Zebulon isimli mekândaki performanslarının direkt analog teybe kaydedilmiş hâllerini dinleyiciyle paylaşıyor. “Roundabouts” ve “The Drums” adında 25 dakikalık iki şarkıdan oluşan canlı kayıtlar, ekibin müthiş enerjisini yansıtmakta hiç zorluk çekmiyor. Grubun yarattığı homojen sound o kadar “sıkı” ki yer yer canlı çalındığına ikna olmakta zorlanabiliyor da insan. SML şu an kanımızca enstrümantal müziğin en “hot” grubu. Nüfuz etmeye devam. U.Ç.

ALBÜM: Helen Svoboda – Headwater
(Room40)

Finlandiya doğumlu, Avustralya merkezli müzisyen ve besteci Helen Svoboda’nın 2024 Melbourne Fringe Festival kapsamında sahne performansı olarak geliştirilen projesi Headwater, artık bir albüm formuna büründü. Kontrbasçı ve vokalist Svoboda’ya kimi  anlarda Jacques Emery, Selma Savolainen ve Tilman Robinson’ın eşlik ettiği 16 parçalık hayli yoğun akış, insana yer yer sorular sorduracak boşluklarıyla nefes alıyor. Svoboda’nın kompozisyonlarında sessizlik anlarının da belirleyici unsurlar arasında olduğunun da altını çizmekte fayda var. Sindirmesi pek kolay olmayan bir iş ama çağdaş klasik müzik meraklılarının ya da gerilimi işitsel yolla deneyimlemek isteyenlerin sık sık dönmek isteyeceği bir albüm olacağını tahmin etmek güç değil. C.K.

Helen Svoboda’nın Gizli Mixtape serimize konuk olduğu söyleşiye de buradan ulaşabilirsiniz.

ALBÜM: Cécile McLorin Salvant & Metropole Orkest – With Every Breath I Take
(Nonesuch Records)

Cécile McLorin Salvant, müzikle o kadar güzel oynuyor ve sizi de oyuna o kadar güzel dâhil ediyor ki edilgenliğe yer olmayan bir dinlemeye deneyimi sağlıyor. Dahası bu gücündeki yaratıcılığın ucunu yalnızca bireye değil; aksine kolektif hikâyelere dayandırıyor. Caz, blues, barok seslerin çeşitli temalarla bağlandığı, bir çeşit müzikal tiyatro olabilecek ve müzisyenin Jules Buckley’nin yönettiği Metropole Orkest eşliğindeki üretiminden çıkan With Every Breath I Take, Darcy James Argue’nin aranjmanı, sinematik vokalleriyle insanı başka bir yere taşıyan bir işitsel deneyim yaşatıyor. Ş.Ö.


ŞİFA NİYETİNE:
TEKLİ: Mabel Matiz – Umrumdışı
(Pose Records)

Mabel Matiz’den yeni tekli geldiğine göre, içimiz rahat rahat “yaz tam anlamıyla başladı” diyebiliriz. “Umrumdışı”, güneş enerjisiyle çalışanların, sevgisini kendi elleriyle büyütüp besleyip, ele avuca sığmaz hâle getirenlerin ve büsbütün aşkı kutlayanların şarkısı: “Sana ne tabii seni seviyorsam.” Mabel Matiz’in Murad Güner ile bestelediği şarkının Sinan Tuncay yönetmenliğinde çekilen ve hem renk paleti hem danslarıyla büyüleyen video klibi de hemen burada. Ş.Ö.


ALBÜM: Temples – BLISS
(V2 Records)

Temples beşinci stüdyo albümlerinde kendini yeni sulara bırakıyor. Gitarlardan synthlere doğru kayan ama temelini de kaybetmeyen ekip 90’lar kokan bir dans müziği albümüne imza atmış. Bu yazla ilgili planlarınızı bilmiyoruz ama albümü bir kere çevirdikten sonra kendini bir kulüp gecesinde bulmanız çok muhtemel. Bir coşku ve sevinç taşkınlığı yaşatan kaydın retro hissi insanı yaşamadığı geceler için bile nostaljik yapıyor. E.Ö.

ALBÜM: Some Velvet Sidewalk – Critters Encore
(perennial)

Olympia lo-fi sahnesinin kült gruplarından Some Velvet Sidewalk, neredeyse 30 yıl sonra ilk albümü Critters Encore ile geri döndü. 1990’larda lo-fi, noise-pop ve punk’ı birbirine çarpıştıran dağınık ama kendine has sesleriyle iz bırakan grup, yeni albümünde o estetiği olduğu gibi bugüne taşıyor. Yeniden bir araya geldikleri turne boyunca parça parça kaydedilen Critters Encore, kusursuzluktan özellikle uzak duran bir albüm. En az gitarları kadar kafası karışık sözler, huzursuzlukla kırılganlık arasında gezinen vokaller ve sıradan olanın içindeki tuhaflığı kurcalayan şarkılarla Some Velvet Sidewalk, yıllar sonra da kendi deyimleriyle “love-rock” evrenini genişletmeyi sürdürüyor. T.Ö.

TEKLİ: PJ Harvey – Voyager
(Partisan)

PJ Harvey, 2023 tarihli I Inside the Old Year Dying’den bu yana yayımladığı ilk yeni şarıyla aramızda. Fizikçi Brian Cox’un talebi üzerine, Cox’un Emergence turnesinde kullanılmak üzere hazırlanan ”Voyager”; Harvey’nin, NASA’nın Voyager 2 uzay sondasının gözünden Dünya’dan uzaklaşan yolculuğu hayal ettiği bir anlatı üzerine kurulu. Müzisyen aşarkının aslında üzerinde çalıştığı yeni albüm için yazılmaya başlandığını da açıkladı. Yeni albüme dair resmî bir duyuru yapılmamış olsa da gündemde olduğunu söyleyebiliriz. Şarkının Brian Cox ve Nic Stacey yönetmenliğinde çekilen videosu buradan izlenebilir. T.Ö.


UZUN YOLA ÇIKANLARA:
Minyo Crusaders – From Japan With Love
(Blue Note Records)

10 kişiden oluşan Minyo Crusaders, Karayip ritimleri ve geleneksel Japonya müzikleri arasında groove dolgulu tüneller kazıyor. Neşelendiren, şarj eden ya da rutininizle aranıza mesafe koyabilen bir şeyler dinlemeye ihtiyacınız varsa, Minyo Crusaders’ın yeni albümünü reçetenize sabah – öğle – akşam tüketmek üzere yazıyoruz. Çok sesli ve coşkulu düzenlemelerin yanı sıra vokalist Fready Tsukamoto’nun harika performansını minimal ama hayli sinematik bir atmosferle buluşturan “Shimotsui Bushi”nin de altını çizmek isteriz. Grup hakkındaki Bring Minyo Back belgeselinin yönetmeni Yuji Moriwaki ile yaptığımız röportaja da Bant Voyaj üzerinden ulaşabilirsiniz. C.K.


TEKLİ: Julia Holter – Fantasy 
(Domino)

Holter’in 21 Ağustos’a randevu verdiği uzunçaları Materia, gizemli pırıltılardan örülü Something In The Room She Moves (2024)aynı adlı parçayı farklı düzenleme, doğaçlama ve yorumlarla yeniden keşfettiği kısa bir eşlik albümü olacak. “Fantasy”den anlaşılana göre işin genel hissiyatı, öncekinin daha keyfi yerinde bir versiyonu gibi olacak. Etkilerindeki çeşidin daha belirgin, esin ve atıfların daha gün yüzünde olduğu bir parça. Uzayan synth sesleri, bossa nova tadı veren sabit vuruşlar ve kapanıştaki saksafon, içine buğulu camlardan alacalı ışıkların girdiği duvarsız bir odaya doluyor. Dicky Bahto’nun hem çekip hem gözüktüğü, Holter ve aralarında müzisyen Emily Wells’in de bulunduğu arkadaşlarıyla monokrom grenlerden yansıdığı video klip de tam burada. Z.N.G.

TEKLİ: Deniz Cuylan & Felbm – No Such Thing
(Hush Hush Records)

Deniz Cüylan’ın sonbaharla birlikte kavuşacağımız yeni albümü For Luca‘nın çıkış noktası kayıp olsa da ilk tekli “No Such Thing” birlikte geçirilen zamanlarla ilgilenen bir parça. Makoto Kubota, Thor Harris, Casper Clausen gibi isimlerin konuk olduğu albümün açılış parçası olan “No Such Thing”de Cuylan’a Hollandalı multi enstrümantalist Felbm eşlik ediyor. Flüt, vibrafon, bas ve tuşlularla sıcak ve biraz da puslu bir atmosfer inşa eden “No Such Thing”in Ade Hanft imzalı klibi de burada. C.K.

TEKLİ: Yard Act – New Beginnings
(Island Records)

Leeds çıkışlı ekip 17 Temmuz’da üçüncü stüdyo albümünü paylaşmak için kolları sıvadı.  Albümün gitar ağırlıklı ikinci teklisi âdeta bir doz yaşam motivasyonu aşılamayı gaye edinmiş. “New Beginnings”, değişimin bir şeyleri geride bırakmak demek olduğu kadar yeni ihtimallere kapı açmak olduğunu da hatırlatıyor. Güneşli bir yaz gününe mükemmel bir eşlikçi olabilecek şarkı yüksek miktarda mutluluk ve pozitif enerji yayıyor. Grup zaten kasıtlı olarak biraz daha karanlık seyreden ilk tekli “Redeemer”ın hemen peşine planlamış bu tekliyi. E.Ö.


DERİNLERE DALMALIK:
DJ Plead – Please
(Smalltown Supersound) 

Jared Beeler ikinci albümünde gerektiğinde hafif ama bir o kadar özenli; yeri gelince de cüretli, kararlı bir havada. Dub, elektronik, techno, house pratiklerini Lübnan’a uzanan kökleri ve Arap geleneklerinden unsurlarla inceliklendirdiği eklektik stilini Please’de rüyalarından, belki de sadece gökyüzüne dalgın bir kadrajdan aktarıyor. Manzaraya nostaljik fakat olduğumuz yere çok daha yakın bir yerlerden bakan prodüktör, çıkış albümü Relentless Trills’te (2021) ön planda olan temponun yerini bu kez ambient meskenlere değişmiş. Akustik gitar, piyano, perküsif synthlere uyarladığı makamlarla ördüğü beatler, mikrotonal aranjmanlar daha minimal. Melteminin esintisinden giden bir yol çiziyor. Z.N.G. 


ALBÜM: Pixies – Complete B-Sides 1988-1997
(4AD)

Indie rock müziğin öncülerinden Pixies’in 40. yıl etkinlikleri devam ediyor. Aslen 2001’de yayımlanan ve grubun esas hükümdarlık dönemi diyebileceğimiz yıllardan b yüzü teklilerini içeren toplama, güzel bir elden geçme ve altı adet konser performansı eklemesiyle tekrar karşımızda. Pixies’i anlatmaya gerek yok, hâlâ tam gaz devam etmekteler ama bu ilk dönemlerindeki enerji farklı elbette. Sevenleri zaten bayılacaktır, grubu yeni kurcalamakta olanlar için de özellikle canlı performans kayıtları heyecan verici olacaktır sanırız. U.Ç.  

TEKLİ: Arda Kül – Atlantis
(Külbastı Records)

Çocukken kuzeniyle birlikte kayıp şehir Atlantis’i aradıkları hayali oyundan yola çıkan Arda Kül, yeni teklisi “Atlantis”te çocukluk hafızasını kişisel bir arayış hikâyesine dönüştürüyor. Akdeniz kıyılarının görüntüleri, falezler, zakkumlar ve yarım kalmış sorular eşliğinde ilerleyen parça, Tibet Akarca’nın davulları ve Efe Demiral’ın gitar dokularıyla masalsı ve hafif melankolik bir dünya yaratıyor. M.T.

ALBÜM: Ibeyi – Offering
(AWAL Recordings)

Fransız ikizler Lisa-Kaindé ve Naomi Diaz, Offering koleksiyonunda, geçmiş yaşam deneyimleriyle paralel anlatıları, görselleri, sesleri ve hisleri, derinden gelen meleksi vokalleriyle çevreleyerek, kadim bir iş yaratmış. R&B v ortamda pişen, mistik ve endüstriyel melodiler, baş döndürmeyi başararak, ayakları derinliğin içerisine doğru, kendileriyle beraber kaydırıyor. Tespit etmesi güç karakteriyle uzunçalar; akıcı, kıvrımlı ve tüyler ürpertici olduğu kadar cesur da tınlıyor. Ş.Ö.

TEKLİ: This Is Lorelei – Billy Came Back
(Matador Records)

Water From Your Eyes’ın yarısı olarak da tanınan Amos, 2024 tarihli Box for Buddy, Box for Star ile solo projesini daha geniş kitlelere ulaştırmış; ardından Holo Boy ve yıldız isimlerin katkıda bulunduğu bir deluxe albümle bu dönemi genişletmişti. Üretkenliğiyle bilinen müzisyen, belli ki yakın zamanda yavaşlamaya niyetli değil. Yeni albümden paylaşılan ilk tekli “Billy Came Back”, Amos’un folk-pop tarafını öne çıkaran, akılda kalıcı melodilerle örülü bir şarkı. Müzisyenin anlattığına göre parça aylar boyunca peşini bırakmamış ve ancak tamamlandığında zihninden çıkmış. Eski bir western filminden fırlamış gibi görünen klibi ise buradan izlenebilir. T.Ö.


HAFTANIN DANSI:
Gold Panda – TON UP
(Studio Barnhus)

2022 çıkışlı son albümü The Work’ü City Slang aracılığıyla yayımlayan Gold Panda, sonraki dönemde yaptığı kayıtları bağımsız olarak dijital mecralarda erişime açmıştı. Yeni albüm TON UP ise Stockholm merkezli oluşum Studio Barnhus etiketi taşıyor. Plak şirketi albüm hakkında “Tam da dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu bir zamanda ortaya çıkan; hem işlevini yerine getiren hem neşeli hem de beklenmedik ölçüde duygusal bir kulüp müziği” tanımını yapmış. Biz buradaki sıfatlara “hipnotik”, “kışkırtıcı” ve “cazibeli” de eklemek isteriz. Kâğıt üstünde bir ilişkileri olmasa bile “Ed Banger” da elektronik müzik dinleyicileri için güzel bir anahtar kelime olabilir aslında. M.T.


TEKLİ: Var Ki Leyla – Kalp
(Pb Music)

İstanbul bağımsız müzik sahnesinden yeni bir ses Var Ki Leyla. Besteci ve vokalist Aycan Söyleyen’in projesi, ilk yayınını “Kalp” adını taşıyan, epey dramatik ve akılda kalıcı bir şarkıyla yaptı. “Bul beni dediğim bir yer nasıl evim olmalıydı?” gibi çarpıcı sözlere sahip parçanın düzenlemesi Hakan Kurşun imzalı, kayıtlarda ikiliye davulda Ediz Hafızoğlu da eşlik etmiş. “Kalp” için çekilen klip yakında yayında olacak, yeni parçalar için de şimdiden beklemeye geçtik. M.T.

TEKLİ: Phoebe Bridgers – Lost Boys
(Dead Oceans)

Phoebe Bridgers’ın yıllar süren sessizliğinin ardından düzenlediği gizli konserlerden beri gözler yeni albüm haberini aramaktaydı. Müzisyenin üçüncü albümü olacak Lost Weekend‘den ilk tekli “Lost Boys” ise Bridgers’ın güvenli alanını terk etmektense onu kusursuzlaştırmayı seçtiğini gösteriyor. Kendi imzasını taşıyan melankolik folk-rock hattından sapmayan şarkı; güçlü söz yazımı, ince işlenmiş prodüksiyonu ve ilk dinleyişte akılda kalan melodileriyle başarısız sayılmaz. Yine de altı yıllık bekleyişin ardından biraz fazla tanıdık hissettiriyor. Alex G, Bo Burnham ve Jack Antonoff’un da katkı verdiği “Lost Boys”ta aynı zamadla boygenius grup arkadaşları Julien Baker ve Lucy Dacus’un geri vokalleri bulunmakta. Yeni albüm ise 14 Ağustos’ta yayında. T.Ö.

ALBÜM: M. Geddes Gengras – Guest List
(Hausu Mountain)

Los Angeles deneysel müzik sahnesinin öngörülemez figürlerinden M. Geddes Gengras, bugüne kadar solo işlerinden Sun Araw, Robedoor ve Pocahaunted gibi projelerle kurduğu ilişkiler üzerinden sürekli biçim değiştiren bir kariyer inşa etti. Yeni albümü Guest List’te de farklı müzisyenlere yalnızca temel bir malzeme ve minimum yönlendirme sunuyor; geri kalanını ise karşılaşmalara, tesadüflere ve sezgilere bırakıyor. Six Organs of Admittance projesiyle tanınan Ben Chasny’nin gitarıyla eşlik ettiği “Laplace/Montagne” ve Greg Fox’un davulun başına geçtiği çıldırtıcı “Little Tonshi” ilk tavsiyelerimiz. C.K.

TEKLİ: Power Snatch – Training / Great
(Post Atlantic)

Hayley Williams ve uzun yıllardır birlikte çalıştığı Daniel James’in ortak projesi Power Snatch, iki yeni şarkıyla geri döndü. Bu yılın başında yayımladıkları ilk tekli “Assignment” ve ardından gelen EP1 ile tanıştığımız ikili, şimdi de Tiberius b.’nin eşlik ettiği “Training” ve “Great”i paylaştı. “Training”, kirli basları ve hipnotik tekrarları üzerine kurulu, karanlık bir elektronik pop denemesi. “Great” ise glitch dokunuşları ve elektronik üretimiyle daha hareketli bir hatta ilerlerken, soru üzerine soru kuran sözleriyle Power Snatch’in her yöne yönelebilecek tarafını belli ediyor ve merak uyandırıcı bir katalog oluşturmaya devam ediyor. T.Ö.