Aşktan ve karmadan bahseden bir Shamir ağıtı

Kariyeri boyunca, süregelmiş cinsiyet anlayışını büken ve geleneksel cinsiyet klişelerinin sınırlarıyla oynayan Shamir, sekizinci stüdyo albümünde de bu misyonunu koruyacak anlaşılan. 11 Şubat’ta yayımlanacak yeni albümü Heterosexuality’nin ilk iki teklisi “Gay Agenda” ve “Cisgender”a geçtiğimiz senenin son aylarında kavuşmuştuk. Sıradaki iştah açıcı da “Reproductive” ismiyle aramızda.



Sesi çoğu kez androjen olarak betimlense de Shamir, doğru terimin kontrtenor olduğunun altını çiziyor. Diskografisine poptan folk ve country tınılarına, hatta yer yer house ve indie rock’a uzanan çok geniş bir janr skalasını sığdıran müzisyen; “Reproductive”de lo-fi estetiğinde sakin vokaller ve alternatif rock gitarlarını harmanlıyor. Yönetmen Will Schaeffer’in elinden çıkan video klipte ise Shamir ve grubunu mavi bir filtrenin ardında, bir garajda şarkıyı icra ederken izliyor, sanki 90’lara gidip geliyoruz.

Shamir, yeni teklisinin onun için birden fazla anlama geldiğini söylüyor; “Reproductive”i “nesiller arası lanetler, karma ve aşk gibi oldukça kişisel dertlere değinen bir ağıt” olarak betimliyor.

Heterosexuality ve Shamir’in diğer uğraşları

Yaklaşmakta olan albümünün temasını, “geçmişi kabullenmek” sözleriyle tarif ediyor müzisyen. Yeni işiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, “Bu albümde, sonunda travmalarımı kabul ediyorum” diyor. Bundan önce her şeyi düşünmeden yapmaya odaklandığını, gündelik travmalarını tanımak ve kabullenmek için çaba sarf etmediğini fark ettiğini söylüyor. Albümün çıkış teklisi “Gay Agenda” onun için, içeriden ve dışarıdan, radikal bir kabul sürecini sembolize ediyor. 

Popülerlik endişesi taşımayan bir anti-ünlü olsa da Adele, Radiohead, The White Stripes gibi yıldızların plak şirketi XL Recordings‘in kataloğuna dâhil olduktan sonra Shamir’in Siyah alternatif sahneye ve müzikteki kuir temsiliyetine yaptığı katkıların görünürlüğü arttı.

Shamir Bailey şimdi müzisyen kimliğiyle tanınıyor ama ilk aşkı resim aslında. Son senelerde çizdiği resimleri ve onlara dair yazdıklarını derlediği, But I’m a Painter isimli bir kitabı da bulunmakta.

Yazı: Elif Öz