Sesin görüntü üstüne dökümü: Ozan Tekin, “Satılık Sabahlar”ı anlatıyor

Bağımsız müzik sahnesinin yerinde durmayan isimlerinden biri olan Ozan Tekin, heyecan verici bir proje için kolları sıvadı. İlk performansını 7 Haziran’da KargART’ta gerçekleştirecek olan Mornings For Sale / Satılık Sabahlar isimli müzik ve farklı görüntü disiplinlerini kesiştiren yeni projesine dair sorularımızı Tekin’e yönelttik ve hem söz konusu performansın hazırlık aşamaları hem de geleceğine dair cevaplar aldık.

Röp: Cem Kayıran

Bize biraz Mornings For Sale / Satılık Sabahlar fikrinin ortaya nasıl çıktığından bahseder misin? Seni böyle kapsamlı bir projeyi hayata geçirmek için motive eden unsurlar neydi?

Şu güne kadar, müziği sadece kendi içinde devinecek şekilde düşünerek üretimine veya icrasına katkıda bulunduğum birçok proje oldu, halen de bu kanal açık bir şekilde devam ediyor. Ancak bu durumun yanında, son 4 – 5 senedir, farklı alanlarda görüntü/hareket üstüne müzik ve ses tasarımı yaptım ve bir süredir de sesi görüntüden ayrık bir noktaya koyamaz, ikisini ayrı düşünemez oldum diyebilirim. Sesin olduğu her yerde bir görüntünün, görüntünün olduğu her yerde de bir sesin olması durumu ve benim için iki tarafın da birbiri üstüne olan etkisinin hiç tahmin edemeyeceğim boyutlara ulaşabilmesi, beni böyle bir projeyi hayata geçirmek için motive eden nedenlerden biri oldu.

Görüntülerin belli bir çerçevede sunulması fikri başından beri aklımdaydı. Özellikle gece, sabaha karşı olan zamanlarda dışarı çıkıp mekanları, insanları gözlemlemeye başladım. Sabaha karşı günü bitenlerle, günün erken saatlerinde güne başlayan insanların kesiştiği noktalarda zaman geçirdim. (Bu noktada börekçilerin, özellikle de Pangaltı’daki Çağdaş Börek’in adını anmadan geçemeyeceğim.) Sonuç olarak, spesifik bir zaman dilimini monitör etme fikri ve görüntülerde o zamanı veya o zamandaki bir mekanı kullanma fikri ortaya çıktı. Bu durum da Mornings for Sale‘in kavramsal tarafını doldurdu ve sonunda, görüntünün ve sesin, anlatmış olduğum sınırlar veya sınırsızlıklar içinde sunulacağı bir proje ortaya çıkmış oldu.

Projenin işitsel dünyasından bahsedelim öncelikle. 7 Haziran’daki performansta neler duyacağız? Önceden yazılmış bölümler olacak mı yoksa tamamı ana ait sesler mi olacak?

Görüntü ile ilgili anlattığım çerçeve durumu işitsel dünya için pek geçerli değil sanırsam. Ses konusunda kendimi olabildiğince rahat bırakmak istiyorum. Bir süredir sesin kaynağından çok, “O kaynağın sesini kafamda duyduğum şeye nasıl yakınlaştırabilirim?” sorusu benim için önem kazandı. Hal böyle olunca, sesi işlemek daha bir çekici hale geldi. Şu an kendime, performans sırasında kullanmaktan, çıkarmaktan zevk alacağım, bir ses dünyası şekillendiriyorum. Acelesiz, zamansız ve duyularla ilişki kurmaya çalışan bir ses dünyası oluşturmak istiyorum. Fazlasıyla elektrikli olacak ve sanıyorum ki önceden yazılmış bölüm diye bir şey pek olmayacak.

poster_hires2

İlk performans için hazırlık süreci nasıl geçiyor? Sana bu performansta eşlik edecek olan ekip bir araya nasıl geldi?

Hazırlık süreci açıkcası düşündüğümden çok daha zaman alan bir hal aldı ve senin de dediğin gibi, bu kapsamlı bir proje haline geliverdi. Birçok detayla ilgili ayrı ayrı çalışıyor oldum ama iyi de oldu. Görüntü dünyası ile ilgili başta çok daha basit düşünürken, yönetmen arkadaşım Onur Karaoğlu ile birçok konuda kafamı açan fikir alışverişinde bulunduk. Bunun üstüne o beni video tarafı için yardımcı olabileceğini düşündüğü Ali Farkhonde ile buluşturmuş oldu. Fatih Yücel de işe dahil oldu ve ilk performansta kullanılacak görüntüler üzerine Ali ve Fatih ile birlikte çalışıyor olduk. Tasarım tarafında ise, bir gün yalnız başıma bir işe kalkışacak olduğumda çalışmak için kapısını çalacağım ilk isim olan, görsel tasarım konusunda işlerini çok beğendiğim, Onur Sönmez ile çalışıyoruz. No.1 dahilinde kullandığımız fotoğrafların hepsi, özellikle siyah-beyaz fotoğraf çalışmalarını çok sevdiğim İrem Sözen’e ait. İlk performansın gerçekleşeceği mekan olan KargART’taki ışık tasarımı da daha öncesinde bir çok tiyatro oyunu ve performansta beraber çalıştığım Utku Kara’ya ait olacak.  Web sitesi konusunda da Remzi Can Şenel fazlasıyla yardımcı olmuş oldu.

Bildiğim kadarıyla Mornings For Sale / Satılık Sabahlar serisi kayıt altında tutularak ve farklı katılımcılar eşliğinde gerçekleşmeye devam edecek. Bundan sonraki performanslara dair aklında neler var? Farklı mekanlara taşımak gibi bir planın var mı?

Mornings for Sale / Satılık Sabahlar projesinin kendini yaşatabilecek ve döndürebilecek bir noktaya ulaşabilmesi benim için önemli. ‘Sesin görüntü üstüne dökümü’ diye açıklayabileceğim ve episodik bir şekilde devamının geleceğini ümit ettiğim bir proje. Bu, fikir olarak benim başımın altından çıkmış olsa da, ilk olacak örneği üzerinden de anlaşılacağı üzere, kolektif bir anlayış ile, birbirinden farklı disiplinlerden insanların bir araya gelerek oluşturulmasına katkı sağladığı bir iş oldu. Hem görsel, hem de işitsel tarafında, kavramsal bütünlüğü çerçevesinde, her fikre ve yapıya açık bir şekilde de devam ediyor olacak. Bundan sonraki performanslarda müzik tarafında farklı işbirlikleri olacak ama şu an net bir şey söylemem mümkün değil.

İlk performans için, anlatmış olduğum zaman aralığı içerisinde, İstanbul’da bir alan görüntünün içine girmiş oldu ve İstanbul bu projenin içini doldurmak için çok ama çok zengin bir yer. Ama bunu sadece İstanbul ile de sınırlandırmayı pek düşünmüyorum. Hem burada hem de dünyanın başka yerlerinde, bu projeyi besleyebileceğine inandığım daha bir çok şehir var. Hem performansın yapılacağı mekan hem de görüntüyü besleyecek olan zaman/mekan her defasında farklı olabilir. Buna gayet açık bir alan var projede. Zaten her defasında farklı bir deneyim sunma fikri de bu projeyi besleyen unsurlardan biri.