Oyuncu Günlükleri: Ezgi Ulusoy

Ezgi Ulusoy bir senaryoyu ilk kez okurken nelere dikkat eder? Canlandırdığı bir karakterle nasıl bağlar kurar? Onunla çatışmalar yaşar mı? Sete girmeden önce kendini nasıl hazırlar?

Oyuncuların pratiklerini ve duygu dünyalarını kurcaladığımız soru-cevap serimizin konuğu, şu sıralar Güllü karakterini canlandırdığı Kral Kaybederse dizisiyle ekranlarda olan Ezgi Ulusoy.


Kral Kaybederse
Hayatta yapmak istediğinin oyunculuk olduğunu ne zaman ve nasıl anladın?

Kendimi bildiğimden beri oyuncu olmak istiyordum. Çocukken ailemle çok sık tiyatroya giderdik. Sahneye atlayıp oyunların arasına karışmak dürtüsüyle izlerdim oyunları hep.

Bugüne kadar canlandırdığın karakterler arasında sana en çok benzeyen hangisi? Neden?

Oynadığım karakterlerin bana benzememeleri için çaba gösteriyorum. Eğer benzerlikler fazlaysa, karakter benimkinden farklı hangi itkiyle aynı tepkiyi vermiş olabilir diye düşünüyorum.

Canlandırdığın karakterlerle çatışma yaşadığın oluyor mu? Bu durumda nasıl metotlara başvuruyorsun?

Gerçekte tutarsızlıklarımız bile tutarlı bence. O yüzden eğer karakterin bir hâline anlam veremiyorsam, bana tutarsız geliyorsa; kafamda çatışmaya başlayabiliyorum. O zaman da metne geri dönüp ipuçlarını tekrar araştırıyorum. Ya da kendim bir alt istek yerleştiriyorum.

Bir rolü senin için çekici kılan unsurlar, senaryoyu okurken mutlaka dikkat ettiğin detaylar neler?

Rolün oyuncaklı olması ya da benim ekleyeceğim oyuncaklarla esneyebilecek olması benim için çok cazip. Hikâyenin anlatılışında, rolün işlevinin yazar tarafından seçili olduğunu görmek de çok hoşuma gider.

Oyunculuğa dair algı kapılarını açan, yaklaşımını değiştiren bir söz? Nerede ve ne zaman duymuştun?

En son “Genişlemeye değil; derinleşmeye çalışmak.” cümlesini duydum. Bir de klişe ama bazı sahnelerde “Neyi gösterdiğin değil neyi sakladığın oyunculuktur.” cümlesi çok işime yarar.

Sence uzun soluklu bir kariyerin sırrı ne?

Mesleğe duyulan iştah belirleyici bence. O iştahın peşinden gitmek. Bir de kaybolduğunda, kafan karıştığında, işler zorlaştığında; pusula. Bir arkadaş, bir şarkı ya da bir film olabilir bu pusula. Neden hikâye anlatmayı seçtiğimi bana hatırlatacak bir şey. Ve de bol sabır tabii ki. Çünkü oyun alanı olmadığında, işsizlik dönemlerinde, o iştah insanı içten yemeye başlıyor. 

Sete girmeden önce kendini nasıl hazırlarsın? Ritüelin, çalışan yöntemlerin var mıdır?

Metinle bolca haşır neşir olmak. Ve kahve içmek. 🙂

Aşk Oyunu (Semaver Kumpanya)
Karaktere girmek kadar ondan çıkmak da bazen zorlayıcı olabilir. Sende böyle bir etki bırakan bir rol oldu mu?

“Kestik” dendiğinde rol benim için bitiyor. Ama bazen zorlu duygusal sahnelerden sonra bedensel bir yorgunluk hissedebiliyorum. 

Az önce aradılar, biyografin çekiliyormuş. Seni kim oynasın?

Cate Blanchett oynasın! 🙂

Oyuncu olmasan mesleğin ne olurdu?

Başka hangi mesleği yapsam, kendimi kendime uzak hissederdim. 

“Keşke bende de olsaydı” dediğin (ama olmayan) yetenek?

Yazabilmeyi isterdim.

Metot oyunculuğu hakkında düşüncelerin neler?

Oyun oynama güdüsünden biraz uzakta geliyor bana metot oyunculuğu. 

Oyunculuğuyla sana ilham veren üç isim?

Gillian Anderson
Tansu Biçer
Mads Mikkelsen

Sinema, televizyon veya tiyatro farketmez; aklından çıkmayan üç oyunculuk performansı?

Gillian Anderson (The Fall), Jodie Comer (Prima Facie), Özlem Zeynep Dinsel (Kızlar ve Oğlanlar)