Rotamız Shikoku Budist Hac Yolu, rehberimiz Dicle Doğan

Koreograf, performans sanatçısı ve eğitmen Dicle Doğan; geçtiğimiz altı yılda, yürüyerek sekiz farklı ülkeyi adımlamış. Dicle’den önce yolda olmanın ondaki karşılığını, sonra da çok sevdiği bir rotayı paylaşmasını istedik. O da bizi Japonya’nın en büyük dördüncü adası Shikoku’daki Budist Hac Yolu’na götürmeyi seçti. Söz Dicle’de.



Dicle Doğan
Bu hız çağında, yürümek bir başkaldırı

Yolda olmak deyince aklıma gelen tek şey, sahiplenmediğim duygular oluyor. Göçebe olmanın özgürleştirici hâli. Kimsenin hissini, hikâyesini, kültürünü, tavrını, hâlini sahiplenmeden akıp gitmek. Sahiplenmemek deyince, sanki orayı yaşamıyormuşum gibi algılanmasın. Bu hâl daha da ait olmayı, o ânı sorgulamadan, dolu dolu yaşamayı sağlıyor. 

Ben, 2015’ten beri tek başıma şehirler, ülkeler arasında yürüyerek seyahat ediyorum. Bu hız çağında, yürümenin bir başkaldırı olduğuna inanıyorum. Yürüyerek seyahat ederken ihtiyaçlar çok basit şeyler oluyor aslında. Doğa ile iç içe olmaya başladıkça duyular keskinleşiyor. Her şeyin kokusunu daha net almaya, her şeyi daha detaylı görmeye başlıyorsunuz. Ben buna “kalp genişlemesi” diyorum. 

Özellikle tek başına yürüyerek seyahat etmek, ilk zamanlarda kendine tahammül etme, sonra ise kendini sevme hâli. Yapamadığınızı düşündüğünüz her şeyi yapabilme potansiyelinizi gördükçe içinizdeki gücü keşfediyorsunuz. Bugüne kadar sekiz ülkede, yaklaşık 4 bin km yürüdüm. Bunlar; İtalya, Fransa, Avusturya, Norveç, İspanya, Yunanistan, Türkiye ve Japonya’ydı. Hepsinde bambaşka deneyimlerim oldu, çok şey öğrendim.

Bildiğimizden farklı bir varoluş biçimiyle tanıştıran Budist Hac Yolu

En son gerçekleştirdiğim Japonya yürüyüşüm pandemiye denk geldiği için hayatımın en zorlu serüveni oldu. 44 gün boyunca sokaklarda, ormanlarda uyudum; derelerde duş aldım, açlığın ne demek olduğunu anladım. Tüm bu zorluklara rağmen yürüyüşümden vazgeçmeyi hiç düşünmedim. 

Dicle Doğan

Japonya’nın dördüncü büyük adası olan Shikoku‘daki 1200 km’lik Budist Hac Yolu’nu yürüdüm. Burası, Japonya’ya ve Budizm’e dair birçok öğretiyi hem gözlemleme hem de deneyimleme şansı veren bir rota. Shikoku, geleneksel Japon kültürünün hâlâ yaşandığı bir yer. 

Japonya’da hac yolunda yürümek, Japonlar için çok kutsal bir görev. Bu yüzden yolda karşılaştıklarına ikramlarda bulunuyorlar, evlerinde kalmanı istiyorlar, hatta para veriyorlar. Çünkü Japon kültüründe, verilen kadarının alınacağına inanılıyor. Bana bu yürüyüşüm; alışverişi, dengeyi öğretmişti. 

Dicle Doğan

Orada Zen felsefesini kısa bir süre deneyimlemiş oldum. Olaylara karşı mesafeli durmak, soğukkanlı kalabilmek, içselleştirmeden gözlemleyebilmek, alanını korumak bizim kültürümüzdekinden oldukça farklı bir varoluş biçimi. Bu felsefe, beni en çok etkileyen şey ve yaşamıma dahil etmek istediğim bir farkındalık oldu.

Yürüyerek seyahat esnasında yollarda binbir türlü yürüyüşçüyle karşılaştığım için “yapılması gerekenler” gibi bir algım kalmadı. Çünkü yürümek bana göre kendini keşfetme, doğanın misafiri değil parçası olma hâli.