Ryan Murphy evrenine yeni bir halka: The Beauty yaklaşıyor
Yazı: Melis Tire
2026’nın dizi takviminin konuşulacak yapımlarından biri, hiç kuşkusuz Ryan Murphy’nin yeni projesi The Beauty olacak. FX ve Hulu ortak yapımı olan dizi, 21 Ocak’ta üç bölümlük prömiyeriyle izleyici karşısına çıkıyor. Murphy’nin bugüne dek imza attığı American Horror Story, Nip/Tuck, Monster gibi işler düşünüldüğünde The Beauty de onun grotesk ve hicivle harmanladığı anlatı evreninin yeni bir halkası gibi duruyor. Masamızda bu kez güzellik takıntısının beden üzerindeki yıkıcı etkileri var.
Diziden ilk fragman yayımlanmışken, bizi nelerin beklediğine dair notlar çıkardık.

Odak: Fiziksel mükemmellik saplantısı
Dizinin merkezinde moda endüstrisinin göz kamaştıran vitrininin ardında saklı dehşet verici bir hikâye var. Uluslararası süper modellerin esrarengiz şekillerde hayatlarını kaybetmeleri üzerine FBI ajanları Cooper Madsen ve Jordan Bennett, olayları araştırmak üzere Paris’e gönderiliyor. Soruşturma ilerledikçe, “The Beauty” adlı bir virüs ya da ilaçla karşılaşılıyor. Bu madde, fiziksel mükemmellik vadediyor ancak karşılığında geri dönüşü olmayan deformasyonlara yol açıyor. Dizi, güzellik uğruna nelerin göze alınabileceği sorusu üzerinden toplumun estetik takıntılarına ve bu takıntının birey üzerindeki yıkıcı etkilerine dair çarpıcı bir eleştiri sunmayı hedefliyor.
Ryan Murphy, her zamanki gibi provokasyonu estetik bir vitrin hâline getiren bir anlatı kurgularken, dizinin ortak yaratıcısı Matthew Hodgson ile birlikte günümüzün güzellik kültürüne sert bir eleştiri yöneltecek anlaşılan. Body horror unsurlarıyla bezenmiş bu anlatı, estetik normların dayatıldığı bir dünyada neyin güzel, neyin canavarca olduğuna dair soruları kurcalamaya elverişli.

Oyuncu kadrosu: Hem tanıdık hem sürpriz simalar
Başrollerde Rebecca Hall ve Ryan Murphy yapımlarının favorilerinden Evan Peters yer alıyor. Ashton Kutcher gizemli bir teknoloji milyarderini, Anthony Ramos ise onun ölüm saçan tetikçisini canlandırıyor. Jeremy Pope’un ise hikâyenin kaotik akışında yolunu arayan bir karakteri canlandırdığı biliniyor. Oyuncu kadrosu Vincent D’Onofrio, Ben Platt, Isabella Rossellini, Meghan Trainor ve Bella Hadid gibi isimlerle uzuyor.

Kaynak materyal: Image Comics etiketli çizgi roman
The Beauty, Jeremy Haun ve Jason A. Hurley’nin aynı adlı çizgi romanından uyarlanıyor. Image Comics tarafından paylaşılan sinopsisi şöyle:
Cinsel yolla bulaşan ve enfekte olanları daha güzel yapan bir hastalık hayal edin… insanların isteyerek kapmak istediği bir hastalık. Bu hastalık gerçek ve adı Beauty. Beauty’nin ortaya çıkışının üzerinden iki yıl geçmişken, Amerika’nın yarısından fazlası enfekte olmuş durumda. Ancak artık işin karanlık yüzünün, kimsenin tahmin edemeyeceği kadar korkunç olabileceği ortaya çıkıyor. Dedektifler Vaughn ve Foster, varlığından bile haberdar olmadıkları bir komplonun içine sürüklenirken, kendilerini Beauty’ye karşı verilen mücadelenin tam ön safında buluyor.
Serinin yazarı Jeremy Haun’un The Beauty dizisinin yapımcı kadrosunda olduğunu da belirtelim.

Bu konu ilginizi çektiyse…
Güzellik, beden algısı ve bireysel yıkım gibi temaları çarpıcı görsel dillerle işleyen yapımlar arayışındaysanız, The Beauty’nin izini sürebileceğiniz güçlü alternatifler var.
1993 Avustralya yapımı, düşük bütçeli film Body Melt, modern yaşam tarzları ve “fit/ideal beden” takıntısını absürt ve grotesk bir şekilde tiye alıyor; bedenin kendi kontrolünden çıkmasıyla mizahi, rahatsız edici bir kara komedi getiriyor.
Nicolas Winding Refn’in hem estetik hem de anlatı anlamında sınırları zorladığı Too Old to Die Young, yozlaşmış bir dünyanın içinde kaybolan karakterleriyle bedensel şiddet ve içsel çöküş arasında gidip geliyor. Aynı yönetmenin The Neon Demon filmi ise moda dünyasına adım atan genç bir modelin güzellik uğruna yaşadığı psikolojik dönüşümle, tüketimin ve kıskançlığın ne kadar ölümcül olabileceğini anlatıyor.
2024’ün hit filmlerinden The Substance, Demi Moore’un başrolünde yer aldığı ve yaşlanma karşıtı bir tedavi aracılığıyla güzellik takıntısının beden üzerindeki yıkıcı etkilerini ele alan yeni ve etkileyici bir bilim kurgu. Hatta The Beauty’deki “fiziksel mükemmellik vadeden madde” fikrinin The Substance’den ilhamla ortaya çıktığını düşünenlerin sayısı da hiç az değil ancak kaynak materyalin yayımlandığı tarih nedeniyle bu pek mümkün değil.
Darren Aronofsky’nin kült filmi Black Swan da performans baskısının bedende ve zihinde nasıl somut bir dönüşüme yol açtığını merkezine alıyor; mükemmellik arzusunun yıpratıcılğını gözler önüne seriyor.