Japonya’dan keşfetmelik 10 grup

Japonya’nın devlet televizyonu NHK’da Türkiye haberleriyle ilgilenen Kakeru Horiya, Türkiye kültürüne fazlasıyla meraklı bir gazeteci. Kendisi Tokyo Yabancı Diller Üniversitesi’nde Türkçe bölümünden mezun olup Boğaziçi Üniversitesi’nde de Türkiye Edebiyatı eğitimi almış. Bant Mag. ekibinin Tokyo’daki dostlarından biri olan Kakeru, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanını da Japonca’ya çevirmiş ve hakkında bir tez yazmıştı.

Kakeru-san bizler için şimdilerde Japonya’da popülerliği artan, keşfedilmesi gerektiğine inandığı 10 grubu tanıtan bir liste hazırladı. 2010 ve sonrasında kurulmuş farklı tarz ve estetik anlayışlarıyla öne çıkan bu 10 grupla tanışmak için Spotify listemizi açıp Kakeru’nun yazısını okumaya başlayabilirsiniz.

Yazı: Kakeru Horiya

Black Boboi

Haziran 2018’de bağımsız plak şirketi Bindividual’in kuruluşuyla birlikte Julia Shortreed, Ermhoi, Utena Kobayashi’nin birlikteliğiyle hayat bulmuş bir grup. “Between Us 2” ve “Sleepwalk” adlı şarkılarının yayımlanması, müzik serüvenlerin başlangıcı oldu ve grup Ağustos 2018’de ilk konserini gerçekleştirdi. Grup, 2019 başlarında ilk mini albüm Agate ve haziranda da Red Mind / 4 Hours EP’sini çıkarıp büyük ilgi gördü.

Black Boboi, kuruluşundan iki yıl bile geçmeden Japonya’nın en büyük rock festivali Fuji Rock’taki Redmarquee sahnesine çıkıp mekânı tıka basa doldurarak büyük başarısını gözler önüne serdi. Birbirlerinden farklı müzik zevklerine sahip grup üyelerinin metal, pop, etnik, ambient, alternatif rock tarzını harmanlayan şarkıları uluslararası dinleyici kitlesi için de çekici niteliğe sahip. Black Boboi şarkıları, dinleyicilerde adeta karanlıklarla dolu bir yolculuğun içinde ışığa ulaşma hissi uyandırıyor.

Homecomings

2012’de Kyoto’daki bir üniversitenin müzik kulübünün üyeleri tarafından kuruldu. Pavement ve Death Cab for Cutie gibi İngiltere ve ABD’nin gitar-pop sanatçılarının etkisi altında çoğu şarkıların sözlerini adeta gerçek dışı masallar gibi yazıyorlar. Homecomings, ikinci albüm Sale of Broken Dreams’le büyük övgüler toplayıp alternatif sahnede büyük popülerlik yakaladı. Sinema salonlarında grubun çizimlerini yapan illüstratör Sanuki Naoya’yla birlikte planlanmış, grup üyeleri tarafından seçilmiş filmlerin gösterimleri eşliğinde akustik konserler yapıyorlar.

2018’de Japonya’da gösterime giren Liz & The Blue Bird filmi için bir şarkı yazmalarının ardından ülkenin film sektörüne de güzel müzikleriyle katkı sundular. The Pains of Being Pure at Heart, Mac DeMarco, Julien Baker, Norman Blake (Teenage Fanclub) gibileriyle birlikte de sahneye çıkıp performanslar sergilediler..

Glim Spanky

Gitarist Hiroki Kamemoto ve vokalist Remi Matsuo tarafından kurulmuş iki kişilik, Japonya’nın yeni neslini temsil eden rock grubu. 60’lar ve 70’lerin rock müziğininden ilham almış olup kendi dönemindeki Temples, The Black Keys, Wilco, White Stripes gibi isimlerinden çok etkilenen psikedelik rock ezgileri; Remi’nin Janis Joplin’i andıran kısık sesli vokali ve Kamemoto’nın blues gitarıyla kendine özgü niteliğini kazanmakta. 

Remi’nin Keltlerin fantastik romanlarından etkilenerek yazdığı şiirlerse, dinleyicileri bu dünyada bir yolculuğa çıkarıyor. Kendilerine en büyük ünü getiren 2017 çıkışlı üçüncü albüm Bizarre Carnival sonrasındaki turnede, Japonya’nın en prestijli konser mekânı olan Budokan’da konser vererek artık hiç  sarsılmaz popülerliğini kazanan Glim Spanky’nin müzik serüveni devam etmekte.

cero

Shohei Takagi, Hashimoto Tsubasa ve Yu Arauchi tarafından 2004 yılında kurulan üç kişilik rock grubu şimdiye kadar dört albüm, üç tekli, üç de DVD yayımladı. Grubun ismi cero, “Contemporary Exotica Rock Orchestra”nın kısaltması olarak tanımlanmakta. Mayıs 2018’de yayımlanan Poly Life Multi Soul, Brezilya、afrobeat, post-rock, new wave ve modern beat müziği gibi cero’nun müziğinin öncesine göre daha da zarifleşilmesine sebep olan etkileşimlere yer vererek çeşitli müzik medyaları tarafından 2018 yılının en iyi albümü olarak seçildi. Albüm, deneysel ritimler içeren pop tınılarıyla Japonya indie pop dünyasına tamamen yeni bir soluk getirmişti. cero, artık sadece Japonya’dakilerin değil; dünyanın dört bir yanındaki müzikseverlerin dikkatini çeken gruplardan biri.

D.A.N

2014 yılında Sakuragi Daigo, Ichikawa Jinya, Kawakami Hikaru tarafından kuruldu. Çeşitli sanatçıların duruş ve  seslerini harmanlamaya çalışıp “zamansız” bir niteliğe sahip olan Japonya minimal mellow müziğini güncel bir şekilde tasarlanmaya çalışan yeni nesil bir grup. 2015 yazında ilk EP’lerini yayınladılar. 2016 yılında da çok beklenen çıkış albümü D.A.N ile CD shop 2017 ödülünü kazandılar.

Şubat 2018’de the xx’in Japonya turnesinde açılış grubu olarak sahne aldılar ve nisanda da mini albüm Tempest’ı yayımladılar. Aynı yılın sonbaharında ilk yurt dışı konserini Londra’da vererek aynı ziyaret sırasında Floating Points’in stüdyosunda kayıt yaptılar. Bu çalışmanın sonucunda ortaya çıkan ikinci albüm Sonatine, eşi pek olmayan, dinleyiciyi mest eden, romantik bir dans müziği deneyimi sunuyor.

Wednesday Campanella

Wednesday Campanella, EDM, J-Pop, hip hop, house ve dream-pop tarzını incelikli bir şekilde karıştıran şarkıları eşliğinde Napoleon, Ryoma Sakamoto, Chaplin gibi Japonya ve dünya tarihinin tanınmış isimlerinin hayatı hikâyelerini ele alıyor. Grup, Anka kuşu, Baku gibi doğu ve batı fikir dünyasının hayalî hayvanlarını tema olarak belirleyerek yarattıkları sıra dışı uyaklı şiir dünyasıyla manevî anlamda benzersiz sığınma yerleri yaratan yenilikçi bir müzik kültürü inşa etmeye devam ediyor.  2012 yılında amatör şarkıcı ve oyuncu Kom_I, besteci Kenmochi Hidehumi ve yönetmen Dir.F tarafından kuruldu. Konserler sırasında şarkıların konseptlerine uyumlu kostümler giymeleri, vinil topu içinde şarkı söylemeler ve çarpıcı performansları da tartışmalarla gündemden hiç düşmüyor.

Yakın geçmişte Moodoïd ve Chvrches gibi isimlerin dikkatini çekerek birlikte müzik üretme pratiklerine de girdiler.  Artık onların Japonya’nın popüler kültür sahnesinde ikon olarak kabul edildiğini kimse inkâr edemez.

Harukatomiyuki

Haruka ve Miyuki  tarafından kurulan, 2012’de indie müzik sahnesinde yer almaya başlayan iki kişilik bir rock grubu. Grup, Japonya ekonomisi ve siyasetinden bıkmış gençlerin günlük yaşam içinde hissettiği uçup giden umutları ve değişken âşıkları yansıtan pop şarkıları yazıyor. Japon folk müziğini grunge ve alternatif rock’ın karanlığının etkisi altında yeni yankılarla yeraltı kulüplerine getiren grup,  toplumdaki sahtekârlığa ve iki yüzlülüğe karşı adeta bıçak gibi keskin ifadelere yer veren, edebi açıdan  zengin şarkı sözleriyle de dikkat çekici. 

Harukatomiyuki, ciddiyetle dinlenmesi gereken yegâne müzik gruplarından. PA Works’ün efsane animasyon serisi Iroduku: The World in Colors’ın açılış şarkısı olan “17 Sai” ile popülerlik kazandılar.

Hitsujibungaku(羊文学)

Sigur Ros, Yo La Tengo, Yuck gibi isimlerden etkilenen Shiotsuka Moeko, Yurika ve Hukuda Hiroa’dan oluşan grubun şarkıları kırılgan olduğu kadar bazen de fevkalade gürültülü bir halde karşımıza çıkarak manzarayı bir anda değiştirebilen mucizevi bir güce sahip.

Günlük hayatları içinde geçtikleri çeşitli zorluklarda hep dinleyicilerinin yanında olabilme  arzusu taşıyorlar. 2012’de Tokyo’da kurulup 2016 yılın temmuzunda Fuji Rock festivalinde genç yıldızların çıkış noktası olan Rookie a Go-Go’da sahne aldılar. Şimdiye kadar dört EP ve bir albümle kendilerini ifade biçimlerini genişlettiler. QURULI, Asian Kung-Fu Genaration, Tabito Nanao gibi önceki nesli temsil eden müzisyenlerden de büyük övgüler toplayan ekip, Shibuya ve Shimokitazawa merkezli alt kültür sahnesinin önde gelen isimlerinden olmanın ötesinde, küçük omuzlarında, Japon rock gruplarının geleceğe dair büyük umutlarını temsil etme sorumluluğunu taşıyorlar.

Showmore

Manami Neu ve Atsushi İnoue’den oluşan iki kişilik bir grup. Showmore, yetişkinlerin romantik aşk hikâyelerini ve gece hayatını zariflikle anlatan şarkı sözleriyle; temele caz ve hip hop türlerini yerleştiren, synthesizer eşliğinde geniş kitlelere erişebilen pop aranjmanlarıyla tanınıyor. Şehir hayatının yalnızlığına eşlik ederek Haruki Murakami’nin kısa öykülerini yeniden canlandırıyor ve dinleyicileri Tokyo’da neon ışıklar, binalar arasında esen rüzgârlar, barlardan gelen kahkahalar ve şarap kokuları arasında kaybolmaya davet ediyorlar… 

2015’te kurulmalarından iki yıl sonra ilk tekli “Circus”u yayımladıklarında, o zamana dek benzerine pek rastlanmayan, çok kırılgan ama aynı zamanda da dans edilebilir bir tarz olan “city pop”u ortaya koydular. Müzikseverler tarafından büyük ilgi gördüler ve  konserlerinde mekân önünde oluşan uzun sıraları kontrol etmek için sınırlar oluşturulmak zorunda kalınmasıyla sansasyon yarattılar. Rapçi Tanaka Hikaru, SIRUP, Ermhoi gibi Japon müzik sahnesinin öncü isimleriyle birlikte şarkılar yaparak  serüvenlerini zenginleştirmeye ve daha kapsamlı adımlar atmaya devam ediyorlar.

Yogee New Waves

2013’te Kakudate Kengo ve Naoki Yazawa tarafından kurulan Yogee New Waves, 1990’larda başlayan Shibuya merkezli bir pop müzik tarzı olan Shibuya-kei’nin en çağdaş ve popüler temsilcilerinden. City pop, mellow, psikedelik rock, reggae, new wave tınıları ve gençlik yıllarının en güzel yaz tatili anılarını hatırlatan, nereye evrileceği hiç bilinmeyen ilişkileri konu eden, nazik, şefkat hislerle donatılmış şarkı sözleriyle günlük hayatın yorucu işlerinden kurtaran gündüz rüyaları sunuyorlar.

Japonya orijinal pop müzik geleneğinin yanı sıra aynı dönemden ABD ve İngiltere merkezli soul müziğe ve köklü alternatif rock yapımlarına da kulak kesilen grup, müziklerini global anlamda etkili ve güncel kılma çabasından hiç vazgeçmiyor.

Artık Tayvan, Tayland ve Çin şehirlerini de dolaşan Asya turneleri de düzenleyerek gittiği her yerde büyük heyecan yaratmayı başarıyor Yogee New Waves. Hedefleri, henüz hiçbir müzisyenin adım atmadığı bir cennete ya da daima yaz mevsiminin yaşandığı bir adaya varmak…